akp nin ekonomi politikası

1 /
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
koca bir hiçtir. nedenleri belli yolsuzluklar, savurganlık, iş bilmemezlikten kaynaklanır.

yurtdışı piyasalarda türkiye gelişmekte olan ülkeler sınıfında değer görür. bunun için global etkilenmelerden de çok zarar alır. zaten ecnebinin emerging markets şeklinde tabir ettiği de budur. mesela türkiye ile arjantin'in 2001 yaşadığı mali sıkıntılardan bunu anlayabiliriz. doğrudan iki ülkede kriz ve kaos ortamının çıkması bağlantılı değildi, tesadüftü belki ama türkiye o zamanlar arjantin'e göre daha güçlü idi. arjantin moratoryum ilan etmişti, borçlarını ötelemişti. türkiye ise yüksek maliyetlerle de olsa kaynak buldu ve o günleri anlattık bir şekilde. geçmişte takılmayım, sadede gelelim.

dolar bugün 1,70 civarında değil mi? çok değil 2 ay önce 1,15-1,20 gibi fiyatları görüyorduk. 2 ayda dolar kuru %50 artmış. global kriz etkisi deniyor ama durum öyle değil. iflastan kıl payı dönen arjantin ekonomisinin son birkaç aylık verilerine bakalım.

currency converter currency converter from yahoo! finance. find the latest currency exchange rates and convert all major world currencies with our currency converter. yahoo

adamların arjantin pezosu diye dalga geçtiğimiz para birimlerinde aşırı bir yükselme yok. sadece %10-15lik bir artış olmuş. demek ki arjantin ekonomisi şu an o kadar kötü değil. global dalgalanmalardan resesyon gibi bir riskleri var ama onun zaten olmadığı bir ülke yok şu şartlarda.

peşkeş özelleştirmeleri de akp hükümeti zamanında gördük. orada büyük hatalar yapıldı. uzan grubunu bitirme amacıyla yapılan hızlı kamulaştırmalarda kanuni hatalar olduğu için türkiye cumhuriyeti bir de onlarla uğraşacak. 20-30 milyar dolar gibi bir para talep ediliyor uzan avukatları tarafından.

yolsuzluklar, ali dibolar zaten dizboyu. ordan da "yandaşlarımızı zengin edelim" mantığı ile hareket edildiği için devletin üstüne milyarlarca dolarlık yük geldi. bunun cezasını halk çekiyor tabii.

medya kuruluşları hükümeti birçok yerde eleştiriyor. bunlar yapılmasın demiyorum ancak kötü ekonomi yönetimi konusunu ele almıyorlar. aslında bu en az yolsuzluklar kadar önemli bir konudur. türk toplumunun gazı bu tarz haberlerle çok güzel alındığı için tabii ki ekonomi hatalarını dile getirmiyorlar. sonuç milyarlarca dolarlık hatalar türk milletinin üstüne kalıyor. devam edin bunları oylamaya, nasılsa koca ülkenin ekonomisi bakkal dükkanı gibi yönetiliyor. sıkıştın mı ara dubai, katarlı şeyhleri borç iste. güzel iş valla!
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
yüksek dolar kurunda bile ihracatçı para kazanamıyorsa düşünmek lazım bunu. malatya'da, çorlu'da, denizli'de tekstilciler teker teker fabbrikalarını kapatyorlar. 2002'den beri sipariş yetiştiremeyen tuzla'daki tersaneler 3-4 aydır sipariş alamıyorlar. daha önce aldıkları siparişler iptal ediliyor. deniz navlun fiyatları dip noktasında. küçük esnaf yıllardır kan ağlıyor.

