akıllı tasarım

1 /
gibigibi gibigibi
evrenin ve canlı türlerinin oluşumunun arkasında bilinçli bir tasarım olduğunu ileri sürer. herhangi bir dine bağlı değildir. burada bahsedilen bir yaratıcıdır. yaratıcı veya yaratıcılar olabilir. nitelik ve sayı vermez. direkt olarak allahı* kastetmez. bu da böyle bir teoridir.
ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi
a.b.d.'de bunun okullarda öğretilip öğretilmemesi konusunda tartışmalar çıkmış, sonunda bilimadamlarından oluşan bir kurul tarafından "bilimsel olmadığına" karar verilmiş ve müfredata alınmamış. bunun üzerine biz uçan spagetti canavarı'na inananlar da teorimizin okullarda öğretilmesi için şansımızı denedik tabi: open letter to kansas school board " church of the flying spaghetti monster ı am writing you with much concern after having read of your hearing to decide whether the alternative theory of ıntelligent design should be taugh... venganza
recai pengül recai pengül
akıllı tasarım bir teoridir ve prensipte yanlışlanabilir iddialara sahip olduğu düşünülebilir. ancak yanlışlamaktan kastımızın ne olduğuna bağlı bu. mesela dna kodumuzda doğru yöntemlerle okunabilir hâle gelecek bir mesajın bulunması durumunda akıllı tasarım teorisi çok güçlü bir kanıt kazanmıştır diyebiliriz. ya da dünyanın oluştuğu günden bu yana olup biteni kameraya alan bir uzaylı olsaydı evrimin gerçekleştğini gösterip akıllı tasarım iddiasını çürütebilirdi (kameranın tanrının elini de gösterebilecek donanıma sahip olduğunu kabul ediyorum). bunun olmasını beklemiyorsak (umarım beklemiyoruzdur) akıllı tasarıma doğrudan bir kanıt bulamayacağımızı kabul etmeliyiz. dolayısıyla yanlışlanabilir olduğu iddiası da temelini yitiriyor büyük ölçüde.

geriye akıllı tasarım teorisini yanlışlamak veya onu yanlışlayamıyor olmanın bu teoriyi daha inanılabilir kılması durumu kalıyor. akıllı tasarımcıların çeşitli biyolojik bileşenler için "hadi alın da bu nasıl evrilmiş onu söyleyin siz." tarzı saldırılarını karşılayacak makûl evrimsel modeller ortaya koymak dışında bu teoriyi yanlışlanamanın bir yolu yoktur. zaten bugüne kadar da yapılan budur. gerek michael behe gerekse diğer akıllı tasarımcıların evrim teorisini çökerten buluş olarak ortaya koydukları hemen her biyolojik bileşen için makûl bir evrimsel model önerilmiştir. önerilemediyse bile bu henüz asla önerilemeyeceğini düşünmemizi gerektirecek kadar büyük bir başarısızlık olmamıştır. eğer birileri her karmaşık yapıyı akıllı tasarım için bir kanıt olarak sunmayı kendi teorilerini kanıtlamanın yegane yolu olarak görüyorlarsa ben de onların teorilerini carl sagan'ın garajındaki ejderhaya benzetirim. bu da benim akademik olarak yapabileceğim en büyük hakarettir, biline.

edit: saçmalamışım lan. açık açık prensipte yanlışlanabilir demişim. ifadeyi düzelttim.
recai pengül recai pengül
alakasız bir şekilde karşıma çıkan bir karşılaştırma sunuyorum. bir arkadaş, sık kullanılan bir kaç veri tabanında intelligent design ve evolution terimlerini aratıp çıkan sonuçları yorumlamış.

sonuç mu? bilim adamları ya akıllı tasarım gibi tüm evrenin sırlarını açıklayan bir teoriden bihaberler ya da materyalist at gözlükleri taktıkları için doğruyu göremeyecek kadar embesiller.

what is "ıntelligent design" creationism? | ncse "ıntelligent design" creationism (ıdc) is a successor to the "creation science" movement, which dates back to the 1960s. the ıdc movement began in ... ncse
camel camel
--- battlestar galactica dizi finali spoiler. madde 7 ---

vallahi de billahi de bsg'nin sonunda anlatılan şey tam olarak bu. ya da bunu bsg'de anlatmışlar. tavuk mu civcivden. civciv mi tavuğa demiş.

