abdullah öcalan

57 /
dumrul dumrul
ceza infaz kanununa göre disiplin cezası bulunmayan her mahkumun haftada 10 dakika telefonla görüşme hakkı vardır. kendisi de bir mahkumdur. dolayısıyla yasada ne yazıyorsa o uygulanır.

buna hukuk diyoruz. kulağa yabancı gelebilir. ama var böyle bir şey.

öte yandan yasada yazılı olmayan şeye de iltimas deniyor. mesela 10 dakika görüşme hakkı olan bir kişiyi 35 dakika telefonla görüştürüyorsanız bu iltimas oluyor.

görüldüğü üzere akp denen organize suç örgütü, bu kişiye yasada yazılı olan hakkını kullandırtmazken de, hakkı olmayan 35 dakikalık görüşmeyi yaptırırken de hukuk tanımamak konusunda gayet ısrarcı.

buradaki olay ne? akp her ne yapıyorsa arka planda bin tane pazarlık gerçekleştirerek yapıyor. senin 10 dakika görüşme hakkın mı var? bu hakkı kullanmak için akp'nin işine yarayan bir şeyler yapmak zorundasın. yoksa bu hakkı kullanamazsın.

ama pazarlıklarda akp'nin işine yarayan bir konuda anlaşırsan başka hiçbir mahkumun sahip olmadığı 35 dakikalık görüşmeyi de yapabilirsin.

hukuk denen şeyi niye tanımak zorundayız... yani kalbimizi kıracağınızı söylediğiniz söylemlerle niye gelinir? işte tam da bu yüzden...

ortada yasalarla belirtilmiş bir takım haklar olduğunda, iktidarlar bunu ahmete mehmete göre değil, kitaba göre uygulamak zorundadır ki bu haklar pazarlık konusu edilemesin. yani içerdeki mahkum, mahkum olarak kalsın. pazarlıklar sayesinde siyasi bir aktöre dönüştürülemesin.

anlaması zor olmamalı. bu bakış açısının bizzat senin günlük yaşamında dahi yığınla görüngüsü var.

devlet bahçeli, akp'nin stepnesi rolüne soyunmadan önce döne dolaşa diyordu ki: "abdullah öcalan imralı'dan çıkartılıp f tipine konsun"

amaç neydi? tam da buydu. öcalan'ı "olağanüstü" pozisyondan çıkarıp herhangi bir mahkum konumuna sokabilmek... çünkü kendi başbakan yardımcılığı döneminde de öcalan'la bir takım pazarlıkların yapılıp durduğunu biliyordu.

hukuk işletilirse her şey kendi olağan seyrinde akar. işletilmezse senin arkandan ne gibi dolaplar çevrildiğini asla bilemezsin. sonra sikik sokuk goygoylar eşliğinde sana kendi mezarını kazdırırlar senin de ruhun duymaz.
dumrul dumrul
twitter.com

twitter.com

twitter.com
































































1
theayi theayi
hukumetin emniyet sibobuydu artik o da ise yaramiyor son secimlerde gorduk.

gunumuzde de pkk teror orgutune ismen liderlik ettigini dusunuyorum muhtemelen orgutun faal lideri cemil bayik tir. hatta gebermis dahi olabilir en son 6 yil once fotografi servis edilmisti.
tonguç tonguç
nereye çekersen oraya giden bir profil olduğu ve bunun yanında aynı yola çıktığı herkesi, özgüven eksikliğinden dolayı öldürten veya hain ilan eden, bu özellikleriyle de hiçbir zaman bir lider özelliği kazanamamış teröristbaşı.

çocukluğunda askeri liseden kabul almak istemiş ama tabi becerememiş, akabinde muhafazakar kimliğiyle necip fazılın ve komünizmle mücadele derneğinin toplantılarına katılmış, burada tutunamayınca içindeki öfkeyle saf değiştirmeye karar vermiştir.

i̇lk zamanlar doğu perinçek liderliğindeki i̇htilalci komünist partisi için bildiri dağıtarak başlamış, zamanında yaptığının tam aksine bu sefer komünist derneklerinin toplantılara eklemlenmeye çalışmıştır. buralarda da tutunamayınca kendi hareketini kurmaya karar vermiş, hareketin merkezini de doğu ve güneydoğu anadoluya taşımıştır. i̇lk etapta 22 kişi ile yola çıkmış, kurucu nezdindeki 7 kişiyi kendi emriyle öldürtmüştür, 5 kişiyi hain ilan etmiş, diğerleri de ya talabani tarafından öldürülmüş, ya da intihar etmişlerdir. sedat peker'in videolarında bahsettiği de tam olarak budur.

