ahmet piriştina

2 /
cogitoergosum cogitoergosum
istanbul büyükşehir belediye başkanlığı'`ndaki, kendisinin hizmet aşkının, kalitesinin, dürüstlüğünün onda birine bile sahip olamayacak, bir kişinin başbakanlığa kadar geldiğini gördükten sonra ileride ülkeyi yönetmeyi sonuna kadar hakeden bir insandı diye düşünmeme sebep olan, halktan bir kişi olarak zihnimde kalacak olan eski `izmir büyükşehir belediye başkanı`. ruhu şad olsun...
recai pengül recai pengül
saygı ve minnet duyduğum bir insan.

kent bilincine sahip olma konusunda izmirliler olarak ahmet piriştina'ya borcumuz muazzamdır. kanımca bu borç ancak şehrimize sahip çıkarak ödenebilir.

http://www.apikam.org.tr/index.php?p=2

"izmir’in tarihsel ve kültürel yapısıyla uyum sağlanamadığı takdirde izmirli olabilmek de mümkün olamayacağına göre, kentli kimliği ve kentli bilinci yaratmak için kurumlar oluşturmak ivedi bir ihtiyaç haline geliyor. kentli bilinci oluşturmayla hatırlama ve geçmiş bilgisi arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. izmir’in yaşadığı tarihsel serüveni canlı tutacak, tarihsel yapıları ve mekanları tanıdık hale getirecek, tarih içinde izmir’deki yaşamın değişim dinamiklerini ortaya koyacak çalışmalar, geçmişle bugünün bağdaşmasını hazırlayacaktır. dolayısıyla değişimin doğal ve sindirilebilir bir seyir izlemesi mümkün olacağından, izmir’i bağlamından koparan ve geçmişine yabancılaştıran bir dönüşümün tahripkar etkisinden koruyabilmenin ön koşulu sağlanabilecektir. tahmin edileceği üzere söz konusu ön koşul yaşadığı kenti tanıyan, bilinçli ve aidiyet bağı güçlü izmirliler olması anlamına gelmektedir. işte kent arşivleri ve müzeleri bu bağlamda anlam kazanmaktadır.” ahmet piriştina, itfaiye binası restorasyon başlangıç tören konuşmasından (08.02.2002) http://www.apikam.org.tr/index.php?p=2
estranged estranged
istanbulluyum. fakat izmir'i severim. sevilecek yer. fakat hayatımda bir kez gitmemişimdir izmir'e.
ahmet piriştina, izmir'i izmir yapan adam gibi adamlardandı. bilirdim; fakat fazla tanımazdım. ama sarsılmıştım baya bir ölümüyle. nasıl bir hüzün seliydi o.

o ölür. iyi ölür. ama beşpara etmez vatanhainleri yaşar. birde yetmezmiş gibi onlara ''sayın'' derler. ''kötü'' işte. bir sik olmuyor kötüye.
öyle adam gibi adamlar gidiyor zamansızca.
melodis melodis
moye sırtze



kordon'daki deniz restoran'ın denize en yakın masası çiçeklerle süslenmiş. başköşede ahmet piriştina'nın bir fotoğrafı gülüyor.

mavi gözleri buğulu, vefakar bir garson "ölmeden iki gece önce dostlarıyla bu masadaydı" diye açıklıyor.

sevenlerinin oluşturduğu kalabalık bir grupla, yan masada şerefine kaldırıyoruz kadehleri...

her daim cıvıl cıvıl kordon suskun.

taksiler siyah kurdelelerle geçiyor önümüzden...

efkarlı i̇zmir, saygıyla yas tutuyor başkanı için...

o sırada buzlu bademci yaklaşıyor boş masaya... çevreye bakmadan, tabağındaki buzların üzerine iri bademler boşaltıyor, getirip çiçekli masadaki resmin üzerine bırakıyor, sessizce uzaklaşıyor.

az sonra sofraya dahil olan oğlu levent'e anlatıyoruz tabloyu... yaslı başını göğe kaldırıp yumuyor gözlerini, "duyuyor musun?"

diye sorarcasına...



* * *



umarım bunları duyuyor, ama kimi haber bültenleri ile gazetelerin onu bir skandalla ilişkilendirmeye çalışan ucuz haberciliğini duymuyordur.

oysa işin aslı şu:

piriştina skandalın konusu değil, kurbanıydı.

18 haziran'da oğlu levent'in nikahı vardı.

12 haziran'da kapıkule'de bir tir'da 105 kilo eroin yakalandı. tir'ın sahibi, levent'in müstakbel kayınpederi, piriştina'nın dünürü süer gönüldaş'tı.

gönüldaş sorguya alınırken, piriştina çöktü.

olayı herkesten saklamaya çalışırken içi içini yiyordu:

yıllar yılı üzerine toz kondurmamak için uğraştığı dürüst kimliğiyle, bu durumu nasıl bağdaştıracaktı?

ya nikah ne olacaktı?



