adam pisliğin teki çıktı rıza baba

güne esneyerek başlayan adam güne esneyerek başlayan adam
arka sokaklar adlı şahane dizide her bölüm hatta bölüm başına 3 kere kullanılan replik. ulan madem her selam verdiğiniz ya da yok bu masum dediğiniz adam pisliğin teki çıkıyor bırakın lan o mesleği. insan sarrafı yaşlı bir adam getirtin kahveden ona sorun. zaten biriniz telsizle konuşurken diğeriniz telefonla konuşuyor. orası bambaşka zaten. ne biçim senaryo yazar(!)ınız varsa artık.

bu mantık hatası;

luthienjedi luthienjedi
bu sıralar nerede criminal case ile ilgili bir paylaşım görsem altına yazdığım replik. arkadaşlarım bıktı ben bıkmadım yazmaktan. istisnasız hepsine yazıyorum, evet işim bu. sürekli bildirim gelirse ben de böyle yaparım. oyun isteklerini kovmanın etkili bir yolu, benden söylemesi.
ekşi kadın ekşi kadın
ya şaka mı bu diziler, nasıl bu kadar saçmalamayı başarabiliyorlar, e izleyicisi de var demek ki, kendimi bildim bileli devam ediyorlar işin o kısmını daha da bir anlamıyorum.
princess of anatolia princess of anatolia
arka sokaklar'da, mesut komiserin sürekli söylediği sözdür.

adamın pisliğin teki çıkması, bilmem kaç sezondur şaşırtıyor mesut'u.

mesutcuğum, sen polissin. işin, katilleri, hırsızları, kanuna karşı gelenleri yakalamak zaten. yakaladığın adamlar pislik değil de ne olacak sevgi pıtırcığı mı?...
dumrul dumrul
köpeğin de psikopatı diye bir şey var evet. bende vardı böyle bir şey. köpek daha 10 aylık filan. alman kurdu. götü düşük, kulaklar kocaman ve dimdik, henüz genç de olsa fizik o biçim... almaya gittik. eski sahibinin bahçesine girdim, geldi direkt elimi yaladı, dedim negzel dost canlısı hayvan. sonra bir kamyonete bindik, ben arkada yanına çöktüm, bu kuyruğunu kıstırmış duruyor. duygular şelale tabii... sonra eve geldik bizim sokakta dünyanın en iyi kalpli köpeklerinden biri var. adı katil. katil sokak kedilerini filan korur. kuşları korur. sokak köpeklerine hamilik yapar. yahu kediye pist desen döner sana hırlar. senden hoşlanmazsa yattığı yerden kafasını kaldırıp bir kez kükrer altına sıçarsın. mastiff ama sana saldıracak gibi olduğunda dahi adını söylediğinde seni hiç tanımasa da gelir dostluk eder. neyse benimkini aldık geldik, katil'i gördü deli gibi saldırmaya çalışıyor ki bizimki gibi üç beş tanesi gelse katil hepsini beş dakkada boğar. baktım olacak gibi değil, hiç niyetim yokken kapının önüne bağladım. (sonrasında bir çiftliğe verene kadar geçen üç yılda zincirsiz bir tek gün geçiremedi) katil ise zincirsiz ama bizimkinin bağırmaları hiç skinde değil.

o ana kadar kendi kendime sormadığım soru şu: bu kadar güzel bir köpeği eski sahipleri niye veriyolar? köpek manyak çıktı. annem, amcam ve ben hariç nefes alan her şeye saldırıyor. (daha sonra bize bir de mahallede torbacılık yapan zıpır bir eleman eklendi. benimki onu benden daha çok seviyordu. ilginç) yeğenim o zamanlar 6 yaşında. alışsın diye yemini ona verdiriyorum. benim yanımdayken çocuğa kuyruk sallıyor kendini sevdiriyor filan. ama ben yokken ne zaman görse saldırıyor çocuğa.

sonra bir gün ben yokken üç tane çingenenin ağzına sıçmış. meğer bunlar bir haftadır ben yokken gelip köpeğe et veriyorlarmış. kendilerine alıştırıp çalacaklar. karşı sokaktaki esnaf her gün görüyor. (bence çalsalar da kurtulsak diye ses etmiyorlar) bu kekolar nihayet kendilerine güvenleri yerine geldiğinde zinciri çözüp almaya çalışıyorlar köpeği. hayvan üçünü de adeta parçalıyor.

böyle bir şey işte... tamam adam pisliğin teki çıktı ama kat kat giydiğim kış gecesinde benimle oynarken kol bacak bırakmayan hayvan ne zaman canım sıkkın eve gelsem üzerime atlamak yerine yavaşça gelip bacağıma yaslanırdı. kenara çekildiğimde yere kapaklanıyor. öyle bir kendini bırakma...

bu köpeğin benle ilişkisindeki sihri hiç çözemedim. aslına bakarsanız köpeğe benden başka kötülük eden kimse olmadı. ama benden başka herkese de en az bir kez saldırmaya çalışmıştır. sonradan alıştığı annem, amcam ve mahallenin fırlaması torbacı genç dahil.

nihayetinde daha mutlu olacağı bir çiftlik bulunca köpeği vermeye ikna oldum. bodrum'a göndereceğiz. yolda pet nakliyecisine pislik yapmasın diye uyutup yollayacağız. sordum soruşturdum, şimdi adını unttuğum bitkisel bir yatıştırıcı önerdiler. "bir tanesi öküz uyutur ama emin olmak istiyorsan iki tane ver" dediler. ama o gece bizimki uyusun diye nakliyeci 3 saat beklemek zorunda kaldı. 6 tane o ilaçtan verdim. üstüne iki tane xanax verdim. yine de kar etmeyince o şekilde yollamak zorunda kaldık.

yıllar geçti. rüyamda gördüm. böyle iki metrelik, kafası üç numara traşlı, kaslı maslı sarışın bi herif olmuş. karşımda durmuş üzgün üzgün duvara bakıyor. ve ben ona sesleniyorum. "buddy yavrum... oğlumm... oğlummm... çok mu kızdın bana yavrum niye konuşmuyosun?"

yan gözle olsun dönüp bakmadı. zaten bodrum'a gönderirken de aynı şekilde dönüp bakmamıştı.
2