akp seçmeni

1 /
lebowski
oy verdikten sonra "hayırlısı" diyen seçmen modelidir. çünkü bugün kimse sorduysam "hayırlısı" dedi, kalanı da ya mhp ya chp dedi...

ben bugün bunu gördüm.
1
paleface
kendi içinde sınıflara ayrılan seçmendir.

anap-dyp tabanı

bu kesim demokrat parti'den sonra adalet partisi arkasından anap ve dyp'de vücut bulmuş "muhafazakar" olarak nitelendirebileceğimiz kesimdir. geneli köy ayaklıdır. milliyetçidirler ancak mhp'ye oy da vermezler kolay kolay. bunda mhp'nin ezberlenmiş belli başlı siyaseti de etkilidir. mhp'yi merkez sağ olarak görmezler. akp'yi de çok sevdikleri için oy vermezler aslında. akp'nin alternatifsiz olduğunu düşünürler. chp'ye de "ben ömrümde sola oy vermedim, yine de vermem" şeklinde oy vermezler. oy vermeye niyetlenenler de deniz baykal'a zerre güven duygusu beslemediklerinden oy vermezler. bu konjektürde de "oyum boşa gitmesin" mantığı ile akp'ye oy atarlar.

milli görüş tabanı

sırasıyla kurulan ve hepsi de kapatılan milli nizam partisi, milli selamet partisi, refah partisi ve son olarak fazilet partisi'nin tabanı olan tabandır. refah partisi kapatıldıktan ve erbakan siyasi yasaklı hale geldikten sonra başlayan çatırdama "yenilikçiler-gelenekçiler" ayrımına dönüşünce tabanda da bir ayrışma gerçekleşti. açılan tüm partilerin kapatılması, tabanda yeni bir arayış, yeni bir strateji ihtiyacı doğurdu. genel kurulda erbakan'a rağmen fazilet partisi genel başkanlığı'na aday olan abdullah gül kaybetti ancak, ciddi miktarda oy alması da partinin değişim istediğinin kanıtıydı. emanetçi recai kutan liderliğindeki fazilet partisi de kapatılınca kopma gerçekleşti. bülent arınç kendisinin liderliğinde bir bütünleşme amacı gütse de kabul görmemiş, bunun üzerine konjektürü iyi analiz ederek kazançlı çıkacak olanların yani, yenilikçilerin yanında yer alarak gelenekçi kanattan, yenilikçi kanada ciddi bir taban kaymasını sağlamıştır. yenilikçiler recep tayyip erdoğan liderliğindeki akp kadrolarını oluşturdular. gelenekçi kanat ise yine recai kutan liderliğinde saadet partisi'ni kurdu. bu parti de değişim isteğini derinden hissedince erbakan'ın da onayı ile akp'nin defalarca saflarına katmaya çalıştığı numan kurtulmuş genel başkan oldu ve saadet partisi'nin aktifliğini arttırdı.

tabi, milli görüş tabanı akp 3 kasım 2002'de iktidar olurken etkin rol oynamıştır. daha sonra ise popülariteliğini fethullah gülen cemaatine kaptırmış, saadet partisi'nin başına numan kurtulmuş geçinde bir geri dönüş sinyali vermiştir.

liberal kesim

akp'nin "biz değiştik" mevzusuna yürekten inanan, bireysel hakların akp ile daha da artacağını ve arttığını düşünen kesimdir. akp'nin ab'ye girmek istiyormuş gibi yapmasını samimi bulmuş ab konusunda atılan adımlarla kendileri hakkında şüphe kalmamıştır bu kesimde ve desteklerini her daim sıkı tutmuşlardır.

