akraba

3 /
noldu noldu
soyadlarımızın aynı olması ve maalesef ki kan bağımız olması dışında başka bağım olmasını istemediğim insanlar.
tsikitishvili tsikitishvili
eskiden sadece bayramlarda gördüğüm insan grubuydu. artık o da yok. şöyle arayıp konuşabileceğim akrabam yok lan benim. hiç birinin telefonunu bile bilmiyorum.

çıkar ilişkisi bile yok, o derece. amerikan ailesinden beteriz, onlar bile yılda bi kere barbekü ayağına toplanıyor. kuzeninin kaç çocuğu olduğunu bilmez mi lan bi insan.
tusab tusab
dost mu düşman mi belli değil tabirini kullandığımız gereksizler topluluğu. olabildiğince uzak durmalı,uzaktan daha sevimliler.
uda1 uda1
sadece dna nın %10(?) olarak benzediği insan toplulukları.taziye, düğün, geçmiş olsunlar da evi işgal etmekten başka bir şeye yaramıyorlar; gelsinler baş üstüne de! birde onun kızı , şunun gelini ... konuşulmasa daha mutlu olunur ve bu sözcüğe bir çok inanın fobisi olmaz...sadece akraba olduğu için kaçtığım insanlar var ya !
a night of summer a night of summer
ayda yılda bir kez görüşmenize rağmen her görüşmenizde gereksiz samimi tavırlar takınmak durumunda olduğunuz sırf kan bağı var diye arkanızdan dedikodu yapma hakkını hayatınız hakkında görüş belirtme hakkını kendinde gören gereksizler topluluğu.
descartes descartes
secilemeyen, ancak kan bağımız bulunduğu için illa sevmek zorundaymışız gibi diretilen insan topluluğunun üyesi. bir çok akraba, sevilmeyi hakeden davranışlar yapmaktansa sırf akraba olduğu için sevilmeyi/sayılmayı falan bekler. küçükken sevilir falan da sonradan bağlar zayıflar, kopar gider. ha aksi olmaz mi olur, olunursa da başımızın üstünde yeri olur.

bir de bunlarla çiftleşildiginde meydana gelen organizmaların salak olma ihtimali kat be kat fazladır.
ağzıvardiliyokgibigibi ağzıvardiliyokgibigibi
hayatta seçme şansımızın olmadığı,kan bağı taşıdığımız insanlardır.

bu kelimenin manevi gücüne derinden inanıyorum.senin kanından canından insanlar topluluğu.hayatında her zaman olacak,değiştirme şansın olmayan insanlar.manevi desteğin..

bunların bir de işi düşmediği zaman tanımayan, yabancıdan uzak olanları var.tabi ki şartları, imkanların olanaksızlığını görmezden gelmiyorum ancak çıkarları olmadığı sürece bir varlığı olmayanlara benim duyduğum rahatsızlık.ya da benim çevremdeki akraba profilleri bu şekilde,kan bağı taşımaktan başka bir vasıfa sahip değil.

size değer veren insanları madem kullanıyosunuz bari bunu insanlara belli etmeyin ki onlara kendilerini değersiz hissetmesinler.
arhavili arhavili
akrabaları değil insanları olmalı kişinin.

insanlarım var diyebilyorsan sırtın yere gelmez hiç. düğünlerde ve cenazelerde görürüz onları. düğünlere kim gelmiş ,kim gitmiş , kim ne takmış , kim ne takmamış, gelin nasılmış, damat nereliymiş, salon küçükmüş , pasta bozukmuş nidaları ile gelirler. cenazelerde ise kim gelmiş, kim gitmiş , servet kime kalmış, o kişiye kim borç vermiş , kim borç vermemiş nidalarıyla sanki onlar hiç ölmeyeceklermiş gelirler.

iyilik kabul etmeyin onlardan sakın. bin yıl sırtınızda taşırsınız. çocuklarınızda taşır hatta torunlarınızda taşır bu yükü. kendi hayatlarıyla kendi çocuklarıyla sizin hayatınızı sizin çocuklarınız kıyaslarlar.her şey bir kıyas her şey bir yarış halidir. alınan araba , gidilen tatil , koltuk takımı , sınavı kazanan çocuk, bulunan iş her şey o yarışın parçasıdır.

insanlarım var demeliyiz şu vahada şu curcunada şu kuru kalabalıkta. ama o kadar zorki onları bulmak.

akrabalar neye yarar. cenazeye gelmeyemi, düğüne gelmeyemi, yaşamın onlara sunduğu görece -bazende gerçek -başarıları, arabaları ,evleri tatilleri ,kucaklarına doldurup senin önüne boşaltmaya mı? neye yarar akrabalar. yok mudur iyileri. ? yok mudur sevdiklerimiz ?tabiki vardırlar. ama onları da insan oldukları için sevmezmiyiz biz. ? iyi insan oldukları için severiz onları. unuturuz akrabalığı.

bu toplumda akrabalık hep kavgada kamyonun arkasını dolduracak olan insan yığınlarından öteye gidip kendini aşamamıştır. onlarsız bir yaşamın imkansızlığına inadırılan bizler , onlarla yaşamanın gündelik zorluklarıyla boğuşur sıkılır sinirlenir küfür ederiz. en azından şunu diyebilirdi, ya insan bir hoş beş etmezmi., hiç sordumu paran var diye, düğünü biliyordu neden gitti,edebilirdi yapabilirdi sordumu ettimi aradımı hiç , sızlanmaları içinde onları değerlendirir eleştiririr ama bizimde tıpkı onlar gibi olduğumuzu unuturuz.

bizimde birilerinin akrabası olduğunu unutarak doğar büyür yaşar ve bir günde ölürüz. kendi cenazemizi kaldırır kendi kendimizden helallik ister kendi evimize kendi dünyamıza geri döner ve sorarız. kim öldü- heeey sen öldün sen - cenazeye osman abi geldimi, o ağlayan bir adam vardı o kimdi, valla çok kalabalık oldu, ne çok seveni varmış rahmetlinin, kim di o insanlar sahi ...
freudun egosu freudun egosu
sevsen de sevmesen de karşılaşmak mecburiyetinde olduğun insanlardır.

bir de şahsımda olan garip bir şey, sevdiğim akrabaları da görmek zorunda olmayı sevmiyorum ben. bayramda görmeyi sevmiyorum misal. öyle canım isteyince göreyim istiyorum.
ay ışığında saklıdır ay ışığında saklıdır
çocukken mutluluk verirler.
yaş ilerdikçe çıkar, haset, kibir girer araya.

geriye birlikte çekilen fotoğraflar, "ayıp olmasın" diye düğüne derneğe katılmalar, özel günlerde atılan formalite mesajlar kalıyor.

bir de son görev.
gold roger gold roger
aynı aileden olunmasına rağmen özünde insan olduğunun unutulmaması gereken ve bazen yabancı insanlardan farkı olmayan oluşum. ne yazık ki akraba dediğiniz insanlar bazen size çok daha fazla zarar verebiliyor. o yüzden akraba gözüyle değil insan gözüyle bakmaya alışmak lazım böyle insanlara.
3 /