3üncü ittifak sol cephe

knightofinstagram knightofinstagram
dumrul yazmıştır diye düşünüyordum ama göremedim. erkan baş'ın başını çektiği girişim anladığım kadarıyla. tip, sol parti (eski adıyla ödp) hdp ve emep ekseninde görüşmeler sürüyor. millet ittifakının en büyük problemi hdp yüzünden karşı tarafa malzeme verip kararsız seçmene bunu anlatamamaktı. eğer sol ittifak kurulursa belki de tek faydası hdp'yi millet ittifakından ayırmak olacak. böylece cumhur'un en çok kullandığı koz boşa çıkacak.

gelelim bu ittifak gerçekten iyi mi olur sorusuna. evet sol bir ittifaka ihtiyaç kesinlikle var ama bugün bunu yapmak cumhur'un işine gelebilir. bölünen muhalefet her zaman akp'nin işine gelir. gerçi buna tam anlamıyla bölünme diyemeyiz aslında. nasıl tavır alınacağına bağlı. önemli konularda çatlaklar olmazsa gelecek ve deva'nın doğal üyesi olduğu millet ittifakiyla birlikte akp'ye son verilir. eğer burada, amaç, söylem ve pratik herkes ile muhalefet yapmayı sürdürüp sadece sol bir seçenek oluşturmaksa kesinlikle olmalı ama millet ittifakını bölüp akp'nin ekmeğine yağ sürmek olursa hiç olmasın.

tkp'ye de demişler siz de gelin diye ama tabi tkp bir kere olsun beni şaşırtsa dişimi kıracağım. adamlar ısrarla hiçbir şey yapmamakta direniyor adeta! chp'nin komünist versiyonu. zamanında erkan baş'a partiyi böldü diye kızmıştım ama anlıyorum şimdi. kısacası vatana millete hayırlı olsun, chp'nin eser miktarda soluna mahkûm olmamak güzel olacaktır.
dumrul dumrul
adım anılmasa hayatta yazacağım yoktu ama kısa bir yorum yapayım.

chp - iyi parti ittifakının kendini hdp'den ayırma yönünde gösterdiği gayretin akp - mhp tabanında en ufak bir karşılığı yok ve olmayacak. hdp üçüncü bir ittifak kursa da olmayacak. üçüncü bir cumhurbaşkanı adayı çıkarsa da olmayacak. insanlar ortalama türk seçmeninin rasyonel şekilde hareket ettiğine inanıyorlar. oysa yüzde 2 - 3'lük bir kitle dışında rasyonel hareket edebilen hatta böyle bir derdi olan bir tek seçmen bile yoktur.

herkesin ne diye bağırdığının da bir önemi yok. türk siyasetinde her an her şey mümkündür. hemen yarın akp ile hdp ittifakının ilan edildiğini hayal edelim. bugün akp'nin çekirdek kitlesi bütünüyle bıji aşıti diye bağırmaya başlar, hdp'nin kemik kitlesi de bu ittifakın arkasında durur. sadece hdp'nin 12 - 13 puanlık oy potansiyelinden 2 puanlık "emanet" oylar hdp'den kaçar. bu 2 puan dediğim de büyük ölçüde chp'ye yakındır geri kalanı da sol parti, tip, emep kitlesidir. yani fiiliyatta zaten bu "sol cephe" hdp bünyesinde kurulmuş durumdadır. bunun etki düzeyini de geçmişte ödp, emep ve hadi diyelim ki tkp'nin toplam oylarıyla ölçeriz. tip sanki arkasında rüzgar varmış gibi davranıyor ama biz bu rüzgarları daha önce değişik vesilelerle gördük.

emep'in tarihindeki maksimum oyu 51.000
ödp'nin tarihindeki maksimum oyu 248.000
sip - tkp'nin tarihindeki maksimum oyu 79.000

sip - tkp diyorum çünkü tip sonuçta bundan bölünen ve onun tabanını paylaşan bir parti. ben de bunlara hadi ciddi bir kıyak geçsem bu üç partinin maksimum oy potansiyeli 400.000 olsun. türkiye'deki seçmen sayısı 60 milyon üzeri. üç partinin maksimum oy oranı 0,66 olabilir.

