ahlak

1 /
right lane must exist
yazılı olmayan ve toplumda düzeni sağlayan kurallar bütünüdür ahlak ve tamamen kişinin vicdanını temel alır.

toplumda huzuru ve güveni sağlamaya yönelik olan bu kurallar neticesinde yaptırımlar da sosyal olmakla beraber bazı konularda yazılı kurallarla da denetim altında alınmaya çalışılmaktadır.

cürüm işleme olasılığı olan bireyi engelleyecek yaptırım temelde sosyal çevreden gelerek dışlama ve yadırgama gibi sosyal tepkilerdir.
yine toplumun ahlak ve çözüm seviyesine göre de linçe kadar uzanabilir.
twinkle
kişinin iradesi tarafından konulan, cezası, yaptırımı kişinin vicdanı tarafından verilen kurallar bütünü. bir cüzdanı çalmayı düşünmek, hayata geçmese bile, ahlaki bakımdan bir suçtur ve cezasının vicdan azabı olarak verileceği öngörülür.
bulanti
son derece değişken olan kavramlardan bir diğeri. insan olanın insanca yaşaması için sahip olunması gereken, uygulanması elzem olan yazısız kuralların bütünü olarak bu mefhumu tanımlamak yanlış olmayacaktır.

aslına bakılırsa birey olarak değil de toplum olarak yaşamanın bir gereği olarak görülebilir ahlak. en başta kendimizce yapmaya çalıştığımız tanıma baktığımızda da bunu görürüz.

…

tek bir bireyi ele alalım… yada birbirinden habersiz tek başlarına yaşayan birkaç bireyi ele alalım… her bir birey elbette kendi uygun gördüğü gibi, başkalarına zarar verme yada başka toplumsal kaygılar duymadan kendi yaşayışını belirleyecektir. herkesin kuralları yine kendine göre olacaktır. a kıtasında yaşayan birey b kıtasında yaşayan bireyden haberdar olmadığı için anlayışları kesişmeyecektir. yaşayışları da… dolayısıyla iki kişinin üstünde ortak bir paydanın yani ahlak kurallarının tepeden inmesine gerek kalmayacaktır.

işe bireyin yanında toplum bazında bakacak olursak meselenin boyutları değişir elbet. aynı coğrafyayı paylaşan bireyler yine farklı hissiyatlarda, farklı paradigmalarla meselelere bakacak; değerlendirmeleri, kabulleri ve yaşayışları da o bakışa göre olacaktır. lakin toplum olarak yaşamanın ve toplumsal huzurun sağlanabilmesi için yukarıda bireysel olarak meseleyi ele alırken de değindiğimiz gibi bu topluluğun tamamını kapsayan ortak değerlerin kabul edilip uygulanmasının, bu üst değerlere göre toplum içerisinde düzenin sağlanmasının doğru olan olduğu görülecektir.

bireylerin ahlak anlayışı ve değerleri aynı toplum içinde elbette değişebilir. bundan insani ve normal bir şey olamaz. lakin günümüzün gitgide küçülen ve kültürel sınırları kaldırmaya başlayan dünyasında insanların ortak değerleri benimsemesi dünya barışı için önemli ve elzem bir eylem olacaktır. toplum bazında bunu sağlayamazken insanlık bazında bunu sağlamak ütopik görülse de düşünebilen, sağduyuyla meselelere bakabilen insanlar elbette yüzyıllar içinde insanlığın ortak ve ahlaki değerlerini ortaya koymuşlardır.
korkusuz ördek
"ahlak, güzel ahlak...sınırla beni...vicdanımdan tut ve ez beni...her yerde bul beni, kızdır beni, üz beni...ama beni kandırmalarına izin verme gerçek ve güzel olan, tek olan ahlak.....çünkü sen beni sınırladıkça, ben özgürleşiyorum..." cümlesini söyleten esin kaynağı.
indis saralonde
ahlak göreceli bir kavramdır.toplumun yaptığı denemelerin bir ürünüdür, zaman içerisinde hep değişir...ahlak kurallarının konulmasındaki amaç toplumdaki başıboşluğu elden geldiğince önlemektir.ahlakın karşılığını doğada aramak boşunadır.doğa canlının yaşamak için amansız bir kavga içinde olduğunun göstergesidir, yani ahlak doğaya karşıdır.
evrenin sonundaki babil balıgı
toplumlara ve zamana göre değişen,düzeni sağlamak amacıyla o toplumda yaşayan bireylerce belirlenen yazısız kurallar bütünüdür ahlak..ancak derinlemesine baklıdığında bireylerin bakış açılarına,eğitim seviyelerine,yaşam koşullarına göre doğal olarak değişen,farklılıklar gösteren bir olgudur..ahlak anlayışındaki büyük farklılıklara rağmen,yeterli eğitim seviyesine ulaşılmış bir toplumda,kişisel hak ve özgürlüklere gereken saygı gösterilerek,orta yolu bulmak çok güç değildir..
ancak gerekli ilerleme henüz kaydedilememiş,eğitim seviyesi bireyden bireye uç noktalarda farklılıklar gösteren toplumlarda ahlak anlayışı kişisel özgürlükler göz ardı edilerek bireylere dayatılabilir,zorla kabul ettirilmeye çalışılabilir..(bu durum ne yazık ki ülkemizde de somut bir şekilde görülmektedir)..
töre cinayetleri,kan davaları,bekaret ve namus kavgaları yüzünden yitip giden canlar,bu bilinçlere kök salmış ve ilkellikten uzaklaşamamış ahlak anlayışının yaşanan örnekleridir..
abdkl
olmadığı takdirde insanı her türlü rezilliğe müsait hale getiren, olduğu takdirde sağlam bir karakter sahibi yapan değerler bütünü.

ayrıca ahlaki kurallar yaşanılan topluma göre kısmen değişse de insan olmanın getirdiği bazı kurallar her toplumda aynıdır.
kız babası
kutadgu bilig'de derslerine rastladığımız önemli bir yaşam düzeni ve değeridir.

sahip olunmadığında,özellikle bu konudaki kalıpları yerleşmiş toplumlarda yaşayanlar için önemli bir eksiklik ve dışlanma sebebidir.
comtesse de lautreamont
ahlak en az iki kişiyi gerektirir. öyleyse ahlakın temellendirileceği yer ötekidir. eğer öteki karşısındayken kendimi kısıtlıyorsam, onu bir bilinç olarak kabul ediyorumdur veya onu bir bilinç olarak varsayıyorumdur. tıpkı tanrı gibi, öteki de var olmasa bir şey değişmez. ben onu 'var' saydığım sürece, onun gözetimi altındayım. -panoptikon, hep tedirginim, hep ötekinin bakışları altındayım, hep sorumluyum. ama bir makalede okuduğum gibi; beni yargılayan yine de öteki değildir, öteki kendimi yargıladığım yerdir.
yenisekme
sadece dindarlarda bile değil, sadece müslümanlarda olur. ivit. bütün dünya yanlışlarda. ayrıca ahlak denen şeyin bir tane tanımı var, onu da en iyi müslümanlar bilir. cehennemde çıtırtılar çıkararak yanmak istemiyorsanız (oyhş, bi an yandığınızı hayal edip orgazm oldum) bize danışınız, ahlakı anlatalım size.
1 /