akp nin kendinden başka herkesi suçlaması

haberci haberci
türkiye'de akp zihniyetinin en somut örneğidir.

(bkz: levent bulut) bugün ekonomi üzerinden şöyle anlatmış:

uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu moody's, kredi notumuzu b1'den b2'ye indirdi. bu seviye kuruluşun bugüne kadar ülkemiz için verdiği en düşük kredi notu olurken; türkiye, uganda, tanzaya ve papua yeni gine gibi ülkelerle aynı kategoride yer aldı.
*
ülke idarecileri kararı siyasi olarak nitelerken, not kararında gerekçelerini tane tane anlatan mody's'in açıklamasında şu satırlar dikkat çekici:
"türkiye'nin zayıf ve kötüleşen yönetimine ilişkin değerlendirmemiz, 2018 ortalarında cumhurbaşkanlığı sisteminin yürürlüğe girmesinden bu yana türkiye'nin notunu birkaç kademe düşürme kararımızın temelini oluşturan önemli bir kredi özelliği oldu. o zamandan beri, türkiye'de bazen kanunlarda ve uygulamalarda önemli değişikliklerin yapılmasını emreden resmi kararnamelerin artık onay almak için meclis'ten geçmesine gerek kalmaması yaygın bir uygulama haline geldi.

bu müdahaleler, 2018 piyasa baskılarından bu yana daha sık hale geldi. dahası, yürütme, bu kurumların güvenilirliğini ve etkililiğini anlamlı bir şekilde baltalayan kilit kurumların bağımsızlığını zayıflatmaya devam ediyor."
*
adamlar kısaca ülkenin durumunu özetlemiş. fakat yine ülke idarecilerimiz sorunu görmezden geliyor.
oysa öz eleştirici yapacaklarına, bundan sonra nasıl düzeltebiliriz diye kafa yoracaklarına, bu not manipülatif diyorlar.
*
sorumluluk üstlenmemek.
başarısızlığı görmemek.
çıkıp başkasını suçlamak.
zihniyetleri olmuş.
*
siz istediğiniz kadar bizim için yok hükmünde deyin, sermaye sahipleri bu notlara bakıyor.
görüyorsunuz işte; şöyle büyüdük, böyle kalkındık, salgından en az biz etkilendik diyorlar yabancı yatırımcı inanmıyor, gelmiyor.
onlarda biliyor bizimkilerinin ayranım ekşi demeyeceğini.
bu yüzden yok hükmünde denilen bu notlar yatırımcılar için mutlaka bakılması gereken yol haritası.
*
sistem nasıl işliyor şöyle izah edeyim: kredi derecelendirmesi; bir kişi, kurum veya ülkenin tüm finansal, ekonomik ve mali yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine dair tespit, gözlem ve analizlerin ifadesidir.

bu derecelendirmeler, uzmanlaşmış kuruluşlar tarafından ve genel olarak malî geçmiş, cari varlık ve cari borçlar incelenerek yapılıyor. bugün günümüzde moody's, standard & poor's ve fitch ratings gibi firmalar sektörün hâkim kuruluşları olarak göze çarpıyor.
*
yabancı yatırımcıları ülkelerine getirmeye çalışan devletler, "uluslararası" kredi derecelendirme kuruluşlarıyla irtibata geçmek zorunda. aynı şekilde sermaye sahipleri de, başka bir ülkede yatırım yapmak için o ülkenin küresel göstergelerine ihtiyaç duyuyor.

işte burada devreye kredi derecelendirme kuruluşları giriyor.
şirketler ya da ülkeler, kendi istekleriyle bu kredi derecelendirme kuruluşlarıyla bir değerlendirme anlaşması yapıyor ve müşterileri oluyorlar.
yani bugün ülkeyi yönetenlerin eleştirdiği bu kredi derecelendirme kuruluşlarının aynı zamanda müşterisiyiz.

bu kuruluşlar bir ülkenin kredi notunu belirlerken de bazı kriterler uyguluyorlar. meselâ; ülke ekonomisinin esnekliği, büyüme potansiyeli, ekonomik ve siyasî istikrarı, dış politika gelişmeleri, merkez bankası'nın bağımsızlık derecesi gibi göstergelere bakıyorlar.
*
işte bu kredi derecelendirmesi de bir ülkenin kredibilitesine dair bilgi sunuyor ve uluslararası yatırımcıya yol gösteriyor. derecelendirme kuruluşlarının ileriye dönük görüşleri, bir ülkede uzun veya kısa vadeli yatırım ve iş kararları vermekte olan yatırımcıları yönlendiriyor.

türkiye'nin kredi notu süreci 1991 yılında başladı. o zamandan bugüne kadar da uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından değerlendiriliyor.