son yıllarda sol parti, tkp ve tip kitlesinin tipoloji olarak chp kitlesinin "sol" kanadından da bir farkı kalmadı. dediğim gibi türk seçmen güruhunun rasyonalite ile bir alakası yok. bir takım ezberleri var sadece.

türkiye'de parti olarak kendi tabanına en hakim parti hdp'dir. bunu da hdp öncesindeki kürt partilerinin seçimlere bağımsız olarak katıldığı dönemlerden biliyoruz. tek tek bağımsız adayların kaç oya ihtiyacı varsa seçmenlerini buna göre yönlendirip meclise 30 küsur bağımsız milletvekili sokabilmek gibi acayip bir şey yapabilmiş adamlar bunlar. olayın acayipliği şuydu: mesela diyarbakır'daki oy pusulasında 6 tane adayları var. hangi seçmenlerinin hangi adaya oy vereceğini belirleyecek kadar örgütlü bir yapı bu. bu nedenle hdp seçmeninin oy davranışı hakkında çok yüksek volümle konuşamam. ancak mevzu mesela akp ile chp'nin başbaşa geldiği bir ortama evrilecek olursa özellikle sol parti kitlesini bu ittifak da tutamaz. bunlar gider chp'ye oyu basar. hdp'nin artık baraj sorunu olmadığına ikna olmuş olan 1,5 puanlık chp orijinli grup da chp'ye basar. kısacası milletvekilliği seçiminde chp'nin oylarını bölme kapastesine sahip hiçbir parti olamaz. hdp'ye gelince en iyi durumda yüzde 0,66'lık ama gerçekçi olursak tahmini yüzde, 0,40'lık bir kitleyi sırtında taşıması için bir neden yok.

fakat bu ittifak yine de gerçekleşecektir. oy kaygısıyla ilgisi yok. hdp'nin genel muhalefet kitlesi içinde etki alanını genişletmek gibi bir derdi var. emep'i ve esp'yi yıllardır sırtında taşımasının sebebi bu. son seçimde tip'i de sırtına alma sebebi aynı. bir tarafta reel bir güç olan hdp var diğer tarafta seçmenlerini bırak kendi kadrolarına bile bir şey sunma yeteneği olmayan üç sözde partimsi. yoksa kim takar erkan baş'ı? erkan baş normalde meclisi rüyasında bile göremezdi. baraj yüzde 0,5'e çekilse tip o barajı tek başına yine geçemez. erkan baş seçime istanbul'da bağımsız girse alacağı oy 3 - 5 bini geçmez. solun en güçlü olduğu tunceli'de girse 100 tane oy alamaz.

bizim "sol" seçmen bile solda kimin kim olduğunu bilmediği için tunceli'de tkp'nin belediye aldığını zannediyor ama orada tkp 2014'te sözde ovacık'ı, 2019'da tunceli'yi almış göründüğü halde 2015 ve 2018 genel seçimlerinde tunceli'de aday çıkaramadı. 2011'de 118 oy aldı. fatih mehmet maçoğlu tunceli'de 40 yıllık geleneği olan maocuların adayıydı. oy da onların oyuydu. bilmeyince tkp bir şey zannediliyor. işte yine bilmeyince tip'in rüzgar yaratabileceği zannediliyor. tip oyu kimden alacak?

şimdi özetleyeyim. mevcut kutuplaşma ortamında tillahı gelse millet ittifakının oyunu bölemez. ama deva ve gelecek partileri akp'nin, iyi parti de mhp'nin oyunu rahatça bölebildi. burada tek tek partileri andığım için elbette milletvekili seçimlerinden söz ediyorum. bu seçimlerde chp + iyi parti'nin meclis çoğunluğunu ele geçirme ihtimali hiç de az değil.

