abdülhak şinasi hisar

sahra sahra
cumhuriyet dönemi romancılarından(1888-1963). çamlıcadaki eniştemiz en ünlü kitabıdır. galatasaray lisesinde okumuş,yüksek lisansını pariste yapmıştır.hayatında hiç evlenmedi. niçin evlenmediği sorulduğunda; "oğlum olsa komünist, kızım olsa saçını uzatıp film yıldızı olur; evlenmek mi? allah korusun!" demiştir.meyveyi hiç bir şekilde yemeyen, insanların mikrobu meyveden kaptığını düşünen bir şahsiyettir.

fehim bey ve biz, çamlıca'daki eniştemiz, ali nizami bey'in alafrangalığı ve şeyhliği adlı romanları yanında, boğaziçi mehtapları, boğaziçi yalıları, geçmiş zaman köşkleri gibi hatıra, deneme, şiir türünden eserler de vermiştir. istanbul ve pierre loti ile yahya kemal'e veda diğer eserlerindendir. ahmet haşim'le ilgili olarak; ahmet haşim, şiiri ve hayatı adlı eseri yazmıştır.

"asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan ileri gelir." gibi düşündüren de bir lafı vardır.
kaynak: www.biyografi.net
seyrengiz seyrengiz
bir geçmiş zaman yazarı. hiç evlenmemiştir. temizlik hastasıdır. çocukluğunda halasının evinde gördüğü kokuşmul meyveden dolayı ömrü boyunca meyve yememiştir. istanbul'u onun üzerine iyi anlatan biri yoktur kanımca.
neondental neondental
özellikle kişiligi ve döneminin konjüktörel yazın algısına göre oldukça farklı eserleri nedeni ile asaf halet çelebi ile özdeştigini düşündügüm yazar. aynen asaf halet çelebinin şiiri gibi asırlar öncesinin misitizmi ile yakın gelecekteki ikinci yeninin habercisi sayılabilecek eserleri gibidir yazın biçemi. klasik zaman mekan algısı dışına çıkan üslubu ruhsal çözümlemeleri ile yitip giden eski istanbul karakterleri okurda yitip giden william archibal faulknerin güneyli karakterlerini çagrıştırır. okurlar yazarda faulkner tadı bulabilirler. faulknerin zaman ve mekandan soyutlu donuk mat klişe ancak modern bir tragedyanın oyuncuları abdülhak şinasi hisarda elit soylu oryantal barok karışımı karakterlerle benzeşir. yaşamı boyunca o karakterler gibi yaşamaya çalışan ancak bunu başaramayan abdülhak şinasi çocukluğu destansı güneyli karakterlerin ütopik yaşamları ile ilgili anlatılardan etkilenen faulknerle aynıdır aslında. bir ayrıntı olarak belirtmek gerekir ise her ikisinin de büyütücüsünün afrika kökenli olması da ilginç bir rastlantıdan ibaret olmamalıdır.
usuyitik usuyitik
insan yaşlanınca zevkleri de değişiyor azizim. nerede o atay'lar, efendime söyleyeyim anar'lar filan.
illa hisar illa hisar der olduk.

demem o ki, abdulhak şinasi, dilinin zenginliği, kavrayışının derinliği ve seciyesinin yüksekliği ve ince alayı ile bizi kalbimizden vurdu. ahmet rasim ve tanpınar'la birleşince, golden shot oluyor. benden söylemesi.
goldmund goldmund
boğziçi yazarı olarak da bilinir. otantik konularda yazar. çamlıcadaki eniştemiz ve boğziçi mektupları en önemli eserleridir. ykyde 3 ciltlik kitaplar ve muharrirler eseri çıkmıştır. fakat kalite olarak 2. sınıf bir yazardır.
dale nunes dale nunes
'' cereyanlar - türkiye'de siyasi ideolojiler '' serisinin muhafazakarlık konulu cildinde kendisi de bir muhafazakar olarak nitelendirilmiştir. bir yönden doğru bir tespittir bu. ancak hisar'ın muhafazakarlığı politik olmaktan çok, kültürel bir muhafazakarlıktır. komünizm ve komünist karşıtlığı ile de bilinirdi.

çağdaşı diğer yazarlar gibi o da ilk başlarda fransız edebiyatına hayran kalır ve ileride yazacağı romanlarında da bu edebiyatın etkisi yoğun bir biçimde görülür. romanlarını ilk okuduğunuz da kurgusunun çağdaşlarına göre yüzeysel ve sıradan olduğunu düşünür, seçilen sembolleri klişe bulursunuz. ancak hisar'ın dünyasını keşfettikçe bu yüzeysel ve klişe gibi görünen şeylerin aslında derin bir alt metni ve yan anlamları olduğunu da anlarsınız.

yazarın eserinde kurguladığı dünyasında, hemen her şey olağanüstü ve kusursuzdur. bu yazarın sonraki hayatından memnun kalmaması ve kendisine yarattığı bu dünyada huzur bulması ile alakalı olmalıdır. onun için hayat yalılarda ve köşklerde yaşanmış, bunların devri geçtikten sonra ise bitmiştir. romanlarında ise geçmişi iki temelde yansıtır. ilkinde, mekanlar, yani eski istanbul, yine olağanüstü ve kusursuz olarak tasvir edilir ve uzun gözlemlerin ürünü olan detaylarla anlatılır. karakterler söz konusu olduğunda ise durum tam tersidir. bir anlamda çöken imparatorluğun ve kültürün anlatısı karakterler üzerine yüklenir. bu yüzden hisar'ın romanlarında illa zamanında yüksek makamlara gelmiş, sevilen ve sayılan, ancak sonrasında aklını kaçırmış karakterler bulunur. bu karakterler eski kültürü sembolize ederler.

abdülhak şinasi'nin eserlerindeki dili ise ( şahsi görüşüm ) modern türkçe'nin en yüksek ve güzel örneklerini oluşturur.