bu durumdan anlamak için ekonomist olmaya gerek yok. kaldı ki aslında üniversiteden dolayı böyle bir ünvanım da mevcut. ekonominin akp hükümeti tarafından kötü olduğunu anlamak için kafaları kumdan çıkartıp, dışarı bakmak yeterli.
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
(bkz: mehmet şimşek/@dünyayı kurtaran adam)

işin tuhaf tarafı, zamanında beğensek de, beğenmesek de kemal derviş türkiye'ye geldiğinde, " dünya bankası genel başkan yardımcısı rerörerö, dedeleri sabetaycı dönme " şeklinde eleştiriler yapan bizim ümmetçi, muhafazakar tayfanın mehmet şimşek'e ve bu politikalara ses çıkartmamasıdır. amerikan kucağına o kadar yakışıyorsunuz ki, anlatamam.
hidrolaz hidrolaz
akp nin ekonomi politikası dolayısıyla türkiyenin ekonomi politikası, şimdi bunu bilimsel bir teorem ile ve formülize ederek çözelim ki herkes evinde denesin bulsun ve böylelelikle türkiye ekonomisinin birer parçası olarak bize düşen payı hesap edip ekonomi hakkında yorumda bulunabilelim.

mevcut bulunduğunuz evde bu ailenizin evi olur veya üniversitede arkadaşlarınız ile kaldığınız ev olur fark etmez ama ailenizin evi olsa daha iyi olur neyse hemen formüle başlıyayım;

b: babanın eve getirdiği para
b1: babadan başka eve getirilen para
b2: babadan başka eve gelen ve b2 den farklı para
c: evin aylık ihtiyaçları (yeme, içme, faturaların tümü)
c1: var ise çoluk çacuğun harçlıkları, giderleri, okul masrafları
c2: anne babanın günlük işsel harcamaları
c3: eğer kira ise evin ve (+varsa) işyerinin kiraları
ted: türkiye ekonomisinin evimizde ki iz düşümü

formülümüz;

ted = b+b1+b2-c-c1-c2-c3
nasren jake nasren jake
türkiye cumhuriyeti 2002 yılına kadar devlet olarak üretim yapan ekonomik düzene bizzat katılan bir ülke idi.

örneğin limanlarımız, türk telekom tekel vs... bu kurumların başındaki insanlar devlet tafından bu kurumlara getirilir çalışanlarının vicdan müessesesi pek gelişmemiş olanları -ohh sırtımı devlete- dayadım mantığıyla rahat rahat maaş alabilirlerdi.

takdir edersiniz ki çok büyük bir yanlışlık var burda.

tabii insanlar eğitilerek devlet kurumlarında da canla başla çalışamaz mi çalışır böyle yapanlarda vardır örnek tsk personelinin -büyük bir çoğunluğu-,rütbeli personel maaş karşılığında hayatını ortaya koymakta çoğumuzun adını dahi duymadığı dağlarda savaşmaktadır. böyle olmasının da tek sevgisi verilen eğitimdir.

her neyse akp iktidarıyla beraber bu kurumların çok büyük bir kısmı özelleştirilmeye başlandı. eğer bu kurumlar devlet eliyle profosyonel yöneticiler tarafından özel şirket mantığıyla yönetilseydi çok daha fazla kar edilebilirdi tabiki söylediğim şey neredeyse imkansız farkındayım.

özelleştirme planı bizzat kemal dervişin stand by planının aynısıdır bu arada.
yapılan özelleştirmelerle devlet kurumları 10 yıllık 5 yıllık karlarına 20, 30, 49, yıllığına özel iştiraklara kiralandı.

dolayısıyla devlet elinde bir nakit birikimi oldu bu paranın -büyük bir kısmı- halka yol köprü yanı hizmet olarak aktarıldı.

ancak söyle bir durum var yapılan özelleştirmeler le en çok kazananlar zenginler listesine girenler iktidardan kız alıp iktidara kız verenler oldu

kimileri sıfır nakit para ile ihaleye girip, ihaleyi kazanıp, devlet bankasından da düşük faizli kredi alarak zenginleştiler.bu mantıkla 3 itüsözlük yazarı bir araya gelip bu ihaleyi alabilirdi.

bu süreç devletin özelleştirilecek kurumu, malı kalmadığı zaman son bulacak, önemli olan bizim bu süreç sonunda toptancılığımızı değil sanayimizi ne kadar geliştirdiğimiz .

