akciğer kanseri

1 /
nepenthe nepenthe
pasif içicilik de gayet etkilidir akciğer kanseri gelişiminde. tipine göre değişmekle birlikte oldukça kötü gidişli bir hastalıktır, dünyada olduğu gibi türkiye'de de kanser ölümlerinin en sık sebebidir. hasta kanserin yayılmasından dolayı ya da boğularak ölebilir. her gün bu hastalarla uğraşan doktorların da hala sigara içiyor olması ise ayrı bir ilginçliktir
nomennocry nomennocry
en ölümcül ve erken teşhisi en zor kanser türüymüş.
- sadece akciğerin küçük bir bölümündeyse evre 1,
- en yakın lenf bezelerine atlamışsa evre 2,
- akciğer içinde akciğeri saran zara veya iki akciğer arasındaki mediasten denen boşluğa veya buradaki bezelere yayılmışsa evre 3,
- karaciğer, kemik, böbrek üstü bezi gibi uzak organlara yayılmışsa evre 4,
olarak adlandırılır.doğru evreyi saptamak için hekiminizin akciğer röntgeni, toraks ve batın bilgisayarlı tomografi veya magnetik rezonans görüntülemesi, kemik taraması veya beyin bilgisayarlı tomografisi istemesi gerekebilr.son evreye gelindiğinde zaten ameliyata bile gerek görmüyorlar sadece süreci uzatmak ve acıyı dindirmek içinmiş tedavi.kısaca en fazla 1 yıl yaşayacaksın ama uzatabildiğimiz kadar uzatıyoruz diyorlar(mış).inkar etmeye çalışsam da durumu, dayanamayıp araştırdım.
günlerdir bu konuda araştırma yapıyorum ve insan ancak başına geldiği zaman bu konudaki bilgi eksikliğinin farkına varıyormuş bunu gördüm.bir insanın öleceğini bile bile yaşamaya çalışması ne kadar zordur,hayatının bir parçası olan birinin kısa bir süre sonra yanında olmayacağını bile bile yalan da olsa ona gülümsemek;hastalığını öğrenmenin üstünden 3 gün geçmesine rağmen gidip ona 'nasılsın?' diyememek;söylenecek herşeyin ne kadar boş olduğunu bilmek buna rağmen konuşmak isteyip kimseyle konuşamamak sonra birtek kimsenin sizi tanımadığı bir ortamda (bkz: sözlük) içinizi dökmeye çalışmak ne kadar güçmüş bunu öğretti bu hastalık.hani ne de olsa öleceksin,seçme şansı tanınsa mesela kalp krizi;öleceğini bilmeden bi anda gidiverse insan,geride kalanlar için bir anlık şok olsa üzülseler ve bir süre sonra yaşamlarına devam etseler.ama böylesi?son aşamaya gelindiğinde yani hastalık uzak bir organa sıçradığında herşeyin bittiğini bile bile tedavi olacak olan birine ne denir ki?'elveda'ysa eğer ben asla demeyeceğim

not:yalvarıyorum sigara içmeyin.hem sevdikleriniz hem kendiniz için.unutmayın ki pasif içicilerle sigara içenlerin akciğer kanserine yakalanma riski hemen hemen aynı.bunu kimseye yapmaya hakkınız yok,kimse böyle bir ölümü haketmiyor
leon de bruxelles leon de bruxelles
insanın yakını işin içindeyse ağzına alamadığı, bir türlü söyleyemediği hastalık.. göz yaşlarına boğulsanda, boğazında birşeyler düğümlensede, duvarlar üstüne üstüne gelsede nefes alamasanda halini görenler 'ne oldu?' değinde herşeyi bildiğin halde bir türlü yakıştıramadığın ; dayım ...(miş) diyemedeğin, yazamadığın sadece hasta, çok hasta diyebildiğin, bizi çok üzen hastalık..


(bkz: ben bunu bugün gördüm )
smartie smartie
sigara içen ya da pasif olarak içen pek çok kişinin er veya geç karşılaşabileceği hastalık. buna rağmen sigaraya devam etmek bencillik. insanın yakınlarına o zorlu tedavi sürecinin acısını yaşatmaya hakkı yok.
elastic love elastic love
sigara içen insanların adı bile ürkütücü olan bu hastalığa yakalanmaları ihtimalinin daha yüksek olduğu kadar, bu hastalığın sigara içmeyen insanlarda da görüldüğü bir gerçektir. kirli hava, alkol vs. kaçınmak. kanserojen madde içeren gıdalar tüketmemek gerekir.
aylakmadam aylakmadam
bildiğim kadarıyla çoğu kanser türünün (beyin, mide vs) ilerlemesi halinde, standart olarak yandan yandan tetiklediği şey. yanlış hatırlamıyorsam.