cumhurbaşkanlığı seçiminde ise yüzde 50 mevzuu yüzünden işler değişiyor. hdp cumhurbaşkanı adayı gösterecek olursa onun adayı yüzde 9 - 10 oy alır. bu durumda seçim kesinlikle 2. tura kalır. seçim 2. tura kalırsa her iki ittifak da ske ske hdp tabanını memnun etmek için birbirleriyle yarışmak zorunda kalırlar. hdp boykot kararı alırsa tabanı ne kadar örgütlü olursa olsun millet ittifakına birkaç puan kaybeder. sandığa gitmeyen seçmen yüzde hesaplamalarına dahil edilmeyeceği için iki ittifaktan hangisi öndeyse o kazanır. hesap basit. iki adaydan önde olan yüzde 50'yi geçmiş olur. yani hdp'den gelecek 2 puan, deva, gelecek, saadet vs'yi de kattığımızda millet ittifakı seçimi net şekilde alır. diğer durumda yani hdp'nin boykot demediği durumda erdoğan'ın tek şansı hdp'nin açıkça ilan etmeden akp'yi desteklemesidir. hdp aday göstermez ama seçmenlerini "sözde" serbest bırakır. hdp tabanına dair söylediğim şeyi aklınızda tutun. hdp kendi seçmenlerinin yüzde 80'ine birebir ulaşıp yönlendirebilen bir parti. böyle bir senaryoda en az 8 puanı alttan alta kime yönlendirmeyi isterse ona yönlendirebilir. bunu da beleşe yapmazlar. kimsenin kara gözü kara kaşı için yapmazlar. çok sağlam tavizler kopararak yaparlar.

şimdi neyi anladık?

1- hdp kapatılıp boykota zorlanırsa erdoğan seçimi mutlak olarak kaybeder.

2- hdp ile ittifak görünümü vermek her iki tarafa da oy kaybettirebilir ama hdp karşıtlığı üzerinden siyaset yapmak ilk ya da ikinci turda taraflardan en azından birinin hdp'ye çok ağır tavizler vermesiyle sonuçlanır. hdp aday göstermeksizin alttan alta kimi desteklerse seçimi o kazanır.

3- hdp aday gösterirse 2. maddedeki durum 2. turda yaşanır. hdp ilk turda aday gösterirse 2. turda millet ittifakı ile pazarlık yapmadan boykot tutumunu kesinlikle seçmez. çünkü hdp'nin boykotu kesin şekilde millet ittifakının kazanmasıyla sonuçlanır. arka planda çok ciddi bir pazarlık olursa ve hdp'ye dilediği tavizler verilirse tabii hdp boykot diyebilir. ancak ortada dolmabahçe mutabakatı gibi bir örnek varken bu pazarlıklarda kendini güvenceye alacak bir yol bulmaya çalışır.

sonuç olarak hdp bu seçimde daha önce hiç olmadığı kadar kilit bir rolde olacak. tip, sol parti ve emep'in varlığı ve yokluğu hdp için (seçim özelinde) hiçbir şey ifade etmiyor. bu üç parti ise tek başına birer hiç olduğu için hdp'nin kuyruğuna takılmak zorunda.

tkp ise ilkeli milkeli olduğu için değil, hdp listesinden taş çatlasın 2 milletvekili çıkarabilmek için kuyruğu indirmelerinin bir mantığı yok. tkp'nin bu ittifakta yer almasının tkp dahil kimseye faydası yok, yer almamasının da kimseye zararı olmaz. tkp dediğin şeyin oyu kaç? cumhurbaşkanı adayı mı gösterecek? onun hikayeden boykotlarına kendi tabanının ne kadar uyup uymadığını da biliyoruz.

kimse kimsenin dediğine kafadan inanmak zorunda değil. herkesin iyi kötü kendi aklı var. oturup oy oranlarının altından girin üstünden çıkın kendi değerlendirmenizi yapın. ben bu değerlendirmeleri hobi olsun diye yapıyorum çünkü hayatım boyunca oy kullanmadım bundan sonra da babamın oğlu cumhurbaşkanı adayı olsa sikseler yine oy kullanmam. size verilen gazların arkasında herkesin herkesle ne acayip pazarlıklar çevirdiğini algılayabilseniz siz de oy kullanmazdınız.

