ahlakın yeniden tesisi

tekil kişilik tekil kişilik
ahlak ve etik denilen insani kurallar abidesinin yıkılışının üzerinden çok geçmedi.
yeniden tesis edilebilir, belki tamir edilebilir düşüncesindeyim.
hukukun bir yönünde ahlak her daim vardır.
ahlakın da bir yönünde yaptırım ihtiyacı.
ahlakı yeniden değerli hale getirmek için insan çalışmalı.
menfaatinin bu olduğunu anlarsa belki menfaati için olsa bile ahlakı yüceltir.
menfaat ile anladığınız eğer bencil ve egoist benlik ise yanıldınız.
menfaat herkesin kazandığı faydadır.
kaybedeni olmayan fayda!
azwepsa azwepsa
yeniden tesis edilmesi gereken ahlak değil, ahlak konusundaki referanslarımızdır. genel olarak hiçbir kesimde "ahlak" yoksunluğu yok. herkes bir "ahlaka" sahip. ama artık onun referansı tanrı, akıl veya toplumsal/bireysel fayda değil. sorun bu referansların yerine hep beraber başka bir referans koymuş olmamız. yeni referans şu: en düşük.

etrafımızda ahlaki olarak en düşük örneklere bakıyoruz. o, en düşük örnekten bir tık daha iyi olmayı genel olarak "iyi" veya "yeterince iyi" sayıyoruz. bizi bu kabul mahvediyor.

mesela yalan. yalancı birini görüyoruz. arkadaşına yalan söylüyor. bunun kötü ve yanlış olduğunu biliyoruz. ama buradan dürüst olmak gerektiği dersini çıkaramıyoruz. onun yerine diyoruz ki: "ya tamam elin adamına yalan söylersin. ama insan arkadaşına yalan söyler mi!" bunu deyince elin adamına yalan söylemek ahlaki olarak o kadar da bir düşüklük görünmemeye başlıyor. elin adamına yalan söylemek "normalleşiyor". bir gün adamın birini görüyoruz; ailesine de yalan söylüyor. o noktada artık "yalana karşı" olan bireyler olarak değil, "elin adamına yalan söylemeyi normal sayan" insanlar olarak bakıyoruz. yalanı değil, aileye söylenmesine karşı bir bakış oluşturuyoruz. bu durumda yeni bir referans oluşuyor. artık arkadaşına yalan söyleyenler yalan konusunda ahlaki olarak en düşük insanlar olmuyorlar. hatta "en azından ailelerine yalan söylemedikleri için" erdemli bile sayılmaya başlıyorlar. elin adamına yalan söylemek normal seviyemizken yavaş yavaş arkadaşlara da yalan söylemek kabul edilebilir, normal bir hale geliyor. böylece dibe doğru bir yarış içine girmiş oluyoruz.

tartışan insanları ele alın. tartışmanın seviyesinin gittikçe düştüğüne ve kavgalara dönüştüğüne şahit oluyoruz. çünkü biri diğerine kaba davranıyor. o zaman tartışmadaki seviyenin yeni standardını da belirlemiş oluyor. o seviyenin bir tık üstünü insan kendi için "seviyeli" sayıyor. ama bir tık altına inmek, ondan biraz daha kaba olmak ise genel olarak kabalık değil, sadece birazcık daha kaba olmak demek. çünkü referans değişti. gerek siyasi tartışmalarda, gerek futbol tartışmalarında gerek sözlük tartışmalarında gördüğümüz şablon bu değil mi? elbette her zaman önce diğeri başlatıyor(!) doğru. referansımızı diğerinin yanlışına, ahlaksızlığına göre belirliyoruz. kendi çıtamızı da indiriyoruz.

ahlaksızlıkları gördükçe, kanıksadıkça daha beter ahlaksızlıklara da kapı açılmış oluyor. art niyetli insanlar, toplumun her zaman normalden bir miktar sapmaya toleransı olduğunu bilirler. bu da dibe doğru hareketin motorunu oluşturuyor.

dönüp baktığımızda gördüğümüz tüm ahlaksızlıkların arkasında çarpık bir ahlak var. referansı "toplumun en kötüsü" olan bir ahlak. içten içe insanlığı çürüten bir hastalık. bunu yaptıkça birilerine değil kendimize zarar veriyoruz. ahlaki olarak kendi altımızı oyuyoruz. bu nedenle yeniden tesis edilmesi gereken "ahlakın" kendisi değil, ahlakın kökeni ne olursa olsun iyi, doğru, adil, güzel olan ile ilgili referansların, seviyelerin kendisidir. zira şu anki gidişatın ucu bombok bir yere çıkıyor.
tekil kişilik tekil kişilik
yok arkadaş yok fikrimi geri alıyorum.
sizden çıkmaz bu çıkamaz.
ahlakın referansı ne demek ya!
ahlakın kaynağına göre mi ahlakı belirlemeye kalkıyorsun.
tanrıdan gelenleri değiştirelim diyor üstün zihin!
ahlak zaten yazılı olmayan insani değerler değil miydi?
ama yok istediğimiz yerde istediğimiz kadar ve bizim istediğimiz ahlaki değerler öyle mi?
yok arkadaş yok.
zaten ahlak abidesi de böyle yıkıldı.
senin referansın benim referansım.
ortak olan aranmadı.
yok arkadaş yok vazgeçtim fikrim gelmiyor artık.
tek ortak noktamız senin dediğin gibi ahlaksız bombok bir yere çıkıyoruz ama bunun sebebi bana ait olan fikir değil bizzat senin fikrin.