abla evleri

hatuninsankişisi hatuninsankişisi
kendi yemeğinizi kendiniz yaparsınız, ki yapmak zorundasınızdır çünkü sanki hepsi seçilmiş gibi rezalet yemek yaparlar hayatta yenmez. namaz vakitleri kılmayanlara hatırlatılır. zorlama olmasa da rahatsız eder. akşam namazından sonra tesbihat yapılır, ilk kez şahitseniz buna kahkahalara boğulursunuz. bu durumda mutfağa kaçmak en doğru harekettir. tesbihattan sonra yemek yenir, yemekten sonra ise 'çay saati' adı altında dini meselelere parmak basılır bu ufku geniş ablalar tarafından. günler böyle geçip gider işte.

összedelere ve femzedelere tavsiyem: gitmeyiniz, kalmayınız. benden size abla tavsiyesi
evremtales evremtales
üniversite öğrencilerinin kaldığı zaman zaman da üniversiteye hazırlanan öğrencilere destek veren evlerdir.ama aslında ev dışında her şeydir.i̇nsanı dininden soğutur.öğrenci kendi dersine çalışamaz.zorla fettullah gülen in vaazları dinletilir.kitap okuma saatleri yapılır ama okunan kitaplar nedense sadece gülen in kitaplarıdır.onun dışında bir şey okuyamazsınız.sabahın beşinde namaza zorla kaldırılırsınız.akşam namazından önce evde olmaz zorunludur.evin içinde ne kadar sıcak olursa olsun askılı,şort vs..giyemezsiniz.zaman gazetesinin satış oranları artsın diye her abla evinde düzenli olarak bulundurulur.....vb......vb....vb........şeklinde kuralları da vardır.eğitim yeri değildir.kesinlikle uzak durulmalıdır.
örneğin,üniversite kazandınız gittiğiniz yerde kalacak yer problemi var,sokakta yatın ama fem,abla,abi vs evlerine,yurtlarına gitmeyin!!!
tiamat tiamat
bir oda içerisinde sadece kız olmanıza rağmen biri üstünü değiştirmeye kalktığında diğerlerinin odayı terk ettiği yerdir. tuvaletlerinde banyolarında abuk subuk uyarılar yazar;
-havluyla odanıza gitmeyin
-dua etmeden banyoya girmeyin
-banyoda donunuzu çıkarmayın gibi.
cemaatten değilseniz mecbur kalsanız bile asla gitmemeniz ve yaşamayı denememeniz gereken ev türüdür.
ayrıca dini bir cemaat olarak dinin yasakladığı bir çok şey de bu evlerde döner; dini sömürge, dedikodu, zorlama vs vs..
öğrencizade öğrencizade
içlerindekileri kazanmak yerine dıştakileri kazanmayan çalışan içtekilerini bıktıran üniversite öğrencisine tv yi neti yasak eden okul şenliklerinde konserlere gitmyei yasak eden her ay sonunda kitap okuma kampı yapan (hoca efendinin kitapları)gazte üzerinde yemek yenilen evlerdir.kesinlikle ii arkadaşlarınız olur dostum diyebileceğiniz ama tavsiye etmem kaldım gördüm herşeyi ne çydd de kalın ne abla evlerinde en iisi tarafsız bi yurt bulun kurtulun...
aragorn reyiz aragorn reyiz
sormayın sözlük; birgün gittim ben o evlere, bulunduğum şehirin yenimahallesinin en çip çocuğu olaraktan her ne kadar zıpır olsam da derslerimde baya iyiydim... baktılar ki diğer çocuklar baştan çıkıyor daha da beni çağırmadılar.
dolapta yemek var ocağa koy ısıt da ye dolapta yemek var ocağa koy ısıt da ye
sakarya'da okudum ben. ek kontenjan denen zımbırtıyla nereye ve de ne çeşit bir bölüme gittiğimi öyle çok da düşünmeden yalnızca gitmek eylemini gerçekleştirmiş olmak için gittim oraya. gitme hazırlıklarını yaparken aldığım karar kesindi. aynı alanı paylaşmak söz konusu olduğunda tek bir insanla bile kolay kolay anlaşamayan ben, ne olursa olsun yurtta kalmayacaktım.

fakat ilk yerleştirmelerden sonra hemen kaynaşıp yerleşme kısmını atlatan evli evine ve köylü köyüne gruplarından sonra boş bir ev ya da yanına yerleşilebilecek bir ev arkadaşı bulmak hayli zordu.

