adnan menderes i muhafazakar zannetmek

enes batur izliyorum enes batur izliyorum
muhafazakar kesimin büyük yanılgısıdır. adnan menderes'i araştırdığınız takdirde chp den daha batıcı bir anlayışa sahip olduğunu görürsünüz.

ayrıca adamın yanında yani kocasının yanında karısını götürmüşlüğü bile vardır. vallahi var.

kasasından gerçekten sütyen çıktı mı bilmiyorum ama çok çapkın bir adammış. sadece dönemin dinamikleri gereği oy getireceği için ezanı aslına çevirme ve tek parti döneminin bunalımı ile gönüllerde taht kurmuştur. natoya katılmamızı sağlaması en süper hareketidir. inönü sovyetler bize saldıracak korkusundan ötürü çoğulcu demokrasiye geçiş yapmıştır. yoksa inönü ister mi tek parti dönemi bitsin ? kim ister ?

sovyetler saldırdığı takdirde sen mevcut demokrasi anlayışınla nasıl avrupa dan deste alacaksın ? nazım hikmet in şiir filan boştur adnan beyin yaptığı en güzel şey ülkeyi natoya dahil etmesidir. yanı başında sovyetler gibi canavar var, nato olmasa çoktan ham yapmıştı sscb, türkiye'yi.

hiçkore de ne işimiz vardı edebiyatı yapmayın yani adnan menderes'in kore hamlesi olmasa tc büyük ihtimal işgale uğrardı sovyetler tarafından.
ofansif sol bek ofansif sol bek
insanların bilmedikleri konularda uzmanmış gibi konuşmaları kadar sinir bozucu bir şey olamaz. bunu hem başlığı açan kişi, hem de başlığa konu olan, yani menderes'i muhafazakar sanan kişi için söylüyorum.

türkiye'nin nato'ya katılması, ülkeyi yönetenler için bir mecburiyet olabilirdi, ama ülke için bir mecburiyet değildi. buna sonra geleceğim. o dönem doğu ve batı bloklarının dışında üçüncü bir blok olarak bağlantısızlar hareketi de vardı. türkiye o dönem isteseydi bağlantısızlar bloğu'na dahil olup ne sovyetlere, ne de abd'ye yanaşmadan tam bağımsızlığını sürdürebilirdi. bu birincisi.

ikinci olarak ise türkiye'nin nato'ya katılmasa ve abd'ye yakınlaşmasa sovyetler birliği tarafından yutulacağı, halamın bıyıkları olsa amcam olacağı türünden bir varsayım. ama tarih varsayımlarla değil, somut gerçeklerle açıklanır. nitekim, sscb'nin soğuk savaş döneminde gerçekleştirdiği işgal harekatlarının üçü de kendi güdümündeki ülkelere (1956 macaristan, 1968 çekoslovakya ve 1979 afganistan) yönelikti. yani abd'ye yakınlaşılmasa sovyetler tarafından yutulacağımız da garanti değildi. hatta o dönem bağlantısızlar bloğu içinde yer alan yugoslavya, küba gibi sosyalist ülkelere bile sscb müdahalesi olmadığını düşünürsek, bu olasılığın hiç olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. ve evet, kore'de o kadar asker boş yere, salt emperyalizmin çıkarları doğrultusunda yaşamlarını yitirdi.

peki, gelelim "ülkeyi yönetenler için mecburiyet olabilir, ama ülke için değildi" kısmına. bir kere, türkiye geç kapitalistleşmiş bir ülkeydi ve bu da türkiye'nin almanya, ingiltere, abd, fransa gibi gelişmiş kapitalist ülkelerdeki nispi refahtan ve gelişmişlikten nasiplenememesi demekti. yoksulluğun olduğu ülkede de her daim hoşnutsuzluklar olur ve bu hoşnutsuzlukların bir noktadan sonra isyan haline gelip devleti tehdit etmesi de olasıdır. işte devleti yönetenler tam da bu nedenle, yani kendi iktidarlarını sürdürebilmek için uluslararası emperyalist-kapitalist sistemle bütünleşmeyi tercih ettiler. sonrası malum; nato'ya üyelik, türkiye'de açılan irili ufaklı onlarca nato üssü, abd'nin icazeti ve onayıyla gerçekleşen askeri müdahaleler, yine abd'nin yeşil kuşak projesi ile türkiye'de de yükselişe geçen siyasal islam... liste uzar gider.

şahsen menderes'in bu ülkeye yaptığı çok kötülük olsa da idamını doğru bulmuyorum. idam yerine uzun süreli hapis ve siyaset yasağı ile cezalandırılsa daha doğru olurdu. ama bu adama evliya muamelesi yapmanın da bir gereği yok. 6-7 eylül'den tutun da istanbul ve ankara'da üniversitelilerin üstüne polisi salıp ateş açtırmasına, tahkikat komisyonu'ndan muhalefet liderlerine yönelik saldırı ve tutuklamalara, kendine yandaş medya yaratmasından muhalif gazetecileri tutuklatmasına dek bir sürü şey sayılabilir. ama ne olursa olsun, siyasi davalarda idam olmamalı. menderes'in idamına da bu yüzden karşı çıkarım.

başlığa konu olan kişiye de diyecek bir şey yok. gayet seküler bir yaşam sürmüş, siyaset sahnesine çıkarken "beni atatürk keşfetti" diye herkese anlatmış, rakıyı sek götürmüş bir adama muhafazakar demek de muhafazakarlığın ne olduğunu bilmemek demektir. ha, türkiye'de siyasal islamcı gelenek dahil bütün sağ akımlar menderes'in paltosundan çıkmıştır, o ayrı.