adem baba dünyaya paraşütle mi indi

puxa vida puxa vida
"charles darwin, kuran'ın 29:20 ayetindeki ilahi öğütü uygulayan bir araştırmacıydı. aslında tarihi belgeler darwin'in (1809-1882) ve dedesi erasmus darwinin evrim konusunda, kendilerinden yüzyıllar önce yaşayan islam bilginlerinin eserlerinden etkilendiğini gösteriyor. dostum dr. t. o. shanavas, creation and/or evolution: an ıslamic perspective adlı kitabının 6'ıncı bölümünü buna ayırıyor. örneğin, john william draper, the conflict between religion and science adlı kitabında evrim teorisinin batı kökenli olduğu varsayımını reddediyor ve evrim teorisinin müslüman okullarında yüzyıllar önce okutulduğunu ve hatta müslümanların evrimi çok daha geniş kapsamlı düşündüklerini, minarelleri ve inorganik maddeleri bile evrim olayına dahil ettiklerini tartışıyor. will durant adlı amerikan tarihçisi de ünlü filozof ali ibni sina (980-1037) ve ebu bekir muhammed el razi'nin (844-926) tıp ile ilgili kitaplarının ve görüşlerinin ortaçağ avrupasında üniversitelerde yüzyıllar boyu ders kitabı olarak kullanıldığı gerçeğini anımsatıyor ve 1395 yılında paris üniversitesinde el-razi'nin kitab el havi adlı eserinin kullanılan dokuz kitaptan biri olduğunu bildiriyor. aynı kitap, avrupa'da avicenna olarak tanınan ibni sina'nın bilimler ansiklopedisi olan qanun fil tibb adlı kitabının montpellier ve louvain üniversitelerinde 17'nci yüzyıl ortalarına kadar temel ders kitabı olarak okutulduğunu bildiriyor. avrupa'da tıp bilimini etkileyen evrimci iki önemli müslüman bilimadamı daha var: batı'da abubacer olarak bilinen ebu bekr ibn tufeyl (1107-1185) ve averris olarak tanınan ünlü filozof ebu el velid muhammed ibn rüşd (1126-1298).

shanavas, yukarıda ismini verdiğim kitapta daha birçok belgeye yer veriyor. örneğin, sosyolog tarihçi ibni haldun'un (1332-1406) ünlü makaddime'si minerallerden başlayan bir evrimi savunur. minareller evrimleşerek çekirdekli ve çekirdeksiz bitkiler oluştururlar. bitkiler hurma ağacı ve asma ile zirveye ulaşıp hayvanların ilk evresi olan salyangoz, kabuklu deniz hayvanlarıyla gelişir. çeşitlenerek artan hayvanlar yaratılışın yavaş işleyen evreleşmesi sonunda bilinç sahibi ve düşünme yeteneğine sahip olan insana dönüşüp zirveye ulaşıyor. ibni haldun'a göre insanlığın ilk evresine maymunlardan erişiliyor. ibni haldun mukaddime'sinde evrim olayını bilimsel bir dil kullanarak anlatıyor ve varlığın aslınının (yani genetik yapısının) çeşitli değişikliklerden (mütasyonlardan) geçerek bir cinsten diğer bir cinse evrimin gerçekleştiğini savunuyor. ortaçağ'da dünyanın bilim meşalesini ellerinde tutan müslüman bilimadamlarının evrimi ilahi bir sistem olarak kabul etmekte hiçbir çekinceleri olmamıştır. örneğin, ibni haldun insan cinsinin kökeni hakkındaki bir paragraftan sonra allah'ın sünnetinin (yasasının) değişmeyeceğini bildiren bir ayeti anımsatıyor.

