a shakespearean atheist

a shakespearean atheist a shakespearean atheist
ateizmin izlerini 16. yüzyılın sonunda ve 17. yüzyılın başında ingiltere'deki edebiyat ve tiyatro eserlerinde süren "how to be a shakespearean atheist" başlıklı konferanstan esinlenilen kullanıcı adı. aslında söz konusu konferans, gresham college'da ilahiyat profesörü olan alec ryrie'nin "ateizmin kökenleri" adlı 6 bölümlük ders dizisinin 3. bölümüdür.

www.gresham.ac.uk
bazı açıklayıcı eklerle birlikte ryrie'nin shakespeare hakkında söyledikleri:

"shakespeare'in dini inancı hakkında kesin bir bilgimiz yok ve bu açıdan söylememiz gereken tek şey, ateist olmadığı, en azından kelimenin hiçbir açık ya da örtülü anlamında öyle olmadığıdır.

bununla birlikte, çarpıcıdır ki, günümüze ulaşan hiçbir eserinin hiçbir yerinde ateist sözcüğünü ya da bu anlama gelebilecek sözcüklerden hiçbirini kullanmadı. kâfir sözcüğünü, hristiyanlık dışındaki dinlerden birine mensup kimse anlamında kullandı. ateist kelimesinin o dönem çok yaygın olarak kullanıldığı, ona edebi açıdan önemli bir anlam yüklendiği ve yazarın da kelime dağarcığının çok zengin olmasıyla tanındığı göz önüne alındığında; bu sessizlik, dönemin diğer yazarlarının aksine, bilinçli olarak bu konudan kaçındığını gösteriyor.

ancak bu kelimeyi bir kenara atmış olsa da yine de karakterlerinin ağzından şok edici ateistçe düşünceler dillendirebiliyordu.

macbeth'in ünlü nihilist inancına göre insan hayatı:

"ömür bir yürür gölge;
zavallı bir kukla ki sahnede
salınıp çırpınarak vaktini dolduruyor,
sonra bir daha adı duyulmuyor.
bir aptalın anlattığı bir masal bu;
sırf gürültü, patırtı. bir anlama geldiği de yok."

measure for measure'da, claudio, ölüm ihtimaline karşı ümitsizliğe kapıldığında, hayatını kurtarmak için [vali angelo ile] fuhuş yapması için kız kardeşine yalvarıyor:

"ya ölmek, bir bilinmeyene gitmek,
soğuk bir ceset olup kara toprakta yatmak ve çürümek?
o duyarlı sıcak hareket donar, bir çamur haline gelir...
... dehşet verici!"

içlerinde en net olan, titus andronicus'taki kötü adam aaron:

oyunun sonunda oğluyla birlikte esir düştüklerinde, oğlunun canını bağışlayacaklarına dair bir yemin etmeleri halinde bildiği her şeyi anlatacağını söyler. kendisine, "kimin adına edelim, yemini? inanmazsın ki sen hiçbir tanrıya. böyle olunca durum, yemine nasıl inanırsın?" dendiğinde onların dindarlıklarıyla alay ederek cevap verir: "inanmazsam inanmam. evet, inanmam ben hiçbir tanrıya. ama bilirim ki, kendi seçtiği oyuncağı tanrı sayan budalalar, o tanrı adına verdikleri yemini tutarlar." ölüme giderken de düşmanlarını kışkırtmaya devam eder: "şeytanlar gerçek olsaydı, ben de bir şeytan olurdum. sinek avlarmışçasına, binlerce kötülük yaptım." yine de, tedirgin edici bir şekilde, seyirci meydan okurcasına gerçekleşen bu ölümün bir taktik olduğunu biliyor. aaron, kendini kurban ederek evlilik dışı bir ilişkiden doğan oğlunun hayatını kurtarmayı umuyor.

sahnedeki tüm bu ateist karakterler kötü adamlar ve kesinlikle hiçbiri yazar adına konuşmuyor. yine de shakespeare ateistlere ses vererek, dramatik eserlerinde hiçbir yerde yapmadığı bir şeyi yapar, sahneye ciddi ve ruhsal olarak canlı bir dinsellik getirir.

büyük edebiyat eleştirmeni george santayana'nın dediği gibi, bazı dünya dışı uygarlıklar veya gelecek çağın insanlığı, [örneğin, arkeolojik bir kazı gibi] bir şekilde shakespeare'in eserlerine ulaşsalardı: "onun bir dine mensup olduğunu kolay kolay anlayamazlardı".

