2000 2010 arası türkiye ye hakim olan hava

dale nunes dale nunes
bir tarafta: parti - devlet sistemine gitmeden önce, evvelki statükoyu alaşağı etmek icin islamcılar tarafından bürünülen sahte bir batıcılık ve liberalizm rüzgarları.

bir tarafta: mevcut statükonun bekcileri olan kemal paşacılar, askeri erkan ve öbürlerinin '' devlet elden gidiyür'' sızlanışları.
anabacı vokke anabacı vokke
çok net iki şeyi söylemek gerekiyor:

1- bugüne göe çok daha sikimiz taşşağımıza denkti

2- memleketin başbakanı ufuk uras, kültür bakanı sevan nişanyan, ekonomi bakanı fuat keyman değildi yahu... kendilerini cidden bir halt sanmış olabilirler ama öyle bir kudretleri yoktu. bu proje çok daha büyük merkezlerde kurgulandı, onlar işin garnitürüydü.

birinci maddeden başlayalım....

öyle türkiye gibi bir ülkede uzun sürecek bir dönem değildi. bir kere her şey o kadar saçmaydı ki... türkiye'de bir burjuva demokratik devrim yapmak isteyen emperyalizm, "ama bu devrim" diyen dev yol abisi melih pekdemir, bu devrimin burjuvazisi laz müteahhit, robespierre'i yahut chavez'i de imam hatipli... her şey fıkra gibiydi zaten. sevan'lar, roni'ler şunlar bunlar bu aşırı mantıksız tablodan hakikaten bir şey çıkacağına inanmış olabilirler. ama gelgelelim yaşı tutan herkes kabul eder ki ab'nin zorlamasıyla da olsa kıbrıs'ta çözüme yanaşan, abd'nin zorlamasıyla da olsa kürtlerle savaşmak yerine çözüm bulmaya çalışan bir türkiye çok daha yaşanılırdı. bunu ulusalcısı da kabul eder bence...

yani 1 mayıs'ta taksim meydanına çıkabildiğiniz bir türkiye mi yoksa en ufak bir itiraz için sokağa çıktığınızda daha çıkmadan kapıda gözaltına alındığınız günümüz türkiye'si mi? tabi ki birincisi... e o da nautilus gibi kımıl zararlılarının hakir gördüğü 2000-2010 arası türkiye oluyor. hakikaten şu tüm bu demokratikleşme çabalarına "ihanet süreci" diye pöyküren tayfaya teker teker soralım, "hangi türkiye'de daha rahattın" diyelim, hepsi 2000-10 arası türkiye'yi seçer. 2010-20 arasını değil.

ikinci maddeye gelelim...

süreç iyi başladı, kötü bitti. kötü biteceği de az buçuk marksist tarih okumasına sahip olanlar açısından beliydi. burada okeysek öznesi kimdi sorusuna geçebiliriz. bir kere kesinlikle sol-liberaller değildi. sürecin kullanışlı aptalları olarak sol-liberalleri hala yeni rejimin kurucusu olarak gören, hatta "kendi kazdığınız kuyuya düştünüz" diyen yorumlar görüyorum. adamların o dalga geçtikleri cumhuriyetçi teyze kadar bile siyasi öngörü yapamadıkları doğru. yer yer kibirlerinin itici olduğu da... ancak sürecin en etkisiz elemanlarına bu kadar büyük rol atfetmek bir yerden sonra asıl failleri gizlemeye başlıyor. bu yüzden o dönem pek sağlıklı tartışılamıyor. sonuçta ne abd ne de avrupa birliği, "ya bu kürtler ve solcular çok eziyet çekti bu ülkede bari telafi edelim" demedi. solu ve kürtleri ezen tüm darbeleri kendileri tezgahlamıştı sonuçta... ama ortadoğu'un durumu onlar açısından avrupa birliği üyesi, kürtlerle bölgesel çıkarlar gereği müttefik olmuş bir türkiye'yi gerektiriyordu. bunun için uygulandı bu süreçler. ama başarısız oldu. çünkü türkiye'deki iç aktörler demokrasi diye bir şey bilmiyordu, bu kadar basit. ondan sonra "en iyi yol bildiğin yoldur" diye eski usullere döndüler. zaten bu açılımı gerektiren konjonktürün de çok uzağındayız ortadoğu'da...

işte tüm bunlar tartışılmıyor, sanki akp osman kavala'nın gönlü olsun diye pkk ile masaya oturmuş gibi bir tablo çiziliyor. bir de bunu solcuların yapması ölümcül hatalara yol açıyor. hakikaten pentagon'dan, beyaz saray'dan yönetilmiş bir süreç var ortada. biz hala mevzuyu iki tane kıçıkırık liberal üstünden tartışıyoruz...

bu arada yaygın bilinen yanlışlardan birisi de osman kavala'nın tyetmez ama evetçi olduğudur. işin aslı adam referandumu boyykot etmişti. siyasi iktidarın bugün şahsına dönüğk kininde bunun da payı olduğunu düşünüyorum.

www.radikal.com.tr

olum soner yalçın bile gerçekleri söyleyebiliyor bazen, sizin zorunuz nedir la?

www.sozcu.com.tr
acarabi acarabi
şimdi içinde yuvarlandığımız durumdan bir tık daha düzgün ve sağlıklı işleyen yönetim sistemine sahip olduğunu düşünüyorum.
bir tık ama...