aile hekimliği

1 /
wasabie wasabie
tus u kazanmayı farz haline getirecek sistem gibi gözüküyor ziya gözükebilecek rekabetler fln hekimleri canlarından bezdirebilir ve oradaki çalışanların ücretini aile hekiminin vermesi kayıt dışılığı arttıracak gibi gözüküyor ve sevk ettiğiniz oran kadar sizin dönerinizden düşülüyor bekleyip göreceğiz ama ileride ne kadar köfte okadar ekmek olacak primlerinizi ödemeniz gerekecek bağlı oldunuz hekime yani bir nevi özelleşecek sağlık hizmetleri tamamen sonucunu bekleyip hep birlikte göreceğiz
sleeplessbeauty sleeplessbeauty
çok cazip bir uygulama izlenimi verse de, esasen uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabilecek uygulama. evet, doktorunuzun çocukluğunuzdan itibaren olan her hastalığınızı, tüm gelişmelerinizi bilmesi güzeldir. yeni gidilen bir doktor sizin anlık durumunuzu baz alarak çalışsa da, aile doktorunuz annenizde şeker hastalığı olduğunu veya neye alerjiniz olduğunu bilir, bu da elbette büyük bir artıdır. yine aile hekimliğinden gelen sevk zinciri, büyük hastanelerdeki yığılmayı azaltıp düzgün çalışmasını sağlaması açısından da oldukça faydalıdır. ancak unutulmamalıdır ki, sağlık bir haktır. vatandaşın nasıl ki temiz suya ihtiyacı ve buna sahip olmaya hakkı varsa, sağlık da onun hakkıdır. oysa aile hekimliği, işin ticarete yönelmesine sebep olur. yurtdışında örneklerine rastlarsınız, mutlak bir miktar para bırakır hastalar o doktora çıkarken. bu, adı konulmamış bir mecburiyettir esasında. yine aynı şekilde, o doktorun belli bir ilacı hak tanınandan fazla yazarken veya belirlenmiş yüzdenin üstünde bir sevk yaparken, kendini etkileyen maddiyatı düşünmemesi zordur. aile hekimi, bir nevi tüccardır. bunun niyetle birebir bağlantısı yoktur. olmak zorunda olduğu için olur. ayrıca aile hekimliği, eğitimiyle gerçekleşmesi gerekirken, bir çok pretisyen hekim, 1 haftalık bir kursla -ki bu kurs işin tekniğini, kağıt üzeri kısmını öğrendikleri bir kurstur- aile hekimliğine geçebilir.
maia maia
bilgi almak isteyenler teb'e başvurabilirler bu konuda, ayrıca pgeu ve teb arasındaki ortak e-sağlık projesi kapsamında dört ana başlıktan biri olan alan. yurt dışında 8 yıl okunuyor aile hekimi olmak için, ancak türkiye'de durum böyle değil, bu da sistemi yetersiz kılıyor. ayrıca aile hekiminin günde 50 hasta bakma, ayda 1500 hastanın kaydını tutmak zorunda. maalesef sağlık ocaklarını dağıtıp, yerine ayda 4.5 milyar maaşla 31 ilde pilot olarak uygulanmaya başlamıştır ülkemizde.

ayrıca
ing. family medicine.
regulus regulus
ekleme: aşağıyı okumaktan üşenenler için özet. eğer yıllardır olsaydı, benim ve bir kaç tanıdığımın şu an hayatta olmayacağı, gerçekleştiği zaman, ani ve beklenmedik ölümlerin fırlayacağı, ayrıca parası çok olmayanlarda da beklendik ölümlerin fırlayacağı, iktidar yanlıları cebini doldursun diye akp'nin hayalini kurduğu sistem.

