23 eylül 2020 furkan celep intiharı

1 /
tripped tripped
23 eylül akşamı gerçekleştiği düşünülen 18 yaşındaki furkan celep kardeşimizin kendisini kayalıklardan atmasıyla vuku bulan intihardır. instagram üzerinden çok uzun bir intihar notu paylaşarak yaşamına son vermiştir.

notunda en dikkat çekici şey ekonomik olarak 'ev ve araba uğruna yıllarca çalışmak istememesi' , felsefe olarak ise çok daha derin bir noktası var. bir iki tık sonra onarsa değinmek istiyorum.


iktidar , hırs ve acımasızlıkla dolu ak parti hükümetinin yıllarca oynadığı kutup siyaseti , yolsuzluk , kötü eğitim sistemi , kötü ekonomi , felsefesi olmayan politikalarının çok acı bir sonucudur.

ak parti ne kadar suçluysa bu dönemde ekonomi içimizden geçmişken kılıçdaroğlu nun ' kahvelerde her oyunda bir kart açılsın ' demesi de aynı durumdur. bu tüm siyasi partilerin ellerindeki kandır, vahşettir.

intihar notunun tamamını aşağıda paylaşmadan önce birkaç kısmı kendimce anlatmak istiyorum.

bu türkiye'deki lise hayatını düşünerek , sosyal yardımlaşmaya önem vererek , kitap okuyarak kısacası kendisini mental , zihinsel ve fiziksel olarak geliştirmiş veya çabalamış alt - orta gelirli ailenin genç çocuklarının yaşadığı bir durum.

bu ülke elinizden önce güzel düşüncelerinizi alır. sonra yardımlaşma isteğinizi alır. içinizde bir umut kalmayana kadar size sömürür. karakterinizi kaybetmeye başlarsınız. iyi düşünceleriniz , ahlaklı olacağım felsefeniz , dedikodu yapmayacağınızı bilmeniz kendini yitirmeye başlar. doğa sevginiz , hayat sevginiz yerini toplumun baskıladığı üzere yerini paraya bırakır.


bir sene evvel tüm bunları hissederken artık yolun sonu benim içinde gözüküyordu. kendimde iyi gördüğüm her özelliğimi kaybetmiştim. mutluluk bir türlü benim için gelmiyordu. bu konu üzerine birkaç ot içip çok fazla düşünmüşlüğüm oldu. beni vazgeçiren aile bağlarım çok sıkı olmasada onlara karşı verdiğim değer ve bu ülkeden kaçma kararım oldu.


daha fazla uzatmadan furkan celep'in intihar notunu iletiyorum.



sözlerime başlamadan önce bir içki, uyuşturucu veya bir madde etkisinde olmadıgımı belirtmek istiyorum.bunalımda veya depresyonda degilim.bu üzerine haftalarca hatta aylarca düşündügüm ve sonucunda bu karara vardıgım bir durum.bu zaman diliminde birçok kişiyle dolaylı yoldan konuştum.durumu bu kadar ciddi ve derinlemesine anlatmak istemedim.panige kapılmalarını, bu konuya kafa yormalarını, saatlerini vermelerini, psikolojilerini ve yaşantılarını etkilemek istemedim.olabildigince yumuşattım ve gerektiginde durdum.kendi içimde kendi sorunumu çözmeye çalıştım.vardıgım sonuç ise bu.

hassas kalpli diyebileceginiz insanlardan birisiyim.şu zamana kadar hep doğru olanı yapmaya çalıştım.yalan söylememeye, küfür etmemeye ve argo kullanmamaya çalıştım.insanları incitmemeye özen gösterdim, onlara sürekli olarak elimden geldigince yardımcı oldum, değerli hissetmelerini sağladım verebildiğim kadar değer verdim.çokca empati yaptım duygularını hissetmeye, onları anlamaya büyük özen gösterdim.çok yönlü olabilmek için her kafa yapısına uygun şarkı dinledim, kitap okdum, araştırma yaptım.herkesin görüşünü degerlendirdim, onlara saygı gösterdim.

kendimi geliştirmek için spora gittim, yabancı dil ögrenmeye çalıştım.herkese ve her şeye karşı merhametli oldum. karıncayı bile ezmemeye özen gösterdim.evde bir arı veya böcek olsa bile onu öldürmek yerine bardakla alıp özgür bıraktım, yemekten arta kalanları çatıya kuşların aç kalmaması için attım.