şimdi bu bilgilerin ışığında bakarsak kredi derecelendirme kuruluşları sermaye sahipleri için bir fener gibi diyebiliriz. bu notlara göre hareket ederler.

yani parasına para katacak olan yatırımcılar senin kredi notun yüksekse diline, dinine, iktidardaki kişinin ismine bakmaz...
daha önce bakmadı da.

zira akp iktidarı boyunca son 2-3 yıl hariç, yabancı yatırımcının türkiye'ye ilgisi hep yüksek olmuştu.
bunu kimse inkâr edemez.
ama şimdi yatırımcı geliyor mu?
gelmiyor.
*
sadete gelirsek, olayın özü şu kardeşim; para babaları senin ülkende risk görmezse, hukuk sistemine güvenirse, yatırım yaparken gelip sana sormaz. yatırımını yapacaksa yapar, parasına para katar ve kazanmasına bakar.

sen kalkıp uganda, tanzaya gibi başkanlıkla yönetilen ülkelerin yönetim şeklini benimser, kanunları meclisi by pass ederek kararname ile çıkarır, üstüne yargıya güveni dibe vurdurursan, aldığın notta böyle bir ülkenin tuzu biberi olur.

ne diyeyim kendi düşen ağlamaz.

kaynak: www.gunboyugazetesi.com.tr
sychtianarch sychtianarch
dolar ve ekonominin gidişatı üzerine sarf edilen klasik akepe tipi bürokrat beyanı (ve ardından çomar kitlesi tarafından papağan gibi yapılan cevaplar):

* bu topraklarda yaşamanın bedeli var.
* önümüzü engellemeye çalışıyorlar.

hepsi dış mihrakları işaret ediyor. bu beyanlar topu taca atmaktır, mızıkçılık etmektir.

sözümona adalet ve kalkınma partisi. gelinen noktada tutulmayan sözler, beceriksizlik, tek motivasyonu aşağılık duygusu olan ve çalınıp çırpma ile elde edilen servetin kayıp gitmesinden (kaçınılmazdır) korkan islamcı bir tayfa bize şunu söylüyor, "batırdık ama, bahanelerimiz bol, kitlemiz arkamızda."

hiçbir dönem yetkin ve basiretli olamadınız. hatalarınızı kabul etmediniz, hala inatlaşıyorsunuz. ideolojiniz sovyetlerinkinden daha beter, onun kadar çağdışı ve çürümüş. hatta daha merkeziyetçi. bürokrasi bu nedenle çalışmıyor.

nedenleri özetle :

yüzsüzlük
seviyesizlik
pervasızlık
beceriksizlik
bilgisizlik
inat
hırs


bunların bir bedeli illa ki olacak. gerçeklerin üzerini örtmeye devam ettikçe ödenen bedeller daha da ağır olacak.
yönünü kaybetmiş pusula yönünü kaybetmiş pusula
külliyen iftiradir.

çünkü, dün süleyman soylu ''ülkede özgürlük olmadiğini, aym başkaninin bisikletle güvenle seyahat edemediğini, aym başkani eğer bisikletle işine gidip gelirse kendisinin de bisikletle gidebileceğini büyük bir cesaretle söyleyerek.'' iç işleri bakanini yerden yere vurdu.

düşünebilenler için bundan daha büyük bir suçlama olabilir mi?
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
sadece akepe değil tüm islamcılar sorumluluk üstlenmez ve mütemadiyen başkalarını suçlarlar.




twitter.com

pandemi sürecinde yüze yakın müzisyen, maddi zorluklardan ötürü intihar etmiş. çünkü ortada onlara destek olacak bir devlet yok. bunlar (islamcılar ve ülkücüler) sadece kendilerini ve serflerini savunan soytarılar. türkiye'de sanki hayat normalmiş gibi davranıyorlar, ancak bu esnada insanlar ölüyor. umursamazlığın ötesinde bir amaçları var: kendilerinden olmayanları imha etmek. yani soykırım. şu anda devam eden sürecin adı türk soykırımı. bu soykırımın (önü alınmazsa eğer) henüz başlarında olduğumuzu söyleyebilirim.