olay şudur, biri hasta olunca aile hekimine gider. o gerekli duyarsa hastaneye sevk eder, gerek duymazsa kendi tedavi eder.
baştan aşağı yanlış, insan hayatını hiçe sayan bir sistemdir, neden?
gerçek bir hikaye anlatayım, anlaşılsın.
bir insanın başı ağrımıştır. devamlı ağrımaktadır ve doktora gider, bir sıkıntın yok senin diyerek geri gönderirler. bir kaç uzman doktor da görür kendisini ancak adamın varolan bir hastalığı yok gibidir.
şimdi burada pratisyen doktorun yapacağı ağrı kesici verip göndermektir.
ama adam uzman doktorların bu durum normal değil sözleri ile, bir kez de babam gelir. bir göz tedavisi ardından (göz, vücutta oluşacak tüm hastalıklara karşı sinyal verir), beyinde başlayan bir hasar ortaya çıkar. ama belki bir kaç gün ile adamın hayatı kurtulur.
böyle belki binlerce hastalık var. dışarıdan asla anlaşılamayan, ancak tecrübeli uzman doktorların farkedebileceği, ölüme götürecek hastalıklar.
ben bilkent üniversitesi'nde pratisyen doktora tedavi oldum. soğuk almışsın dinlen dedi. ilaç verdi. devam etti hastalık, röntgen çekti, 2 gün daha dinlen dedi. tam 1.5 hafta oyaladı beni. sonunda ailemin yanına dönüp hastanede uzman doktora göründüm. sol akciğerim çalışmaktan vazgeçmek üzereydi. biraz daha oyalansam ne olurdu bilmek istemiyorum.
peki, pratisyen hekim kötü niyetli mi? değil, ama detayı bilmiyor. ayrıca aile hekimliğinin müthiş bir icadı var. doktor hastaneye sevkettiği her hasta için, maaşının bir bölümünü kaybediyor. yani sen devlete iş çıkarttın paranı kesiyorum diyor devlet. öyle olunca o da insan. yaşamak için, elinden geldiğince, ciddi olmadığını düşündüğü hastaları kendi tedavi edecektir.
ciddi sanmadığın bir şey, sizi veya bir sevdiğinizi ölüme götürebilir.
bir de hastalığınız ciddiyse de, hastanede devletin sizin masraflarınıza karışmadığını eklemek durumundayım bu sistemde. yani ciddi bir sorununuz varsa ve paranız yoksa ölmenizi istiyor devlet.
böyle bir takım sıkıntıları vardır.
iyi tarafı nedir?
devletin üzerinden sağlık yükü kalkmış oluyor. daha fazla para hazinede kalıyor. o para birilerinin cebine gidiyor.
akp'nin muhteşem hayali bu sistem işte.
leplebi leplebi
birinci basamak tedaviye ve korunmaya yöneliktir. gelişmiş ülkelerde sağlık konusunda en çok üzerinde durulan konudur, insanlar ağır hasta olmadan önlem alınsın diye vardır. düzgün uygulanırsa eğer, ülke ekonomisine de çok ciddi katkıları olacaktır. düzgün uygulanır mı ya da ne kadar zamanda oturur bilinmez tabi.

sonuç olarak olması gerekendir. işallah ellerine yüzlerine bulaştırmazlar.
cest tres excitant cest tres excitant
yıllardır pratisyen kalmış, ya da makam mevkii sahibi doktorların topladıkları hizmet puanlarıyla muazzam paralar kazandıkları, tüm türkiyeyi saracak olan uygulamanın ismidir. kağıt üstünde "çok güzel bir uygulama, yaşasın devlet baba" gibi dursa da, pratikte tabiri caizse ( ki caiz) kaşarlanmış + hekimlik becerisini kaybetmeye yüz tutmuş binlerce eski doktorun sahalara geri dönmesiyle bence büyük bir fiyasko ile sonuçlanacak uygulamadır. ayrıca asıl işi yapacak olan t.s.m (`toplum sağlığı merkezi) lerin de başıboşluğu, giresun ili için konuşuyorum bu kez, "aile hekimliğine geçelim de gerisi olur zamanla nasılsa" mantığını yine yeniden göz önüne sermektedir.

