23 kez suç duyurusunda bulunan kadının öldürülmesi

written and directed by written and directed by
kocası tarafından defalarca fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalan, boşandıktan sonra da ölüm tehditleri almaya başlayan ayşe tuba arslan'ın sokak ortasında satırla öldürülmesi. 23 kez ya. ulan 23 kez düşmanın bile yardım istese demek ki cidden zor durumda diye bir el uzatırsın. ki bunlar sadece kayda geçen şikayetler. kim bilir o kadın kaç tane olayı da sineye çekip sustu.

bir dilekçesinde şu satırları yazıyor: "tedbir kararı olmasına rağmen yalçın özalpay fiziksel şiddet göstermeye devam ediyor. hayatımdan endişe ediyorum, her gün işe giderken beni takip ediyor, yalnız sokağa çıkamıyorum. uzaklaştırma kararı olduğu halde zorla evime girdi, ben evi terketmek zorunda kaldım. çünkü fiziki şiddet uyguluyor ve tecavüz ediyordu, dayanamadım artık. benim can güvenliğim yok, dayanacak gücüm kalmadı."

bir başka dilekçesinin son cümlesinde "ben ölünce mi yardım edeceksiniz?" diyor. bu dilekçeleri, feryatları görmeyen onu korumayanlar da bu şerefsiz kocayla birlikte yargılanmayacak değil mi? adaletini sikeyim dünya.







www.ntv.com.tr
eski çaçalardan mehtap eski çaçalardan mehtap
ben artık bile bile müdahale edilmediğine inanmaya başladım, toplumu bozma hikayeleri gibi şeylere.
çünkü her olayda aynı şey var, müdahale etmeme, erkeği koruma, kadını korkutma. hepsi bu taslak üzerine yazılmış bir oyun gibi. öğretmenini öldürene de, doktor dövene de eşini sevgilisini bıçaklayana da aynısı uygulanıyor.
sözlüklerde okuyorum, çoğu insan beş altı yıldır böyle olaylara da siyasi olaylara da distopyaları örnek veriyor. herkesin bu düşünceye yönelmesi tesadüf değildir diye düşünüyorum, çünkü gerçekten kurgu gibi.
2
neverendingblueroad neverendingblueroad
hadi hayal edelim. normal bir ülke olsak, hani normal bir şekilde hukuk devleti olsak...zaten bu kadın 23 değil 1 kez suç duyurusunda bulunduğunda devlet onu koruyabilir, suç işleme potansiyelindeki adamı da ya ıslah eder ya da cezalandırır. hadi diyelim yapamadı. kadın bir kez daha suç duyurusunda bulundu ve olur ya devlet yine koruyamadı. o zaman da bu kadının hayatını kaybetmesinde kimin payı varsa cezalandırır.

şimdi ne olacak peki? koca dışında kimse ceza almayacak, onun alacağı ceza da tatmin edici olmayacak. üç beş yıl sonra yine aramızda.

ben ümit etmekten vazgeçeli çok oldu ama herkes kendi adaletini sağlamaya başlayacak diye çok korkuyorum. olacak olan da bu maalesef.
ıasybd ıasybd
bu aralar kendime şu soruyu sık sık soruyorum;
"bu devlet benim neyime gerek?"
şu kadının başına geleni ve bu iş gerçekleşene kadar seyredenlere bakınca bu soru kafamda yankılanıyor, bu devlet benim neyime gerek?
23 dilekçe. içerikleri çok açık, gelenin gelmekte olduğunu bas bas bağıran 23 dilekçe. işleme koyup koyup geçmişler, sadece evrak toplamışlar. okudunuz mu bari beyfendiler?

az önce şöyle bir şey gördüm mesela;



63 yaşındaki kadını, yediler doymadılar dedi diye gecenin körü gözaltına aldıran "adalet" sistemimiz, feryad eden bir insanın 23 dilekçesini okumuyor bile. yahu siz nasıl insanlarsınız arkadaş?
tali kurucu iktidar tali kurucu iktidar
yeri geldi, ben de içimi dökeyim.

benim elimde de avukat olarak baktığım bu türden bir dosya mevcut. 2018 aralık ayında ilk olarak mağdur kadınla birlikte savcılığa gidip başvurduk ve koruma kararı çıkardık. üç aylık süre içerisinde hakaret ve tehditlerde bulunan şahıs koruma süresinin sona ermesinin ardından tekrar aynı hal ve hareketlerine devam etti. tekrar şikayetçi olduk ve tedbir talep ettik. bu kez tedbire uymadı ve işlediği suçları kastının yoğunluğunu artırarak işlemeye devam etti. zorlama hapsi için tekrar başvuruda bulunduk savcılığa. bu arada delillerimizin de tartışmasız olarak kişinin tehdit ve hakaretlerini ispatlar durumda olduğunu da belirtmek istiyorum. aile mahkemesi savcılığın zorlama hapsi talebini bir ay sonrasında duruşmalı olarak incelemeye karar verdi. duruşma gününde ise karşı tarafa tebligat henüz ulaşmadığı için bir ay sonrasına tekrar zorlama hapsinin incelenmesi için gün verildi.


