akp nin belediyecilik anlayışı

maximus maximus
insanı tamamen dışlayan, tamamen ranta ve yandaşları zengin etmeye dayalı politikadır. belediyelerin temel hedefi nedir? yaşayanların hayatını kolaylaştırıcı, yeşil alanları artırıcı, trafiği rahatlatıcı, altyapı hizmetlerini halka sunmaktır. akp'li belediyeler ne yapmaktadır? kentsel dönüşüm kisvesi altında daha önce tapu verdiği gecekonducuları yerlerinden ederek toki işbirliğiyle gökdelenler dikmektedir. bu gökdelenler yeşil alanları ve görsel güzellikleri bitirerek trafiği, altyapıyı çökertmektedir. ayrıca bazen arsa sahibi, bazen de bu gökdelenleri yapan dinci yandaş müteahhitler parayı çuvalla götürmekte, akp kendi zenginini yaratmaktadır. açgözlü belediyeler boş kalan, çocukların top oynadığı, mahalle sakinlerinin arabalarını parkettiği, mahalleye temiz hava getiren yeşil alanlara, arazilere el koyarak halka mahalleleri zindan etmektedirler. sonra da bunu çağdaş belediyecilik, hizmet, kentin güzelleşmesi olarak sunmuyorlar mı, iftrit oluyorum.
wondrous wondrous
bedrettin dalan [beginner], mustafa sarıgül [intermediate], nurettin sözen [advanced] gibi yetenekli başkanları yetiştirememiş bir anlayış.

serimizden nurettin sözen'in "yalana, talana, dalan'a son" gibi cin fikirli bir sloganla belediye başkanlığına gelmesi ve aynı hızla yükseldiği yerden inmesini, şöyle bir 94-95 istanbul'unu da hatırlatmadan geçemiyorum. velhasıl belediyecilik ister akp olsun, ister makepe, içi çürümüşlüğüyle ünlü bir ekoldür. türkiye cumhuriyeti vatandaşlığım süresince aksi bir örneğe pek rastlamış değilim. dikkat çekmek istediğim nokta bu.
aragorn reyiz aragorn reyiz
anlayışsızlığı dense daha oturaklı olur, genelde seçim zamanları başkan adayları haftasonu maça gider, tabi yanında 300 kişiye de bilet alıp onları da sokar, halktan biriymiş gibi maç izler sonra dışarı çıkar esnafları gezer tabi yanında yine 50 tane adam, sonra da sizden oy ister. ondan sonra ne mi olur ? emin olun o belediye başkanını başbakandan daha az görürsünüz şehirde. neyse ki güzel bir belediye başkanımız var bizim, akşam 10 da tek başıma caddede yürürken tek başına yanımdan geçen, maç izlerken farkında bile olmadığım anda bir anda yanımda beliren "tek başına" böyle ne bileyim anladınız işte deri mont kadife pantolon bir yerlerde çay içerken görebileceğiniz bir belediye başkanı.

(bkz:kerim aksu )