adama dokunan şiirler

1 /
mr curiosity mr curiosity
özellikle savaştan yeni çıkmış yüreklerin yazdıklarıdır.


sen olmasan
sen olmasan...
seni bir lâhza görmesem yâhut,
bilir misin ne olur?
semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud
bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,
ve bulur;
fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
bu rûh-ı mecrûhu? ..

sen olmasan...
seni bulmak hayâli olsa muhâl,
yaşar mıyım dersin?
söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;
soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar
ne hazin
gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,
yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
bu kalb-i muztaribim?

sen olmasan...
bu samîmî bir îtirâf işte;
sen olmasan yaşayamam:
seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;
fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten? ...
akşam
gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
bükâya değse hayat! ..


sen olmasan/ seni bir an bile görmesem bilirmisin ne olur/yaşarmıyım dersin?/ gökyüzü ve güneş sonsuza dek kaybolsa/ ruhum ve bedenim bu karanlık sönük gecede belki bir avuntu bulur/güneşe ve gökyüzünü andıran suretinle beslenen bu incinmiş ruhumu/ bu zulme alışmak kabullenmek mümkünmüdür? sen olmasan/ senin olma ümidi olmasa/ yaşarmıyım dersin?/ senin bakışından bile bir an ayrılsam/ yıldızlar söner hayallerim kırılır,bedenim üşür/ne acı/ seni kaybetsek kalbim ve ben yaşarmıyız? ama ben bu acıya razıyım / işte ozaman tüm bedenime ve ruhuma hayat gelir. sen olmasan/bu yürekten .bir itiraf işte/sen olmasan ben yaşayamam./seninle olan birlikteliğimiz seni üzmeyecek bir anlaşma işte/bu anlaşma halimi benim ruhumu ezip bitiren?/ güneşim batarken sakince düşündüm bunu/ sevişip ağlamak da güzel/ fakat bu tutsak edilmiş bir sevgiyi harcamaya değermi hayat...


tevfik fikret(sen olmasan)
dedeye sahip çıkalım dedeye sahip çıkalım
ahmed arif'in istisnasız tüm şiirleridir benim için. ama özellikle şu kısım:

bunlar,
engerekler ve çıyanlardır,
bunlar,
aşımıza, ekmeğimize
göz koyanlardır,
tanı bunları,
tanı da büyü...
l appartement l appartement
benim için ise şu şiirdir:

sevgi duvarı

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
kedininpigleti kedininpigleti
eskisi kadar özlemiyorum seni,
ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda.
adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor.
yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
biraz yorgunum.
biraz kırgın.
biraz da kirletti sensizlik beni!
nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama "iyiyimler" yamaladım dilime.
tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
hafızamı milyon kez zorlamama rağmen
yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.
gel diye beklemiyorum artık,
hatta istemiyorum gelmeni.
nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
arasıra geliyorsun aklıma banane diyorum.
benim derdim yeter bana banane!
alıştım mı yokluğuna?
vaz mı geçiyorum varlığından?
tedirginim aslında,
ya başkasını seversem?
inan o zaman seni hayatım boyunca affetmem...
- özdemir asaf
psikopatpapatya psikopatpapatya
belalı şiir

şimdi sen karşımda öylece dururken,
bakmayışından kırk başka anlam çıkaran ben,
yanılıp da baksaydın bir kez kafanı kaldırıp
sevincimden muhtemelen aklımı yitirirdim..

kafan ki nasıl güzeldir üç duble çaydan sonra
gözlerin, kim bilir..
yok yok gözlerinden hiç bahsetmemem lazım.
daha önce bana baktıkları gibi bakıyorlarsa sağa sola
yok dedim, gözlerinden bahsetmemeliyim.

ellerini gördüm sol çaprazdan, canımın içi ellerin..
allahım onlar else benimkiler ne?
kararlıyım, gözlerinden bahsetmeyeceğim
allah belasını versin kulpunu tuttuğun kupanın.

kafanı kaldırmadın ya hala, inna sabirin..
ama bu böyle olmaz dönüp dolaşıp,
dönüp dolaşıp gözlerine geliyor laf,
çürümüş çimen yeşili gözlerin..
yapma, merhamet et söz verdim
gözlerinden söz etmemeliyim.