kurucu kadro tarafındaki kimseden saygı görmemesi ve iyi bir organizasyon adamı olmamasından ötürü 90'lı yıllarda eylemlerinde başarı sağlayamayınca siyasi çizgiye karar verse de burada da tutunamamıştır. suriye tarafından sınır dışı edilen öcalan ne yunanistan, ne italya, ne almanya tarafında sığınma anlamında kabul edilmemiştir. i̇şe yaramayan bir moda gelmesinden dolayı oradan oraya sürünmüştür. masum insanların canını katletmekten başka birşey yapamamış, ne gerçek eylem insanı olabilmiş, ne de siyası kısmı becerebilmiştir.

zavallı bir şekilde de yakalanmış, sonra da canı ab uyum yasaları çerçevesinde bağışlanmıştır. yakalandığında yalvarırcasına "ben türkiye'ye yardım etmeye hazırım" gibi şeyler zırvalamıştır.

bir mücadele adamı asla olmamış, oradan oraya savrulan, intikam için yanıp, tutuşan bir teröristbaşıdan öteye geçememiştir.

şu anda hdp'nin de herhangi bir saygıyla öcalan'ı savunduğunu kimse düşünmesin, denize düşen yılana sarılır misali, ellerinden tutunmak için tek öcalan olduğu yanılgısına düşüyorlar. oysa ki göç, kadın şiddeti, eğitim gibi birçok insani konuda mecliste tek politikası olan, insani yaklaşımlar sergileyen partidir hdp, keşke öcalanı veya teröre dair tüm konuları bir kenara bırakıp, sadace insani konulara odaklanabilseler.
gelutopya gelutopya
1972'den beri mi̇t'e çalıştığı söylenmiş. ben düzelteyim, devlet terör grubu yaratmaz. olsa olsa devlet içinde fetö gibi odaklanan ci̇a işbirlikçisi gruplardan bir görevli olarak pkk'yı kurup, ülkede yaşayan kürtleri türkiye cumhuriyetinden ayrışan bir bilince getirilmesinde kullanılmıştır. ne yazık ki bu hainlere karşı çıkanlar, devlet içinde haberimiz olmadan infaz edilmiştir. aldığım iddia'nın sahibi dilipak'dır, ancak görünen köy kılavuz istemez...

t24.com.tr
dumrul dumrul
türkiye'de işlerin nasıl yürüdüğüne dair bir deney tasarladım ama bunun için gönüllü bulmak tabii ki mümkün olmayacaktır.

deney için bir tane sıradan chp'li, bir tane de sıradan akp'li twitter hesabı lazım. bunlar daha önce fatih tezcan, cengiz alğan, bülent arınç, yalçın akdoğan, emre aköz, orhan miroğlu, etyen mahçupyan gibi akp'lilerin apo hakkında yazdığı şeyleri birebir kopyalayıp kendi twitleri gibi paylaşacaklar.

sonra hep birlikte şuna bakacağız, yargı ne yapıyor? twitter kitlesi nasıl tepki veriyor? hangisi kitlesel lince uğruyor? hangisi tutuklanıyor? hangisi hakkında havuz medyası aylarca yayın yapıyor? erdoğan miting meydanlarında kimin adını bağırıyor?

şu deneye katılmayı kabul edebilecek bir tane bile akp'li bulamazsınız. twit sana ait değil. zaten başka akp'liler tarafından daha önce atılmış ve hiçbir işlem yapılmamış. demek ki suç oluşturmuyor.

yoksa oluşturuyor mu? chp'liler bu twitlerin yüzde birini bile atmadıkları halde pekala cezalandırılabiliyorlar. hdp hakkında kapatma davası açılıyor. bugün izmir'de gencecik kızı öldürdüler. niye?

