2 temmuz 1993 sivas katliamı

1 /
babamannemiöldürdü babamannemiöldürdü
hiç bir din kitabı insanları din uğruna katlet demez, bunu diyebilecek cemaatler mevcuttur ama onlarda dinini tüm yaşamına katmak isteyen insanlar ile allaha şükür edip inananlar arasına büyük duvarlar insaa etmiştir(veli göçer tarzı bir duvar). bu tür saldırıyı yapabilecek et yığınlarının düşüncelerini eğitemediğimiz için az biraz da bizden bir kaç önce ki nesillerin bugünkü hallerini hatırlatmıyor mu? ölen olduğu ile kaldı ruhları şad olsun.

(tarikat kelimesini cemaat olarak değiştirdim)
sifoncekici sifoncekici
küçük bir çocuksunuzdur. büyüme çağınızda olduğunuzdan anneniz size birtakım şeyleri öğretmektedir. bunların başında, alevlerin muhakkak söndürülmesi gerektiği gelmektedir. anneniz bu konuda çok hassastır ve ısrarla vurgular.

günün birinde, 2 temmuz 1993'te, show tv ana haber bültenini izlerken, bir çocuk masumluğuyla yanan bir binanın neden söndürülmediğini sorarsınız annenize. anneniz , tüm öğrettiklerinin aksine neden böyle yapıldığını bilerek ve üzülerek, başını öne eğer ve susar.

bir çocukluk anısıdır 2 temmuz 93. büyüdükçe öğrenilen, öğrenildikçe daha da üzünülen. asla hatırlanmak istenmeyen...

edit: hatırlanmak istenmeyen derken, yaşanmaması istenildiği anlatılmak istenmektedir.
kelebekler kayısı yemez kelebekler kayısı yemez
çocuktum.

misafirimiz vardı. uzun boylu, yakışıklı. amcalarımdan yakındı, tüm mesafelere rağmen. anlatmadığı şeyler vardı hep, çocuk halimle seziyordum.

mağrur ama umutlu; keşke denmemiş yılların hüznü vardı mavi gözlerinde.

çok sonraları dinlemiştim hikayesini. bozulan saat yüzünden direnmekten vazgeçme düşüncelerini, tanıdık bir el yazısına tutunup; işkencelere boyun eğmeyişini.

nedendir bilmem, ankara'daydı; misafirdi bizde. sivas'a yolcu etmişti babam. her zaman ki gibi, 'son' olur korkusuyla sıkıca bir sarılmayla uğurlamıştı babam.

temmuz sıcağından kaçıp eve geldiğimde televizyonda bir felaket, babamın bembeyaz kesilmiş yüzü, annemin gözlerinde yaşlar.

bir yerler yanıyordu, insanlar yanıyordu; yakılıyordu.

sürekli bir telefon trafiği..otobüsteki o yakışıklı adama ve olayların hemen yanı başında ki caddede oturan ailesine ulaşmaya çalışan babam..

eve kurşunlar yağıyordu,
insanlar bağırıyordu,
apartmanları basıyorlardı.

korkmuşlardı..
çünkü o kadın ve kız çocuğu;
her gece evlerine atılan silahlarla yaşamışlardı nice sene.
o kız çocuğu babası, 'baba kaç, geliyorlar' diye bağırmıştı.
o kadın, kocasının -nereye olduğunu bilmeden- götürülüşünü izlemiş; bize sığınmıştı.

ve telefonlar kesildi.
hattın ucundan ses yoktu.
evde sessizlik,
kızgınlık,
göz yaşı vardı..

saatler geçti, gün gibi, yıl gibi.

insanlar yakıldı diri diri, kimseler ses çıkarmadan, bir başkaları usul usul ağlarken.

madımak kapkara kesildi,
yüzümüz,
vicdanımız gibi.

duvarında kurşun izleri olan bir salonda oturdu insanlar,
yanık kokusunda uyudu insanlar.

yıllar sonra, madımak'ın önünde durdum, durduk, yine göz yaşları ile babamla.

unutmadık,
unutamayız,
unutturmayacağız!
uyumsuz uyumsuz
allah kitap küfredesim var bu katliama gözyumana, o alanda olup bu katliamın gerçekleştirilmesinde rol alanlara, bu katliamı savunup hala aramızda insan diye dolaşana da. faiileri yargılanmasın diye elinden geleni yapan bir devlet (hükumet değil devlet) ve neredeyse ölenleri suçlayan bir zihniyet. neresinden tutarsan tut elinde kalan bir fikir sakatlanması, vicdan sakatlanması. en son davayı zaman aşımından kapatıp insanlık denen kılıflarından da utanmadılar. ateş kirlendi, hava yapış yapış irin. 19 yıl geçmiş üstünden. 93 de koray'ın öldüğü yaştaydım, bugün koray'ın olacağı yaştayım. her yıl içimde daha beter bir acı. 19 yıl geçmiş üstünden. 19 yıl ve hiç dinmeyen bir acı. bir de hala aynı şerefsizlikle bir katliamı, baka bir katliamla dezenfekte etmeye çalışan insanlık kılıfının o nadide eserleri, iyi aile çocukları, güzide yanlarımız,umarım, ölünüzü gömecek toprak parçası bulamazsınız.

ateş kirlendi, ya prometheus çalsın gelsin ateşi yeniden, ya yüreğimizdeki ateş ve öfkeyle biz tutuşuruz yeniden.
çingene kanunları çingene kanunları
her ay, hergun acısını yaşadığım, türküler yandırdığım insanlık katliamı. her yıl dönümüne yaklastığımda nevrotiklesiyorum.

kalbim sivas. sesim sivas.

bu dönemler hep böyle kafam. içmeden duramam.
otlakçı beyin otlakçı beyin
2 temmuz unutulmaz !tekbirlerle insan yakan müslüman görünümlü yezitin tohumları biz bir ölür bin diriliriz unutmayın. 33 canımızı ölümlerinin 22.yılında saygıyla anıyoruz.
aklanmaz aklanmaz
katliamın sağı solu yoktur, hepsine eşit derecede karşıyız. bu gibi vicdansızlıkları belirli güruhlar addetmek, bu vicdansızlıkları yapanlardan daha vicdansız yapar sizi. allah ölenlere mağfiret etsin.
1 /