abinin ölmesi

artık yazayım artık yazayım
yıllar geçse de bir anda gözlerinden kocaman yaşların akmasıdır. fark edersin ki özlemişsin.

bazen birileriyle konuşurken hayatında eksik kalan şeylerden bahsedersin, abinin sana sözü vardır çünkü beraber yapacaktınız. ama zamanı yetmedi. için acır bunlar aklına gelince ama gülümser geçersin. onun yokluğu yüzünden, adamakıllı park etmeyi bile hala öğrenememişsindir, baban kızdığı için abin öğretecekti çünkü önümüzdeki yaz. arabada her küfredişinde aklına gelir.

abiyi kaybetmenin acısı işte bu yüzden bencilcedir.


aslında abim vardı, aynı anne babadan değil belki ama yine de abi gibi kollayan beni. hepi topu 3 yaş büyük haliyle doğduğum andan itibaren bana sahip çıkan biri. oturup oyunlar oynatan, bisiklete sürmeyi öğreten hatta ilk kez bisikletten düştüğünde dikkat et diye azarlayan. biraz büyüyüp kendi arkadaşlarını bulduğunda gece dışarı çıkıp seni götürmediği için nefret ettiğin biri.


anne arar bir sabah erkenden
- atla gel hadi ilk uçak 10daymış. abin balıkesir'de kaza yaptı.
+ niye eve geliyorum ki o zaman, orası daha yakın.
- baban gitti zaten, sen eve gel.
+olsun hastanede beklerim.
- gerek yok gitmene, eve gel...

söylenen küçük bir yalandır aslında. ama gerçeği bilmiyormuşcasına tutarsın kendini, önünde bir yolculuk vardır. kendini parçalasan o an seni toplayacak kimse yoktur yanında, yalnızlığın yine en çok koyduğu anlardan biridir.

isyan edersin. kaza ya , hani o da daha çok genç ya, sadece isyan edersin. 1 saniyelik olaydır aslında bu yüzden sadece isyan edersin. yine anne der, isyan etme acın büyür diye. yine de ağlayamazsın, bari ben sağlam gideyim eve diye o kadar tutmuşsundur ki kendini, dökülmez gözyaşları. taa ki vücudu odadan çıkarken, babanın gözyaşlarını görüp onun sizi terk ettiğini anlayana kadar. baba, o koskoca baba bile ağlıyorsa...

abinin evine, halana gidemezsin, memleketteyken her gün yanına gitmeyi bir borç olarak görürsün ama her ziyaretin ikinize de işkencedir. anne ağlar çünkü, "bir dizime seni bir dizime de onu yatırdım da büyüttüm sizi". içinde saklarsın gözyaşlarını.


daha dün dedim, benim de abim vardı eskiden. bugün fark ettim, tam 3 yıl önceymiş.
min amie la rose min amie la rose
abimin benim için açtığı bu hesaptan bunu yazıyor olmanın içimi acayip yaktığı durumdur.

dünyada en sevdiğim, tek idolüm olan kişiye bir daha sarılamamak demektir.

bazen de hissislesmek demektir ki bu en kötüsüdür. kendinizi kandırırsınız çünkü. yurt dışında bi' yerde de gelecek zannedersiniz. bu yüzden günleriniz hep beklemekle geçer. normal yaşantınızı devam ettirebilirsiniz o sıralar. çünkü gelecek diye bekliyorsunuzdur. yokluğu değil de umudu hissediyorsunuzdur. ama ara ara gerçekle yüzleşmek zorunda kaldığınız anlar olduğunda içiniz yine yanar. kanınız kaynamış su gibi yakar bütün damarlarınızı.
yutkunamazsınız bile.
öfke nöbetleri geçirirsiniz bilhassa geceleri. anne babanız duymasın diye ağzınızı tıkarsınız ağlarken.
hele birde ani olmuşsa canınızın gidişi, 8 ay geçse de anlayamazsınız ne olduğunu.
her sabah uyandığınızda yanınızdaki yatağa bakarsınız orada mi diye.
kahvaltı hazırladığınızda her zamanki gibi bağırırsınız "abiiiii kahvaltı hazır" diye.
en çok da korkarsınız ne yapıyor tek başına diye.
velhasıl düşmanımın bile başına gelmesin dediğim durumdur.
her zaman sana layık olmaya çalışacağım ve senin gibi "iyi" bir insan olarak yanına geleceğim güzel abim.
2
min amie la rose min amie la rose
bu gün tam iki koca yıl oldu.
evet bu gün gittiğin gün ama sanki bu gidiş temelli değilmiş gibi hala.
tam iki yıldır kapıyı çalmanı bekliyorum.
evet hala evde tek kahvaltı hazırladığımda boş evin içinde "abiiii" diye bağrıyorum.
normalde bağırıp yanına gelirdim, uyandırırdım.
bu sefer bağırırken sesim titriyor ama yine geliyorum odamıza.
kendi yatağıma oturup karşıda senin boş duran yatağına bakıyorum.
bu iki yıl içinde ağladım, kızdım, öfkelendim, güldüm.
güldüğüm her anın sonunda kendime belalar okudum canımın içi.
sen yoksun.
ne garip yazıyorum ama inanmıyorum hala buna.
bir kere bile kavga etmemiştik.
hayatımda en değer verdiğim insandın ki hala öylesin annemle birlikte.
çok büyük sınav bu abi.
iki yıldır bir salise bile durmadan yanıyor yüreğim ve ben bunu fiziki olarak da hissediyorum.
mezarına geldiğimde genelde garip hissediyorum.
orada senin adın yazıyor ama sanki içinde olan sen değilsin gibi.
umarım bir gün buluşacağız çünkü ben bunu iple çekiyorum. son olarak şu bi' ara konuştuğumuz ümit yaşar şiirinden alıntı yaparak bitirmek istiyorum. o oğlu vedat için yazmış ama sanki seni anlatmış be canımın içi..

"açarken ufkunda güller alevden"
çıktı, her günkü gibi gülerek evden
kimseye belli etmedi içindeki yangını
yürüdü, kendinden emin
sonsuzluğa doğru
2