şöyle twitler mi atmıştı mesela?














https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941794

https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941797

https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941796

https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941798

https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941795

https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941800

https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941801

https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941799

keşke bir başka deney imkanımız daha olsaydı da şu pozu mesela ben verseydim. bakalım kaç gün hayatta kalabilirdim?

https://instela.com/m/abdullah-ocalan--i941802
anabacı vokke anabacı vokke
bence de yolu mit'ten geçmiş, devlet parasız yatılı öğrencisi bir köylü çocuğu. kendisi bunu inkar da etmiyor zaten. hem mit'in parasını yedim, hem de entellektüel güç kaynaklarını kullandım diyor. hani kimdir o entellektüel güç kaynakları hep merak ederim açıkçası...

ama pkk'yi devletin kurdurduğu, bilemedin devletin içinde başka bir devlete bağlı masonik bir gücün kurdurduğu iddiasına gülerim. yani devlet bunu en azından bilerek yapmaz...

ama oldukça akılsız hareket etmesi, yanlış analizler ve yanlış hesaplar sonucunda işleri çığrından çıkartması mümkündür. ki bu bağlamda pkk'nin oluşumu ne fetö'ye benzer ne de abdullah öcalan, pilot necati'nin evinde toplantılar yaparken fetö diye bir şey adeta paralel devlet konumundaydı. bizim devlet, amerika'nın kendisinin içinde mhp'yi yada fetö'yü klonlaması gibi kürt hareketi içerisinde de bir odak klonlamaya kalktı. ama somut durumun somut tahlilini zerre yapamadığı için kendi klonu döndü kendisine en büyük darbeyi vurdu...

pkk'nin hikayesine geçmeden önce bir abdullah öcalan'a bakalım. tapu kadastro lisesinde parasız yatılı okuyan sessiz sakin bir çocuk... gerek yoksulluğu, gerek güçlü bir aileden gelmemesi, gerekse tam asimile olmamış kürt haliyle dışlanan ve ezilen bir çocuk. ama derslerinde gözle görülür bir şekilde başarılı... belki sessizliğinden çok anlaşılmıyor, belki o sakinlikle insanları peşinden sürüklemiyor ama iyi bir gözlem gücü de olduğu kesin. gerek çocukluk anılarından çıkarttığı sonuçlarla gerekse sonradan yaptığı kişilik çözümlemeleriyle bunu gösterdi. kendi anlatımına göre öğretmenleriyle özellikle yakın ilişki kurduğunu söylüyor. çünkü onlara dayanmadan o tamamen yabancı ve kendisinden çok daha güçlü ortamda ayakta kalması mümkün değil. şimdi gözünüzün önüne bir profil geldi değil mi? benim şu "keşke namaza götürseydik de terörist olmasaydı" diyen dayıyı dinlerken de gözümün önüne tam olarak bu profil gelmişti:




bakın lisede siyaset yapmış herkes o "abdullah hadi sen okula git aslanım" cümlesinin ne demek odluğunu bilir. belli ki müdürün odasında her şeyi anlatan çocuktu abdullah... gene lisede pembe dosyanın ucundan dönmüş olan her insan evladı da şunu bilir, adamlar aslında her boku biliyordur. bildiklerini size özellikle hissettirirler ama asıl amaçları size ceza vermek değl sizi ezmektir. "ulan istesek çıra gibi yakarız ama..." diye diye ezerler sizi resmen... işte o her boku anlatan çocuk sayesinde öğrenirler her şeyi. o çocuk bazen harçlık bile alır bu iş için... yakup ince müdür yardımcılarının ta içişleri bakanlığına kadar mektuplar yazdığını anlatıyor. sizce liseli abdullah öcalan'ın böyle bir müdür yardımcısının gözünden kaçması mümkün mü? ben mit'le ilişkisinin ta oralardan başladığını düşünüyorum. hele hele nurcular gibi her dönem devletin takibine uğramış bir grubun çevresindeyken... ama hikayenin burasında şu dipnotu düşeyim, her yatılı okul ispiyoncusu da abdullah öcalan olmuyor. çoğu silik yaşantılar yaşıyor. abdullah öcalan'da onlardan farklı olarak çok keskin bir zeka ve gözlem yeteneği var. ama bu yeteneklerini kullanabilecek gücü ve imkanları yok lise yıllarında... yakup amca, abdullah'ı tanıyamamanızın sebebi tamda o güçsüzlük ve imkansızlık.

