absürdizm

comtesse de lautreamont comtesse de lautreamont
insanoğlunun evreni, yaşamı anlamlandırma çabalarının boşa ve sonuçsuz kalmak zorunda olduğunu öne süren düşünce akımıdır. absürt, her ne kadar usdışı, saçma gibi anlamlara gelse de, şeyler hakkında en mantıklı ve akla yatkın görüş budur, bence. absürdizmin temelini soren kierkegaard atmış, albert camus devam ettirmiştir.
usako usako
(bkz: albert camus)
(bkz: veba)


albert camus, etkileyici üslubu ile veba ve yabancı gibi romanlarla ya da sisyphos söyleni ve başkaldıran insan gibi denemeleriyle, ikinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan “varoluşçuluk” akımının en önemli temsilcilerindendir. yazar, her ne kadar kendisini hiçbir akıma bağlı görmese de, eserlerinde varoluşçuluk felsefesinden izler bulunmaktadır. bunun yanında camus’nün aslında kendine has bir felsefesi vardır: “absürd” felsefesi. “veba” romanı, varoluşçuluk felsefesine ait kimi özellikler gösterse de, aslında romanda öne çıkan felsefe, absürdizmdir.

absürd felsefesinin temelinde, her şeyin sonunun ölüm olması vardır. sonunda ölüm olan bir hayat absürddür. camus için önemli olan bilinçtir. sonu ölüm de olsa, insanlar hayatın onlara dayattığı her türlü durum karşısında mücadele vermeli ve pes etmemelidirler. insan bilincinin değerini vurgulayan camus, tam bir hümanisttir.

absürdizmin üç temel sonucu vardır. ilki, başkaldırıdır. kendi varlığının bile farkında olmayan insanların, rutine binmiş hayatlarındaki kısır döngüyü kırmak, bir başkaldırıdır. ikincisi, tutkudur. hayatın saçmalığının ve sonunda ölüm olduğunu fark etmenin getirdiği bir hayat tutkusudur bu. üçüncü ve sonuncusu ise, özgürlüktür. başkaldırı gerçekleştiği için, kişi toplumun kendisine yüklediği mekanik rollerden, saçma kısır döngüden sıyrılır ve özgür olur.
veba’daki başkaldırıda bir grup insan kendi kaderine boyun eğmeyip başına gelenlerden kurtulmaya çalışmaktadır. bulaşıcı hastalığın oran halkına dayattığı umutsuzluk ve çaresizlik döngüsünü kırmak için savaş veren karakterlerin ortak mücadelesi ve dayanışmasında camus’nün bilinçli insana duyduğu özlem vardır. kitapta, veba ile mücadelede gönüllü hizmet biriminin kurulması esnasında katılımın çok düşük olması, bilinçsizlik durumunun ve çaresizlik hissinin bir sonucudur. tarrou’nun sözleri ise (“ölüme mahkûmiyetten nefret ederim.”) başkaldırının, hayatın anlamsızlığının bilincinde olup pes etmemenin bir haykırışı gibidir.

veba’da absürdizm daha ilk sayfalarda oran sakinlerinin hayatlarının anlatıldığı kısımda belirgin olarak karşımıza çıkar. absürd ve tekdüze hayatların içine birdenbire giriveren salgın hastalık, halkı kaderlerine başkaldırmaya zorlar. bunun yanında, varoluşçuluk ve absürdizmin temelinde yatan “başkaldırı”, intihar kavramıyla yakından ilgilidir. “intiharın tersi, ölüme mahkûmiyettir.” der camus. veba’da da, karantinaya alınan şehirde hastalıkla yüz yüze gelen insanlar, aslında ölüme mahkûm edilmişlerdir.

saçma felsefesinde intihar kabul edilemez çünkü intihar bir çelişkidir. intihar eden insan, hayatın anlamsızlığını iddia ederek intihar eder. oysa bu şekilde başkalarının hayatlarını yüceltir, onların hayatlarının yaşamaya değdiğini kanıtlamış olur. bundan dolayı, yaşamak için çaba gösterilmeli, başkaldırılmalıdır. dr. rieux başkaldıran, insanların çaresiz kabullenişindeki korkunç intihara boyun eğmeyen tek bireydir. bu yüzden sonuna kadar ayakta kalabilen, tutkuyla yaşma sarılan, dr. rieux olacaktır.

“veba, yalnızca yirminci yüzyılın değil, bütün bir insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: “felaketin yazgıya dönüşmesi.” veba’daki ana karakterler, vebanın saltanatına izin veremeyeceklerinin bilincindedirler. bir gün, rieux’un gözleri önünde ölen çocuk, hayatın ne kadar “saçma” olduğunu gözler önüne serer; “…grimsi bir çamur maske kadar kaskatı, küçük yüzünde, dudakları aralandı ve onlardan uzun, aralıksız bir çığlık yükseldi, zorlukla soluğuyla değişen, semti acımasız ve içerlemiş bir protestoyla dolduran bir çığlık; çocukça bir çığlıktan çok orada acı çekenlerin tümünün kolektif haykırışı…” küçük çocuğun ıstırabı oran şehrindeki kabullenişe karşı bir serzeniştir. her ne kadar bu kitap bir şehrin başına gelen ölümcül veba felaketini anlatsa da aslında buradaki asıl konu, insan varoluşunun sırrını anlamak ve kabul etmektir. bu bize absürd yaşamımızı ve özgürlüklerimizi hatırlatır, işte bu özgürlükler, hayattaki kararlarımızın temelini oluşturur; özellikle de ölümle karşı karşıya kalındığında…