kayıt için okula gittiğimde sınıfım olduğunu öğrendiğim yerdeki insanlara, "bildiğiniz kiralık ev ya da ev arkadaşı arayan insan var mı?" diye uzun uzun sordum. umutsuzluk safhasına geldiğim sırada, orada bulunan kadınlardan biri, "bi yer var, onlar böyle senin gibi ev arkadaşı arayan insanları bir araya getiriyor, orayla görüş isersen.." gibi bir öneride bulundu. ağzım kulaklarımda, kadına bol teşekkür ve minnet dolu cümleler sarf ederken bi taraftan da düşünüyordum kendi kendime, "ulan ne güzel düşünmüş insanlar! ne güzel bi şey yapmışlar!" diye. neyse, kadından aldık adresi, annemle koyulduk yola.. gittiğimiz yer, böyle büyük bir kuran kursu, cami gibi bi yerdi. ya da öyle değildiyse bile kokusu öyleydi. ondan öyle hatırlıyor olabilirim. emin değilim. ama kokusundan eminim. çocukken kuran kursuna gidenleriniz bilir. kendine özgü bir kokusu vardır oraların. kapalı bir kadın geldi, derdimizi anlattık. "bir dakika, bilmem ne ablayı çağırayım. sizinle o ilgilenecek." dedi ve ortadan kayboldu.

gelen kapalı bir kadındı ama kapalı kadınlara karşı herhangi bir antipatim olmadığından ve sakarya'ya girdiğimizden beri-böyle girmek diyince de savaşa gidermiş gibi oldu- pek çok kapalı kadın gördüğümden yadırgamadım durumu. hala umutla bekliyorum ben, bana nasıl biri olduğumu, nelerden hoşlandığımı vs. sorup listelerindeki bana uygun ve benim gibi ev/ev arkadaşı arayan bir kişiyle beni eşleştirecekler diye. ben bunları düşünürken beklediğimiz kadın da geldi. suratıma, saçlarıma, kıyafetime ve anneme bakıp, "yalnız biz bu evlerde sabahları erkenden kalkar namaz kılarız, toplu bir halde dua ederiz, sigara kullanmayız.." bla diye çeşitli kurallarından bahsetti. elbette dinlerken gelen büyük hayal kırıklığım.. teşekkür edip çıktık ordan. beni oraya gönderen kadına ya da bana ve anneme bakıp hemencik bu kurallardan bahsetme ihtiyacı duyan kadına kızdım mı? hayır. sonuçta ilki belki iyilik yapmaya çalışmıştı diğeri de vaziyeti görüp baştan uyarmak istemişti. işin arkasında art niyet aramamayı daha uygun buldum. annem kemalisttir, o hemencik düşünmeden kızdı ama bu kadınlara. "nasıl bi yere geldin sen böyle?!" diye bana da kızdı. üzüldü filan. o kadınlar gibi kapanıp, sabah kalkıp namaz kılıp, toplu dualar etmemden korktu belki, bilmiyorum..

neyse, ben o evlerden birinde kalmadım. bir şekilde kalabilecek bir yer buldum. ama sınıfımdaki en yakın, her zaman bana destek olan ve beni asla onlar gibi olmamamla yargılamayan iki arkadaşımdan biri kapalı diğeri de o ilk başta gidip ürktüğüm abla evlerinde kalan bir kadındı. oturup saatlerce sohbet ederdik onlarla. çok güzeldi. sürekli birbirimizi onaylayıp durmazdık, birbirimizi onaylamıyoruz diye birbirimize saçma küfürler edip, aşağılama yoluna da gitmezdik ama.. ben sabahlara kadar onlara dini, tanrı'yı, aklımın yatmadıklarını anlatır sorardım, onlar da kendi bildikleriyle hem sorularımı yanıtlamaya hem de itirazlarımın altını çürütmeye çalışırlardı. güzeldik yani, iyiydik..