zorbalıktan kaçındım, kimseye bulaşmadım, zorda kalanlara yardım ettim.paraya ihtiyacı olana para ilgiye ihtiyaçları olana ilgi verdim.hayvanları sevdim onlara ilgi gösterdim, besledim.doğayı kirletmemeye çalıştım. uzayı, doğayı, ormanları, gökyüzünü ve hayvanalar için plastiklerimi çöp yerine istifleyip geri dönüşüme bile atmaya çalıştım.daha iyi bir dünya için elimden geleni yaptım.

ailevi duygulardan yoksun büyüdüm hiçbir zaman babamla veya abimle dogru dürüst dertleşemedim, onlardan deger görmedim (bunun için onları suçlamıyorum sadece biraz değer biraz şevkat görmek isterdim sanırım bu iyi gelebilirdi)



kendi özümü yetenegimi ögrenemedim, bunun için çok ugraştım ve çaba gösterdim.neyi sevdigimi bilmiyorum, ne olmak istedigimi bilmiyorum, ne okumak istiyorum bunu dahi bilmiyorum.benim yaşımdaki insanlara aramda uçurum var, her konuda benden daha üstünler.

zaman geçtikçe kendi kişiligimden ayrılmaya başladıgımı hissediyorum.gittikçe yalan söylemeye, argo hatta küfür kullanmaya başladım. insanlardan uzaklaşmaya onları önemsememeye, doğaya ve hayvanlara zaman ayıramamaya başladım.kendimi zamanla duygusuz bir insana dönüşüyormuşum gibi hissediyorum.bunlar bana göre değil ben böyle olmak, hayatımın geri kalanına duygusuz bir insan olarak devam etmek istemiyorum.sorumluluk almak istemiyorum.bir araba, bir ev veya herhangi bir şey uğuruna yıllarımı aylarımı harcamak istemiyorum.iş hayatı bana çok yorucu geliyor.hem içten hem de dıştan yıpranıyorum.bir şeyler uguruna bunca sorun yaşamak bana mantıklı gelmiyor.bunun yerine her şeyi arkada bırakıp gitmek, her şeyi kapatmak daha mantıklı geliyor.

aslında hiçbir şey için yaşamıyorum.yaşamak için bir nedenim bir amacım yok.insanların yoluma sürekli taş koyup beni yoracaklarını biliyorum, bunun için çabalamak istemiyorum.

burda kalmamı saglayan bir kaç şey vardı.şarkılar, kitaplar, filmler, doga, gökyüzü (özellikle bulutlar ve gün batımı) ve birkaç tane de dost.bunlar benim bir süreligine burda kalmamı sagladı, bunun için minnettarım.

belkide bu kadar derin, bu kadar hassas bir insan olmamalıydım.keşke tanrı beni böyle yaratmasaydı diyip duruyorum kendime.birisi en ufak hakaret bile etse buna üzülüyorum.biraz üzülünce boğazımın yanıyor, sözcükler çıkamıyor bogazımdan.merak ediyorum neden kimse bana degerli oldugumu hissetirmiyor ? neden kimse beni sevmiyor ? milyarlarca insan olmasına ragmen neden kendimi bu dünyada yalnız ve degersiz hissediyorum ? biraz daha eglenceli, daha yakışıklı, daha çalışkan mı olmam gerek.hayat bunları istiyor.benim bunları karşılayacak ne gücüm ne de umudum var.

daha iyi görünmek için, insanların beni sevmelerini saglamak için kendimi yormak, yıparatmak, ruhumu bedenimi kirletmek istemiyorum.neden beni böyle sevmiyorlar ki ? düşüncelerimi, fikirlerimi, deger verdigim her şeyi sırf dış görünüşüm biraz kötü diye kestirip atıyorlar.bu konuda önemsiyecegim birisini bulmaya çalıştım (deger vermek istedim, deger görmek istedim özel hissetmek istedim) ama her seferinde ters tepti, dostluklar arkadaşlıklar kurmaya çalıştım olmadı.