fethullah gülen cemaati

akp'nin ana tabanını oluşturmaktadır. 3 kasım 2002'ye kadar olan hiçbir seçimde milli görüş çizgisindeki bir partiye oy vermemiş olan cemaat, 3 kasım seçimlerinde topyekün akp'ye oy vermiştir. akp de bu desteği karşılıksız bırakmamış, kadrolaşma eylemlerinde bu cemaate mensup kişiler kritik görevlere getirilerek hem diyet ödenmiş, hem de her şekilde her yer ele geçirilmiştir. bu kesim bir işaretle anap'a, bir işaretle dsp'ye yine bir işaretle akp'ye oy vermiş olmasına rağmen demokrasiden, bireysel özgürlükten dem vurur olmuştur. bununla beraber akp'ye katıksız bir bağlılıkları ne yaparsa yapsın "akp yapıyorsa doğrudur" inancı hakimdir. akp'ye muhalif olanları faşist, darbeci, postal yalayıcı, statükocu, chp'li, demokrasi düşmanı olarak yaftalamayı kendilerine bir borç bildikleri gibi, yayın organları zaman'ın reklamlarında "yaftalamayın" temalı görsel materyaller sunarak sempati toplamaya gayret etmektedirler. birçok şeyde kendileri ile çelişkiye düştükleri de görülmüştür.

örneğin cumhurbaşkanlığı seçiminden aylar önce dönemin anap lideri erkan mumcu "cumhurbaşkanını halk seçmeli" fikrine bir tarafları ile gülüp, "cumhurbaşkanını meclis seçer, mecliste de ak parti olarak biz seçeriz" derlerken, anayasa mahkemesi'nin 367 kararından sonra alelacele "halk seçsin" taslağını alkışlarla karşılayıp "tabi canım biz seçmeliyiz, gerçek demokrasi bunu gerektirir" türünden beyanlar vermekte bir beis görmezler.

kendileri dışında herkes demokrasi karşıtı, askeri yönetime özlem duyan, göz kırpan insanlardır. ayrıca her türlü eleştiriyi, hazımsızlık olarak nitelendirip, "meyve veren ağaç taşlanır" derler. günümüzü bundan 40 yıl, 50 yıl öncesi ike kıyaslamakta hiçbir beis görmezler. menderes ve demirel dönemleri hariç, cumhuriyet kurulduğundan beri görev yapan her hükümet dönemleri ile 2002'den sonrasını kıyaslamak gibi yeteneklere haizdirler.

önemli miktarı bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaktadırlar. önlerine somut verileri, belgeleri sunarsın "kim yapmıyor ki? ne var yani" diye olayı olağan gösterdikleri gibi bazen de her türlü gerçek ve resmi belgeye rağmen kabul etmezler.

7 yıldır akp tek başına iktidar olmasına rağmen her türlü olumsuzluk için chp'yi suçlamaktadırlar. ab'nin "yapın" dediği ve chp'nin de alenen deklare ettiği ve istediği aynı şeyler için tek bir adım dahi atılmazken, bu konuda adım atılamamasının sorumlusu olarak chp gösterilir ilginç şekilde.

takım tutar gibi tuttukları partiyi zerre eleştirmezler, eleştirilmesine müsade etmeyip bu müsadesizlikle demokrat olduklarını iddia ederler. takım tutar gibi parti tutmayı siyaset zannetmekte, demokrasi kavramını ise sadece ve sadece oy vermek zannetmektedirler.

yalaka kesim

bu kesim "gelen ağam, giden paşam" düsturunun yolcusudurlar. "her devrin adamı" denir ya, işte her devrin adamlarıdırlar. davetlerde şampanya kadehi kaldırıp, bakanlarla beraberken ayran içen tiplerdir. gemilerini verdikleri maddi, manevi destekle karadan yürütürler. akp döneminde de servetlerini kat be kat arttırmışlardır ve akp'nin burjuvazisi durumuna gelmişlerdir. bunların içinde düz bir halıcıyken özellikle son 7 yılda büyümüş milyar dolarlarla ifade edilebilen servetler elde etmişlerdir veya küçük bir müteahhitken bugün mega ihalelere girer hale gelmiş, medya dahil her alanda boy gösterir olmuşlardır. kimileri "dost" muhabbetleri ile tayyip erdoğan'ın çocuklarını ortak etmiş, kimisi burs vermiş, kimisi gemisini yarı fiyatına üstelik taksitle tayyip erdoğan'ın çocuklarına verivermiştir. tabi bunun karşılığı olarak sağlam makamlara, büyük servetlere sahip olmuşlardır.