şimdi şöyle düşünün. benim şikayette bulunduğum tarih ile duruşmayı ertelediklerini tarih arasında aşağı yukarı 3-4 ay kadar bir süre var. bu süre içinde, kadınların hiçbir can güvenliğinin olmadığı şu ülkede, böylesine gözü dönmüş adamlar, savunmasız kadınlara neler yapmaz? sizce bu zorlama hapsi ve uygulama şekli etkin ve caydırıcı bir yol mu?

cevabını maalesef her gün duyduğumuz kadın cinayetleri ile alıyoruz.. bu böyle olmamalı, işe yarar etkin yollarla bir çözüm üretilmeli.
wendera wendera
şu ülkenin mezarlıklarında erkekler tarafından öldürülen kaç tane kadın ölüsü var. toprak bizi nasıl üstünde taşıyo utanıyorum lan.

neandertal miyiz biz niye karşı cinsimizi öldürüyoruz lan? yeri geldi çiftleşip çocuk yaptığın kadının bu kadar mı değeri yok domuz soyu?


ve sık sık akla gelen yukarıda bi arkadaşın dile getirdiği soru: bu devlet benim ne işime yarıyor ?

devlete kızıyorum ama kendi insanımıza ve vahşiliğine daha çok kızıyorum.
acarabi acarabi
devletin vatandaş için değil, vatandaşın devlet için var olduğunun kanıtıdır.
gelişmiş ülkeler vatandaşın devlet için var olması ilkesini değiştirip, devletin vatandaşı için var olması ve çalışması ilkelerini hayata geçirebildikleri ve dini sosyal yaşamdan ayırabildikleri (gerçek laisizm) için şimdilerde özlediğimiz ve hayranlıkla baktığımız seviyelerine gelebildiler.
ama kime anlatacaksın!
platonun ütopyası platonun ütopyası
ben şu olaya bakan hakim, savcı ya da polis olsam intihar ederdim.

tanımadığım, etmediğim ve olayla hiç alakam olmadığı halde o kadının çaresizliği beni derinden üzerken bu olayın tarafı sayılabilecek bir insan nasıl rahat uyuyabiliyor aklım almıyor. aldıkları parayı nasıl yiyebiliyorlar acaba ya da boğazlarından nasıl geçiyor merak ediyorum.

birisi 23 ya 23 kez gelmiş sana hayatımı kurtar diye yalvarıyor ya. taş olsa taş, çatlar. ama bizim memurumuz bir taş kadar olabilecek tıyniyette değil ki görevini yapması için 23 kez yalvartıyor karşısındakini ve buna rağmen göz göre göre ölümüne yol veriyor.

elimi sallasam elli tane polise,bekçiye,özel harekata, jandarmasına, uzman çavuşuna çarpar be o kadar çoklar ki sıradan vatandaş olmak ayrıcalık haline geldi. ama gel gelelim icraat sıfır. ne için varsınız ki?

23 kez canını emanet etmiş birini kapınızdan çeviriyorsanız ne için varsınız? benim canımı malımı korumayacaksan ne için varsın?

sözün bittiğin yer.
bu mantığı taşıyan her birinize sözüm... aldığınız her kuruş haram zıkkım olsun, gözünüze dizinize dursun, yediğinizin hayrını görmeyin.
persipnei persipnei
23 kez suç duyurusunda bulunmak zorunda bırakılması çok acı. o bekleyişi ile empati kuramıyorum. denemek bile canımı yakıyor. " bu sefer yardım ederler " ile " bu sefer öldürüleceğim " in arasındaki o bekleyişini düşünmeye tahammül edemiyorum.
markidesade markidesade
bir kaç defa yazıp sildim, böyle şeyleri cümlelere pek dökemiyorum.

katilin göz göre göre gelecek, dokunmayacaksın. illa eyleme dökecek.
teröristin göz göre göre gelecek, dokunmayacaksın. bir de açıklama yapacaksın bir şey yapmadan yakalayamıyoruz diye.
kadınlar hakkını arıyor dediğin gün kadınlara coplu - gazlı müdahele edilecek.

boşuna mutsuzluğun tavan yaptığı coğrafyada değiliz, olan masum insanlara oluyor.