akordeon

1 /
legolas legolas
körüklerini açıp kapayarak klavyenin hava kanallarına hava üfleme prensibiyle çalışan sağ tarafta genelde 2-4 oktavlık klavye takımı solda ise ritim tuşları bulunan, ritim tuşlarını kullanamamakla birlikte sadece klavyesini çalmaktan bile büyük zevk aldığım müzik enstrümanı.
jineps jineps
çaldığında beni benden eden yol ortasında durup dans etme teşebbüsünde bulunduracak kadar yanık bi çığlığı olan mükemmel dizayna sahip enstrüman.
ronn ronn
bir kemençe karadeniz insanını nasıl hareketlendiriyorsa. akordeon da aynı etkiyi balkan ve kafkas insanın üzerinde yapar. isterseniz doğduğunuzdan beri akordeon melodisini duymamış, bilmemiş olun; onu sesini ilk dinlediğiniz anda sanki bu tınıyı yıllardır biliyormuşcasına yüzünüzde bir tebessümle dinlemeye başlarsınız. toprak kokusu vardır melodisinde, memleket kokusu. kanınızda varsa eğer o topraklardan bir iz, akordeon da vardır demektir. siz zaten onun sesini doğduğunuz andan itibaren bilmektesinizdir.
estravanza estravanza
bir enstrüman düşünün; onu duyduğunuzda tüm hücreleriniz hareketlenir, yerinizde duramazsınız, 32 dişiniz yerinden fırlayarak anlamsızca sesin kaynağına doğru tüm parıltısıyla ışıldayıverir, mutluluk hormonu tavan yapar, tüyleriniz diken diken olur ve ayaklarınız yerden kesilir. işte bu etki yalnızca bir başlangıçtır...
(bkz: aşk)
hobbitt hobbitt
kız kardeşimin çalmak için girişimlerde bulunduğu ancak fiyatı sebebiyle ailemin çok yaklaşamadığı müzik aletidir. ikinci el bir akordeona 900 euro demişler.
eğlenceli bir alettir ama, dans ettirir adamı. param olsa ben alıcam çocuğa, öğrensin çalsın biz de dans edelim
bir mendil niye kanar bir mendil niye kanar
"sarılan ve nefes alan çalgı" diye de geçer. kucağa alınıp bütün büstü onu konuşturabilmek için seferber edince gerçekten bir sevgili gibi sarıldığını, siz nasıl dokunursanız onun da size nasıl cevap verdiğini görürsünüz. hem de öyle sıkılmaca,darılmaca yapıp gitmez, arkadaki iki askıyla sıkı sıkı bağlıdır size.

(bkz: her eve lazım)
meramise meramise
ortada bir körük bulunur. solda akorlar (baslar filan) vardır. sağda da klavye bulunur. müzikalitesi ve nota çeşitliliği akordeonun büyüklüğüne göre değişir. en meşhur markası hohner'dir.

bir çok halkın geleneksel müziğinde baş enstrümandır. çerkes müziğinde de son derece önemli yeri vardır. özünde şıkhepşıne, bjamiy gibi geleneksel çalgılarla üretilen çerkes müziğinde akordeona geçiş çok sonraları gerçekleşmiştir.

eskiden çerkesler'de pşıne denen ufak bir körüklü enstrüman kullanılırdı.

pşıne'de her iki tarafta çok sayıda tuş vardır ve nota körüğün ileri ya da geri hareketleri ile verilir. yani bir tuş ileri ve geri körüklerde farklı farklı sesler verir. apepşınenin çalması çok zordur. bu sebeple çerkesler, akordeonla tanışınca kolaylığı sebebiyle onu kısa sürede benimsemişlerdir.

çerkesler'de müzisyenlik genellikle aileden devralınan bir şeydir. ya da kişi kendi merakıyla kendi kendine öğrenir enstrüman çalmayı. bu sebepledir ki çerkesler'de konservatuar eğitimi olmaksızın akordeon çalan çok sayıda doğal yetenekli müzisyenler vardır. onlara da "pşınawue" denir. pşınawueler düğünlerde gönüllü olarak akordeon çalarlar. mükafatları da bir sıcak teşekkürdür.

şöyle usta ellerde çalınan bir akordeonu dinlemesi de ayrı bir keyiftir.

oldukça da pahalı bir enstrümandır. bizdeki külüstürü mesela bundan dört mü, beş mi, o kadar yıl önce zamanın parasıyla yüz elli milyona almıştık. hassas da bir alettir. tuşları bozulabilir ve bir kez bozuldu mu da bu bozulma işini adet haline getirebilir. sahibince tamiri de mümkündür. mesela bizdekini hep ablam tamir eder. ama bu tamiratlarla bir zaman sonra aletin içi çok değişik bir hal de alabilir. bunu da unutmamak gerekir. geçenlerde bir kez daha bozulunca bizimki, tamirciye götürdük mesela, adam dehşet içinde kaldı aletin içini görünce, tamir edemedi, eve yolladı geri. artık nasıl değiştirmişse ablam iç düzeneği kendince. neyse artık, sonra ablam oturdu, açtı aleti, sağına soluna bir şeyler yapıştırdı. şimdi canavar gibi maşallah. bir de ilginç olan bir şey daha var: bu enstrüman bozulmayı adet edinir ama sahibinin elinde de hiç bozulmaz. bizimki mesela. ablam gece gündüz çalar, bülbül gibi şakır mübarek. ama bir yabancının eline geçmeyegörsün, atıverir iki tuşunu birden. geçenlerde bir akordeon virtüözü sayılabilecek bir amcanın elinde yaptı aynısını örneğin. yani o adamın ortalama bir akordeonu bozması milyonda bir ihtimalken, bizim külüstür iki dakkada salıverdi kendini. o denli de üçkağıtçıdır bu.
gutenmorgensonnenschein gutenmorgensonnenschein
kafkas halklarının ve romanların çalgısı olarak bilinir. piyasada, en çok tutulan akordiyon markası hohner'dir. bunun yanısıra weltmeister ve scandalli de tercih edilen modeller arasındadır.
daha fazla bilgi için; akordiyon anlamı ve hakkında bilgi bu sayfa, online kullanıcı topluluğu tarafından oluşturulan ve düzenlenen özgür ansiklopedi projesi wikipedia'nın türkçe versiyonu vikipedi'deki ak... turkcebilgi
betterthanwords betterthanwords
tuşlarından çıkan sesle çalınan şarkının aynı anda geldiği zaman insanı daha bir etkileyen alettir..
onun dışında nefes alır..
gerçekten de dinleyenin nefesini aldığı nefesle keser..
1 /