(diyorlar ki) orda: "biz bunlarla kaynaşırız, bunları yola getiririz. homo sapiens olamamış bunlar ama biz öğretiriz. sorun değil". adama da diyor ki "şüphesiz". işte bu akıllı tasarım örneğidir; konuşulmuş edilmiş, kararlaştırılmış. denmiş ki "şöyle şöyle yapılsın. sen oraya git. siyahileri bir kıtaya yerleştirin, caprica diyin oraya. sonra zamanla afrika denir. sarışınları kuzeye gönderin. siz benle gelin. daha çadır kuracaz." gibi.

adama iq: 153
jr. adama iq: 144
kara thrace iq: 201 (göte'ye ithafen)
saul tigh eq: 8

--- battlestar galactica dizi finali spoiler. madde 7 ---
elpinoras elpinoras
"aklım buna yetti."


olsa olsa bunu, bu hücreyi, bu yaşantıyı allah akıl etmiştir, dolayısıyla müsebbibi allah'tır; zira "eksi" vereceksiniz allah'a verin buyuran olaydır.

aksi takdirde ankara'daki bünyelerle teması bekliyorum. şimdi değil, yıllardır hem de.....

edit: imla.
lockman lockman
bilim adamlarının evrim teorisini bırakıp kendisi üzerinden yollarına devam etmesi beklenen bir teori değildir, bu baştan bilinmeli. sadece bir eleştiri yani. üzerine eleştiri getirilen şey gelişir -tabi muhatap alınırsa. nihai amaç gerçeğe ulaşmaksa evrim teorisi de bir eleştirellik sonucunda doğmuştu. bakın yaratılış teorisi gelişti, burda işte, gerçeğe daha yakın.

aslında eleştirdiği şey de genel olarak evrim teorisi değil, doğal seçilimdir. yani değişim vardır, canlılar ilişkilidir, hatta ortak bir ataya da dayanabilirler ama bu değişim sürecinin rastlantı sonucu bu aşamaya gelmesi olasılıksız der kısaca. buraya kadar bilimsel ama tüm bunlarda bir başka varlığın eli var demek bilimsel olmuyor maalesef. oysa mantık kurallarınca bir gücün varlığını böyle kanıtlamış oluyor bu görüş. illa göstermek zorunda değiller, fizik kurallarına da uymak zorunda değil. fizik kurallarına uymasını kesinkes şart koymak "aklım buna yetiyor" demek değil midir?
elpinoras elpinoras
raslantıdan ne anladığı meçhul ve asla teori olamayacak birkaç zengin, kapitalist, bilimsel takılan metafizikçinin yorumudur.


öncelikle bir fikrin teori olabilmesi için;
(bkz: teori)
hipotezler ve deneylerle desteklenmiş olması gerektir.

akıllı tasarım adı verilen "şey"in ne hipotezi vardır ne de deneyi... dolayısıyla teori demek; bilimi sikip atmak demektir.

he öyleyse ne diyelim, evrim olabilir belki ama, türler birbirine geçiş göstermez, çünkü gösterirse allah'a kimse inanmaz eyvah, ne bok yiyelim, heh! bunu ancak bir yaratıcı yapmış olmalı, dolayısıyla bunu araştırmayın siz.

ulan dingil akıllı tasarımcı, araştırılacak bu, bu geliştirilecek, sen korkmaya devam edersen bir sikime yaramazsın. her gün onlarca makale yayımlanıyor. hadi bir tane "akıllı tasarım" anlatan makale bilimsel hakemli bir dergide yayımlansın!?

yok ki... yayımlatamazsınız abicim, olmaz, yemezler... oktar babuna'nın bir deyimi var; "allah kesin olarak vardır", bunu bir tane bilimsel makalede yazamazsınız, yazamadığınız bir şeyi de insanların karşısına bilim diye çıkaramazsınız. saçmalamayın.

neye inanıyorsanız inanın kardeşim, kimsenin sikinde değil. isterseniz 4 karıyla evlenmeye, isterseniz adem'in 30 metre olduğuna, isterseniz allah'ın oradan sizi izlediğine inanın. buna kimse karışmıyor. bunu kimse ispatlama ya da tersini ispatlama yoluna da gitmiyor. bu sizin kuruntunuz dingiller.