peki abdullah öcalan nasıl solcu oldu? 60'lı yıllların çok özel konjonktüründe oldu bence. bugün böyle bir şey mümkün değil. biliniz ki bir adam bir ara türkçü bi ara selefi oluyorsa arada kafir kefere yaşantısına dönüp solcularla takılıyorsa o adamın ajan olmamak gibi bir şansı yok bugün. çünkü sol'un en devletçi kesimi bile devletten kesin tasfiye edilmiş durumda... ama 60'lı yıllarda sol da devletlüydü. bu kabaca 68'e kadar kesin böyle... 68-71 arasında sonradan thko ve thkp c geleneğini oluşturacak bir kanadın radikalleşerek adım adım kopması söz konusu. ama 12 mart'ta hatta sonrasında bile "asker aydın zümreyle" sıcak ilişkileri sözkonusu bu kanadın... yani 60'lı yıllarda devlet içi kliklerden birisinin içndeki bir gencin doğan avcıoğlu da fena adam değil aslında deyip solcu olması gayet mümkündü. bugün bir islamcının türkçü yada türkçünün islamcı olması gibi bir geçişti bu... yani adam görev icabı değil baya samimi olarak solcu oldu bana göre. ama dönem hem marksizmi hem kemalizmi aynı koltukta taşıyan bir dönem olduğu için başlangıçta büyük bir çelişki yaşadığını zannetmiyorum. bir çelişkisi olduysa dinle olmuştur... ama abdullah öcalan'ın dinibütün olmakla birlikte gene de nurcu gelenekteki kemalizm nefretini taşımadığını görebiliyoruz. yani ilkokul öğretmeninin çorumlu ve alevi olduğunu özellikle hatırlaması, ankara'ya ilk geldiğinde ulus'taki atatürk heykeline bakıp bakıp "müthiş adam bu" dediğini anlatmasından okulda öğrendiği kemalizmden de etkilendiği görülüyor. herhalde eve çağrılacak kadar güvenilmemesinde bunun da etkisi olmuştur.

gene kendi anlatımından gidelim, söylediğine göre bir gün maltepe'den kızılay'a doğru giderken bir yürüyüş kolu görür. yürüyüş önceki gün yargıtay başkanı imran öktem'in cenazesinde çıkan olaylarla ilgilidir. kalabalıktan ve sloganlardan etkilenir, o da korteje katılır. yürüyüşte uğur mumcu'nun konuşma yaptığını da net hatırlıyor. etkilenmiş olmalı... o mitingden sonra sosyalizmle ilgili kitapları okumaya başladığını, artık 1970 yılına geldiğinde sosyalist olduğunu söylüyor. gittiği ilk miting tüm sol'un katılmakla beraber doğan avcıoğlu ve yön tayfasının damga vurduğu bir miting. muhtemelen onu çeken de sloganlardaki o milliyetçi ton... ama bahsettiği mitingin tarihi 1969. artık amerikancı kontrgerilla yargıtay başkanının cenazesine saldıracak kadar zıvanadan çıktığını göstermiş. 12 mart'ın balyozu ufukta gözüküyor. ikinci milli kurtuluş savaşçısı gençlerin de balyozu yedikçe radikalleştikleri, sol'un ufak ufak devletten kovulmaya başlandığı bir dönem. yani abdullah öcalan türk soluyla zaten radikalleştiği bir dönemde tanışmış. bir de üstüne kendisi de kürt ve yoksul olunca daha da hızlı radikalleşmiş. yön-devrim ara durağında fazla oyalanmadan 1 sene içerisinde sosyalist olmuş. klasik hikaye... ve muhtemelen bu dönüşüm sürecinde asıl çelişkisini dinle yaşıyordu ki felsefe okudukça "muhammed kaybediyor marx kazanıyor" diyormuş.

sonrası? türkiye her şeyin çok hızlı geliştiği bir 2 yıl ve bir askeri darbe yaşıyor. dolayısıyla abdullah öcalan'ın da namaz kılarken, mit'in ajansında ofisboyluk yaparken bir anda kendisini siyasal'da mahir çayan için boykot örgütlerken bulması doğal. o 2 yıl türkiye'deki herkes için çok hızlı geçti sonuçta... şimdi 60'ların sol'a alan açan özel konjonktürünü, 12 mart'a doğru giden süreçte sol'un radikalleşmesini falan üstüste koyduğumuzda ortaya çıkan tablo şu: abdullah öcalan öyle mit tarafından sol'un içine sızacaksın diye 1 gecede solcu yapılmış bir adam değil. özellikle dinden kopuş sürecinin baya sancılı olduğu görülüyor. adam o dönemin özel konjonktürü ve tartışmaları içerisinde mit'in haber elemanıyken solcu olmuş, solcu olurken de "biraz geciktiği" için faşizmin kırbacıyla da hızlı radikalleşmiş bir adam. bu hızlı radikalleşmede kürtlüğün ve yoksulluğun hıncı da var tabi...

burayı netleştirdikten sonra pkk'nin hikayesine geçebiliriz. bu konu netleşmedikten sonra pkk'yi illuminati tarikatı kurdu gibi komplo teorilerine bile kapı aralanıyor...