sağlık bakanlığına yeniden selam ediyorum. 1 ay daha veriyorum, sonra gelsin soruşturmalar...
karyatid karyatid
x- şimdi bize o doktor mu bakıcak ne zaman hasta olsak?
z- evet, önce ona göstereceksin kendini, sorununu söyleyteceksin o uygun bulursa başka yere yönlendirecek ya da kendisi tedavi edecek.
x- yani ben de o doktora gideceğim, kocam da gidecek, çocuklarda...
z- evet aynen öyle, sorununuz ne olursa olsun ilk ona gideceksiniz.
x- aaa nasıl iş o öyle, hiç özelimiz kalmayacak. doktor ailenin tüm sorunlarını bilecek, hiç sevmedim ben bu işi
z- hahahahah

gereksiz tanım; yaran diyaloglara sebep olan yeni sağlık sisteminde ailelere bir doktorun ilgilenmesidir.
fucar fucar
uygulama yeni olduğu için hekimlerin bile bilmediği hekimlik.

nedir bu aile hekimi diye internetten aile hekimimi öğrenerek hemen yanına gittim.
bana dediği ilk şey hastalığın nedir? ilaç mı istiyorsun gibi sorular oldu. sanırım
doktor hanım kendini hala sağlık ocağı doktoru sanıyor. yoksa bu aile hekimliğini ben
mi yanlış anladım!
benim hakkımda hiçbir soru sormadı böyle bir ortamda benim sorduğum tek soru ise uzman
doktora giderken buraya uğramak zorunda olup olmadığım oldu. şimdilik böyle bir zorunluluk yokmuş.

bence sağlık ocağı ve aile hekimliği aynı şey değil, aynı şey olsaydı aile hekimine ne gerek vardı,
aile hekimi sorumlu olduğu ailenin(kişinin) sağlık bilgilerini almak, tutmak zorundadır. bence türkiye'ye
aile hekimliğinin sadece adı gelmiş avrupa'daki sistemle hiç ilgisi yok, umarım zamanla oturur.
turk turk
sağlık reformlarından birisidir.

ülkenin taşrasında bir yerde olası bir diyalog; doktor erkektir.

doktor: hanımefendi odaya geçin ve üstünüzü çıkartın.
kadının kocası: ben de odaya geçip altımı çıkartayım mı?
otomobil otomobil
maaşları bir doktor için düşüktür ancak stressiz ve garantili bir iş olduğundan sertifikasını pratisyen hekimlerin ve hatta uzman doktorların bir çoğu almışlardır.

sistem şöyle;
başta devlet size iki teklif veriyor,

1) benim sağlık ocağımda sana oda veririm, orada sana bağladığım hastalara bakarsın.
2) sen kendi muayenehanende hastalara bakarsın, gerekli hemşireni, hasta bakıcını çalıştırır, ekipmanını ve sarf malzemeni de kendin alırsın. bunun için de sana fazladan işletme gideri 2700 tl para öderim. (bu parayla hemşire ve hasta bakıcıların maaşı ve sigortaları, varsa muayenehanenin kira bedeli, sarf malzeme giderleri, diğer faturalar vs. hepsini idare edeceksiniz ! )

sonuçta şimdilik aile hekimliğine geçen doktorların çoğunluğu sağlık ocaklarında kalmayı seçmişlerdir.

bu sistemde maks. performans gösterdiğinizde yani ayda bakabileceğiniz maks. hasta sayısına ulaştığınızda elinize geçecek para yaklaşık 5.000 tl' dir.
ancak maks. hasta sayısına ulaşmanız ancak on dakikada bir hasta ortalamasını tutturmanız ile mümkün olmaktadır. buradan yola çıkarak devlet, doktorları reçete hekimliğine yönlendirmektedir. öyle ki günler harcayarak tetkiklerini değerlendireceğiniz hasta yerine yazacağınız 3 reçete size daha fazla performans verisi sağlar.