* * *



geçen hafta sonunu bu sorunun kramplarıyla geçirdi.

pazartesi akşamı çeşme'de kına gecesi vardı. eşiyle çocuklarını

oraya gönderdi. kendisi "ben gelmeyeyim" deyip gitmedi. ofisinden çıkarken kulağı, sorgudan gelecek haberdeydi.

gece düğüne gelen yakınlarıyla yemek yedi, biraz şarap içti. saat 00.30'da bostanlı atakent'teki belediye lojmanına gitti.

komşusu nezahat can oral'ın hatırını sordu; "hava sıcak, yorgunum" dedi.

nezahat hanım, boşnakça "moye sırtze" diye yanıtladı:

"canım benim!.."

sonra dubleks daireye çekildi.

işığı uzun süre yanık kaldı. gece 3'te ve 4'te iki kez pencerede göründü. uyuyamıyordu. 5'te dışarı çıktı. yakın koruması mehmet orkun telaşlandı:

"hayırdır başkan, bir sıkıntınız mı var?"

"yok iyiyim, biraz sıkıldım" dedi piriştina...

bahçede 5 dakika dolandıktan sonra eve girdi, ışığı söndürüp salondaki çekyata uzandı.

ezan okunurken, site görevlileri içeriden bazı öğürme sesleri duydular, rahatsız etmemek için kapıyı çalmadılar.



* * *



sabah 9'da eşi mine hanım aradı cep telefonundan...

açılmadı telefon...

korumayı arayıp, geç yattığını öğrendi.

bir süre sonra tekrar aradı. cep açılmıyordu. "duştadır" diye düşündüler. ama gelen gazeteleri bile almamıştı. i̇şte bu, olacak şey değildi. bunun üzerine mine hanım, korumalara, "i̇çeri girin" dedi.

ayakları morarmıştı.

müstakbel dünürünün 3 günlük sorgudan sonra tutuksuz yargılanmak üzere salıverildiğini duyamadan ölmüştü.

onu öldüren, dürüst kimliğine gölge düşeceği endişesiydi belki de...

kimilerine zerrece işlemeyen bir endişe..



* * *



ertesi gün, taziye evine dönmüş belediyedeydim.

çiçeklerle bezenmiş kırmızı halıyı yürüyüp gelen bir genç kız, "siz ata'mız için sarı zeybek belgeselini yapmıştınız" dedi gözyaşına boğularak:

"şimdi bir de beyaz zeybek belgeseli isteriz sizden, başkanımız için... o da bizim zeybeğimiz, efemizdi çünkü..."

bunca farklı kesimden insanın hayır dualarını buluşturan bir damar yakalamıştı piriştina...

ona kendi damarını unutturacak bir damar...


can dündar
rubia rubia
ölümünden sonra adına izmir büyükşehir belediyesi tarafından, izmirli veya izmirde okuyan üniversite öğrencilerine burs verilen, değerli şahsiyet.
deulu deulu
şu an hayatta olsa idi izmir için çok değerli hizzmetlerde bulunmaya devam edeceğinden son derece emin olduğum izmir belediye başkanlarından; hatta hayatta olsa idi yeni bir lider arayan ve şu sıralar ki karmaşa içinde olan chp* 'ye en iyi liderlik edecek karakterde bir siyasetçi idi. ne yazık ki bu yalan dünya'dan erken ayrıldı.
(bkz: girinin sonunda kendinden geçen yazar)
eski sevgili itlaf ekibi eski sevgili itlaf ekibi
5 sene sonra da bahsedildiğinde kalp acıtan başkan. hala insan iç geçiriyor söz kendisine geldiğinde. hala gözler yaşarıyor. yine de onun bir zamanlar yönettiği bir şehirde yaşamak insana gurur veriyor. hele o şehrin adı izmirse.
dunkelheit dunkelheit
ölümünün 5. yılında saygıyla andığım başkan. yaptıkları, bizim nesil izmirlilerin ufkunu açmış, sosyal eşitlik, sosyal belediyecilik nedir ülkeye göstermiş, insan-izmir sevgisini bize aşılamıştır. cenazesi dün gibi aklımda, kurtuluş savaşı'ndan beri, acaba konak meydanı o kadar büyük bir kalabalık görmüş müdür?

kalbimizdesin piriştina
elano baros keita üçlüsü elano baros keita üçlüsü
gurbette okuyan bir üniversite öğrencisinin elini sıkan belediye başkanı. gözlerinin içi gülüyordu. o üniversite öğrencisi de bendim.şöyle bir soru sorulmuştu kendisine: ' izmir büyükşehir belediyesinin kadifekale' ye giremediği söyleniyor, doğru mu? '
' izmir büyükşehir belediyesi başkanı' nın kadifekale' ye giremeyeceğini düşünebiliyor musun? '
nur içinde yatsın.
melankolik demokrat melankolik demokrat
o değil de körfezi temizlemek için hayatını verdi adam, gel gör 7 sene içinde yine bok kokusu.

tanım: her bayraklıdan geçişimde, bok kokusunu içime çeker çekmez aklıma düşen yüce insan.
2 /