çok sevdigim, uguruna her şeyimi verebilecegim iki dostumu bu konuda üzdügüm için özür diliyorum.benimle geçirdikleri vakitler için, her şeylerini benimle paylaştıkları için, bana karşı nazik ve iyi kalpli oldukları için, benimle yıllarca birlikte oldukları için ve bana kattıkları her şey için çok teşekkür ediyorum.onlara burdan bir kucak dolusu kalp yolluyorum.

her şeye rağmen bugünün gelecegini biliyordum, hiçbir zaman yaşlanmayacagımı, düzgün bir hayat yaşamayacagımı biliyordum.sadece bana bu kadar yakın oldugunu bilmiyordum.

bu dünya yaşamak için çok kötü bir yer, bunu istemiyorum.son kez bugüne kadar birisini üzdüysem veya kalbini kırdıysam bunun üzgünüm, özür dilerim.belki burada bulamadıgım huzuru gökyüzünde bulurum.huzurlu, mutlu ve umut dolu hayatlar sürmeniz dilegi ile hoşçakalın...


bonus olarak

dumrul korkut dumrul korkut
kendi seçimi.
her ne nedenden dolayı olur sa olsun, intihar edenlere üzülmüyorum, kendi seçimi, kimse zorlamıyor.
bu şahıs da, kimse kusura bakmasın da, looser. kaç tane tanıdığım eşim dostum var, ne imkansızlıklardan, yokluklardan gelmiş veya hala onlarla boğuşan.
yok iş hayatı yorucu geliyormuş da, yok yıllarını harcamak istemiyormuş da, yok kimse sevmiyormuş da. zengin bir ailede doğmadım, her şeyim yok diye isyan ediyor efendi. tipik narsist.
geride kalanları varsa onlar için üzücü sadece.

edit:
1. birçok insan tepki göstermiş, seviyeli olsa tamam bir de abuk subuk kelimelerle. en başta saygı göstermeyi öğrenin. kimse sizinle ayni fikirde olmak zorunda değil. kimsenin tepkisine bakarak da düşüncelerimi değiştirecek değilim.

2. neymiş de karakterini kaybetmeyecekmiş yaşayarak. o zaman bütün yaşayanlar karaktersiz, öyle mi ? önce çocuklarını öldürüp sonra intihar edenler karakterli insanlar yani ? haa o ayrı mevzu, tabi canım.

hayat romantik bir aktivite değildir, başlı başına bir mücadeledir, sorunlardan ibarettir. intihar eden insan, bu mücadeleden vazgeçmiştir. kendisi bilir.
gofundme de birçok çocuk var, hiçbir hataları yokken hayat mücadelesi veren. o sitede "save-demiralis-life" diye ararsanız bir örneğini görürsünüz. illa duyarlı olacaksanız, denizde damla onlara katkıda bulunursunuz ama eminim ki çoğunluğun amacı duyarlı olmak değil, duyar kasmak.
a good day to die a good day to die
adı aklıma gelmeyen ama ara sıra sözlüklerde bahsedilen biri vardı. o da intihar etti. bu arkadaşın da akibeti böyle olabilir.

entryi yazarken isim aklıma geldi ama yazmayacağım.
1
theextremist theextremist
ah be genç arkadaş;

keşke tanımış olsaydık seni, sarılırdık belki, sırtını sıvazlardık, güç vermeye çalışırdık. eminim hoşlandığın kızın sarılması kadar etkilemezdi ama belki seni hayatta tutmaya yeterdi bu sevgi.

keşke dünyanın bu kadar leş bir yer olduğunu bu gencecik yaşında ve güçsüz bir zamanında anlamasaydın, çünkü "anlamaya başlamanın ilk belirtilerinden biri ölme isteğidir." demiş franz kafka.

ne desek boş, bu dünya böyle bir yer işte. hiç tanımayacağın biri için gözyaşı dökebiliyorsun, ama yine de nafile.

mekânın cennet olsun.
renklipanda renklipanda
mektubunu okudum, ne bir eksik ne bir fazla, aynı duyguları hissediyorum ve anlıyorum. bugün 30 yaşındayım ve 18lerimde ben de intihar etseydim hayata dair pek birşey kaçırmış olmayacakmışım, bunu farkettim. zira hiçbir şey iyi gitmiyor aksine daha zorlaşıp yaşanmaz hal alıyor. yıpranma payı da cabası. yanındakiler almış yürümüş, iyi kötü bir iş, bir aileye sahipler. kendine bakıyorsun sıfıra sıfır. yolun yarısı demek bile benim için fazla iyimser, zira bu şartlarda altmışları yetmişleri görebileceğimize ihtimal vermiyorum. buraya kadarki yorumum benim neler hissettiğimle ilgiliydi.