her kesimden olan fanatikleri vardır. yine kpss'de 1. olup, meb'in "fizik öğretmeni açığı yok" tespiti ile yerleşemeyen genç konusunda "açık olmayan bölümde okuduysa devletin suçu ne? adam gibi bir bölümde okusaymış" gibi akla, izana uymayacak türden savunmalar gerçekleştirebilirler.

son sel felaketinde 15 yıllık tayyip erdoğan ve şukerasının iktidarını bir kenara bırakıp, bedrettin dalan ve nurettin sözen'e suç atıp sıkıştıkları yerde "allah tarafından gerçekleşen bir doğa olayı, belediye ne yapsın?" deyip işin içinden sıyrılmaya gayret ederler. "doğal afet" kavramının arkasına büyük ihmalleri saklarlar. göz göre göre ders almış olmamıza, çalışma yapmamız gereken bir vakitte olacak olan beklenen istanbul depremi gerçekleşince onbinlerle ifade edilen kayıp verdiğimizde de bu kesim yine "doğal afet" diyecektir.

ekonomik kriz konusunda devletin kendi verileri ortada iken "bence kriz yok, insanlar abartıyor" lafını edebilmektedirler.


vel hasıl-ı kelam, akp'ye alternatif gerçek bir emrkez sağ çıkmazsa, numan kurtulmuş söylemlerinde bu denli sağ duyulu hareket etmeye devam etmezse, deniz baykal inatla o koltuğu işgal etmeye devam ederse, devlet bahçeli merkeze yaklaşmak yerine daha da radikal davranmaya devam ederse, hitap etmeyi bağırmak, ip atmak veya 2009'dan garip hesaplamalarla 40. yıl kutlamaları yapmak zannetmeye devam edersei fethullah gülen cemaati dışındaki kitle de akp'nin "bir şeyi yapıyormuş gibi yapıp, tepkileri yumuşatmak, takdir toplamak" taktiğini yutmaya ve akp'yi sandıktan her daim 1. çıkarmaya devam edecektir.
demokles
tek parçalı bir yapıdan oluşmaz.

kitle gücü olarak cemaat, tarikat ve benzeri yapılar bulunmaktadır. edward schills'in teorisi olan merkez-çecre paradigması göz önüne alınırsa söz konusu kitle, cumhuriyetin kurulmasının ardından iktidarı ele geçiren bir avuç seçkinin karşısında yer alan taşrayı temsil etmektedir. fakat söz konusu analiz, sınıf çelişkilerini göz ardı etmektedir. bu kitlenin sınıfsal analizi yapıldığında ise yine karşımıza parçalı bir yapı çıkar: içerisinde hem islamcı burjuvazi bulunmakta hem de sınıfsal gerçeğinin bilincinde olmayan proletarya ve köylü kitlesi bulunmaktadır.
çoğunluğu itibariyle nakşibendi olan bu kitlenin arasında tarikatın sağladığı yaygın bir iletişim ağı vardır. gülen hareketi ve akp'de bu yaygın iletişim ağlarından yararlanmaktadır.

akp'nin bir diğer seçmen kitlesi merkez-sağ olarak kodlanan kanattır. daha önceleri demokrat parti geleneğindeki partilere oy veren bu kitle, soğuk savaş'ın ardından ideolojik manipülasyonlar sayesinde bir kayma yaşamıştır. sosyalizmin tehdit olmaktan çıktığını düşünen bu grup, kendisini yeni dünya düzenine göre yapılandırmıştır.

