a clockwork orange

14 /
gözdepolarityuslu gözdepolarityuslu
kurgusu, oyuncuları, akıcılığı ve verdiği mesajlarla dört dörtlük olabilmiş bir stanley kübrick filmi denilmesinde hiçbir sakınca duyamıyorum. birey toplum, iyilik kötülük, norm dışı insanın aykırılığı, otomatikleştiren devlet, modern çağ ve kapitalist sistemin eleştirisi düşündürerek ve hayranlık uyandıracak bir estetikle konu olmuş, film bu kadar kaliteli ise acaba kitabı nasıldır diye düşündürtmeden etmedi.
2
verdena verdena
sadece kitabını okudum, o yüzden onu yorumlayacağım. kitap bir distopya örneğidir. yoldan çıkmış bir gençliğin üzerinden özgür iradeyi, insanın iyi veya kötü olmayı seçmesini konu alır. ama kitabın kendisi herhangi bir kanıya varmaz, sadece okuyucuyu düşündürür; özgür iradeyle seçilen kötülük mü yoksa baskı altında seçilen iyilik mi insancıl olan?
baş kahraman alex empatiden yoksun bir sosyopattır. çetesiyle beraber sokaklarda terör estirir. hırsızlık, adam dövme, tecavüz derken iş cinayete kadar gelir. gerçekten alex'in kitapta yaptıkları ve yaşadıkları şeylerden sonra 14-15 yaşlarında olduğuna inanmak güç benim için.

kitabın dili başta beni de rahatsız etmişti. dikizlemek, zumzuklamak, çakozlamak vb kelimeler uzaylı gibi duruyor kitapta. ama çevirmenin yapabileceği pek bir şey yoktu bu konuda sanırım çünkü anthony burgess bu kitap için "nadsat" adında yeni bir argo ortaya çıkarmış. bu argonun da türkçede bir karşılığı yok.
failimeful failimeful
yazarın yeni bir dil oluşturma çabasının ,kitabın türkçeye tercumesinde ciddi sorunlar yaratan kitap.orijinal dilinde daha başarılı olduğunu düşünüyorum.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
kitabı filminden çok daha iyi olan anthony burgess şaheseri. rolleri, karakterleri, oyuncuları ve sahneleri kitap sayesinde bir yönetmen edasıyla kendi kafamızda canlandırabildiğimizden midir bilmem kitaptan uyarlama filmler bana hazırlanmış bir fikrin önüne konulması gibi gelir. bu yüzden kitaplar her zaman çok daha başarılıdır gözümde.

toplum düzeni/şiddeti olgusunun çok iyi irdelendiği bir kitaptır clockwork orange. işçi sınıfından olan ama iş gücünde olmayan yaşlı emektar yığınların sokaktaki terkedilmiş ayyaş potasında irdenmiş olması, kadının toplum düzenindeki vasfının tecavüz ve çokça ikincil planda işlenen penis imgelemesi ile anlatıldığı, işsiz, işçi sınıfı bünyesinde ama çok da güzel amme hizmeti yapacak olan emir kulu karakterli insanların bu toplum düzeninde hangi görevde(polislik) bulundurulacağı, baş karakter alex'in üzerinden toplum düzeni önderliğinin, gördüğü tedavi ile de üretilmiş/kodlanmış düzen insanı olmanın işlendiği bir kitaptır. iyisi mi konu ve kitaptaki süreçlere girmeden konuyu bırakayım; merak eden okusun.
acid rain acid rain
is bankasi yayinlarindan olan cevirisi, gercekten sikici ve yavan olan kitap. yarisini zor okuyup biraktim. 1 yil sonra sans eseri ingilizce orijinal metnini buldum ve yeniden okudum. ceviri ile orijinal metinler, hicbir zaman birbirini tamamlamiuor. imkaniniz varsa orijinalini okuyun.
schizoid schizoid
yetişkinlerin savaştığı, bombalar attığı, birbirini kesip doğradığı, acımasızlığın kol gezdiği bir dünyada gençlerin yurtsever, dine bağlı, uslu terbiyeli olmaları söz konusu değildir...
anthony burgess eseridir.türkçe'ye otomatik portakal ismi ile çevrilmiştir.1971 yılında stanley kubrick tarafından filmi çekilmiştir.
alexandr petroviç goryançikov alexandr petroviç goryançikov
iş bankası yayınlarından dost körpe'nin çevirisini okuduğum anthony burgess kitabı. kitap baştan sona getto jargonu ile yazılmış. çeviri iyi olursa şaheser oalcak yoksa ağızda ekşi bir tat bırakacak, belli. dost körpe'nin çevirisi ekşi bir tat bırakıyor. bu çeviride bir plaza çocuğuna al bu ağır mahalle jargonu taşıyan eseri çevir demişler, o da netten "türkiye mahalle jargonu" diye tarama yaparak garip bir çeviri yapmış. bu çeviriyi beğenenler yine arka sokak görmemiş okurlar veya arka sokakta yaşayıp o terbiyesizliklerden odasından çıkarılmayarak uzak tuutlmuş kadınlardır. bizim alt tabakadan yetişmiş bir çevirmenimiz bu eseri çevriseydi eminim arada dağlar kadar fark olacaktı. ya çeviri ancak bu kadar eğrelti durabilirdi.