bu genç arkadaşımıza gelecek olursak, 18 yaş bu kadar umutsuzluk için çoook erken. en azından "denedim olmadı" diyebilmek için erken. yeteneklerini keşfedememen, ne istediğini bilememen belki yönlendiren olmamasından kaynaklı, belki daha zamanı gelmediğinden. ilerde ne fırsatlarla karşılaşacağını bu yaşlarda bilemezsin ki. evet dünya hassas kalplilerin cehennemi buna canı yürekten katılıyorum üzülerek. daha bu sabah kadına şiddet, hayvanlara şiddet haberleri izlerken boğulacak gibi oldum ama bunlar hep vardı hep var olacak. senin gibi yardımsever insanlara muhtaç bu dünya. sayıca az olsak da artmak da bizim elimizde hepsine inat.

böyle bir karar almak da uygulamak da zor. neler düşünüp hissettiğini bir yere kadar tahmin edip kendimizce yorumlar yapıyoruz işte. ışıklar içinde uyu, başka diyecek bir söz yok.
kızıl kurt kızıl kurt
sabah duyunca tadımı kaçırmış olaydır.

ölmek üzere olan bir insanın yalan söyleyeceğini sanmıyorum. ortada ciddi bir aileden görülmemiş sevgi eksikliği var. aileden yeterince sevgi görmemiş, itilmiş kakılmış bireyler zaten hayata 1-0 yenik başlıyor. ya çok duygusal olup kendilerine zarar verme eğilimi içinde oluyorlar furkan gibi, ya da çevrelerine zarar veriyorlar. bir diğer profil de pasif agresif, kindar bir profille yaşamlarını sürdürüyorlar ve ellerine fırsat geçtiğinde gıcık kaptıkları insanları dibe çekmekten çekinmiyorlar. çünkü sevgi hep eksik kalmış hayatlarında, kimse onları o olduğu için sevmeye tenezzül etmemiş. bu da insan yüreğinde nefreti ve kini tetikler. furkan, göremediği sevginin yerini nefretin doldurmaya başladığını fark etmiş ve bu onu rahatsız etmiş. insan ruhu uzun süreli nötr kalamıyor, ya sevgi görecek sevgi verecek, ya nefret göre göre nefretle yeşerecek. bunun ortasını tutturmak ve sağlıklı bir psikolojik profilde yaşama devam etmek hiç kolay bir iş değil hele de o yaşlarda.

furkan, görünüşe göre ailesinden göremediği bu sevgi eksikliğini aşkla kapatmaya çalışmış, tıpkı benim o yaşlarda yaptığım gibi. ama karşı cinsten yeterince sevgi görememiş, ya maddi imkanları beğenilmemiş, ya fiziksel görünüşüyle alakalı sorunlar olmuş ki bir şekilde bu yönden de eksik kalmış ve genel olarak reddedilmiş, dikiş tutturamamış. bu da onu daha depresif yapmış. 15-20 yaş arasındaki ergenlerin en büyük sorunlarından biri sevgisizliktir. bu yaşlarda birbirlerini sevmeli, sevişmeli, güzel ilişkiler yürütmeliler ki orta yaşlara ya da 20'lerin sonlarına geldiklerinde psikolojik yönden sevgiye doymuş, daha bilinçli insanlar olsunlar, ama tüketim toplumu hareketi, insanların da birbirini tüketmesine neden oldu ve bundan en çok furkan gibi eq'su yüksek, duygusal ve hassas insanlar zarar gördü. yaşarken cehennemi barındırdılar içlerinde.

keşke başka türlüsü olsaydı furkan, seninle geçmişte aynı deneyimleri yaşamış abilerin olarak bir şekilde sana ulaşabilseydik, varlığından haberdar olabilseydik ve seni farklı hobilere yönlendirebilseydik kafanı dağıtman, sevgisizliği biraz olsun aklından ve yüreğinden uzak tutman ve kendine farklı idealler belirlemen için. çünkü şu yaşıma kadar şunu fark ettim ki sevilmiyorsan kendini zorla birilerine asla sevdiremiyorsun, aile bireylerin dahil bir şekilde bu duygu elimine edilip yola devam edilmek zorunda. umarım tüm mental acıların bitmiştir.
ürkek ürkek
psikolojinin insan hayatındaki etkileri ne yazık ki. hangi şartlar altında olunursa olunsun çocukların arkasında olduğunu hissettirmek ebeveynlerin en önemli sorumluluklarından biri.

