ahlak anlayışı

bayannihayet bayannihayet
ahlak olgusu toplumsal yani zaman ve mekena göre değişkenlik gösterse de çağlar boyunca her toplumun temel taşlarından birisidir. insanlık tarihi bireyin ahlak ile savaşımı veya birlikteliğine tanık olmuştur.
ahlak kurallarının, bireyin toplum içinde hareket alanını yani özgürlüğünü kısıtladığını ve kişilerin baskı altına aldığını düşünüyorum. gelişen toplumsal ve siyasal ortam insanı birey olmaya yöneltirken eski ahlak kuralları bununla çelişiyor.bireyin ahlaki değerleriyle, toplumun ahlaki değerleri arasında çok ince bir çizgi vardır. birey özgürlüğü ne kadar önemliyse onu mantıklı bir şekilde çerçeveleyen ahlak anlayışı da bir o kadar önemlidir. düzenli bir toplum hayatı için genel ahlak kurallarına ihtiyacımız vardır. yani bireyin kendi değer yargıları ile toplumunkilerin paralellik göstermesi gerekir. usta yazar çetin altan'ın dediği gibi "ahlâk düzelmeden hiçbir sey düzelmez."
lordofthething lordofthething
türkiye'de "sus sus sus kimseler duymasın" tarzında işleyen anlayıştır.

türkiye'de kimse görmediği/duymadığı sürece her boku yiyebilirsiniz.

evet. bireylerin kendi ahlak kıstasları başkalarının duyup duymamasıyla alakalı.

ne konuda? her konuda.

mesela ağız dolusu balgamı kimse görmediği sürece caddenin ortasına tükürebilirsiniz, orada ki saygı ahlakınız bireylerin görüp görmemesiyle doğru orantılı.

adam havuza işerken etrafa bakınır gören var mı diye. görülmediği sürece hareketinde sorun yoktur çünkü.

"senin kızı bir erkekle görmüşler" işte bu cümle ahlak anlayışımızın potansiyelini ortaya koyar.

"kimse görmezse"...

tecavüz edip kimseye söylememekle tehdit ederler tecavüze uğrayanları. neden mi? tecavüz ettikleri için ahlaksız olmazlar çünkü, başkaları duyarsa ahlaksız olurlar.

işçinin sigortasını başlatmazlar çünkü umurlarında bile değildir ta ki devlet duyana kadar.

birilerini ezip durursun, kimse duymadığı sürece önemli değil nasıl olsa.

işte bizim koskoca ahlak yapımızın oturduğu temel.

"çocuklar duymasın"
goldcrest goldcrest
insanın kendine yakışanı yapmasıdır.

sorun kendimize neyi yakıştırdığımız noktasındadır, bu da aileden öğrenilen bir şey olup insandan insana, toplumdan topluma değişiklik gösterir.
yhg14 yhg14
bizde boka sarmış olan durumdur . kendi kızı orada burada erkeklerle yiyişen makbule teyze , yan komşusu nebahat hanımın kızının gece üçte eve geldiğini görür (aslında kapı deliğinden izliyordur .) bu gerçeği bilinçaltının en karanlık noktalarına kazır . asla unutmaz . nebahat hanım hakkında ileri geri konuşur , dedikodusunu yapar . içi rahatlamıştır artık , bir ahlaksızlık daha gün yüzüne çıkarılmıştır , sabaha karşı eve dönen kızlardan (belkide kadındır . o saatlerde dışarıda ne yapacaktır ki başka ) biri daha tüm insanlığa duyurulmuştur . kendi kızı ise sadece arkadaşlarında (tabii ki kız olan arkadaşlar ) kalmaktadır . (kız arkadaşın babası da evde olmamalıdır . evde herhangi bir eril organizma istenmez yoksa ahlak anlayışına ters düşer , olur mu hiç öyle şey !) kendi kızı namuslu , başkasının kızı yolludur . içi rahattır artık . gönül rahatlığıyla kaldığı yerden esra erol izleyebilir . ne kadar bilgili bir kadındır yarabbi ! (onun yarabbisi) her konu hakkında yetkin bilgileri vardır . türk televizyonlarına iyi ki kazandırılmıştır .
seanvictorydawn seanvictorydawn
ahlak, en mürşit, en nezih ve daima her kulvarda en önde gelen erdemdir.

ahlak, yilanin basini küçükken ezmek demektir; yoksa orospu olduktan sonra bir daha ahlâkli olunmaz.

bu nedenle de kadinlarin fazla yüksek ses çikarmamasi elzemdir.
kadinlara her zaman yargida iltimas taninir. ahlak gereĝi kadina iltimas taninmalidir. çunku o annedir, o sevgi yumaĝi ve yuva bekçisidir... bir erkekle bir kadina ayni cezayi uygulayamazsin.
ve gene bu yuzden kadinlarin fazla yuksek ses çikarmaya haklari yoktur.

yilanin basini kuçukken ezmelisin, yoksa sevimli dersin ah uh canim cicim dersin; seni bir zehirle gebertir.

ahlak da boyledir.... zehirlenmeye gelmez.

ahlakinizi zehirlemeyin ve kadinlarin sesini bastirmayi öĝrenin.