24 ocak 2023 karne hediyesi röportajının tamamı

acarabi acarabi
utanması gerekenlerin haberi yapan muhabire yüklenmeleriyle toplumun vicdanını kanatan görüntülerdir.
habertürk senin taaaaa........
dumrul dumrul
clickbait haberciliği diye bir şey var. toplumun hassas olduğu bir konuda kafana göre bir başlık atıyorsun, popini kasıyorsun gerisi seni ilgilendirmiyor.

bu eskiden beri ana akım medyanın kullandığı bir yöntemdi. internet öncesi yani "click" öncesi de bunu yapmanın yolunu bulmuşlardı. sosyal medyanın icadıyla çığrından çıktı.

bu konuda daha önce sokak röportajları ile ilgili olarak buna dikkat çekmiştim. başlığını hatırlayamıyorum. bulursam buraya eklerim. yığınla tiple röportaj yapıyorsun, orada infial yaratabilecek bir malzeme bulursan basıyorsun nete... bir yerden sonra tabii herkes aynısını yapınca en çarpıcı gerçekler bile baymaya başlıyor. "her şey çoğ götü ama oyum erdoğan'a" "flaş flaş sakallı dayı didi ki gerjek işlam bu değil, çalan igtidar müzlüman olur mu hij"... ben çıkıp iktidara gömsem bu sosyal medya için ilginç olmaz, çünkü hacı amca kılıklı değilim. bir tane hacı amca bulursan o ilginç görünmeye başlıyor. onu bulamazsan kolundan tutup getiriyorsun. sosyal medyanın düzeni de bu artık. ortada saçma bir şey varsa, absürd bir şey varsa o insanların ilgisini çekiyor çünkü banalin dışına çıktıklarını hissediyorlar. hani sihirbazları niye seviyorsak sosyal medya şaklabanlarını da o yüzden seviyoruz. yani oğlum misal jahrein diye bir dallama nasıl popi yapıyor? herif vasatın vasatı. herhangi bir konuda tutarlı bir tek fikri yok ama koca bir mürit ordusu var. en ufak bir eleştiride lince koşabiliyorlar. niye? vasatın vasatı ama apır sapır, absürd şeyler sıçıyor ağzından. şapkadan tavşan çıkarmak gibi...

eski medyada reality showlar hep böyleydi. kafasında bardak kıran bi caner vardı filan. tüm reality show'lar, survivorlar, yetenek sensinler falan filan tamamen kolpadır. "cast"tır, senaryodur ama millet yedikçe köklüyorlar. bunların format olarak, tavırlar olarak, jestler olarak dünyanın her yerinde olması da şaşırtıcı değil. ya şu yetenek sensin gibi yarışmaların farklı ülkelerdeki versiyonlarına youtube'dan bakın. her ülkede, her şarkıda jüri birebir aynı tepkileri verebilir mi? mimikler, jestler aynı. bi şaşknlık, bi huşu hali filan... adalı yarışmalarda tipler aynı, refleksler aynı, çekim açıları aynı... medya tam olarak budur.

bu haber özelinde de medya gerçekliği yeniden üreterek bozuyor. açığa düşünce de boğazımıza kadar içinde yaşadığımız gerçek buharlaşıyor. ben memur çocuğuyum misal. çocukluğumuzda ergenliğimizde etsiz öğünümüz geçmedi ki buna kahvaltı da dahil. hiç ekonomik sıkıntı çekmedik. benim yasal mevzularıma gömdükleri parayla ev araba alırlardı. buna tabii annemin psikiyatriste gömmek zorunda kaldığı paralar da var. o zaman bile sıkıntı çekmediler. bugün benim anam babam kira mira ödemiyorlar, en yüksek kademeden emekliler, çocukları için harcama yapmak zorunda değiller, içkileri sigaraları yok, dışarı çıkmıyorlar ve sofralarına et haftada bir filan girebiliyor. biz iyi durumdaki aileyiz. bu alçak medya üç kuruşluk popi için insanları içinde yaşadıkları gerçekliğe yabancılaştırıyor.