ancak devlet ihalelerinde iş başka arkadaşlık başka felsefesi benimsenmezse devlet kurumları haketmeyenlere hiç pahasına peşkeş çekilirse sanayimizin tornacılıktan ileri gidemez.
apophis apophis
para eden kurumları tamamı özelleştirildikten sonra hangi yollara sapacağını kestiremediğim politika.. kimse bana akp yi savunmak için adamlar ekonomiyi uçurdu, zengin bir ülkeyiz ya da borcumuz yok artık demeye kalkmasın. baksın önce bu borçlar ne ile ödendi. tabi ki bu başlıkta - akp özelleştirme yaptı, vatanı satıyor- demek için yazmıyorum. bu kadar düz bir düşünceyi dile dahi getirmem. konumuza dönersek, ilginç bir politikadır akp'nin politikası. bazen inceliyorum ve cidden anlamakta zorluk çekiyorum. ekonomist değilim ve derinlemesine incelemek sıkar zaten..

şahsi düşüncem ekonomimizin çok da sağlam olmadığıdır. tamam büyüyor ekonomimiz fakat içi sert değil, amiyane tabirle balon bir ekonomimiz var. umarım yanılıyorumdur. çok isterim yanılmayı..
azwepsa azwepsa
akp'nin ekonomi politikasının babası kemal derviştir. pek çok defa ve pek çok kişi tarafından da ifade edilmiş ve akp, "kemal derviş'in politikasını olduğu gibi devam ettirdiği için" takdir edilmiştir. bu takdir dalgasına katılmayan, reddeden yegane gruplar; kemal derviş'i kendi partilerinden milletvekili yapan chp ve özelleştirme karşıtı gruplar olmuştur.

akp'den önce güllük gülistanlık bir ülkemiz yoktu. zaten eski politikacıların ülkeyi getirdiği vahim durum yüzünden akp gibi yeni bir partiye insanlar yöneldi. 2001 krizi, ülkeyi neredeyse maaşları ödeyemeyecek duruma getirirken bülent ecevit hükümeti bir kurtarıcı olarak kemal derviş'i amerika'dan getirdi.

kemal derviş öncelikle yeni ve daha sıkı bir mali disipline geçişi hazırladı. yabancı sermayenin ülkeye girişini kolaylaştıracak finansal ve yasal düzenlemeleri yaptı. devlete ait olan, ama rekabet gücünü yitirmiş ve yitirmesi kesin görünen para edecek tüm kitlerin listesi çıkarıldı ve özelleştirme çalışmaları başladı. türkiye'de daha istikrarlı mali yapının tesis edilmesiyle türkiye'ye dışarıdan yatırım veya kredi olarak daha bol para girmeye başladı. türkiye gene borçlandı ancak daha düşük faiz ve daha uzun vadeli. tmsf'nin el koyduğu şirketler "karhane" yapılıp satılmaya çalışıldı. ancak 2002 kasım'daki seçimlere kadar kemal derviş'in tüm planlarını hayata geçirmesi mümkün olmadı. seçimlerden akp çıktığında en büyük tedirginlik ekonomi politikası ne olacaktı? akp 2005 yılına kadar sanki ekonomi bakanı kemal derviş'mişçesine onun planlarınıaynen devam ettirdi. 2005'te yeni bir beş yıllık plan duyurdular ve bu planda da kemal derviş'e paralel gittiler. farklı olarak yurtdışında iş yapan türk müteahhitlerin sayısının artırılması, dışarıdan daha çok iş alınması, yeni ülkelerle ticaretin geliştirilmesi gibi bir durum var. başbakanın abidik gubidik ülkelere yüzlerce iş adamıyla beraber uçmasının sebebidir. bir de yabancı yatırımcıyı türkiye'deki gayrimenkul yatırımlarına çekme çabası.

kısaca, akp'nin ekonomi politikası eski bir chp milletvekili'nin türkiye'ye getirdiği ekonomi politikasıdır. temelinde devleti silkeleyip safraları atarak kendisi koşturan değil, insanların yolunu açan (eh bu politikayı kim devam ettiriyorsa kimin yolunu açacağını belirleme şansını elde ediyor) bir politikadır.

bu politika ülkeyi fakirleştirmiş midir peki? simit fiyatı endeksinden ya da asgari ücret/dolar oranndan bakarsanız çok ilerlemiş görünmüyor. paranın daha çok döndüğü, hareket ettiği bir ülke olduk. daha çok para giriyor, daha çok üretiliyor , daha çok tüketiliyor ve daha çok para çıkıyor. ekonominin büyüklüğü bundandır.