bu işin finansmanını da şimdilik dünya bankasının karşıladığı (ilk 1 sene için) söylenmektedir, gelecekte devlet bu mali yükten kurtulmak için bir şekilde daha az para ödemenin ya da verdiğini geri almanın yolunu bulacaktır. bu da hekimlerin özel sektöre kayması anlamına gelir. özel sektöre daha çok doktor başvurması hekim ücretlerini aşağı çeker;

özetle kısa vadede pek bir etkisi olmayan, uzun vadede ise tıpta özel sermayenin çıkarına olacak bir yürütmedir aile hekimliği.

hekimler ve vatandaş kaybeden taraftadır.

düzeltme: yanlış bilgi.
welatesor welatesor
bir doktorla konuştum ve içyüzünü iyice öğrendim bu meretin.

hakikaten büyük saldırı altındaymışız arıcanlar.

aile hekimliğine başlayan doktor arkadaş diyordu ki, "bu sistemle birlikte, artık sağlık ocakları aile hekimlerinin dükkanı haline geliyor"

evet, dükkanı... yanlarında çalışanların maaşlarını kendileri veriyorlar, bazı giderleri kendileri karşılıyorlar, gelir-gider hesabı yapıyorlar ve giderleri mümkün olduğunca kısarak en fazla geliri elde etmeye çalışıyorlar.

bir de işin en vahim tarafı, aile hekimi bir hastasını polikliniğe(sözgelimi tıp fakültesi'ndeki nöroloji polikliniğine ya da kliniğine) sevk ettiği takdirde, hesabına yatan paradan kesinti yapılıyor. e böyle olunca da aile hekimi, "sevk edeceğime kendim halledebilir miyim acaba"nın derdine düşüyor.

bu sağlığı kelimenin gerçek anlamıyla "sektörleştirmek"tir sözlükçüler. ayık olmak lazım.

"avrupa sistemi" falan deyip duruyorlar ya, doktor arkadaş şöyle diyor: "bugüne kadar türkiye'deki sağlık sistemi bize ne kadar kötü görünse de, iddiayla, avrupa'dakinden hiç değilse sistem itibariyle iyi olduğunu söyleyebilirim. orada aile hekimleri hastalarına sadece müşteri olarak bakıyorlar/böyle bakmaya zorlanıyorlar."

evet dostlar. işte memlekette de aynen böyle olacak. sistemin oturdukça sağlığı getireceği hali görmemek mümkün değil!

peki ya bu emek ve meslek örgütleri neye yarıyor bu memlekette?

doktor arkadaşa sordum: "tabipler odası karşı çıkmasına rağmen nasıl engelleyemez bunu?" diye... dediği içler acısıydı: "doktorlar karşı çıksa bile, girişimci bir ruhla daha fazla para kazanacakları bu sisteme karşı aktif bir tepki göstermediler. ve işte pratisyen mertebesindeki çoğu doktor-ben de dahil- aile hekimi olduk. bu durumda tabipler odası'nın yapabileceği bir şey yok. çünkü doktorlarda esasta böyle bir şey için güçlü bir talep yok"

evet, işte böyle doktorlarla da, bu sistem kimbilir ne hale gelir?

durum kötü sözlük; çok kötü!
eksiksizuyum eksiksizuyum
son günlerde tv'lerden cayır cayır tanıtımı yapılıyor. tc kimlik numaranız ile aile hekiminizin kim olduğunu öğrenebiliyormuşsunuz. ben de bakayım dedim. ikâmet ettiğim il değişeli 5 ay geçmiş olmasına rağmen (ki bunu ilçe nüfus müdürlüğüne gününde bildirmiştim) aile hekimim halen istanbul kâğıthane'de bir hekim arkadaş görünüyor. acayip iyi çalışan bir sistem yapmışlar ha.
1 /