en acısı da 18 yaşındaki bir çocuğun mektubunu okurken aynı ruh halinde olduğumuzu hissetmek. "bir araba, bir ev veya herhangi bir şey uğuruna yıllarımı aylarımı harcamak istemiyorum." ömür boyu köpek gibi çalışıp emeklilikte bir sahil kasabasında ev alma hayaliyle didinen sistemin köleleri değil miyiz? artık emeklilik hayalleri yalan oldu, emekli ikramiyesiyle ev alma da.

geleceğe dair umutlarımızı tüketenler utansın.
anabacı vokke anabacı vokke
karl şimit'in metinleriyle cebeleşirken gördüğüm, görünce siken intihar. beni siken tarafı şu, daha dün akşam bir arkadaşımla münakaşa ederken paranın duygularımız üzerinde bile etkili olduğunu söylemiştim. insanlar arasında belki ortak zaman geçrimeden de bir sevgi, daha doğrsuu sevgi kırıntısı oluşabilirdi. ama derin bağları hepimiz ortak şeyler paylaştığımız insanlarla kuruyorduk. bazen bazı insanlarla derin bağlar kurabilmek, dost kalabilmek için para gerekiyordu. paranız yoksa her akşam bara giden birisiyle nasıl dost olabilirdiniz ki? sorsak hiçbiri de arkadaşlarını paraya pula bakarak seçmediğini söyleyecekti. zaten korkunç olan şey de buydu, bunu farkında olmadan yapıyorduk! adama sonuç olarak ekonominin hayatımızdaki önemini yadsıdığını ama sadece "kendimiz olduğumuz için" sevildiğimiz ilişkilere bile sirayet ettiğini söylemiştim. sahi çocukken bilgisayarı olmasaydı şimdiki çevresini sağlayan müzik zevkine, mizah anlayışına sahip olabilecek miydi? yada neden bizim küçük grubumuzda hep uyum sağlamak, kendinden taviz vermek zorunda kalanlar hep yoksullardı? bunların hepsi de neden ya kürt ya aleviydi? üstelik çoğunluğu anarşist olan bir gruptuk ve ben bir marksist olarak ılımlı kalıyordum aramızda...

çocuk karşıt bir şeyler söylemedi, söyleyemedi. ama biraz bozulduğu belliydi.

bugün sabah haberi gördüm. manşette malum cümle: "benim yaşımdaki insanlarla aramda uçurum var… neden kimse bana değerli olduğumu hissettirmiyor?"

bunu yazan kim? 18 yaşındaki bir kargo işçisi!

tam dün akşam anlattığım şey buydu aslında. her şey bu kadar üstüste gelebilirdi!

