beşar esad

etikediyedi etikediyedi
2012 filandı suriye karışmıştı.. esad 6 aya kalmaz düşer, cihat sonuçlanır, bizde şamda şükür namazımızı kılarız gibi laflar ediliyordu.. yıl 2017.. 2018'e yaklaştık.. esad hala tahtında oturuyor.. kuzey suriyede bağımsız bir kürdistan kurulmalımı yoksa kurulmamalımı?? güncel muhabbetler bu.. ey gidi hey.. bir zamanlar esad düşecekmi, düşmeyecekmi idi muhabbetlerimiz.. şimdi ise bambaşka, apayrı... (:

duvarları pembe yatak odasında uyuyan erkek

bencedesence bencedesence
türkiye'deki evli erkeklerin sanıyorum yüzde altmışı falandır. kadınların yatak odasını am içi gibi pespembe yapma hevesleri bir türlü geçmek bilmiyor.

göbekli, bıyıklı, elinde tesbihiyle gezen adam, akşam eve gidince, duvarları pembe boyalı yatak odasında, dantel detaylı nevresim takımının altında, çiçek desenli yastıklarla uyuyor.

kızlık soyadı

harley davutoğlu harley davutoğlu
artık çoğu yerde "annenizin evlenmeden önceki soyadı" veya "evlenmeden önceki soyadınız" şeklinde sorulan soru.

10 ekim 2015 ankara da meydana gelen patlama

yazan yöneten yazan yöneten
başlıkta bir eksiklik, bir yanlışlık var bence. "10 ekim 2015 ankara'da meydana gelen patlama" denmiş.

ankara'da, yani ülkenin başkentinde ve kentin en işlek meydanlarından birinde, hem de yeri ve saati belli olan yasal bir mitingin güzergahında insanların arasına iki tane canlı bomba girip kendini havaya uçuruyor. yüzlerce kişi hayatını kaybediyor, binlercesi yaralı kurtuluyor.

ankara'da meydana gelen patlama... yok abi, öyle bir şey yok. sanki tüp patladı anasını satayım.

bu olay, ciğeri beş para etmez teröristlerin planlayıp uyguladığı, güvenlik güçlerinin ihmalkarca hiçbir önlem almayıp uyuduğu, bir de üstüne patlama sonrası yerde yatan yaralı insanlara biber gazı atarak rezilliklerini katladığı bir katliamdır.

nuriye ve semih in açlığına ses ver

bilirbilmez bilirbilmez
lafın sadece bana olmadığını biliyorum ama şunu da daha açık belirtmek istiyorum:

"giri yazmak tweet atmak boşunadır o halde yazmayalım" demiyorum. "eylem yapmak boşunadır gtmeyelim" de demiyorum. öyle desem bu başlığın ve bu konudaki benzer başlıkların altında bilmem kaçıncı defa yazıyor olmazdım... olmazdık...

demem odur ki dostlar, bir açık grevinde, haklı taleplerin kabulünü sağlamak için, daha güçlü bir şey gerekir. giri yazmaktan ve yüksek caddesinde toplanmaktan. hele hele
"grevinizi destekliyoruz" demekten.

bu eylem ve başka konular üzerinden söyleyeceğim çok net bir şey var:
insanların eyleme gitmeme veya facebooktan siyasi paylaşımlar yapmama sebebi, "göt korkusu" değil öncelikle. bazıları için o da vardır belki, fakat başına bir şey geleceğinden korkmaktan daha önemli bir sebep var: o da bu yaptıklarının işe yarayacağına, etkili olacağına inanmamak.

hemen "inan kardeşim, onlar senin elinden umudunu almak istiyorlar, baskılar bizi yıldıramaz" demeyin. umut fakirin ekmeği. çoktan yedik bitirdik. gerçekçi olalım. işe yarar bir şey yapabilmek için, önce "bu" yaptıklarımızın bir işe yaramadığını görmekle başlamak lazım.

"katil devlet hesap verecek" sloganı atıldığı zaman katılan seslerin azaldığını ben duyuyorum, siz de duyuyor musunuz? oraya kadar gelmiş eylemci insanları bu slogana katılmaktan alıkoyan göt korkusu değil. "hesap verecek" kısmına inanmamak. artık.

çünkü pek çoğumuz, inanmadığımız şeylere kalkışmayan insanlarız.

belki de bundan bocalıyoruz nuriye ve semih'in bizim bir gücümüz olduğuna, olacağuna duyduğu inanç karşısında. onların umutlu hali karşısında.

kişisel olarak, olmayacak duaya amin demiş gibi, beni seven birine boş yere umut vermiş gibi de suçlu hissediyorum kendimi. oysa ben asla kimseye açlık grevini destekliyorum demedim, demem. siz kendinizi ateşe sürün de biz de size "ses oluruz" demem. "evet kardeşim haklısın, arkandayım" demem eğer o insan açlık grevi yapıyorsa. bana soran olmadı. ama benden etkili olmam isteniyor. ben kendim de istiyorum bunu kendimden. ama olmuyor. olmayacak. sosyal medyada yazışmakla da, sokakta slogan atmakla da olmayacak.

"ne kadar söz varsa
düne ait.
ş i m d i yeni şeyler söylemek lazım..."
2
devamı