28 kasım 1979 kayseri katliamı

ofansif sol bek ofansif sol bek
ülkücü teröristlerin kayseri'de giriştikleri iki ayrı saldırıda altı kişiyi katlettikleri olaylar silsilesi. ilk olarak sol görüşlü bir ailenin evini tarayan ülkücü teröristler, ailenin yedi yaşındaki çocuğu deniz aydın'ı katlettiler. gece yarısına doğru fevzi çakmak mahallesi'nde devrimcilerin gittikleri çalışkanlar kahvehanesi'ni tarayan ülkücüler, burada da beş kişiyi katlettiler. katliamın ertesi günü kayseri'de yapılan bir protesto eylemine yönelik polis saldırısında da hacı tulu adındaki vatandaş yaşamını yitirdi.

bu katliamda ülkücü teröristler tarafından katledilen insanların isimleri şöyleydi:

1) deniz aydın
2) mustafa erdoğan
3) hacı büyükelbaşı
4) sadullah yılmaz
5) mustafa öztaş
6) mustafa sarıköse
7) hacı tulu
ofansif sol bek ofansif sol bek
birisi yazmış, "ülkücü terörist diye bir şey yoktur" diye. ben buna katılmıyorum. zira, ülküsü kan dökmek, kendinden olmayanı yok etmek olan kişiler var. bunlar yaptıklarını güya vatan millet adına yapıyorlar, ama döktükleri kan bu halkın kanı oluyor. yani evet, ülkücü terörist diye bir şey vardır ve bu katliamı yapanlar da bu eli kanlı teröristlerdir.

aynı eli kanlı teröristlerin yaptıkları diğer bazı katliamlar için:

(bkz: maraş katliamı)
(bkz: çorum katliamı)
(bkz: beyazıt katliamı)
(bkz: balgat katliamı)
(bkz: piyangotepe katliamı)
anabacı vokke anabacı vokke
ülkücüden terörist olmaz diyenlere tüstav süreli yayınlardan aydınlık'ın 1978-80 arasındaki arşivine bakmasını tavsiye ediyorum. aydınlık sovyet taraftarlarından, efendime söyleyim "sahte solculardan" başını kaldırdığı zaman ülkücüleri de bir hayli ihbar etmiş. yani öyle şeyler var ki "evet sizden terörist olmaz" diyorsun. keşke terörist olsanız, direk ırz düşmanıymışsın abi siz... soygun yapmak için girdiği evdeki kıza tecavüz edenden tut, kırşehir kaman'daki gariban öğretmene "karını iğfal etmesi hiç de zor değildir" diye tehdit mektupları yazan bir güruh bu...

hani solcu falan değil, biraz iyi insan olan bunların teşkilatından ayrılmış zaten o dönem. onların da davadan döndü diye peşine düşmüşler. yada hamamönü'ndeki gibi kimvurduya getirip solcuların üstüne yıkmışlar işte...
beste çalan mahur beste çalan mahur
sorsan türk, sorsan türkçü ama kendi dilini bilmekten aciz, bir de savunuyor ya, cahil falan demiş, ağlıyorum şu an.

katliam: savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi
eş anlamlısı: kırım
kelime kökeni: arapça, ḳatl + ʿāmm
elayazen elayazen
kavramlar acılarla yer değiştirir sayıların önemi kalmaz.yedi yaşında bir çocuk katledildi illa sayı derdindekiler yedi yaşı saysınlar saymayı biliyorlarsa. yedi yaşında 1979'da borulara kağıttan fişek yapar, komşunun balkonuna kaçırırsın. okula yeni başlar altına kaçırırsın.meyve ağacına çıkar takla atarsın.bahçede bilye oynar, leblebi tozu yersin. yedi yaşında bir gece evin basılıp kurşun yemezsin. yedi yaşında hiç sebepsiz ölmezsin. ama ölürsen bu katliam olur, görüp göreceğin en büyük katliam olur. burda 'bu ktlm dğl bynnzn %89 çlşmyr, size grçklr sylyrm bala bala' diye saçmalamak şişik egonuzu tatmin ediyor anldık ama her şeye bulaşmayın,her şeyden nemalanmayın be bazı acılar çok derindir. insan olmak bu değil.
seanvictorydawn seanvictorydawn
bir domuzla asla kavga etme
çünkü seni boklarin arasina atar, ve onu güreste yensen bile; en az onun kadar sen de boka batarsin.
ve neticede bir domuzla kavga ettiĝin için, artik sen de domuzsundur.

teröristin ülkücüsü, müslümani, saĝcisi, solcusu olmaz.... terörist domuzdur.
domuzlara mezar yapilmaz.

domuzlarla savas eden her gerizekali da onlar kadar pis ve iĝrenç domuzlardir.

