akif kurtuluş

cagrilanyakup cagrilanyakup
ankara hukuk fakültesi mezunu. avukat.
ilk şiirleri yönetimine de katıldığı yarın dergisinde yayınlandı.
şiir ve sanat sorunları üzerine yazılar yazdı.
şiir kitapları; yalan şiirler (1983), tören provası (1989), kırgınlıklar galası (1997).

esmer dergisinde yazıyor şimdilerde.
bir dönemin önemli dergisi edebiyat dostları nı çıkardı

(bkz: ay gömülür)
holden caulfield versus tyler durden holden caulfield versus tyler durden
aşağıdaki şiirin sahibi, şair.

kirpikle koynuna
zar attım, fal açtım, rüyaya yattım
bu paydos vaktinde
şans talih kader kısmette
teneffüs saatinde
beslenme çantasında
leblebi tozunda
niyetimden kayan yıldızda
nefesimdeki canda
uykuma doymayan kuşluğumda

uyandım

dünya beni kaybetsin
de, hayat kazansın
aşk beni kahretsin de
bir sevap kazansın, diye
kurşun döktüm

hasetten kaçarken tutulduğum kumkuma
vehimden çıkarken yakalandığım vesvese
biri kaybolunca öteki kaybeden:
birinin ayağı kayınca diğeri düşen:
tutku ve şüphe!

deprasyonum
sana armağan olsun doktorum
kanımdaki alkol
kirpik ucumdaki esrar
kalbime anjiyo ve beynime mr'dan
medet uman marazım
varsa peşimden gelecek promil
borcum olsun paranoyam
zaten bir farkım mı kalmış tenhamdan

gazetelerin taşra bakısında kayıp
mahkeme ilamlarında gaip
otobüs duraklarında resim
bir yanağım öbürünü yırtmış
bütün telefon numaraları
cehennemime kayıtlı
bütün yollar inzivama çıkıyor
bütün izler zulama

belki bir tenezzülüm kalmış zıvanama
belki bir şefaat!

vaat et ey hayat!

ya ücrama sür beni
ya da boğ beni koynunda

kalmasın arkada gözün

ya kaydından düşür
ya da al kirpikle koynuna
garion garion
bir insanın ne kadar çok yönlü olup da, hepsini de hakkını vererek nasıl yakışıklı yaşabileceğini gösteren güzel abimiz. seviyoruz.
metaforce metaforce
nedense bu şiiri ilk okuduğumda bile sanki önceden bilip de okuyunca hatırlamışım gibi gelmişti.
sanki her mükemmel dize önceden yazılmış da bize yalnızca onları hatırlamak düşüyor.


''ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
birden boşanan yağmurda mağaza diplerindeyken
otobüsten inerken, hiç aklımda yokken karşımdasın
giderayak bir şey derdin, onu söyle işte, sonra sus
ıssız istasyon kampanası susman, yapraklar döker''
oyhavar oyhavar
'ürkek bir anı oldum' adlı şiirinde der ki;

hep akşamı tutar günlüklerinde yitik çocuklar, bir kızın
vücuduna serptiği ışıklarda sabahı bulmaya çalışan bir cesur
çocuk da çıkar kimi zaman. (o’nun çığlığa çalan susuşunda,
seviştikten sonra bacaklarını karnına çekip oturuşunda,
kalkıp perdeyi aralayışında)

boşunadır çabası, bir cesur çocuk olarak adı hayatın yanlışları
üzerine kurulmuştur ve hiçbir şey yanlışlardan daha iyi anlatamaz o’nu.

her zaman hazır tutacaktır sevinçli yerlerine batırmak için bir dikeni

tren ayrıldı, unutuldum bir takvimin son yaprağında
kum saatinde bir 'yitik çocuk' olarak kaldım
zaman’ın dışında yer verilmişti, ne kadar sevsem de
sevgilimin gözlerine bir leke gibi bıraktım sessizliği
yazdıklarımdan o’nun kumral hayatına sızamayacak kadar usluydum

tren ayrıldı tuttum koyu bir karanlıkta, yırttım kendimi
resim oldum, ürkek bir anı oldum, artık kim olsa kırar beni.
paves paves
twitter'da paylaştığı şu cümleyi içselleştirmekte fayda var.

''kadına şiddette, kadının beyanının esas olması; ispat sorumluluğunun, iddia eden kadına ait olmamasıyla ilgilidir.''
sakin sular sakin sular
" depresyonum
sana armağan olsun doktorum
kanımdaki alkol
kirpik ucumda esrar
kalbimde anjiyo ve beynimde mr'dan
medet uman marazım
varsa peşimden gelecek promil
borcum olsun paranoyam "

duvara asacağım şiirinden bir bölümdür şairin. ancak bu kadar derin bir gol atılabilir hayata.