80 lerde yaşamış olsaydık

türkiye italyanları türkiye italyanları
sobalı evde akşam babalarımızın eve gelmesini beklerken sokakta oynardık.

üniversiteye gidip meslek sahibi olup bu fakir dünyamızı değiştirmek isterdik.

sık sık dedelerimizden yatmadan hikayeler dinlerdik.

şehirli hayata entegre olmaya çalışırdık eğer sonradan buraya geldiysek .
acarabi acarabi
ben yaşadım.
bol bol askeri sıkıyönetimin yasaklamalarından balataları sıyırırdınız. hoş, sene olmuş 2021 şimdilerde de pek farkı kalmadı yasaklardan dolayı.
seanvictorydawn seanvictorydawn
yaşadik :

gene terör vardi, gene porno vardi, gene galatasaray-fenerbahçe-besiktas vardi, hadiseler hülya avsarlardi; miray danerler sibel canlardi; irem dericiler sibel turnagöllerdi.

gene bütün akrep kadinlari yalnizdi.

gene muhalefet demek yalaka demek; gene iktidar demek serefsiz demekti.... semra özallar ile mesut yilmazlar arasinda ve gene gitgeller vardi.

80lerin özlenecek bir halt yani yok. '90lar ya da '70ler gibi deĝiller.
dumrul dumrul
akp terör örgütünün her yeri işgal ettiği günleri daha geç görmüş olurdunuz ama muhtemelen bu işgalin son bulduğu günleri gördüğünüzde keyfini çıkaramayacak kadar da yaşlanmış olurdunuz.

en önemlisi bugünler, o günlerin devamıdır. imam hatipler, diyanet, topluma düzenli olarak dinin pompalanmış oluşu filan 12 eylül askeri faşist cuntasının sistematik politikalarıdır. mitinglerde kuran sallayan kenan evren isimli orospu çocuğunun ve amerikan tosunu turgut'un günleridir onlar. özlenecek bir tarafı yok ve ucunun bombok bir yere çıktığını da hep beraber yaşayarak gördük.

bugün 35 yaşında olanlar akp iktidara geldiğinde 15 yaşındalardı ve kimse 15 yaşındayken iktidarda kimin olduğunu, neci olduğunu filan anlamaz. dolayısıyla yolu yarılayanlar dahi akp'den başka bir iktidar görmediler. bu yüzden de geçmişi romantize eden masallardan etkileniyor olabilirsiniz. en iyisi o boktan geçmişi bırakıp bu dinci teröristlerin var olmadığı bir geleceğe odaklanın ve onu inşa etmek için çalışın.
neondental neondental
bir bilgisayar tuşu ile kapınıza gelen markaları ancak gurbetçilerin getirdigi kataloglardan bilirdiniz. bakkaldan alınan plastik topla diger mahallenin çocukları ile boş bir toprak alanda ki o zamanlar çokça mevcuttu gazozuna maç yapılır, sonu genelde kavga ile biterdi. endüstri üretiminde kalite kontrol kavramı olmadıgı için maçta çogu çocugun ayakkabısının dikişi patlar, sökülürdü, bu da eve gidince güzel bir dayaga karşılık geliyordu. misket oyununda iyi atış yapan yaşça büyük çocuklar aynen bilardo şampiyonu muamelesi görür, havasından geçilmezdi.