bunlara ek olarak, batıda alhazen olarak bilinen ünlü optik bilimcisi muhammed el heysam (965-1039) optik bilimini incelediği kitab al menazir adlı eserinde insanların mineraller, bitkiler, hayvanlar ile süren evrelerin bir sonucu olarak yaratıldığını savunur. ibni arabi (1165-1240), celaleddin rumi (1207-1273) gibi ünlü tasavvuf liderleri de evrim teorisini savunmuşlardır. geolog el biruni (973-1048) kitab el jamahir adlı eserinde insanlığın basit organizmaların doğal ayıklama yoluyla uzun yıllar süren evreden evreye gelişimleri sonucu oluştuğunu tartışır.

maalesef, gazzali ve benzeri hadisçi sünnetçi rivayet mukallitlerinin etkisi arttıkça ibni haldun, ibni sina, ibni rüşt gibi müslüman bilimadamları zındık olarak tanıtılmaya başlandı.

bir zamanlar, katolik klisesinin kopernik ve galileo'nun dünya yerine güneşi merkeze oturtan modele allah adına açtığı savaşın bir benzeri şimdi de darvin'in geliştirdiği evrim teorisine karşı açılmış bulunuluyor. müritlerinin yazdığı veya sağdan soldan aşırarak derlediği kitapların üzerine kendisine sonradan yakıştırdığı harun yahya ismini koyan adnan oktar adlı mehdi özentisi şeyhin allah adına, islam adına evrim teorisine karşı açtığı savaş maalesef konu hakkında pek bilgisi olmayanları etkilemektedir.

iki yıl önce bu konuda felsefi bir makale yazmaya karar verdim. orijinalini inglizce yazdığım makalemin başlığı: the blind watchwatchers or smell the cheese: an ıntelligent and delicious argument for ıntelligent design in evolution. (kör saat izleyicileri veya peyniri kokla: evrimde akıllı tasarım için zeki ve lezzetli bir tartışma.). akıllı tasarımın evrimin her anı ve noktasında kendini gösterdiğini tartışan inglizce makalemi quran: a reformist translation adlı kuran çevirisinin arkasına ekledim.

biz hepimiz bu gezegenedeki maceramıza, hayati ve acımasız bir yarışmada küçük canlı bir şampiyon olarak başladık. genetik yapımızın yarısı, kurbağa yavrusuna benzeyen başlıbaşına bir spermdi. umulur ki, dünyaya doğmadan dokuz-on ay önceki olaylar bazı kahkaha ve karşılıklı sevgi dolu öpücükleri içeriyordur. bir kalem uzunluğunda bir tüp içerisinde bir gün süren uzun bir maratonun sonunda, yani vajinadan başlayıp serviks ve uterus boyunca ilerleyerek sonunda diğer yarımızla karşılaştık. böylece yaşam ödülünü ya da mahkumiyetini kazandık. (bu makalenin yazarı bir bayan olsaydı bunun tam tersi de anlatılabilirdi: genetik yapımızın yarısı bir zamanlar uslu uslu bekleyen bireysel yumurtalardı... şeklinde başlayabilirdi). seçilen kadın yumurtalarından birine ulaştıktan sonra, çoğumuz şampiyon spermler olarak yumurtaları bencilce kapadık ve milyonlarca kardeşimizi ölmeye mahkum bıraktık. beğensek de beğenmesek de, milyonlarca potansiyel spermi bizden biraz daha yavaş oldukları veya şansız oldukları için ölmelerine sebep olan bencil genler olarak başladık. ''biz aslında tarih boyunca kendilerini zafer kazanmış kimseler olarak bilen katillerin çocuklarıyız''. dahası, biz dünya hayatımıza olası kardeşlerimizi kitlesel imha yoluyla öldürerek başladık. biz kabil'in çocuklarıyız; bizler, makro ve mikro dünyanın her ikisinde, acımasız savaşlarda sağ kalanlarız.