mesela dedem beyin kanseriydi,
hastalık iyice ilerledikten sonra akciğere de sıçramıştı. onun da tedavisine başladılar, velakin kurtarılamadı.
bunun gibi...
coming soon coming soon
aktif olarak en az 20 yıllık sigara içiciliğinin diğer günümüz kanserojenleriyle birleşmesi sonucu, akciğer hücrelerinin kontrolsüz ve zararlı bir şekilde çoğalmasıyla oluşan, genellikle kısa sürede ölümle sonuçlanan ve dünyada en yüksek kanser yüzdesine sahip olan hastalık. ablamın eşinin kardeşinde görülen rahatsızlık. 4 evreden oluşur, bilindiği üzere 4. evre organ metastazlarının görüldüğü son evredir.
bu yüzden sigara intihardır . sigara içeceğinize kendinizi bir yerlerden aşağı atın, ne kendinize eziyet verin ne de çevrenizdekilere.
starfish starfish
-nasıl mamanın tadı?
-çilekli işte, tam kızların seveceği gibi.
-sanki çilek sevmeyen kız yok de mi?
-ben rastlayamadım! (çapkınca gülüş, yandan yandan eşine bir bakış)
-eh daha gençsin, rastlarsın beyim!
-gencim ama...
-hadi canım hadi, yemeye devam!

araya muhabbetler, az biraz gülüşmeler.
akciğer kanseri kemirmiş sanki o heybetli adamı.
çapkın bakışlar aynı, bu bakışlar karşısında eşinin bakışlarındaki öfke yok olmuş ama.

moral mühim ya, saçma salak sohbetler işte!

kapıdan çıkıcaz, ne denilse bilinmez ki, dikkat et mi densin, iyi bak mı densin, hoşçakal mı densin, görüşürüz densin bari, buruk bir görüşürüz! ışık hızıyla geçiyor aklımdan bunlar, ayakkabılarımı bağlarken.

altı yaşındaki civelek kız çocuğu:
-tuğrul amca, ben çilek hiç sevmem. çıt çıt yapıyor ya ağızda, hiç hoş değil.
-aaa baksana sen, gözümüzün dibindeymiş ya bu!
-amacımı yitirdim şu an, çilek sevmeyen kızı arayacaktım ya ben. neyse bu da tamam artık!
-görüşürüz...

bir kaç ay içersinde, kocaman insanları küçücük yapar, güçsüz yapar.
uzaktan birine o birkaç ay kısacık gelir.
gözünü ondan ayırmayanlara o birkaç ay nasıl gelir, giderek küçülen baba, eş, abi... acıları çok, ne denilse!
görüşürüz denilse, öyle denilsin sadece...
first lady first lady
bundan tam bir ay önce babama konulan teşhis. aslında her şey şiddetli griple ve geçmeyen öksürükle başladı. öyle kötü öksürüyordu ki artık babamı doktora götürdüm. akciğer filmi, kan tahlili istendikten sonra doktorlar belirtilerin pek de iç açıcı olmadığını söylediler ve önce zatürre teşhisi koydular. ciğerleri enfeksiyon kaptığı için kan değerleri alt üste dönmüş dediler ve bunun araştırılmasını, daha teşekküllü bir hastaneye gitmemizi, lösemi olabileceğinden şüphelendiklerini söylediler. neyse ki kısa bir araştırmanın ardından hematoloji uzmanı doktora gidip derdimizi anlattık. o da bizden birtakım kan tahlilleri istedi. allahtan bütün kan değerleri temiz çıktı. daha sonra ilk gittiğimiz doktorumuza tekrar giderek durumu anlattık. o da bizden akciğer ultrasonu istedi. gelen sonuçta akciğerde su görünüyor dedi ve bilgisayarlı tomografi istedi. neyse o da çekildikten sonra gelen raporda sağ akciğerde 4 cmlik tümor olduğu, bronkoskopi ve gereklilik halinde pet/ct yapılması gerektiği yazıyordu. bronkoskopi yapıldı ve gelen raporda yazan sonucu öğrendikten sonra dünya başıma yıkıldı. babam küçük hücreli akciğer kanseriydi. kanser hücrelerinin ne kadar yayıldığını öğrenmek için pet/ct çekildi. allahtan sadece sağ akciğerdeymiş. başka yerlere sıçramamış. doktor tedavisi mümkün diyerek bizi bir nebze olsun rahatlattı. kendisine buradan teşekkürlerimi iletiyorum. kemoterapi tedavisine başlandı ama inanın çok zor bir süreç. mide bulantıları, halsizlik, hıçkırık, iştahsızlık diz boyu. bakalım ilerleyen zamanlarda neler olacak çok merak ediyorum. 1.evrede olması büyük bir şans elbette.
fjaril fjaril
uzun yıllar tersane hastalığı olarak geçmiştir akıllara bu hastalık.
tersanede çalışan işçiler demir tozuna ve boya tozuna maruz kala kala ciğerleri harap olmuştur ve 50 lere gelen her işçinin kaderi gibi durmaktır bu hastalık.sonrası ise kısa bir süreç.ve hazin son.
1 /