tabii ki tercih sizin. işin sonunda kim kazanırsa kazansın siz incinirsiniz. yine de siz bilirsiniz.
anabacı vokke anabacı vokke
faydasının hdp'yi millet ittifakından çekip, millet ittifakını terörist yaftasından kurtarması olacağı söyleniyorsa çok komik, şakaysa hiç komik değil... bakın kemal okuyan'ın size en azından şunu öğretmiş olması gerekir, elalem ne diyecek korkusuyla siyaset yapılmaz. siz kendi doğrultunuzu belirlersiniz ilk önce... sonra başkası ne derse desin, sizin doğrultunuz doğruysa bir önemi yoktur. kemal okuyan'ın sorunu doğrultusunun dikine gitmesi değil doğrultusunun doğru olmamasıdır. kemal okuyan'ın taraftarlarına siyasete dair öğrettiği onca yanlış şeyin arasında yegane doğrusu pek başkasının ne diyeceğine kulak asmamaktır. hoş, bunu hep soldan gelen eleştiriler sözkonusu olunca yapar ve bu da taraftarlarının kemalizmle kurduğu konforlu ilişkide işlerine gelir. orası ayrı konu... ama oranın rahle-i tedrisinden geçmiş adama da bunu sorarım, hiçbir şey öğrenemediysen bunu da mı öğrenemedin diye...

sonra bu ittifakın hdp'yi millet ittifakından kopartacağı iddia ediliyor ki buna kargalar bile güler. bu ittifakın eti ne budu ne ki hdp'yi bir yerlere çekiyor? ama aksine hdp'nin bu ittifakı chp'den çekip alması mümkün...

aslında mustafa yalçıner 2-3 sene önce formüle etmişti "önce sosyalistler bir kendi içlerinde birleşsin bir ağırlığı olsun sonra chp'yle konuşulur" diye... adam açık açık, lafı dolandırmadan gönüllerinde yatan aslanın chp olduğunu söylemişti. ama ne hikmetse bunun adı üçüncü cephe oluyor... yani ü.çüncü cephe denen şeyin aslında chp'nin sol kanadından başka bir işlevi yok ki hdp'yi chp'den kopartsın? kaldı ki hdp ile ittifak yapmayı doğru bulduğun halde elalem ne der korkusuyla açıklayamıyorsan siyaset de yapamazsın.

aslında kulis bilgileri alabileceğim insanlar vardı. tkp ile emep arasında bir flörtün olduğu aylar öncesinden aşikardı. bir mesaj yazıp sormaya üşenmiştim açıkçası... ancak benim dışarıdan gözlemlediğim şey sürecin medyaya yansıyandan çok daha farklı bir şekilde geliştiği. süreci en başından alalım...

her biri 29 ekim, 19 mayıs falan kutlayan 5-6 tane siyaset var ülkede... tip, tkp, htkp, sol parti, emep falan diye gidiyorlar. geçmişteki bütün o çin-sovyet eksenleri falan da dağılmış durumda. geçmişte birbirlerine kurşun sıkmalarına rağmen bugün emep de tkp'liler de sovyetler birliği konusunda harfiyen aynı şeyleri söylüyor. sol parti desen tartışma sürecinde ortaya attıkları ve kendilerine ayraç olarak seçtikleri yeni sol, özgürlükçü sosyalizm gibi yeni kimlikleri artık ağzına bile almıyor. yani aslında bugün hepsinin birleşmesinin önünde hiçbir engel yok. hatta kendilerini feshedip chp'ye katılmalarının önünde de bir engel yok. bunlar hep çeşitli gündemler vesilesiyle bir araya gelip konuşuyorlar, genelde hep birlikte iş yapıyorlar. ama bir türlü cephe bile kuramıyorlar. hep ayrı örgütlerde durmanın bir gerekçesini bulmayı da başarabiliyorlar. hepiniz sonunda chp'nin sol stepnesisiniz işte. aynılar aynı yere toplanmalı... ama toplanmıyorlar. sahi neden toplanmıyorlar? çünkü hepsi de küçük esnaf zihniyetinde dünya markası da ondan...

