ağlıyor istanbul

the crestfallen the crestfallen
hüznüne yaşadığın şehri,anılarının şehrini ortak etmek bir nevi..acıtıyor inceden..

ağlıyor istanbul ağlıyor kalbim
ağlıyoruz ben sessiz istanbul sessiz
ağlıyor istanbul ağlıyor kalbim
ağlıyoruz ben sensiz istanbul sensiz...

duvarlardan silinmiş elin tenin kokun...
diuw diuw
göz pınarları kurudu sanılan şehr-i istanbul'a yukarıdan bakan bulutların artık dayanamayarak bardaklardan boşalırcasına yağdırması durumu.
amelie amelie
grup gündoğarken in tadına doyulamayan şarkısı.
sözleri şöyledir;

ikindi vakitlerinde akşam safaları
kapı muhabbetlerinde komşu cefaları
yan gelip de yattığım taşlar

sabaha karşı camlarda sarhoş nidaları
etine dolgun dulların genç kız edaları
yem verip sevaplandığım kuşlar.

ağlıyor istanbul ağlıyor kalbim
ağlıyoruz ben sessiz istanbul sessiz
ağlıyor istanbul ağlıyor kalbim
ağlıyoruz ben sensiz istanbul sensiz

duvarlardan silinmiş elin tenin kokun
besbelli unutulmuş yolu istanbulun
selamı kesti arkadaşlar

ağlarım odalarda ben kendi halime
sen karşı kıyılarda istanbul nafile
böyle mi biterdi eski aşklar

ağlıyor istanbul ağlıyor kalbim
ağlıyoruz ben sessiz istanbul sessiz
ağlıyor istanbul ağlıyor kalbim
ağlıyoruz ben sensiz istanbul sensiz
fitnefücur fitnefücur
istanbul dinler, istanbul bilir, benim yerime ağlar mısın diye soranları duyar. ağlayanları yalnız bırakmaz istanbul. koca göğsünü bir kadın gibi yastık eder ağlayanlara, beraber ağlar. ağla istanbul. bugün, yarın, sonraki gün yine ağla. ağlamanı isteyenler oldukça ağla. ağla ki onların katılaşmış yürekleri senin gözyaşlarınla sel olup gitsin uzaklara.
nocturne nocturne
bi'şeyler ters gitmeye başlamıştı 'satıyordum istanbul'u yok mu alan diye dolaşırken' bi velet kesti önümü 'ağlatmışlar onu' dedi. donuk gözlerle baktım sümüğü kurumuş velede. dudaklarımdan düşen sigara elimi yakınca bi solukta onun yanına vardım. ilk kez onu ağlarken gördüm. ağlama kıyamam diyorum kocaman bir peynir üzerinde kürek çekerken. kocaman gözleriyle bana bakıyor, cebimden çıkardığım mendille siliyorum gözyaşlarını o sırada merakıma yenik düşüp '-kim ağlattı seni.' diye soruyorum. '-kirlettiler beni nocturne.' diye cevap geldi hemen. utanmasam yaşıma bakmadan bende ağlayacaktım. ulan insanbul sen misin senin ellerin mi bu eller. ulan bu gemiler senin gemilerin mi. ulan bu mazot tüküren döğmeli gemiler senin mi. bunlar mı kirletti seni. ben susunca istanbul ağlıyor. burnum sızladı tam ağlayacaktım '-yok dedi.' duraksadım nasıl yani gibilerinden bi ifadeye bürünerek, soru sormama müsade etmeden. 'beni kirletenler yakası karanfilli ibneler' deyince tutamadım kendimi hıçkıra hıçkıra ağladım. tadın tuzun kalmamış, yıldızların hani yıldızların nerde? n'oldu sana istanbul derken. yasladı başını omzuma o anlattı ben dinledim. ben anlattım o siklemedi. başını ovalamamı istedi. yatırdım dizime ellerim saçlarında gezinirken dizlerimde bir ıslaklık hissettim başımı öne eğip baktığımda ağzından dizlerime akan salyalardan dizimde uyumuş olduğunu farkettim. kıyamadım uyandırmaya.. uyurken dişlerini gıcırdatan, ağlamaktan gözleri şişmiş istanbul'u. arada sayıklamaya başladı başımı eğdim ne dediğini anlamak için. '-boynuna o yeşil fuları sarma çocuk..' gibi bi'şeyler söyledi tam anlayamadım bi anda fırtına koptu. iki gözümle gördüm, tövbeler olsun göklerin veremli gibi öksürdüğünü...
düdüklüdekıymalıbamya düdüklüdekıymalıbamya
gündoğarken'in harika şarkılarından biridir. bugün şenlikte elime mikrofonu tutuşturduklarında aklıma ilk gelen şarkıdır ayrıca. sözleri de ezgisi de bir başka türlüdür, ne zaman dinlesem içime istanbul dolar...