türkiye'yi yok olusa sürükleyen de sizin gibi domuzlar. biraz gozunuzu açin ve türk olduĝunuzu serefli bir milletin evlâdi olduĝunuzu hatirlayin.... domuzlarla savasmak ingilizlerin ya da italyanlarin isidir; türklerin deĝil.





bir domuz bir insani öldüremez, bir domuz ancak baska bir domuzu öldürebilir.
ofansif sol bek ofansif sol bek
birisi "klasik solcu manipülasyonu" yazıp kendisine yansız bir görüntü vermeye çalışmış. manipülasyon böyle bir şey değil. manipülasyon, maraş'ta "aleviler, komünistler sinemayı bombaladı" demektir. manipülasyon, malatya'da "aleviler şehir suyuna zehir karıştırdı" demektir. manipülasyon, çorum'da "aleviler alaattin camisi'ni bombaladı, müslüman kardeşlerimizi kesiyorlar" demektir. örnekler çoğaltılabilir. ama, olan bir şeyi anlatmak manipülasyon değildir. önce manipülasyonun ne olduğunu öğrenelim.

o dönem sol örgütlerin önemli bir kısmının silahlı mücadele verdikleri doğrudur. yalnız, bu silahlı mücadeleyi ülkücülerin halka ve devrimcilere karşı uyguladıkları terörle karıştırmamak gerekir. zira, devrimciler o dönem nefsi müdafaa halindeydiler. zaman zaman faşistlerin saldırılarına karşı misilleme amaçlı olarak yapılan silahlı eylemler de oldu. ancak, bu "solcular da sağcılar kadar suçlu, siz de teröristsiniz" gibi sığ bir mantıkla açıklanabilecek bir şey değil.

yukarıda bir arkadaş "keşke terörist olsaydılar, bunlar bildiğin ırz düşmanı, sapık" yazmış ülkücüler için. sırf alevi diye hamile kadınların karınlarını deşen, gasp ettikleri taksinin şoförüne tecavüz eden, basit hırsızlık için girdikleri evden "boş çıkmamak" için evin kadınına, kızına tecavüz eden bir güruhun işledikleri suçlar ile devrimcilerin o dönemde yaptıklarını eşitlemektir asıl manipülasyon. bu manipülatif işleri zamanında kenan evren çokça yapmıştı, ama ölüp gittiğinde tabutuna omuz verecek kimse çıkmadı.

dönemin chp adana senatörü hayri öner, cumhuriyet senatosu'nda 4 aralık 1979'da yaptığı konuşmada, kendi ifadesiyle "kayseri olaylarını" şu sözlerle anlatıyordu:

olay, cumhuriyet halk partisi genel merkezine haber verilince, 28.11.1979 günü saat 18:50'de arkadaşlarımızla partiye gittik. vali vekiline il başkanımız tarafından telefon edildi. 29.11.1979 günü saat 9:00'da görüşmek üzere randevu alındı. on dakika sonra gelen telefon haberinde, fevzi çakmak mahallesindeki çalışkanlar kahvehanesi'nin tarandığı, 10'a yakın ölü olduğu haberi verildi, gittik.

ben, 14 yıl cumhuriyet savcılığı, 5 yıl hakimlik yaptım. çok büyük felaketler, cinayetler gördüm. ben, o kahvede o gün orada yaşadığım dehşeti ömür boyu hiçbir yerde yaşamadım. ben, istiklal harbi'nde türkiye'yi istila eden müstevli güçlerin dahi böyle bir manzara yarattığına tanık olmadım, duymadım. kan deryası haline gelmiş kahve. ayakkabı parçaları, tiksinti verecek bir sahne. kimseden ses yok.

bunu görünce hastaneye gittik. bunlardan muzaffer erdoğan, mustafa sarıköse, hacı büyükelbaşı, sadullah yılmaz, mustafa öztaş ve enver isimli vatandaşlarımızın (özellikle bunlar cumhuriyet halk partisi üyeleridir. burası çok celbi dikkattir) öldürülmüş olduklarını, zeki demirulay, ibrahim sapçı, erhan yıldırım, ahmet erdoğan, refik albayrak, mehmet yıldırım, ercan kaman ve sami çıdır'ın yaralı olarak hastanede yattıklarını gördük. bir vatandaş da gelmiş, ayaküstü hastanede tedavisini yaptırmış, geçip gitmiş.

ondan iki saat sonra, saat 21:00'de, yeşil mahalle'de size adresini bile verseler, günlerce arayıp ancak bulabileceğiniz bir evde oturan atatürk lisesi eski müdürlerinden hıdır aydın'ın evinin tarandığı haberi geldi. ana, baba evde yok. dört yaşındaki çocuk evde yatıyor. giriliyor, o ev de aynı biçimde taranıyor. o evde de deniz aydın ismindeki dört yaşındaki çocuk can verdi.

www.tbmm.gov.tr