absürd öyküler

abıefsun abıefsun
saçma bir giriş önsözüyle başlıyor kitap.. tam da adına ve kitaba yakışır bir şekilde yazılmış.. (nida nevra savcılıoğlu)

(arka kapak)
akıl dışlı olayları gündelik yaşamın bir parçası olarak kabul etmiş olan bizlere, bu işin edebiyatını yapmak kaldı. şimdi, elimizdeki malzemeyi harmanlama vakti...
absürdüz, absürdsünüz, absürdler!
bizim absürdümüz ne? sizin absürdünüz ne? onun absürdü ne?
absürd ne?
ne?

..

şeklinde bir arka kapak yazısı mevcut.. içerisindekilerin kurgulanmışlar saçmalık-uyuşmazlık-tutarsızlık olduğu dizini adı üstünde..

ilk öykü aslı erdoğan'a ait bir delinin güncesi.. sanırım kitaba yakışan en birinci sırada öykü olduğunu düşündükleri için ilk sıraya koymuşlar onu..

ardından gelen iyi cem mumcu'ya ait bir tenyanın intiharından çok daha fazlası, huzme reçeli ve/veya bir ders.. kendi çizimleri( ? ) de bulunuyor içinde.. özellikle nah dağları oldukça güldürdü beni..

ondan sonra gelen ise derya erkenci'ye ait tsunami adlı öykü.. oldukça etkileyici..

sonrasında elbette ki hasan ali toptaş geliyor, yatak.. bunu en sıraya bilerek koyduk kurulum olarak.. güzel ve nereye gideceği bilinmeyen hasan ali toptaş varsayımları..

az daha unutuyordum.. kitabın en absürd öyküsü ise murat gülsoy'a ait karşılaşma öyküsüdür.. o kadar iki iki sayfa sonra artık bu önce miydi acaba arada başka birşey mi söyledi de ben kaçırdım demekten kafam karıştı.. üç sayfada bir aynı şeyleri yazıp direk bilinçaltına çalışmış sanırım.. böylece anlatmak istediği şeyi birebir yaşatıyor.. sürekli aynı şeyleri okuyunca insan doğal olarak o anı, etrafı, sözcükleri hepsini harmanlayıp sahneyi canlandırıyor içinde.. enteresan çizgiler.. azalıyor ve çoğalıyor.. baş'ta ve son'da..


ayrıca kitapta her iki sayfada bir siyah beyaz fotoğraflar mevcut.. ne kadar anlam ve ilişki aranmaya çalışılsa da pek bir bağlantı yok gibi birebir olarak öykülerle fotoğraflar arasında.. kitabın en güzel fotoğrafı da murat gülsoy'un öyküsünün başlangıcındaki fotoğraf.. kara parçaları ve el'in birleşmeye çalıştığı kısım..

fotoğraflar kamil fırat'a ait..

kitabın ilk baskı tarihi aralık ikibinüç..
tazmanya canavarı tazmanya canavarı
çocuğun biri bir gün manava gitmiş. demiş ki "bana bir kilo süt ver." kasap da demiş ki "peynir yok ekmek vereyim mi?" teyze de demiş ki "yok ben zaten bisikletle gelmiştim."