celal kılıçdaroğlu nun hdp den abisini istemesi

elas elas
chp genel başkanı kemal kılıçdaroğlu'nun kardeşi celal kılıçdaroğlu, diyarbakır'da hdp il başkanlığı önünde eylem yapan anneleri ziyaret etti. kılıçdaroğlu, "ben de ağabeyimi hdp'den istiyorum" dedi.

(bkz: tr.sputniknews.com )

kemal beyin düşmana hiç ihtiyacı yokmuş..




bu arada eğer latife yapılıyorsa bence çok komik

iş var iş beğenmiyorlar

randolph carter randolph carter
iş hayatı da dâhil olmak üzere yaşamın bütün alanlarına sirayet etmiş bir kültürün sloganlarındandır.

evet, bu bir kültür. ve iğrenç, yoz bir kültür. bu kültüre göre, koşullar ne kadar kötü olursa olsun var oldukları için şükretmek ve susmak gerekiyor. çünkü bu kültür sıradan bir insanın birçok şeyi hak etmediğini, yediği kuru ekmekle içtiği su dışında her şeyin lüks olduğunu ve bunları talep etmenin şımarıklık olduğunu kabullenmemizi istiyor.

hâliyle, bir iş bulduğunuz zaman, koşulları ne kadar kötü olursa olsun kabullenmeniz ve patrona biat etmeniz bekleniyor. evet, bu tam anlamıyla biat. maaşlı kölelik. başka bir açıklaması yok.

bu kültür nereden geliyor bilmiyorum. belki şeyh kızarmış tavuk yerken müritten mayasız kuru ekmeğe talim etmesini bekleyen tarikat öğretileri bir şekilde modern zamana aktarılmış. ya da bir ekmeğe sahip olmanın bile zor olduğu kıtlık dönemlerinde edindiğimiz toplumsal alışkanlıkların devamı. bilmiyorum her koşulda mantıksız.

bu yoz kültürün iş hayatına sirayet etmiş olması korkunç bir durum. birçok işveren bu durumu suistimal ediyor. mesela koca departmanın yapması gereken işi tek kişiden bekleyip utanmadan asgari ücret teklif ediyorlar. eleştiri aldıklarında da verdikleri cevap hazır "iş beğenmiyorlar!"

öyle ki günde 15 saat çalışmayı kabul etmemek, iş dışında bir hayata sahip olmak bile şımarıklık olarak kabul ediliyor. bu durum normalleşmiş. bilhassa kriz dönemlerinde çok güzel suistimal ediliyor. koşullar ne kadar kötü olursa olsun mutlaka kabul edecek birileri var. kabul edenlere de artık kızamıyorum.

yıllar önce bir kitap sitesiyle iş yapmam söz konusu olmuştu. adam her kitap için 100 kelimelik özgün içerik istiyordu ve araştırma gerektiren içeriklerdi bunlar. metin başına teklif ettiği ücret de 25 kuruştu. bu duruma hâliyle öfkelendim, teklifinin hakaretten farkının olmadığını söyledim. elemanın verdiği cevap da şu oldu:

"biz gerçekten para kazanmak isteyen, gerçekten çalışmak isteyen bir arkadaşla yolumuza devam etmeyi düşünüyoruz zaten"

yani emeğinin değerini talep ettiğinde "çalışmak isteyen" biri olamıyorsun. bunlara göre çalışmak, işveren ne derse kayıtsız şartsız kabullenmek anlamına geliyor. şeyh-mürid ilişkisini çalışan-işveren arasında sürdürmek istiyorlar.

velhasıl, sinirlerim tepeme çıkıyor şu lafı duyduğumda.

ben böyleyim kılıfına sığınmak

ropte ropte
ayar olduğum davranış. sen böyleysen, ben de böyleyim. siktir git diye yol veriyorum genelde bunu diyene.

kimse kimseyi istediği kalıba sokma hakkına sahip değilse de, aynı şekilde kimse beni tüm öküzlüğümle, tüm hayvanligimla kabul et deme lüksüne sahip değil bence.

ben böyleyim deyip, her istediğini yapmaya çalışan benden uzak olsun ağa. hoş ben uzak tutuyorum zaten.
9

anın fotoğrafı

antisilence antisilence
gönül isterdi ki master of puppets albüm kapağı olsun... lakin salihlide üzüm bağı. hayaller californiya hayatlar salihli.

12

hayatımızdan insan çıkarmak

lö şuhane lö şuhane
kamburu kazıyıp dik yürümenin en bilindik yoludur hayatımızdan insan aforoz etmek.

gereksiz insanlar sadece yüktür, külfettir. yükler sorumlulukları ağırlaştırıp beli büker. kendimize ayıracağımız vakitten çalıp onlara çar çur etmedir bu gereksiz insaniyetli halimiz.

insanın kendi kendisinin hırsızı olmasini sevimli gösteren yersiz bağ kurulur o insanlarla.

yaklaşık 7-8 ay evvel yeni eve taşındım, yeni işim var, arkadaş çevremi eledim, akrabaların hepsi engelli, yetmedi aileden de üstünü çizdiklerim var.

benim için gerçekten(!) önemli kişileri işaretledim. tenhayım...sakinim... özgürüm...
devamı