santayana, shakespeare'in din konusundaki sessizliğinde dinsizce bir şey olduğu sonucuna vardı, bu aşırı bir yorum olabilir. ancak shakespeare'in sahnesinin şaşırtıcı derecede seküler bir alan olabileceği kesinlikle doğrudur.

shakespeare'in kral lear'ı; yaşlı kralın ve üç kızının hikayesini, [bir zamanlar fethullah gülen cemaatinin stv'sinde yayınlanan dizilerin senaryoları gibi] tanrı'nın iradesi tarafından yönetilen ve mutlu bir sonla biten ahlaki bir öykü olarak ela alan "the 1605 true chronicle history of king leir" adlı daha eski bir oyuna dayanıyor. shakespeare onunla işini bitirdiğinde ise artık, bırakın adaleti, tanrı'nın varlığına dair bile bir belirti olmayan bir dünyada kurgulanmış son derece kasvetli bir trajediydi.

oyunun dini bir bakış açısına en çok yaklaştığı yerde kör gloucester şöyle bir şey iddia eder:

"sinekler neyse yaramaz oğlanlara, biz de oyuz tanrılara,
öldürüyorlar bizi keyifleri için."

bu aşamada bulunacak herhangi bir anlam veya ahlak varsa, karakterler bunu kendileri bulmak zorunda kalacaklardı.

dolayısıyla ateistin popüler karikatürü tamamen yanlış değildi. özellikle de duygusal açıdan öfke, hınç, alaycılık ve küçümseme dolu olan ruh hali doğru ele alınmıştı. [17. yüzyıl başında ingiltere'deki diğer yazarlar] ben jonson'un havalı eğlenceliliği, walter raleigh'in iğneleyici şakacılığı, christopher marlowe'un ateşli öfkesi gibi değişik tonlarda inançsızlık mizaçları vardı.

ancak tüm bu duygular nedeniyle, dinci vaizlerin korktuğundan hem daha iyi hem daha kötü sonuçlar hayat buldu.

iyi olan yanı şu ki; bu öfkeli inançsızlık hala olgunlaşmamış gibi görünüyordu, daha çok şüphecilik gibiydi, mesele hristiyanlığın temel öğretilerine karşı doğrudan bir meydan okuma ve ciddi bir inkardan ziyade yeni seküler alanların ortaya çıkması meselesi gibiydi.

ama kötü olan yanı da şu ki; ateizm, ısrarla karikatürize edildiği gibi, ahlaki çöküşü gizleyen basit bir pelerin değildi. marlowe'un meydan okumasını ve hatta [1611'de cyril tourneur tarafından yazılan the atheist's tragedy adlı eserdeki zengin bir fransız asilzadesi olan sinsi, acımasız, makyavelist ateist karakter] d'amville'in düşmanca saygısızlığını cazip kılan şey, ahlaki bir üstünlükleri olmasıydı. shakespeare'in seküler etik vizyonu; ateizmin, örtülü veya açık olan, kendi ahlaki kodlarıyla ele alınmasının mümkün olduğunu, hatta bunun doğal olduğunu ileri sürüyordu.

dinci vaizler, ateistten hristiyan aleminin ahlaki örgütlenmesinde kendisine biçilen kötü adam rolüne sadık kalmasını istediler. oysa zaten bir ateistle ilgili en temel problemin de, kendisine söylenenleri yapmaması olduğunu bilmelilerdi."
üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
saçmalamak gibi olmasın ama galiba bu da zulfiquarr gibi bot hesap. zülfikar bot hesap gibi kuran'dan bir-iki ayet paylaşır her gün, kimseyi muhatap almaz, bu ateist şekspir denen eleman da her kimse, sadece evrenin yapısı diye bir kitaptan paragraf paylaşıyor sabahın beşi altısı gibi, hiç şaşmıyor.

bu haftasonu da yurtdışına kaçan sevan nişanyan denen bok kavanozunun youtube videosunu paylaştı duyurulardan. silindi sonra maşrapamın kalayı gibi. acap o olabilir mi, burayı keşfedip bize bi şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir...
4
üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
#18072600

yukarıda numarası verilmiş girideki güngören'in çifte kumrularının kim olduğunu bi öğrenelim önce di mi, işte esas kız:


ve esas oğlan:



arzum onan ve mehmet aslantuğ çifti dururken eli kanlı, polis katili ve karısını bırakıp kaçan teröristlerden love story çıkarmak niye şekspiriyen mağara adamı kardeş?
2