12 eylül fabrikasyonu eski solcu, yeni liberal kitlede akp'nin seçmen tabanını oluşturmaktadır. bu grup teorik olarakta türk siyasetini müdahaleci devlet ile sivil toplum girişimci birey arasına sıkıştırarak algılamakta ve böylece akp'ye yakınlaşmaktadır. neoliberal dönemin en büyük söylemi olan minimal devlet anlayışı her tarafta dillendirilmekte ve savunulmaktadır.

bir dönem kürt hareketinin kaymağını yiyen şimdilerde ise akp'li olan çeşitli kürt kanaat önderleride akp'nin seçmen kitlesini oluşturur. akp'nin islamcı çizgisini ve uyguladığı neoliberal dönüşümü kürt sorunu bağlamında değerlendirince bu kitlenin konjonktürel önemi dahada artmaktadır.

ez cümle uzun uzun yazılabilir. ama göz ardı edilmemesi gereken nokta akp'nin 2. iktidar dönemiyle beraber gittikçe devlet partisi haline dönüştüğüdür.

ayrıca akp'nin anlaşılması için önemli bazı kurum, kavram ve olaylar ise kanımca şunlardır:

(bkz: aydınlar ocağı)

(bkz: 12 eylül 1980 askeri darbesi)

(bkz: yeni dünya düzeni)
paleface
moda mod biat kültürüyle yoğrulmuşlardır.

geçenlerde bir başka sözlükte bir tanesi esmiş gürlemiş, işte şu yüce divan lafını aynen tayyip amcası gibi beyaz kefenle özdeşleştirip menderes'e falan atıfta bulunup ardından şöyle bir kelam etmiş; "yüce divan fetişi laikler" deyu.

neyse ben bu arkadaşa mesaj attım ve olaylar şöyle gelişti;

* türkiye cumhuriyeti tarihinde kendisinden önceki başbakanlardan birisini yüce divan'a gönderen ilk ve tek başbakan kimdir?
- kimmiş söyle bakalım?
* google denen amcayı birazcık kullanırsan görürsün. biz söyleersek sen bunu uydurma olarak söylersin çünkü.

bir süre cevap gelmedi ancak o sırada hala online.

* senden cevap gelmeyecek anlaşıldı. eski başbakan mesut yılmaz, onu yüce divan'a gönderen başbakan da recep tayyip erdoğan'dır. türkiye cumhuriyeti'nde kendisinden önceki başbakanı yüce divana gönderen ilk ve tek başbakanken, yüce divan lafını duyunca kendisini beyaz kefen edebiyatına vurması trajikomiktir. hal böyleyken sizin onun lafına takılıp sallamanız ise trajedi.
- bir kere mesut yılmaz mason. hem yüce divan'da suçluluğu kanıtlanacak değil ya?
* mesut yılmaz'ın mason olduğu yönünde elinde net deliller mi var yoksa gıybet mi yapıyorsun? ayrıca elbette suçlu demek değildir yüce divan'a sevk edilmek ki, mesut yılmaz aklandı orada. peki madem suçlu olduğu anlamına gelmiyor neden ağzı dolu dolu tepki veriyor buna?

cevab veremedi. 2 tane fotoğraf linki verdi. birinde atatürk güya mason diğerinde mesut yılmaz. bunun üzerine tekrar mesaj attım.

* sence bu gerçek olsa kanal 7, stv, ülke tv, hilal tv, tgrt haber bunu derin derin tartışmaz mıydı?

yine tık yok.

yani, yüce divan'a gönderme konusunda tecrübesi olan tayyip erdoğan'ın "beyaz kefen" demagojisinin peşine takılıp giderler bu pek deokrat arkadaşlar.

bir de şu profildeki seçmendir;

fi tarihinde konya'da sesleniyor;

rte: bunlar milliyetçiğiz diyorlar. bunlardan milliyetçi falan olmaz. bu mhp kafatası milliyetçisi.
akp seçmeni: vohohohoo -alkışlar-

1-2 gün evvel gaziantep'te sesleniyor;

rte: buradan muhaliflere sesleniyorum, önemli olan boy değil soy, soy!
akp seçmeni: vohohohoo -alkışlar-

konya ve antep arasındaki 7 farkı bulun bir zahmet. zira akp seçmeni o 7 farkı geçtim, tek bir fark bulamayacak kadar algılama problemi olan bir seçmendir.