evet, organik roketlerimiz organik gezegenlerimizi vurduktan sonra, zigotlara dönüştük ve annemizin karnında 266 gün sürecek bir evrimi yaşamaya başladık. adenin, sitozin, guanin, ve timin adlı dört baz veya nükleotid diliyle kodlanmış yaklaşık altı bilyon bitlik dna programı, fiziksel evrenin en harika ve kompleks varlığı olan birbuçuk kiloluk pelteyi, insan beynini yaratır.

neden birçok insan maymundan evrimleşmeyi hazmedemiyor? pis kokan bir damla meni ve yumurtacıktan, kurbağa gibi bir fetusten, altına pisleyen ve gördüğü herşeyi ağzına sokan bir bebekten evrimleşmeyi kabul ediyorlar da sevimli bir şempanzeden evrimleşmeyi onurlarına yediremiyorlar? hulusi başar çelebi adlı bir arkadaşın 19.org sitesinin türkçe forumunda 2006 yılında evrim teorisini tartışan bir zincirde evrim teorisini savunduğum için beni şiddetle eleştiren bir arkadaşa cevap olarak astığı bir kaç satırı burada sizinle paylaşmak isterim:

tabuları yıkmak mı, yoksa tabuları korumak mı daha ciddi iş? maymun ya da yılan ya da kedi ya da sinek... ne kadar aşağılık mahluklar değil mi? leş gibi kokar, leş gibi yerlerde dolaşır. aman mideciğim bulandı. insan ise cisim olarak istisna he mi? misk ü amber ve-l çember kokar durur. bambaşka malzemeden imal edilmiş. kılsız, tüysüz, hormonsuz, kokusuz, berrak, süt dök yala yani. cesetleri de gömme, al ciğerini as duvara gözün gönlün açılsın. vay be nasıl bi saplantıymış bu. hepsinin hammaddesi birdir. bu da bir ayettir ama görene. darwin'i geç, materyalizmi geç, madem beğenmiyorsun. ama evrim bir hakikattir. milyonlarca yıldan beri mutasyon geçiren bütün canlılar şekil de karakter de değiştirmiştir.

maymunlardan genetik olarak miras aldığımız ilkel hormonlarla tepki göstereceğimize, aşağıdaki ayetler üzerinde düşünüp akledelim. hormonlarla akledilmez. cahili olduğumuz konulara hormonlarla veya taklidi normlarla tepki göstererek de akledilmez. bu tür tepkiler olsa olsa maymunlaşmaya doğru gerileşmemize sebep olur:

15:26 insanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık.

yaratıcı'nın mikroskobik canlılarda başlattığı biyolojik evrelerin ilk belirtileri balçık katmanları arasında başladı. balçık geosedik olarak sekizyüzlü ve dörtyüzlü dizilen bir atomlar şebekesinden oluşur. sekizyüzlü ve dörtyüzlü birimler sıkıca paketlenmedikleri için birbirlerine göreli olarak kayma özelliğine sahiptirler. moleküler yapısındaki bu esneklik, balçığın birçok kimyasal reaksiyona katalizör olmasını sağlar. insanlar balçık katmanları arasında milyonlarca yıl önce başlayan organik hayatın en gelişmiş meyvesidir.

24:45 allah bütün canlıları sudan yaratır. onlardan kimi karnı üzerinde hareket eder, kimi iki ayakları üzerinde hareket eder, kimi de dört ayak üzerinde hareket eder. allah dilediğini yaratır. allah her şeye gücü yetendir.

milyonlarca yıl önce iki ayak üzerinde yürümeye başlayan memelinin iki ayak üzerinde yürümeye başlaması, beynin gelişmesi ve insan haline dönüşmesi için kritik bir nokta olarak değerlendirilir. iki ayak üzerinde yürümek ilk başta basit bir ayırım gibi gözükse de homo erektus'un alet kullanmasında ve beyninin gelişerek bilinç sahibi olmasında, yani homo sapien'in (adem'in) yaratılmasında önemli bir role sahiptir.