bu introyu hangi kaygan zemin üstünde dansettiklerini anlatmak için verdim. benim dışarıdan gördüğüm kadarıyla işler şöyle gelişti, tip'in ahmet şık ve serra kadıgıl'le birlikte yaptığı atak ve hdp ile mesafesini yeniden açması diğer "dostlarında"-ya da düşman kardeşlerinde- bir telaş yarattı. tip, örgütsel olarak hepsinden daha darmaduman olmasına rağmen mecliste görünürlüğü ve "kim olursan ol gel" tarzı örgütlenmeye geçişiyle birlikte hepsinin yıllardır oynadığı kitlenin tek çekim merkezi oldu. hatta sadece bu kitleyi değil kendi insanlarını bile tip'e çekmeye başladı. işte o zaman başladı bu tkp, emep ve sol parti arasındaki sol cephe girişimleri, eylem birlikleri falan... ortadaki samimiyetsizliği görüyorsunuz değil mi? eğer tip'in yaptığı işe inanıyorsanız kitlenizle beraber onlara katılırsınız. yok eğer tip türkiye'nin kurtuluşunu mecliste ve menşevik kitle partilerinde görüyorsa "bizimle aynı şeyi yapmaya çalışan başka menşevikler de var" diye onları da katar kitle partisine.. ama yok, samimi değiller. hepsinin temelde iki amacı var: 1- devletin kendilerine fazla dokunmayacağı bir düzeniçi solculuk 2- bunu yaparken de chp içinde güzel yerlere gelebilmek. mümkünse vekillik kopartabilmek. tip'le beraber hdp de eklendi listeye... ama tabi hdp birinci madde açısından her zaman daha tehlikeli bir yer. yoksa hdp her zaman sosyalistlere güçlerinin çok ötesinde temsil olanağı veriyordu mecliste ama bu baylarımız cesaret edemiyordu...

ha inanmasalar da aynı şeyi yaptıkları için bu gene de birleşmelerine engel değil. ama ilk iki maddedeki korkaklık ve samimiyetsizliğe her birinin aşırı hırsları ve kendisini dünyanın merkezinde sanmaalrı eklenince o bile mümkün olmuyor. babam "seçim yaklaştıkça mecburen birleşirler" demişti. ben "yok baba sen bunların dükkancılığını bilmiyorsun. akla hayale sığacak gibi değil" demiştim.

nitekim seçim sathı mailine girildiğinde hepsi 2-3 ay önce yayın organlarında bahsettikleri "üçüncü cephe" için "yok öyle bir şey" demiş. sol parti'nin hdp ile ittifaka dahil olduğu, sonra kendilerinin katılacağı gibi gerçeküstü bir iddiaya mı "hayal mahsülü" dediler yoksa komple ittifaka mı anlamamakla beraber hala elle tutulur bir sonuç çıkartamadıkları açık. hakikaten seçim arkadaşları birleştirebilecek olsa en azından bir platform kurulmuş olurdu şimdiye kadar... maalesef yanılmıyorum. bu arada haberi ortaya atan cumhuriyet muhabirinin kaynakları da fena halde yanlış. çünkü sol parti hdp ile beraber herhangi bir seçim ittifakına dahil olmaz. önce başkaları olur, sonra onların aracılığıyla sol parti de katılır ittifaka... hiç kimseye sormadan haberin en azından bu kısmının hayal ürünü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
kirke halanız kirke halanız
herhangi bir konuda maalesef hiçbir belirleyiciliği olmayacak ittifaktır. ben içten içe isterdim olsun aslında ama şu "bağımsız sol ittifakı engellemek için üzerimize oynanan oyunlar" tatavasını gördükçe diyorum ki ne haliniz varsa görün. ortada kasıtlı bir çarpıtma var mı, muhtemeldir ama yani herkes çıktı açıklamasını yaptı. bunu uzattıkça uzatmak filan, boş işler.
anabacı vokke anabacı vokke
nam-ı diğer politbüro kemal sonunda konuşmuş...

www.gazeteduvar.com.tr

mao'nun bir lafı vardır "sağcılarla konuşmayı seviyorum. gerçekten ne düşündüklerini söylüyorlar. ama solcular öyle değil, bir şeyi diyorlar başka bir şeyi kastediyorlar" diye... kemal okuyan bunun nirvanasıdır. üçüncü cephe, sol ittifak iyi güzel... ama kemalizmle bu kadar içiçe geçmişken mümkün mü sizce? iki elham beş gülsüm okur gibi günde beş vakit "yaşasın sosyalizm" demek düzenden kopmaya yetiyor mu sizce? her şey oy değil eyvallah da eylemlilik dörtlü kortej kurup yürümeyi aşınca siz de gayet düzeniçi değil misiniz?