üşenmedim yazarın biyografisine göz gezdirdim, nişantaşı anadolu lisesi ve boğaziçi üniversitesi'ni görünce "haa" dedim.

www.biyografya.com

aslında iyi bir çevirmen belli, ama işte bu kadar ağır küfür içeren kitap olunca afallamış. normal bir kitap olsaymış çevireceği asla sırıtmazmış.

(bkz: küfür burjuvazinin ağzında lağım çukurudur, işçi sınıfının ağzında açan çiçektir)
kendini ahmet sanan süleyman kendini ahmet sanan süleyman




stanley kubrick (1928–1999), 1971 yılında otomatik portakal romanının sinema uyarlamasını yapmıştır. film x rating almış ve bir eleştiri fırtınasına yol açmıştır. bir kült haline gelse de burgess kitabın sonunun filmden çıkarıldığını, bunun sondaki anlamı tamamen değiştirdiğini söyleyecektir.

roman adını bir cockney argosu deyiminden almaktadır: "as queer as a clockwork orange" (otomatik portakal kadar garip). burgess bunun mekanik güçler tarafından yeniden düzenlenen yaşayan bir organizma için en uygun betimleme olduğunu düşünmüştür.

"otomatik portakal" burgess'in bir röportajında belirttiği gibi çok rahatsız edici bir romandır. kendisi de, "onu oluşturan bu şeylere tahammül edebilmek için yazarken sürekli sarhoş oluyordum" demiştir.

burgess kitabın en iyi eseri olmadığını düşünüyordu. daima bu eserle hatırlanacak olması düşüncesinden hiç de mutlu değildi.
kendini ahmet sanan süleyman kendini ahmet sanan süleyman
kitabın içerisinde geçen klasik müzikler ve diğer eserler için, şöyle alalım.

(bkz: screeching weasel you blister my paint)
(bkz: johny zhivago only every other day)
(bkz: geoffrey plautus violin concierto)
(bkz: mozart jupiter)
(bkz: bach brandenburg concierto)
(bkz: claudius birdman string quartet)
(bkz: beethoven 9 senfoni)
(bkz: bach wachet auf chorale prelude)
(bkz: beethoven 5 senfoni)
(bkz: mozart prague)
(bkz: otto skadelig 3 senfoni)
(bkz: ned achimota that day yeah that day)
purge me purge me
burada alex"e daha sonradan şiddet gösteren ve polis (otorite) olmayı seçen kankaları, yarrak gibi insanlığın da özeti bana göre. çok karışık kafam, anlatsam saçma sapan bişi olur ama özetle, "insanlara değmez vurucan kırbacı vurucan kırbacı" görüşüne yaklaştım zamanla. pişman olmayacaksın bile. gördüğün anda kör topal dinlemeden dövcen amk. insan iyilikten almaz. iyi de olsan, kötü de olsan sırtından vurur. bari aciz bulduğumuzu sikelim, içimizde kalmasın. amkun insanları.
14 /