40 yaş

yürüyen adam yürüyen adam
çok yakın bir arkadaşım 40 yaşında ve 40'ta insanın kendinle tamamen barıştığını, içinde önceden suçladığı şeyleri artık suçlamadığını, affedebildiğini ve tamamen içine dönüp mutluluğu gerçek anlamda yakaladığını söylemişti. dün tanışıp bugün bir şeyler içmeye çıktığım hatun da 40 yaşındaymış o da aynı şeylerden bahsetti. ben henüz 33'üm sanırım haklılar çünkü ben de 25 kafası gibi değilim 33 kafasıyım eskiye oranla daha durgun daha sakinim. kalan ufak tefek şeyler 40'a kadar biter diye düşünüyorum.
sana söyleyeceklerim var sana söyleyeceklerim var
35. yaşımda bir giri yazmıştım. üzerinden 5 sene geçmiş! tam koca 5 sene. dönüp bakıyorum, en fazla 2-3 sene gibi geliyor. zaman daha da hızlı mı akıyor ne yaş ilerledikçe?
koca 40 yıl. bana sorsalar; hala gidip sokakta ip atlayacak, lastik oynayacak küçük bir kız çocuğu ruhumun yarısı. pek çok sorumluluk, nefes aldırmayan zorluklar ve mücadele. evet, son çeyreği tam olarak böyle geçti benim için. arada "ölsem daha iyi sanki." demişliğim bile var. her şeye rağmen hep karanlık değil hayat. bazen bitmeyecek gibi, gece gibi çökse de üzerine sıkıntılar, ara ara göz kırpan ışıklı günleri de yakalamak var.
bu sabah gecemi kabusa çeviren ciddi bir migren atağından yeni doğmuş bebek gibi uyandım. doğum günümde bunun bir işaret olduğunu anladığımı da ikrar ettim kendi kendime. üzüldüğüm ne varsa hepsinin boş ve geçici olduğunu düşünerek sağlık diledim kendim için.
oğlumla pasta keseceğiz birazdan. benim en büyük, en güzel, en değerli parçamla 40'lara adım atmak da nasip oldu ne mutlu ki bana. mumları üflerken dileyeceğim şey, son 12 senedir hiç değişmiyor: oğlumu kucaklayarak sağlıkla geçireceğim bir yaş daha diliyorum tanrım! ve hayatıma dokunan herkese öğrettikleri, kattıkları, aldıkları her şey için teşekkür ediyorum...