muhabir bunu yapıyor çünkü yapabiliyor. habertürk denen leş kuruluşun editörleri filan yok mu? bunlar ne iş yapıyorlar? sonra muhabire göm gitsin. suçlu muhabir çünkü... yeni şafak'ın sözde chomsky röportajını hatırlıyor musunuz? herife erdoğan övdürttüler. "lan chomsky bunları söylemez" diye itirazlar gelince "yalancısınız" diye bağırdılar. konu chomsky'ye kadar gidip chomsky "what da fuck" deyince "chomsky ne dediğini hatırlamıyor, bakın orijinal röportaj" diye milk portlu filan sözde ingilizce metin yayımlıyorlar. onu da yediremeyince "pardon ya muhabir uydurmuş" diye topu muhabire atıp konuyu kapatıyorlar.

tarz bu... yeni şafak ya da habertürk iktidarın göt delikleri olduğu için biz biraz rahatlıyoruz. e kardeşim yeni şafak böyle de sözcü nasıl? cüneyt özdemir yavşak da yılmaz özdil ne?

gezi günleri de hatırlansın. insanların gözüne gözüne gaz bombaları atıldığı için 14 - 15 kişi kör oldu. bu gerçekler orta yerde duruyorken bazı dangalaklar brezilya'dan polis şiddeti fotoğrafını "gezi" diye paylaşınca gezideki gerçek polis terörü de buğulanmaya, sulanmaya başlıyor. bundan ders almayacağız da neyden alacağız? ama işte brezilya'da kendi halindeki yavru köpeğin gözüne biber gazı sıkan polis fotoğrafı çok click alacağı için onu gezi diye paylaşmak bazı yavşakların işine geliyor.

bazısı her önüne gelene atlıyor. o kadar atlıyor ki iktidar ne dese inanıyor, sonra dönüp sözde muhalif ne dese ona da inanıyor. bunlar zaten patolojik vaka. ama en temkinlilerimiz bile hala zaman zaman abidik gubidik şeylere atlayabiliyor. ben bu konularda çok eskiden beri dikkatli biriyim. çünkü medyaya hiçbir zaman güvenmedim. medyanın gerçek yüzünü daha 16 - 17 yaşlarımda kendi deneyimlerimle gördüm ama ben bile zaman zaman düşüyorum. diyorum ki "ya öyle absürd şeyler oluyor ki bu da olmuştur" ama düşmemek lazım kardeşim. çünkü dağ gibi gerçekler önümüzde duruyorken, hiçbir konuda palavraya, abartıya, kolpaya ihtiyacımız olmadığı halde ortaya atılan bir tek kolpa, bir yığın gerçeğin üstünü örtebiliyor. şimdi ak troll sürüsü bu "haber" yüzünden ülkedeki derin yoksulluğu perdeleme peşine düştü.

onun için eleştirel düşünme becerisini kazanmalı ve uyanıklığı hiç bırakmamalıyız. bir şeyi doğrulamanın yollarını yöntemlerini öğrenmeli ve kusursuzlaştırmaya çalışmalıyız. birbirimizi uyarmalıyız. bu da çok önemli. misal burda paylaştığım en az 3 - 4 şeyi azureel'in uyarılarıyla düzeltmiştim. bir o kadar giriyi de şimdi isimlerini hatırlamadığım farklı kişiler düzeltmişlerdi. eleştirel dış gözler olmazsa herkesin bir noktada kendini salması ve adım adım kendi kendine gerçeklikle ilişkisini koparması işten değil. birini seviyorsanız eleştirin. birine değer veriyorsanız düzeltin. tamam kalbini kırmadan yapın, özgüvenini kırmayın ama eleştiri herkes için en büyük ihtiyaç. bu devirde ortaya atılan sikindirik hassasiyetlere bakmayın. birbirimizi uyarmaktan, eleştirmekten, düzeltmekten çekinmeyelim. sonuçta her eleştiri haklı olmayabilir. o zaman da karşınızdaki sizin hatanızı gösterebilmiş olur. kimse eleştiriden ölmez ama eleştiri kültürünün yokluğundan koca toplumlar darmadağın olabilir.