24 ocak 2020 elazığ depremi

4 /
ruhu gezenti ruhu gezenti
şu anlık ölü sayısının 35 olduğu doga olayı.

daha kalabalık bir nüfusun olduğu herhangi bir yerde olsaydı sayı muhakkak fazla olacaktı. bu taraftan düşününce insan sevinemiyor bile. insanlar yine boşu boşuna hayat verdiler. kalanlar da sıkıntı çekiyorlar.

bir tane kadın serzenişte bulundu, oy isteme zamanı herkes çok iyi. ben şimdi dileneyim mi diye. ne desen boş teyzecim.
written and directed by written and directed by
arkasında 41 can kaybı ve her büyük deprem gibi onlarca dram bırakmış bir felaket. eşini, çocuğunu kaybeden bir abinin haberini izledim az önce. beş saniye önce yanyana otururken ailesinin gözlerinin önünde paramparça oluşunu anlatıyor. eşinin deprem korkusunu anlatıyor ve durumları olmadığı için bir şey yapamayışını...

kader deyip geçmeye bazılarının gönlü, vicdanı nasıl razı geliyor anlamıyorum. bu resmen hırsız, karaktersiz müteahhitler ve iş bilmez, kuralları uygulamaktan bile aciz menfaatçi yöneticilerin işbirliğiyle bizlere yaşattığı bir trajedi. ülke insanının rezilliği yıkıyor o evleri başımıza. doğa değil insan eliyle göz göre göre yaratılan bir trajedi. insan dediysem lafın gelişi...

acarabi acarabi
1999 depremi sonrasında başlatılan ve hala uygulanmasına devam edilen deprem vergilerinin nerelere ve ne amaçla harcandığını sorgulamamıza vesile olan depremdir.
yetmedi mi daha aymazlığımız...
tanımos: ülke çapında hala hesap soramayacak durumda olduğumuzu gösteren tabii afettir.
notos: bu afette hayatını kaybeden yakınlarına baş sağlığı, acı içinde kalan depremzedelere geçmiş olsun dilerim.
genzo wakabayashi genzo wakabayashi
iki gündür buralardayım. 99 depreminde babamla nasıl gölcüğe gittiysek bu sefer de buradayım. o zaman babam evladını korumak için bana çok iş bırakmamış kendi uğraşmıştı insanlarla. ama şimdi babam yok. çünkü yürümeye dermanı yok. ben kalktım geldim. zaten kafam bozuktu, bir şeylerle meşgul olmak da iyi geldi. buralar biraz fena başka başka işler dönüyor başka başka yerlerin ardında. elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum insanlara, sakin bir tonda konuşmak bile iyi geliyor kimisine. allah beterinden korusun. bi köyden git gel yapıyorum. yakında dönerim memlekete sanırım. bir deprem vakası ki yine mahlukat ile eşref-i mahlukat arasına kalın bir çizgi çekti. haberlerde verilen işin fragmanı, dram detaylarda. ama bazı dramların görünmemesi de hayırlıdır, velveleye gerek yok her zaman, özellikle bu ülkede.

allah beterinden korusun dediğim gibi. çoğunuz sıcak deprem bölgesinde dahi bulunmuş, büyük deprem yaşamış insanlar dahi değilsiniz, allah bulundurmasın kardeşlerim. istanbul'da böyle bir şey olsa... olmasa daha iyi.
4
brsmsl brsmsl
depremin çözümlemesinin yapılmasını beklediğimden dolayı günlerce buraya yazamadığım depremdir.

afad tarafından yapılan deprem çözümlemesine göre depremin gerçekleştiği merkeze yaklaşık 20-25 km mesafede bulunan ivme kayıt cihazlarına göre depremin yataydaki maksimum ivmesinin yaklaşık 0.29g olduğu belirtilmiştir.

şimdi diyeceksiniz ki;
yaaa brsmsl kardeş sen ne diyorsun?

hayatının yaklaşık 25 yılını inşaat mühendisliğine ve deprem mühendisliğine adamış biri olarak saygıdeğer sözlük halkına verebileceğim ve nitelikli olduğunu düşündüğüm bilgiler şunlardır...

bu deprem çok esaslı bir uyarıdır.
şöyle ki: 1997 yılında yürürlüğe giren, 2007 yılında revize edilen, 2019 yılında ise ciddi anlamda değişikliğe uğrayan deprem yönetmeliklerine göre projelendirilen ve buna göre imalatı gerçekleşip hassas mühendis ve mimarlar tarafından denetlenen herhangi bir yapı, kaç katlı olursa olsun, bu depremden bırakın hasar almayı kılı dahi kıpırdamadan aslanlar gibi ayakta dururdu.....

amiyane tabiriyle bu deprem 1997 yılından itibaren yürürlükte bulunan deprem yönetmeliklerinden herhangi birine göre projelendirilmiş ve birebir düzgün bir şekilde inşa edilmiş bir yapı için çıtır çerez niteliğinde bir depremdir.


ve aynı zamanda bu deprem 1975 yılında yürürlüğe giren deprem yönetmeliğine göre tasarlanmış herhangi bir yapıyı da çok fazla zorlamaması gereken bir depremdir.

özetle bu boyutta bir depremde yıkım olması, bizim ekonomik seviyemizde olan ülkeler arasında sadece bize özgü bir durumdur.

neden mi?
çünkü:
gelelim işin mühendislik boyutuna...
efendim memleketimizin zaten neredeyse tamamı 1. derece deprem bölgesi..
bu ne demek oluyor?
olaya mühendislik çerçevesinde bakacak olursak;
projelendirme aşamasında 1. derece deprem bölgesindeki yapılar asgari 0.4g'lik ivmeye göre tasarlanır...

pekiii bu depremin ivmesi ne?
0.29g
tasarım ivmesi ne?
0.4g

yani bilal e anlatır gibi anlatmak gerekirse bu depremde yapılarımıza biz statikerlerin öngördüğü deprem kuvvetinin ancak %50'si tesir etmiştir.
bakın %50 diyorum....
ve şu bir gerçektir ki; hiç bir aklı başında statiker tasarım yaparken sınırlarda dolaşmaz ve tesir eden kuvvetin asgari 1.5-2 katı civarında dayanıma sahip yapılar tasarlar....

peki bu amnkodumun binaları neden yıkılıyor?
neden mi?
çünkü mühendislik pahalı bir hizmettir. bu hizmet küçümsendiği değer verilmediği, önemsenmediği müddetçe bu manzaralarla daha çok karşılaşacağız...

olaya başka bir açıdan bakacak olursak....
40-50 katlı bir yapıya onbinlerce tonluk deprem kuvveti ve buna karşılık devrilme momenti tesir ederken binanın camı dahi kırılmıyor ama bir bakıyorsunuz epi topu 10-20 tonluk ağırlığa sahip kerpiç evler nasıl yıkılıyor?

işte bu mühendisliktir arkadaşlar....


bu arada bu entry'yi girerken sallandık mı ne?
konum izmir alsancak...
4 /