birileri bu niyetle bunları destekleyebilir ama buradan sosyalist siyaset çıkmaz. chp'nin az solu bir şey çıkar. moral üstünlük demiş, sol türkiye'de vicdandır demiş. ama kendileri o vicdanı 19 aralık'ta "devrimci demokrasi tasfiye olmuştur bundan sonra görev sosyalistlerindir" dediği gün kaybetmişlerdi. düzen muhalefetini de eleştirmeye hakları yok, zira kendilerinin de "düşmanın ekmeğine yağ sürmeyelim" diye yan çizdikleri birçok eylem var... o efsane cümleye hala çok gülerim: "iyi de yoldaş anti faşist mücadele bize ne kazandırır ki"... bunu diyen adamlar şimdi etiko politik üstünlükten bahsediyor, düzen muhalefetine "böyle bir muhalefet biçimi yok" diyor. güler misin ağlar mısın?

bağımsız sınıf siyaseti demiş, hdp ile ittifak olmaz diye çıkmış. ama biz kemal beyin aslında ne demek istediğini açık seçik söyleyelim. bu cephe tip'e karşı kurulmuştur. o yüzden kendilerinin dışarıdan dahil olacağı bir hdp ittifakı gayet rasyonel olmakla beraber tip'le aynı konumda kalacakları için kendi siyasi bekaları için hayırlı olmayacaktır. tip'e karşı birlikte ama yanyana da ayakta kalabilirlerdi. görünüşe göre daha garantili bir yol seçmişler, alanlarını net bir şekilde ayırıp cepheden karşıt olarak ayakta kalmayı seçmişler... iyi bakalım, sonuçlarını hep beraber göreceğiz.

bu arada bence de şu ekonomik kriz koşullarında antikapitalist bir sol bloka ihtiyaç var. ancak bu blok kapitalizmin antisi olmalıdır, kürt halkının düzen içindeki kazanımlarının değil.... kemal okuyan daha baştan niyetini açık seçik belli etmiş. kaldı ki zaten kemalizmin çamuruna neredeyse chp kadar batmış durumdalar. bu ideolojik konumlanıştan da antikapitalizm çıkmaz.

düşeceğim 3 tane dipnot var...

1- eğer hattı belirleyen kemal okuyan ve tkp olacaksa-ki öyle olacağını düşünüyorum- emep'te sıkıntılara gebe... emep'in bu kadar açık bir sosyal şoven konumlanışa geçebilmesi için hala atması gereken safralar var. bu baya sancılı olacak, gazeteye yazı yazdıracak adam bile bulamayabilirler. dersim örgütleri ise komple ayrılır. dersim yoksa bir mahalle muhtarlığı bile kazanabilir misin ey hazreti endi?

2- kemal'e kızmıyorum. ortada bir bhh faciası ve faciadan sonraki ödp/sol parti'nin durumu varken hala onun ipiyle kuyuya inenlere kızıyorum. adam önce yıllarca ödp'nin tabanını tırtıkladı, ortak aday süreçlerinde ödp'ye söz söyleyemez hale getirdi. sonra haziran toplantılarını istediği gibi manüple etti. en sonunda da kitlenin büyük çoğunluğunu da alarak bhh'den çekildi. o günden beri de ödp'nin iki yakası bir araya gelmiyor... eğer emep zamanında bir manevrayla sıyıramazsa aynı akıbeti yaşayacak.

3- bhh'yi hatırlamakta fayda var. bhh de görünürde devrim ve sosyalizm diyerek ama aslında sol-kemalizmi örgütleyerek çıkmıştı. işin aslı 2010'da da kurulabilirdi, 2012'de de hatta 2013'te de... ama nedense 2014 temmuz'unda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde selahattin demirtaş yüzde 10 oy aldı, arkadaşlar hemen kolları sıvayıp 2014 kışında birleşti! ne tesadüf... çünkü chp'nin sol'undan da oy almaya başlayan bir hdp kendi siyasi varlık gerekçelerini de yok edecekti. o yüzden bhh bu örgütlerin hdp rüzhgarına karşı ayakta kalma çabası olarak kuruldu. anti hdp'den başka bir siyasetleri olmadığı için 1 sene geçmeden paramparça oldu... şimdi de tip rüzgarına karşı birleşiyorsunuz. ve birleştiklerinizin çapı durmadan küçülüyor farkında mısınız? siz de küçülüyorsunuz çünkü...