ahmet hamdi tanpınar

dale nunes dale nunes
bir tür '' devrin adamıdır ''. kendisinin edebiyat çevrelerinde pekte sevilmemesinin ve '' hamdi '', '' hamdicik '' diye çağrılması da bununla alakalı olmalıdır. gençliğinde halk edebiyatına meraklı olan ahmet hamdi, darülfünû'na ilk başladığında yahya kemal'in öğrencilerinden birisi olmuştur. onun etkisiyle kendisinde derin bir osmanlı hayranlığı ve özlemi belirir. ancak daha sonra öğrencilik hayatının bitmesi, ankara günleri ve yeni çevreler edinme gayesiyle bu düşüncelerinden vazgeçmiştir. hatta öyle vazgeçmiştir ki, artık eski kültüre savaş açmış durumdadır. okullarda okutulacak edebiyat derslerinin müfredatının tartışıldığı bir toplantıda '' divan edebiyatı okullarda okutulmamalıdır. türk edebiyatı tanzimattan başlatılmalıdır '' bile demiştir. bu çıkışı ile iktidardaki chp çevrelerinin dikkatini çeker.

30'lu yıllarda kendisi sürekli paris'e gitmeyi ister ancak maddi durumu elvermediği için bir türlü gidemez. ve ahmet hamdi arkadaşlarına '' bir tahsisat, maaş ayarlayın da paris'i göreyim, benim için çok önemli, kimler kimler gitti bir ben gidemedim '' minvalinde mektuplar yazar. 1939'da i̇stanbul üniversitesinde edebiyat tarihi profesörlüğüne atanır. 1940'lı yıllarda chp maraş milletvekili olarak meclise girer. kırklı yılların ikinci yarısında o çok istediği avrupa seyahatlerini yapar ve akademik çalışmalar yürütür. 1950'lerde artık chp iktidardan düştüğü ve rüzgar ters taraftan estiği için, bu sefer batı hayranlığına savaş açıp, osmanlı kültürüne sahip çıkar.

bütün bunlar onun siyasi seçimleri ve ikbal mücadeleleri ile ilgilidir. bu ahmet hamdi tanpınar'ın cumhuriyet devri edebiyatı için çok önemli bir yazar olduğu gerçeğini de değiştirmez. özellikle mahur beste romanı ile ilmi çevrelerdeki kökü asırlara dayanan kültürün nasıl tükendiğini ve yozlaştığını bize ustalıkla göstermiştir.
bu başlıktaki 242 giriyi daha gör