şu an, tam şu an
şu an calvino görse beni kesin roman yazardı.
kafam içinden geçsin dorian gray'in portresinin
ki severim aslında oscar wilde'i
sevmem artık kulplu kupayla beraber
onun da allah belasını versin..

sen içeri girmeden önce bir süreliğine,
bir süreliğine seni aklımdan çıkarmıştım
yeni yeni şeyler düşünmeye başlamıştım sen içeri girmeden
(söyle yanındakine, çeksin elini omuzundan
çeksin elini omuzundan yoksa,
yoksa ne yaparım hiç bilmiyorum,
bilmiyorum iyisi mi çeksin elini omuzundan)
evet yeni yeni şeyler düşünmeye başlamıştım sen içeri girmeden..
genç yaşta ölen dansçı, son okuduğum metin çakır polisiyesi, mısırdaki ayaklanma falan..
sırasızca gelip geçiyorken aklımdan.
mendil satan çocuğa bakıp toplumsal duyarlılığımı kabartmıştım bir ara.
doğurup doğurup sokağa salıyorlar cık cık..
cıkcıklarken tam, sen içeri girdin gördüm.
sen beni görmedin.
ben seni gördüm.
sahi görmedin mi sen beni?
ben seni gördüm.
ben seni gördüm ve o an!
ve o an..
o andan sonra..
dansçı kızın da mısır'ın da, mendilci çocuğun da
bir süre sonra kulpunu tutacağın kupanın da
hepsinin allah belasını versin o andan sonra.

(sakız mı var ağzında? evet evet sakız var,
rabbim alsana canımı bir sakız nasıl böyle güzel çiğnenir?..)
yanındaki baktı bana, hafifçe selam verdi.
ben o an orada değildim, farketmedi selam verdi
ben çoktan gitmiştim more'nin ütopyasına
o farketmedi kalktı bana selam verdi.
hafifçe selam verdi, tanışıyormuşuz..
tanışıyormuşuz da,
sokarım tanışıklığına.
az önce sol çaprazdan gördüğüm,
az önce sol çaprazdan gördüğüm sağ omuzunu saran kol onun koluysa
başlarım tanışıklığına..
masadaki herkesle göz göze geldim,
bir seninle gelmedim.
mahsus mu yapıyorsun?

(yanındaki selamlaştığım adam,
yanındaki selamlaştığım adama söyle
söyle ona, öyle sokulup durmasın sana)

ben dahil hepimizin allah belasını versin
derken..
derken kalktın
kalktın, kalkarken de bakmadın..
kalkarken bile bakmadın..
heyy dur nereye,
gitme..
gitmesene..

ali lidar
mr curiosity mr curiosity
titrek bir damladır

titrek bir damladır aksi sevincin
yüzünün sararmış yapraklarında
ne zaman kederden taşarsa için
şarkılar taşırsın dudaklarında.
işlerken hülyama sesten örgüler
bir çini vazodan dökülen güller
gibi hülyada fecirler güler
buruşmuş bir çiçek parmaklarında.

gözlerin kararan yollarda üzgün,
ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
süzülüp akasya dallarından gün
erir damla damla ayaklarında.

sesin perde perde genişledikçe
solan gözlerinden yağarken gece
sürür eteğini silik ve ince
bir gölge bahçenin uzaklarında.

sen böyle kederden taştığın akşam
derim dudağında şarkı ben olsam
gözlerinde damla, içinde gam
eriyen renk olsam ayaklarında

(ahmet muhip dıranas)

bu şiir çok dokunur,aklımda hep izi var.
mr curiosity mr curiosity
ekmek ve yildizlar
ekmek dizimde
yıldızlar uzakta tâ uzakta
ekmek yiyorum yıldızlara bakarak
öyle dalmışım ki sormayın
bazen şaşırıp ekmek yerine
yıldızları yiyorum...

ekmek ve yıldızlar (oktay rıfat horozcu)
scmlmatanricasi scmlmatanricasi
...
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım
isteoyledegil isteoyledegil
küçüktüm, küçücüktüm,
oltayi attim denize;
bir üsüsüverdi baliklar,
denizi gördüm.

bir uçurtma yaptim, telli duvakli;
kuyrugu ebemkusagi renginde;
bir saliverdim gökyüzüne;
gökyüzünü gördüm.

büyüdüm, issiz kaldim, aç kaldim;
para kazanmak gerekti;
girdim insanlarin içine,
ınsanlari gördüm.

ne yardan geçerim, ne serden;
ne denizden, ne gökyüzünden ama...
birakmiyor son gördügüm,
birakmiyor geçim derdi.

oymus, diyorum, zavalli sairin
görüp görecegi.
1 /