bakın öküzler.

istediğinize inanın. canlıların nasıl oluştuğu ya da nasıl/nereden geldiği/geliştiği konusu bilimi ilgilendirir. sizi ilgilendirmez. zira siz çoktan kararınızı vermediniz mi? "allah yarattı." bitti. bunu kabul etmiyor musunuz? tamam, saygı duyuyoruz. yeter artık, bu inancınızla gidin, bilim dünyasına ilişmeyin. insanlar farklı alemlerde deneyler yapıyor vs. size ne? niye her ortamda akıllı tasarım diye götünüzü yırtıyorsunuz. tamam kabul kardeşim, sen buna inan. ama buna bilim diyorsan deneylerini ve hipotezlerini sunmak zorundasın. he eğer yoksa, inancını cebine koy ve siktir git.

yobazlar yüzünden bilim adamları hedef gösteriliyor. lan bi siktirin gidin insanlar istediği gibi araştırma yapsın. sizi hala ciddiye aldıklarına şükredin. sizi ciddiye alıp bir de anlatıyorlar adamlar. lan niye anlatsınlar ki? çık bir bilimsel hakemli dergide hipotezlerini sun allah'ı ispatla öyleyse.

he derdimiz bu değilse, ki bu değil zaten, öyleyse lütfen siktir git. bilimin yakasını bırak.
bulentilgaz bulentilgaz
evrim konusu üzerinde çalışan bilim insanlarının genellikle gözden kaçırmadıkları ama akıllı tasarımcılar tarafından bilinçli olarak pek dikkate alınmayan bir şey var. bu gezegendeki hayatın tarihi küresel ölçekte vuku bulan çeşitli felaketler içerir. bu olgu düşünsel kurgularını bozduğu için akıllı tasarımcılar tarafından hiç dikkate alınmaz. dev volkanik patlamalar, göktaşı çarpmaları, güneş sistemini oluşturan cisimler arasındaki ve bütün sistemin galaksi yörüngesindeki salınım dengesizlikleri (perburtasyonlar) gibi çeşitli olaylar gezegendeki hayatın tarihinde derin iz bırakan olaylardır. geçmişte bu tarz beş büyük ölçekli felaketin meydana geldiği belirlenmiştir. yaşayan türlerin neredeyse tamamını yok eden bu felaketler sonrasında hayat bir şekilde yeniden çeşitlenme ve karmaşıklaşmanın bir yolunu bulmuştur. bunlardan yola çıkarak şu rahatlıkla söylenebilir: gezegenimiz hayata bütünüyle elverişsiz bir biçime bürünmediği sürece türlerin evrimleşmesi bir şekilde devam edecektir. insan türü bu gezegendeki varlığını kesin olarak geçmişte meydana gelen bu felaketlere de borçludur. kritik soru bu tarz felaketlerin yinelenip yinelenmeyeceğidir. bundan astrofizikçilerin ve evrim biyologlarının hiçbir kuşkusu yoktur. türsel olarak er veya geç yok olmamız kaçınılmazdır. gezegenimizdeki hayatın da kendine göre bir yol üzerinde olduğu söylenebilir. hayat kendi yolunu açarak ilerler ve daima karşılıklı bağımlılıklara dayanan bir örüntü oluşturur. tıpkı bir araya getirilen yap-boz parçalarının anlaşılır bir görüntü açığa çıkarması gibi, aradaki tek fark, bu görüntüyü oluşturan parçaların zaman içinde değişiyor, kimi parçalar daha belirgin olurken kimilerinin silikleşiyor olmasıdır. her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğu, usul usul bir yandan örülen öte yandan sökülen, desenleri sürekli değişen zarif bir dokudur bu. hayatı geniş ölçekte etkileyecek, uzunca bir süre için doğal koşulları pek çok canlı türünün yaşaması için elverişsiz hale getirecek astronomik ya da jeolojik olayların olması kaçınılmazdır. bu ağır işleyen ama sürekliliği olan bir mekanizmadır. hayatı var eden doku zaman içinde mutlaka değişecektir. bu doku içinde insanın edindiği yerin ne kadar süreye yayılacağı ise yanıtı şimdilik bilinmeyen bir sorudur.
1 /