abdullah öcalan, risale-i nur talebesi olmak için can atarken kendisini bir anda kızıldere katliamını protesto ederken yakalanıp hapis yatmış, ucundan kıyısından 68 kuşağını tanımış bir solcu olarak çıkıyor. ki o dönem sol sempatizan gençliğin arasında kıyısından da olsa 68'lileri tanımak baya bir şey bu arada... bu arada mit'le ilişkileri sürüyor muydu? emin değilim. güvenilmez sayıp bir köşeye atmış da olabilirler. güvenilmez bir haber kaynağı olarak gene de kontağı sürdürürek ama nemalandırmayarak ellerinin altında da tutmuş olabilirler. ama şundan yüzde yüz eminim, thkp c'den kopup kürtlere yöneldikçe onu boş bırakmadılar. hele hele ankara'daki kürt öğrenciler arasında iyi kötü bir lider konuma yükselince... abdullah öcalan burada "paşa çocuğu" gibi davrandığını ve mit'ten para ile koruma başta olmak üzere çok fayda sağladığını kendi ağzıyla söylüyor. yani en basitinden bu adam 1977-79 arasında kürdistan'ı bir uçtan uca dolaşmış, illegal toplantılar yapmış, illegal hücreler kurmuş ve her polis-jandarma aramasında pilot'un gösterdiği mit kimliğiyle tertemiz kurtulmuş...

şimdi burası çokomelli, peki mit bunu niye yaptı? doğru hesap yanlış analiz...

hesapları şuydu, nasıl emperyalist amerika türkiye içinde çeşitli klonlar yaratarak türkiye'yle oynuyorsa türkiye cumhuriyeti de minik emperyalist olarak kürtlerle böyle oynayacaktı. barzani'nin mit'le işbirliği iki sait komplosundan sonra ayyuka çıktığı için özellikle barzani'nin etkisinden çıkmış solcu kürtler arasında böyle bir şeye ihtiyaçları vardı. bu odakla hem çeşitli provokasyonlar örgütleyecekler, hem de kürtlerdeki samimi devrimci unsurları öldürteceklerdi. peki kendi klonladıkları örgütün içinde samimi bir şekilde bağımsızlık mücadelesi vermek siteyenler çıkarsa ve devletin göz yumması sayesinde büyürlerse? onları da içerideki adamları vasıtasıyla teker teker avlayacaklardı...

hesaba lafım yok. hesap çok şeytanca... ama analiz yanlıştı. hatta ortada bir analiz bile yoktu. ama abdullah öcalan'ın bir analizi vardı ve bu sayede mit'e asrın kazığını attı.

gene burada ayırdında olmamız gereken önemli bir nokta, abdullah öcalan kendi siyasi çizgisini mit'in gönlünü hoş etmek için kurmadı. kendi inandığı siyaseti bir de üstüne mit'ten destek alarak yaptı. bu siyaset kürdistan'ın marksist bir çözümlemesine dayanıyordu. peki neydi bu çözümleme? kürdistan sömürge olması, yarı feodal bir ekonomik yapıda olması, geniş topraksız köylü yığınlarının varlığı ve topografik yapısıyla che guevera'nın bir ülkede silahlı mücadeleye başlamak için öne sürdüğü 4 şartın 4'ünü de karşılıyordu. kürt halkının silahlı mücadeleye başlaması için bilinçlendirme çalışması değil eylem başat rol oynayacaktı. türkiye solu öncü savaşını batı'da yaparak hata yapıyordu, diğer kürt siyasetleri de hala kdp reformizminden kopamamıştı. dolaysııyla kürdistan'ın mevcut koşullarında bağımsızlık dışındaki bütün talepler reformizm, şu veya bu sebeple silahlı mücadeleyi reddeden yada erteleyen herkes de haindi. dolayısıyla bütün bu diğer örgütler tarladaki mayındı, kitlelere ulaşılacaksa bunlar da temizlenmeliydi. çok özet olarak buydu pkk'nin çizgisi...

tarladaki mayın tespitini ve bunun sahadaki uygulamasını bir kenara bırakırsak doğru da bir çözümlemeydi bu. ama ben mit'in hiç işin o boyutuna takıldığını sanmıyorum. temel muratları provokasyondu ve bu yüzden özellikle "tarladaki mayın" tespiti cazip geldi adamlara bence... ama pkk gerçekten de kürdistan toplumunun doğru bir analizini yapmıştı ve kürdistan mao'nun "bozkırı tutuşturmaya bir kıvılcım yeter" dediği noktadaydı gerçekten de... bunu tamamen es geçtiler yada pkk'nin bozkırı tutuşturma kapasitesini çok küçümnsediler. hangisi bilemiyorum ama muhtemelen bu ikisi içiçe geçmişti...