öte yandan insanların alım güçlerine bakacak olursanız aslında hepimiz zenginleştik. 2001 yılında cep telefonları vardı ve pahalıydı, herkes telefon alamıyordu. bugün ucuz telefonlar da var ama o güne göre fiyatları çok da ucuzlamadı. ancak artık asgari ücretli bile maaşının iki üç katı fiyatındaki telefonları alabiliyor. bu nedir? çünkü insanlar ileriye dönük borçlanma güven buluyorlar. bu akp'nin değil ama genel olarak dünyayı saran bir alışkanlık. ekonomik şartlardan etkilenen bir kültürel etki.

ayrıca özelleştirme, özelleştirmemeden iyidir.
kimseoralıolmasınbendeburalıdeğilimzaten kimseoralıolmasınbendeburalıdeğilimzaten
iktisadın babasını okumuş değilim. ama kaç dönem iktisat dersi (+kamu maliyesi de) almışlığım vardır. ve en temel bilgiler mevcut durumu analiz etmeye yeter. ah ne güzel durumdayız lay lay lom diyen temel iktisat bilgisiden mahrum kişilerdir. ama isteyenler daha geniş bilgi almaları için enflasyonla mücadelede maliye politikası konusunda yazılmış birkaç bilimsel makale okusun.

ben kısaca şöyle açıklayım senin anlayabileceğin dilden canım enflasyon fiyatların artması demektir. bir diğer yönden bakarsan paranın değer kaybetmesi demektir. bir diğer şekilde toplam talebin toplam arzdan büyük olması demektir.

her ne ise. yani enflasyonla mücadele etmenin yöntemi, insanların alım gücünü artırmaktır. bunu göreceli olarak da yapabilirsin. insanların maaşına zam yapamıyorsan eğer mallara da zam yapmazsın ki nispi olarak aradaki fark kapansın. (yani gelir gider dengesi oluşsun)

artı kamu maliyesi konusunda bilgili olan bir insan çok iyi bilir ki, vergiler sadece devlete gelir sağlamaz, ekonomiyi yönlendirmenize de yardımcı olur. eğer bir ülkede enflasyon varsa, fiyatlar artıyor demektir. koyduğunuz her vergi birim maldaki fiyatı daha da artırır. yani neymiş? vergiler enflasyonu azdırırmış.

ve tüm iktisatçılar bilir ki enflasyon rakamının üzerine vergi veya zam yapmak enflasyonu körükler.

burdan şunu çıkaralım, eğer enflasyon tek haneliyse, o ekonomide %17, %35, %60 gibi zam ve vergi oranlarının adının bile duyulmaması lazım. burada devletin sizi kandırdığını görmelisiniz. türkiyede vergiler ve zamlar bu haldeyken enflasyon tek haneli falan değildir.

yunanistanla italyanın hali ortada. avrupaya üye olduklarına bakmayın, aynı iklimin ülkesi olan bu ülkeler başta yunanistan türkiyenin şuan yaptığını yaparak girdi ab'ye. herşey güllük gülistanlık gösterildi. ab müktesebatı ab yetkililerine sizin ülkenize gelip ekonomizin muhasebesini tutma yetkisi vermez. ab'den gelen fonlar ilerlemeye harcanmaz, daha önce üzerini örttüğünüz kuyulara akmaya başlarsa böyle çöker ekonominiz.

tanım: günü kurtarmaya yönelik politikalardır. o bile başarılamamıştır. noam chomsky hocanın dediği gibi "şaşkın sürü"den ibaretsiniz.
1 /