o abla evlerinde kalan arkadaşımın evine de çok gittim sonra. vize-final haftalarında birlikte çalışırdık biz. ya da bazen ev arkadaşlarım olmadığında yalnız kalmaktan korkup giderdim oraya. böyle baya olduğum gibi, kendi halimde, zaman zaman dekoltelerimle vs. giderdim. o evde herhalde 7-8 kadın yaşıyordu. hiçbir tanesinin bile bana surat astığını, beni eleştirmeye çalıştığını, bana zorla bir şey yapmaya çalıştığını hatırlamıyorum. 7-8 ayrı kadın. kendilerine yakıştırılan tüm o, akıl çelmeye çalışmalar, zorlamalar, düşmanlıklar.. bu 7-8 ayrı kadın bunların hiçbirini yapmadı. tuhaf di mi? birileri yalan söylüyor olmalı ya da birileri yine genellemekten hoşlanıyor olmalı diye düşünüyorum bu insanların üstü kafadan çizilmeye çalışıldığında..

onlar, sabahları alelacele namaza kalkarken ben, şöyle bi gözümü aralayıp, tekrar kapatıp horul horul uyumaya devam ederdim orada kaldığımda. ya da o toplu dua vakitleri geldiğinde arkadaşımın odasına geçip kitap okurdum. bazen de kendi isteğimle aralarına katılmak isterdim. o zaman tuhaf bi huzur hissederdim. tuhaf, güzel bi huzur. aynı şeyi düşünmediğim insanlarla değer verdikleri şeyi paylaşıyor olmanın verdiği huzur. onların aynı şeyi düşünmediğimi ve düşünmeyeceğimi bildiği halde paylaşmama izin vermelerinin getirdiği huzur..

hasılı kelam, o kadar da abartıldığı gibi öcü yerler değildir. istemeyen ya da konuya yakınlık duymayan kimse, zorla oraya götürülüp çeşitli işkencelerle bir şeyler uygulamaya mecbur bırakılmıyorlar. en azından benim gördüğüm parça bütünün temiz kısmını temsil ediyordu.
hamsi kafa hamsi kafa
genelde pis oldukları doğrudur. çünkü her abla hem kendi dersleriyle ilgilenmek zorundadır hem de öğrencilerine yol göstermelidir. tesbihler verip kitap özetleri istiyorlar genelde. sabah namazları kabustu benim için. evler genelde eski kanepeli ve buz gibi suludur. allahım abdestten soğutur adamı erzurum soğuğunda. iki günde bir patates yemeği çıkar 1 aya tosun gibi olursunuz maşallah. sofra kesinlikle yer sofrasıdır yerde ince halı vardır her yemekten sonra karnınız ağrır. kesinlikle çok düzgün insanlar değiller. yani gerçekten temiz ve bu işi severek yapan iki kişi tanıdım. onun dışındakiler genelde kalacak yeri ucuza getirmek için tercih ediyorlar. namaz kılmayan abla da var. bize erkeklerle sakın konuşmayın deyip sokakta sevgilisiyle el ele gezen de. bir de çok gariptir, fotoğraf albümü görmüştüm ben, abi fotoğrafları var, kapı aralığından gördüm. ertesi gün okulda son sınıftan birine sordum (lise 1 deyim bu arada) hanım kız bana baktagül abla son sınıfta ya evlenmesi lazım artık uygun birini arıyor demişti. sonradan o ablanın telefonda birine o olmaz, bunun ailesi nereli, bu çirkin vs. dediğini duydum. içimde hiçbir zaman çok aşırı namaz kılmak, kuran okumak isteği olmadı. 1 yılımı onlarla geçirip geldiğimde az olan istek tamamen yok olmuştu. 22 yaşım bitmek üzere hala düşündükçe kötü oluyorum. evimde öğrendiğim hiçbir şey doğru değilmiş, ben çok yanlış işler yapmışım da onlar beni kurtarmış gibi davranıyorlardı son zamanlarda.
genç bir kızın tabi ki bazı istekleri olabilir, makyaj yapmak isteyebilir, sevgilisi olabilir, gece çıkmak isteyebilir vs. yukarıdaki görev belirleyen ablaların her şeye çok katı yaklaşması, bize yardımcı olanları da saptırmıştı şimdi şimdi anlıyorum. birçoğu eğer abla evinde değil de kendi bildikleri gibi yaşasaydı islama çok daha faydalı insanlar olabilirlerdi diye düşünüyorum.
use somebody use somebody
bazen eğlenceli olabilecek mekandır.
tanıdığım bir dörtlü abla evine bir poşet sigara-bira alıp giderdi. ciddi ciddi o evde içip sarhoş olurlardı.
herhalde eğleniyorlardır.