hesaplarını yüzde yüz bir verimle olmasa bile uyguladılar aslında. sözgelimi tunceli'de sıkıyönetim ilan edilebilmesi büyük ölçüde apo'nun sağkolu şahin dönmez'in eseridir. 12 eylül'de de türkiye'deki kadronun tamamına yakınını da yakaladılar. ama apo derleyip toparladıklarıyla suriye'ye geçip bozkırı tutuşturmuştu bile... sonrası bildiğiniz hikaye.

yani sonuç olarak apo'nun mitçi olmadığını kimse iddia edemez. mit'le ilişkili olduğunu kendi ağzıyla sötylüyor zaten. ama mit'çi olması da pkk'nin da abdullah öcalan'ın liderliğinin de bir kurgu olduğu anlamına hiç gelmiyor. sonuçta olan şey pkk'nin 1978'de manifestosunda açıkladığı stratejik aşamaların-stratejik saldırı ve iktidar hariç- aynen gerçekleşmesi oldu. mit'in birçok örgüte yaptığı gibi ufalanıp dağılması değil... adam bir de bunu mit'ten faydalanarak yapmış. ne diyeyim helal olsun...
critical critical
bu puştla avanesinin gönlü olsun keyfi gelsin diye kaç çocuk annesiz kaldi kac yuva yikildi kac insan töhmet altinda birakildi kac evlat anasina agladi kaç ana evladına ağladı ve de.
anabacı vokke anabacı vokke
her uzman çavuşun ıslak rüyalarını süsleyen kişi. e abi adam yıllardır elinizde işte... hadi? yok hayır tayyip'in her türlü aşırılığına başta kızıp eninde sonunda evet demiş olan günümüz batı establishmentı da bir bok demez buna... aynı papaz muhabbetindeki gibi biraz gerilirsiniz, sonra iki tas çorba parasına vatanı satıp gene arayı bulursunuz. arada dolar artar, fakirin fukaranın ocağına incir ağacı dikilir ama olsun. mühim olan terörün belini kırmak. e hadisenize...

demek ki gücünüz sandığınız kadar sınırsız değilmiş. demek ki bazı şeyler de tek hücrelilerin basit hayvansı hisleriyle yürümüyormuş.

ha öldürseler ne olur? ölüm çok kişisel bir şey. apo ne hisseder bilemem o yüzden... ama devletin örtülü ödenekleriyle en büyük ve savaşçı kürt partisini kurmuş adam olarak ölür. orada atılan kazık da öyle kafasına sıkarak falan ödeşilecek gibi değil... hele hele siz yıllarca "bu adamı kullanırız" diye müzakereler yürütmüşseniz. bir de üstüne adam gene sizi kullandıysa...

işin siyasi boyutrundaysa akıl karı değil zaten. tam bir ah şu çılgın türkler hareketi... hani bir istiklal marşı yazıldı ve "allah bu millete bir daha bir istiklal marşı yazdırmasın" dendi konu kapandı. ama hala bile "ah şu çılgın türkler" dengesizliği yaşamak azgelişmişlik değilse nedir?
anabacı vokke anabacı vokke
kendisini che guevera ile karşılaştıranlar-valla ben böyle bir karşılaştırmayı hiçbir yurtseverden duymadım, sizden duyuyorum- che'yi çok beğeniyorlarsa and dağlarında gerilla olabilirler. ama uzman çavuşluğun parası daha iyi. ayda 5 bin maaş artı "döner sermaye" ve beleş cennet...

abi çok salaksınız ya.
critical critical
bu puştu zerre önemsemiyorum kendi aralarında yesinler birbirlerini. sevdiklerimin elini bununla kirletcek degilim benim sevdiklerim tarafindan öldürülmek bunlara seref olur anca onlari bu sereften mahrum birakacagim... ne halt yerlerse yesinler...
harmonai harmonai
(bkz: terörist)

hiç uzatmaya, süslemeye gerek yok. bu paketle gelen diğer bir sıfatı için;

(bkz:katil)

bu adamdan halk kahramanı falan yaratmak nasıl bir hayal gücüdür, insan gerçekten hayret ediyor.
57 /