sonuç olarak, “veba” romanında, camus’nün diğer kitaplarında gördüğümüz acizlik ve başkaldırı bezeli absürdizm hepsinden daha fazla göze batmaktadır. yazar, sisyphos söyleni’nde açıkladığı absürd düşünceye bu romanında genişçe yer vermiştir. veba romanında varoluşçuluk akımından öğelere rastlasak da, oran sakinlerinin yaşam tarzları, farkındalıktan çok uzak oluşları, varoluşçuluğun yanında absürdizmi öne çıkarır. vebanın sarıp sarmaladığı bir şehrin içindeki insanların koyvermişliği ama aynı zamanda da yaşama hevesi “bilinçsizlik”, esaret ve çaresizlik kokmaktadır. oranlılar, bir yanda yaşamak isteyerek hayatlarına değer vermekte, öte yandan eninde sonunda yok olacakları gerçeğini de bilmektedirler. bu çelişkiyle yaşamak "absürt"ün ta kendisidir. eğer hayatımızın anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak, kendimizi öldürmeli miyiz? veba romanında, bu trajedik kısır döngünün, sonunun ölüm ya da felaket olacağı bilinse dahi başkaldırı ile çözüleceğini anlatmıştır camus.
zahidem gurbanımov zahidem gurbanımov
"-izm savar" bünyemi sonsuza dek sürecekmiş gibi görünen bir titreşime boğandır. hak verdikçe sıkılıyorum.

"absürdizm`e göre insanlar tarih boyunca yaşamlarında bir anlam bulmaya çalışmışlardır. fakat bu dünyayla ilgili usa uygun bir cevap bulmak mümkün olmayacağından bu arayış kaçınılmaz olarak faydasız olacaktır. sonunda ise insanları iki yoldan birine seçmeye itecektir: "hayatın anlamsız olduğu sonucu" ya da "tanrı`ya inanmak, bir dine yapışmak" . fakat yukardaki argüman tekrar uygulanabilir: "tanrının amacı nedir?" kierkegaard, tanrının bilinebilir mantıklı bir amacının olmadığına inanır, absürtü tanrı`da da bulur.
intihar etmek hayatın saçmalığına karşı "uğraşmaya değmez" demektir ve rasyonel bir tepki gibi görülebilir. fakat birçok insana göre bu bir çözüm değildir, ölüm absürtü ortadan kaldırmaz, absürt ile bağlantıyı koparır sadece. albert camus, sisifos söyleni`de intiharın faydalı bir çözüm olmadığını söyler, çünkü hayat bütünüyle absürt ise onunla savaşmanın yolu aradaki bağı sürdürmekten geçer. eğer bilinç yaşamıyorsa ki absürtü trajik yapan sisifos`un taşın düşeceğinin farkında olmasıdır, akıl ve absürt arasındaki etkileşim var olmayacaktır. ölüm ise bunu ortadan kaldırır ve ölümde de bir anlam yoktur, kısacası intihar insanın nihai yazgısını hızlandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. `camus, asıl isyanın yaşarken absürte baş kaldırmak olduğunu söyler.`"

şerrefsizim ki aynısı benim aklıma gelip gelip gelip...duruyordu.

absürdizm absürdizm, herhangi bir yaratıcı olmadığından insanlığın evrende bir anlam bulmasına yönelik uğraşlarının boşa bir çaba olduğunu ve eninde sonunda ... wikipedia
lapeurdanslecauchemar lapeurdanslecauchemar
kavramsallaştırıldığı haliyle bir "izm" olmayan düşünsel duruş. bir öğreti ya da akım olamayacak kadar tecrübe edilmeye dayalı bir varoluş çerçevesi.

saçma işte. anlamını rastgeleliğin uyumundan alan tutunuş.
neyçırsever neyçırsever
absürdist kişi, kendini öldürmediği sürece absürd olaylarla ateşkes hâlinde yaşar ve onların bir parçası olur.
absürdist birinin başkaldırısı ise yalnızca absürd bir yerde absürd olaylar zincirine bir halka daha ekler.
yuki onna yuki onna
herhangi bir yaratıcı olmadığından insanlığın evrende bir anlam bulmasına yönelik uğraşlarının boşa bir çaba olduğunu ve eninde sonunda bu anlam uğraşının başarısız olacağını söyleyen felsefi düşünce akımıdır. varoluşçuluk ile bağlantılıdır fakat birbiriyle karıştırılmamalıdır.

kökenleri 19. yüzyıla ve danimarkalı filozof (bkz: soren kierkegaard)'a dayanır.
karmaşa karmaşa
evlendirme programlarından birinde seyirci olmaya mahkum olduğunuzu düşünün...reklam arası bile olmaksızın... bir ömür boyu saçmalık. işte dünya böyle bir yer dostum...