benim sözde solcu özde beyaz arkadaş çevremde en azından kjimse arkasından "yıkık orospu çocuğu" diye küfretmeyecek. yani beyaz ayrıcalıklarından soyunup, furkan'ların acılarına dokunmaz belki ama anlamaya çelışır. ama bu ülkede üç aşağı beş yukarı aynı benlik yıkımını yaşamış, bunu da pezevenklere orospuluık yaparak çözmüş milliyetçi faşist bir kesim var. aynen kendi aralarında böyle dalga geçiyorlar. meseleyi frukan'ın lserlığına bağlıyorlar tipik faşist zihniyetle. kimi açık açık sosyal medyada da yazıyorlar. ne diyelim, türkün orta sınıf solcusu en azından o kadar insanlıktan çıkmıyor. belki de sevgiyi aile ortamında tattıkları için...
sana söyleyeceklerim var sana söyleyeceklerim var
intihar mektubuna ve olaya dair oldukça fazla yorumu bir çok yerde okuduğumuz kayıp bir filiz. beni en çok yaralayan, bir gece önce annesiyle uyumak istediğini okuduğum bir giri oldu ekşi'de. yaşımız kaç olursa olsun sevilmek ve sevildiğimizi hissetmek istiyoruz. yaşımız kaç olursa olsun sığınacak bir anne kucağı ve şefkati arıyoruz. birinin ya da birilerinin sevgisine muhtaç hissetmek, ısrarla sevilmek istemek, görmediği sevginin yoksunluğuyla pes edecek duruma gelmek. mektup, "sevilmek istedim" diye haykırıyor. mektup, " fazlasıyla iyiydim ama bir karşılığı olmadı" diye ağlıyor. mektup, bir çok kişinin de dediği gibi "dünya hassas ruhlar için bir cehennemdir." sözünün bir özeti aslında. ve sevgi böyle hassas ruhlar için, olmadığında hayatın bittiği noktayı gösteriyor. çok üzgünüm. hâlâ yanımda olduğu her gece başını sevdirmeden uyuyamayan boyu beni geçmiş bir oğlum var. kazık kadar da olsak başımız okşansın, biri bize dokunsun, sevgi aksın istiyoruz. esirgemeyin sevginizi...kayıp gitmesin böyle güzel ruhlar. onlar için hayat yeterince zor zaten...
charles hank charles hank
nerden bakarsan bak kral hareket
çocuk daha 18 yaşında ve herşeyin farkında ve üstüne üstlük cesurda
intiharı teşvik etmiyorum elbette ama benim daha yeni yeni kavradigim şeyleri 18 yaşında kavramış lavuk ve bunu yenemeyecegini düşünmüş aramizda ki farkta bu ben bunlarla başa çıkabileceğimi düşünüyorum oysa bunlarla başa çıkmanın boşa olduğunu kavramış anlamış çoktan
yine de hayat herseye rağmen yaşamaya değer daha görecek günlerimiz hayattan zevk alacak anılarımız olacak belki bir eş belki çoluk çocuk belki güzel bir iş hayatın ne getireceğini bilemezsin
hep ileriye umutla bakıyoruz bakmasak bizde intihar ederdik öyle veya böyle zaman geçiyor
allah mekanını cennet eylesin diyecek başka birseyim de yok zaten ömrünün baharında bu ne hayata küslük belki ki çok ağır darbeler yemiş ailesini de düşünmemiş belki de düşünecek çok birsey yoktur biz burda arkasindan lak lak ederiz anca
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
intihar etmek, tasvip etmesem de cesaret işidir. bunu yapanların arkasından ahkâm kesmek istemem. sadece arkasında bıraktığı mektup dikkatimi çekti. 18 yaşındaki bir çocuk için hayatın anlamı " ev araba uğruna yaşamını harcama" olmamalıydı. yalnızlıktan şikayet ettikten sonra nihai hedefinin " ev araba" olarak belirlenmesi bence sosyal medyanın gençlerde meydana getirdiği üzücü bir kafa karışıklığı.

internet dünyasının getirdiği yalnızlık, anlaşılma ihtiyacına çare olmadığı gibi, daha da belirginleştiriyor. yazık ki bu çocuk da kendisi için her şey bittikten sonra anlaşılacak, ama göremeyecek. üzücü.
mordor büyükşehir belediye başkanı mordor büyükşehir belediye başkanı
modern hayat dediğimiz şeyin ne kadar pis, ne kadar büyük bir lağım çukuru olduğunu ve güzel olan ne varsa nasıl yutup yok ettiğini bir kez daha görmemizi sağlayan intihar olayı.
üzülmemek, kahrolmamak elde değil. keşke bu kadar acele etmeseydi. belki onu hayatta tutacak, en azından tutunması için çaba sarf ettirecek, ona kendini gerçekten değerli hissettirecek bir amaç veya birileri çıkardı karşısına. maalesef artık çok geç ve bu rezil dünyaya lanet etmekten başka diyecek bir şeyimiz yok.
diyeydim iyiydi diyeydim iyiydi
oyalanma dünyasını çok da ciddiye almayın gençler, çünkü dünya; intihar ettiğinize değecek bir yer değil, dünya dediğin nedir ki ahiret hayatından vazgeçmeyi göze aldırsın?
kimseye kendinizi beğendirmek zorunda hissetmeyin, önce siz kendinizi sevip değer verin, insanlardan çok allah'ın rızasını almaya uğraşın.
sahip olamadığınız şeylere üzülmek yerine sahip olduklarınıza şükredin, gayret edin; nasibinizde varsa olur değilse olmaz da başka şeyler olur. hayatınızdaki eksiklere odaklanmayın; neye odaklanırsanız onu çoğaltırsınız, bakış açınızı genişletmeye çalışın.
sosyal medya, youtube fenomenleri dizilerdeki karakterler vs. bunlar özeneceğiniz en son kişiler olsun.
bilim insanlarına, dehalara, ağır başlı efendi insanlara, topluma gerçekten faydası dokunan herhangi bir meslek grubundaki insanlara özenin.
ayrıca eklemeden geçemeyeceğim; sevip ilgilenmeyecekseniz çocuk dünyaya getirmeyin.
dünya işte, çok da ciddiye almayın, zaten bir gün bitecek herkesin yolculuğu. pes etmeyin. allah rızası için.
1 /