bir de şu boy muhabbeti. boy muhabbetini ne chp ne de mhp yaptı. boy muhabbetini yapan sevgili başbakanlarının yardımcısı bülent arınç. ama tayyip efendi işkembe-i kübradan atarak ortada öyle bir şey yokken, kimse muhabbetini etmiyorken "tutturmuşlar, "başbakanın boyu ne kadar" çok merak ettin" diyerek, kimse tutturmadığı halde, bilakis kılıçdaoğlu'nun boyunun tutturanlar varken "yalan" söylemesine de alkış tutarlar "vohohohooo" efektini de çakarlar.

velhasıl, karşısındakine "sen hiçbir şeyi bilmiyorsun" cakası satarlar ancak, karşı karşıya geldiğinizde sunduğunuz argümanlara karşı bir şeyle gelemezler, söylemlerinizi çürütemezler ancak yine de kafaları dönmez. biat kültürünü, demokrasi kavramı ile eş değer tutarlar utanmadan.
fen liselim
kasım 2002'den beri türkiye'nin değişimine ve gelişimine verdikleri destekten dolayı her birine teker teker teşekkür edilmesi gereken türkiye cumhuriyeti vatandaşları topluluğu.

"köpekler istedi diye atlar ölmez" demişti ya lucescu, ne kadar isteseniz de ölmüyoruz işte.
sedat17
-kazık yemeyi çok seven insan türüdür
-genellikle onun bunun dediklerine giderler
-her türlü vaade inanırlar, sonra başa gelince yapmayınca "yaptırmadılar" derler

kısaca nesli hızla üreyen insan türüdür.
mrkoseoglu
bu ülkedeki insanların neredeyse yarısı akp'ye oy verdi, yine de akp seçmeni neredeyse vatan haini ilan edildi, ediliyor. bu açıdan ben kendilerine üzlüyorum. partisi iktidar oluyor diye bu kadar laf yiyor resmen adamlar. artık bazıları akp'nin tekrar iktidar olmasını istemeyecek duruma gelmiştir herhalde.

neyse benim asıl söylemek istediğim gerçekten de genel olarak bir teba havasındalar. ama bunu herhangi başka bir piyasa partinin seçmeninin söylemesi tamamen haksızlık olur. yani akp seçmeni parti yönetiminin dediklerine, yaptıklarına göre düşünüyor da chp, mhp seçmeni farklı mı? bence değil. ama akp iktidarda olduğu için, ve açılım denilen bazı değişik icraatları en azından gündeme getirdikleri için onlarınki daha çok göze batıyor.

akp kürt açılımı diye bir olaya kalkışmasa çoğunun kürtlerin dertlerinden haberi yok. hatta çoğu milliyetçi muhafazakar çizgiden geldikleri için memnun bile değiller de -sanki- başka çareleri olmadığı için partilerini bu konuda destekliyor görünüyorlar. mesela şu anayasa değişikliği meselesi de böyle. kimsenin bu 12 eylül'le bir alıp veremediği yok gibiydi, birden herkes 12 eylül karşıtı, devlet faşizminin düşmanı kesildi. inşallah samimilerdir. allah selamet versin.
elastigirl
şu an televizyonda birkaç cümlede bir allah anıp şöyle inançlıyım böyle cesurum muhabbeti yapan rte yi dindar sanırlar bir de dinle ahlakın zorunlu olarak bağlantılı olduğunu sanırlar bu kişler
nicky santoro
akp'yi ak partinin icraatlerini, politikasını, yönetim ve demokrasi anlayışını inceleyip tüm bunların farkında olarak destekleyene saygı duyarım fakat ne yazık ki milli iradeyi temsil ettiği söylenen ak parti seçmeninin çoğu kıbrıs adasının yerini bilmemekte çoğu da yaş kararlarını yaşlılara saygı gösterilmesi gerekir diye yorumlamaktadır.
1 /