29:19 allah'ın yaratılışı nasıl başlatıp, nasıl tekrarladığını görmediler mi? bu, elbette allah için kolaydır.

29:20 de ki, yeryüzünü dolaşın ve yaratılışın nasıl başladığını görün. sonra, yine allah (ahiretteki) son yaratılışı başlatacaktır. allah'ın her şeye gücü yeter.

arkeolojik araştırmalar, yaratılışın mikroskobik organizmalardan başlayarak, genetik mutasyon ve doğal seleksiyon metotlarıyla evrimleştiğini gösteriyor.

71:14 oysa sizi evreler halinde yaratan o'dur.

71:15 allah'ın yedi göğü tabakalar halinde nasıl yarattığını görmez misiniz?

71:16 ayı bunların içinde bir ışık, güneşi de bir lamba yaptı.

71:17 ve allah sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi.

evrim, tanrı'nın düzenlediği, bitkiden başlayıp insana kadar yükselen harika bir sistemdir. nuh peygamberle birlikte biz insanların son bir evrim daha geçirdiği anlaşılabilir.

7:69 sizi uyarmak amacıyla rabbinizden bir mesajın aranızdan bir adama gelmesine mi şaştınız? nuh'un halkından sonra sizi halifeler yaptığını ve yaratılışta sizi onlardan güçlü kıldığını hatırlayın. başarmanız için allah'ın nimetlerini düşünün.

insanların allah'ın halifesi olamıyacağını, halifenin kuran&'daki anlamının izleyen veya daha sonra gelip egemen olan olduğunu, meleklerin adem'in yeryüzünde yaratılışından önce yeryüzünde kan döken vahşi bir cinsin varlığını bildiğini düşünürsek aşağıdaki ayet bu konuda ilginç ipuçları verir:

2:30 rabbin, meleklere şöyle demişti: yeryüzüne bir halife yerleştireceğim. melekler de: orada bozgunculuk yapacak, kan akıtacak birisini mi yerleştireceksin? halbuki biz seni överek yüceltiyor ve mutlak otoriteni onaylıyoruz, dediler. bilmediğinizi ben bilirim, dedi.

genç araştırmacı kaan göktaş'ın kuran açısından evrim teorisi başlıklı kitabı, evrim teorisi ile kuran'ın yaratılış modeli arasında çelişki olmadığını, aksine kuran ayetlerinin evrimsel bir yaratılış modelini savunduğunu delilleriyle tartışmaktadır. bu arada, evrim teorisine yönelik eleştiriler yapan hristiyan kaynaklarından aparılıp derlenen kitaplarla islam'a en büyük ihanetlerden birisini işleyen cemaatlere de değinmek istiyorum. bunların başında, varlıklı ailelerden genç yaşta kapılan müritleri iliklerine kadar sömürmekle tanınan ve masonlardan çok daha gizli çalışan bir tarikatın fiyakalı pozlar veren, bir zamanlar paranoyak raporu alarak askerlik görevini erteleyen ve mehdilik hayalleriyle yaşayan şeyhi adnan oktar'ın müritleri gelmektedir. müritlerin gece gündüz çalışarak derlediği ve kozmetiğiyle, fiyakalı kapakları ve kağıtlarıyla ilgi çeken kitaplardaki referansları anlayamıyacak ve hatta okuyamıyacak kadar yetersiz bir şeyhin uydurma ismine, harun yahya'ya maledilen kitaplar bilime karşı cahili bir savaş açmışlardır. evrim teorisini sadece o kitaplardan öğrenenlerin cahili refleksleri gıdıklanmakta ve konu hakkında yanlış bilgiler ve yorumlarla kandırılmaktalar."

edip yüksel

adem baba dünyaya paraşütle mi indi? charles darwin, kuran'ın 29:20 ayetindeki ilahi öğütü uygulayan bir araştırmacıydı. aslında tarihi belgeler darwin'in (1809-1882) ve dedesi erasmus... taraf.com.tr