ahmet hamdi tanpınar

16 /
kuba gibiyim kendi kendime yeti kuba gibiyim kendi kendime yeti
arkadaşlar tanpınar demeyecek kız arkadaş arıyorum. türk edebiyatı üzerine herhangi bir konu üzerine konuşurken tanpınar demesin lütfen, yusuf has hacip desin erzurumlu i̇brahim hakkı desin, efendime söyleyeyim, şeyma subaşı desin, ama, tanpınar demesin, böyle biri tanıyor musunuz?
jack ecstein jack ecstein
ben geçmiş zaman insanlarına karşı hep bi önyargılıyımdır. düşüncem o zamanların insanlarının daha dar kalıplarda yaşadıkları, düşünsel trafikleri de buna paralel olarak dar bir alanda olduklarını düşünürüm.

her ne kadar dostoyevski hayranı olsam da, (ki ona hayranlığım da bu önyargımı yıkıp geçen bir zihine sahip olması sebebiyle) bu önyargı bende mevcut. i̇şte tanpınar da benim bu önyargımı yıkan insanlardan biridir. bu yüzden pek severim.

bendeki önyargı defalarca yıkılmasına karşın halen mevcudiyetini koruması da önyargının ne denli kuvvetli bir mefhum olduğunu gösteriyor sanırım.
insan kaynaklı ilişkiler sorumlusu insan kaynaklı ilişkiler sorumlusu
edebiyatımızın devlerinden.
şöyle bir
ahmet hamdi tanpınar - edebiyat araştırmaları merkezi ahmet hamdi tanpınar'ın hayatını, eserlerini, hakkında yazılanları ve i̇.ü. türkiyat enstitüsü'nde bulunan arşivini araştırmacılara sunmak amacıyla... a.h. tanpınar internet sitesine sahiptir. ayrıca roman haritalarını
Roman Haritaları
nı inceleyerek o dönemin istanbul'unda küçük bir gezintiye çıkabilirsiniz.
darth minor darth minor
''hadiseler kendiliğinden unutulmaz. onları unutturan, tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlilerini affettiren daima öbür hadiselerdir."

(bir yaşam gerçeğini, insanlık vasfımızı, bizi ne güzel de anlatmış.)
clitor eastwood clitor eastwood
dilini ve tutumunu pek hafif ve naif bulduğum, bu yüzden okumayı pek sevmediğim büyük yazar, şair. fazla naifiyeti samimi bulmuyorum.
pek ortacı bir yazım anlayışı var bence; hani ne yâr, ne ser, ne lahmacun..

lakin bir şiiri vardır ki; keskinliği bakımından ona ait olduğunu duyunca şaşırmıştım.
kendisi leylâ içün bir şiir yazmıştır, halil karaduman beyefendi de enfes şekilde tellendirip dillendirir bu eseri. dinlememiş olan varsa dinlesin.

bak aga bak;
şu virajlara, manevralara, hançerî kıvrımlara bak:

"bu akşam rüyamda leylâ'yı gördüm,
derdini ağlarken yanan bir muma;
i̇pek saçlarını elimle ördüm,
ve bir kemend gibi taktım boynuma.

leylâ.. ela gözü bir çöl âhusu;
saçları, bahtından da siyahtır."
dale nunes dale nunes
bir tür '' devrin adamıdır ''. kendisinin edebiyat çevrelerinde pekte sevilmemesinin ve '' hamdi '', '' hamdicik '' diye çağrılması da bununla alakalı olmalıdır. gençliğinde halk edebiyatına meraklı olan ahmet hamdi, darülfünû'na ilk başladığında yahya kemal'in öğrencilerinden birisi olmuştur. onun etkisiyle kendisinde derin bir osmanlı hayranlığı ve özlemi belirir. ancak daha sonra öğrencilik hayatının bitmesi, ankara günleri ve yeni çevreler edinme gayesiyle bu düşüncelerinden vazgeçmiştir. hatta öyle vazgeçmiştir ki, artık eski kültüre savaş açmış durumdadır. okullarda okutulacak edebiyat derslerinin müfredatının tartışıldığı bir toplantıda '' divan edebiyatı okullarda okutulmamalıdır. türk edebiyatı tanzimattan başlatılmalıdır '' bile demiştir. bu çıkışı ile iktidardaki chp çevrelerinin dikkatini çeker.

30'lu yıllarda kendisi sürekli paris'e gitmeyi ister ancak maddi durumu elvermediği için bir türlü gidemez. ve ahmet hamdi arkadaşlarına '' bir tahsisat, maaş ayarlayın da paris'i göreyim, benim için çok önemli, kimler kimler gitti bir ben gidemedim '' minvalinde mektuplar yazar. 1939'da i̇stanbul üniversitesinde edebiyat tarihi profesörlüğüne atanır. 1940'lı yıllarda chp maraş milletvekili olarak meclise girer. kırklı yılların ikinci yarısında o çok istediği avrupa seyahatlerini yapar ve akademik çalışmalar yürütür. 1950'lerde artık chp iktidardan düştüğü ve rüzgar ters taraftan estiği için, bu sefer batı hayranlığına savaş açıp, osmanlı kültürüne sahip çıkar.

bütün bunlar onun siyasi seçimleri ve ikbal mücadeleleri ile ilgilidir. bu ahmet hamdi tanpınar'ın cumhuriyet devri edebiyatı için çok önemli bir yazar olduğu gerçeğini de değiştirmez. özellikle mahur beste romanı ile ilmi çevrelerdeki kökü asırlara dayanan kültürün nasıl tükendiğini ve yozlaştığını bize ustalıkla göstermiştir.
16 /