acarkent

galliani galliani
basında yer yerinden oynuyor, istanbul'da son 20 yılın en büyük orman vurgunu yapılmış, bu vurgunlarla bazıları köşeyi dönmüş, olayın failleri neredeyse devlet içinde devlet kurmuş, gelen orman kolluk kuvvetlerini bile silahla kovacak güce erişmişler. hemen hemen her gün basında ayrı bir skandal patlak veriyorken bir de bizim sözlüğün "okumuş çocukları" ne yazmış diye sözlüğe göz attım, lakin ne göreyim, sendika, parti, üniversite, savcı, eski bakan, emekli polis, emekli general , medya işbirliği ile girişilen büyük soygun ve orman talanı hakkında "bizim çocuklar" muhalefet etme gereği duymamışlar.

bu yolsuzluk en kallavi yolsuzluktur, iyi yolsuzluklar 3 ayaklıdır, medya, bürokrat ve siyaset üçgeninde vuku bulurlar. burada ise buna ilaveten emekli generaller, sendikalar, üniversiteler (bilirkişi olarak mahkemeyi etkiliyorlar) ve en önemlisi savcılar var. basında birçok haber çıktı, başka link vermek isterdim, ama vakit'ten hasan karakaya'nın yazısı çattı gözüme, çünkü bu yazı diğer tüm yazıları bir araya getirmiş, onların güzel bir özeti. linki buyrun ve lütfen sessiz kalmayın.

http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=135985
pandemonium pandemonium
yapım aşamasında %6 inşaat izni verilmesine rağmen, eski orman bakanına rüşvet yedirerek bu oranı %90 lara çıkarmayı başarmış doğal hayat düşmanı medeniyetsizlerin kurduğu kent.
tekmeleyen kuş tekmeleyen kuş
danıştay'ın yıkım kararına rağmen belediye enümenince yıkılmamasına karar verilen orman katillerinin kurduğu site.
kararı veren encümen üylerinden birisinin eskiden acarlarla iş ilişkisi içinde olduğu da belirtiliyor. anlaşılan bu ülkede, kurallar hiyerarşisi ters işliyor. danıştay kararları, belediye encümeni tarafından pek iplenmiyor.

hukuk devleti, sadece kanunların olduğu değil, olan kanunları ve mahkeme kararlarını uygulayacak kamu yararını düşünen güçlü bir otoritenin bulunduğu devlet demektir. yoksa dünyanın en ileri kanunlarını kabul edin neye yarar, kağıt üstünde kalıp da onu uygulayacak bir güç olmadıktan sonra. sadece hukuk fakültelerinde ders vermeye mi?
elira elira
adını duyanların "fiyuww çok uzak la" diye tepki verdiği, fakat aslında 2. köprüye 5 dk içinde ulaşabildiğiniz dehşet büyük, site diyemeyeceğim kadar büyük, zaten mahalle sıfatını kazanmış turkish orange country. 2 kısımdan oluşur; 1. kısım a kapısından başlar e kapısına kadar gider ki, kapı isimleri "a1,a2,a3,b1.." filan diye devam eder, varın siz anlayın buranın kapladığı hektarları. 2. kısım ise e kapısı etrafında konuşlanmış evlerdir ve kanımca en güzel evler bu taraftadır.
yan komşusu beykoz konakları ne kadar yeşillikse acarkent de bir o kadar betondur. evlerin bahçelerinden fırtlamış ağaçlar ve yol kenarındaki marulumsu ağaççıklar olmasa grobeton, gazbeton kent olası varmış, ucundan yırtmış. beykoz konaklarındaki "dikkat sincap çıkabilir" tabelası oranın sherwood havası hakkında ipucu verirken, acarkent'teki inşaatların dışındaki baret temalı tabelalar bizi sincaplar dışında kafaya veyahut arabanın tepesine düşebilecek diğer tehlikelere karşı uyarır.
burada hakikaten değişik insanlar oturmaktadır. anneli babalı 3 çocuklu 2 arabalı "çekirdek aile" türünün yan evinde 4 eşli, silahlı korumalı bir şeyh oturabilir, (bkz: cübbeli ahmet)normaldir. ayrıca bazı evlerin garajının önünden geçerken ağzınız açık kalabilir. zira acarkent beyaz suv, 4x4 cennetidir. sağ, sol, ön arka, hava mava her yer beyaz q7'dir, range'dir. bir yerlerden her an bir bentley fırlayabilir, dikkat edilmeli.
burası hakkında çokca bahsedilen ünlüler geçidi ise coliseum'da görülebilir. coliseum acarkentin sosyal tesisi. içerisinde olimpik havuzlar, fitness cart curt, sinema, mağazalar, mezzaluna, starbucks filan buluyor. akşam saatlerinde mezzaluna bir adet makyajsız demet akalın'a, bir adet sakallı behzat uygur'a ve rüküş futbolculara rastlayabileceğiniz bir mekan halini alıyor. gündüz ise işsiz güçsüz kadınların çay kahve mekanı olmaktan öteye gidemiyor.
güzel yerdir, tertemizdir. pasajlarıyla, mağazalarıyla, 24 saat açık tekeliyle, iddia bayisiyle, jandarma kılıklı güvenlikleriyle, öküz sakinleriyle, efendi insanlarıyla, everest'ten bozma kasisleriyle, ferrari sesleriyle, bir garip yerleşim yeri işte.
fena edit: az evvel muhteşem vucütlu bir zencinin üstsüz araba yıkadığı, fantazi ötesi bir yer, bulutların ötesi.
ekşiözgür ekşiözgür
beykozda doğal yaşama karşı anadolu yakasının en büyük katliamını yapan acarinşaatın yüzkarası projesi.
emlak sitelerinde bu evler orman manzaralı diye tanıtılıyor. amk orman mı kaldı?

sitelerindeki tanıtımda şöyle diyorlar:
acarkent saip molla özel orman alanı içersinde 2.291.220 m2 bir alanda kurulmuş türkiye’nin tek parsel üzerinde en büyük projesi olup, toplam 1452 adet villa, 80 adet boğaz manzaralı daire, 64 adet acarlife apart daire, 72 adet acarsize stüdyo daire ve ticari birimler ile sosyal spor alanlarından oluşmaktadır.

greenpeace ve tema vakfından bu konuda duyarlı olmalarını beklerdim.
dengesek dengesek
istanbul'da ikamet eden bir çok zenginin evi bulunduğu site. aslınca site diyemeyiz buna bir ilçe kadar büyük neredeyse. içerinde futbolcular, sanatçılar azımsanmayacak sayıdadır. sonra bir de çıkarlar orman katliamından falan bahsederler. yazık.