akrabaların sevilmeme nedenleri

9 /
gallagher
çoğu kişi sevmez,beğenmez. kendilerince haklılık payları da vardır çünkü akrabalar kültür ve yetişilen sosyokültürel yapı itibariyle çoğunlukla kişinin kendisini yansıtır.
martini içinde yüzen zeytin
çok fazla soru sormaları. artık tahammülümün azaldığını insanlara cevap verirken fark ediyorum. sordukları soruların saçmalığı arttıkça ters cevaplar vermeye doğru yol aldığımı fark edip, saygısızlık yapmamak için ortamdan uzaklaşıyorum.
ceprakısı
kendi kanından olmayan kişilerin akrabalarından daha samimi davranması, daha az çıkarcı olmasıdır.
sanki gavatın doğurduğuyuz anasını satayım.
uyuşukherif
tüm aile fertlerinin arkasından konuşur,her yapılanın doğruluğuna ya da yanlışlığına sırf akraba oldukları için kanaat getirebileceklerini düşünürler. ikiyüzlülük paçalardan akar. aslında kimse birbiriyle görüşmek istemese de onları bir araya getiren sebep aile büyükleridir. bir araya gelinen ortamlarda herkes güleçtir. eve dönünce dedikodu başlar. kısacası yalandır. herkes çıkarcıdır. bugün işine yararsın öbür gün terslik olur ailede senden kötüsü olmaz ve bunu herkese kabullendirmeye, kuyunu kazmaya çalışırlar. 3000 tl değerindeki hurda araba için 5 kardeş arasında anlaşmazlık çıkabilir. bizdeki durum böyle sonuç olarak ve bu durumda sanırım akrabaları sevmemek de gayet doğaldır.
esofmantakımı
başkaların akrabalarını bilmem ama ben çok severim özelikle kuzenlerimi! onlar bize gelince mutluluk ve sevinçten havaya uçarım! hele uzaktan gelenler! o dakikalar geçmek bilmez! o gece yoldalar ise göze uyku girmez her saat arayıp, nerede oldukları sorulur ve eve yaklaştıkça heyecan artar hele o oturduğunuz şehre girip biz geldik, yolu tarif edin gelin bizi alın telefonu gelmesi büyük bir sabırsızlıkla beklenir ve o telefon çaldığında! sesiniz heyecandan titrer adresi zor tarif edersiniz! ve onları alacaksanız o kısa yolda mideniz bulanır heyecandan ve o ilk karşılaşma eve ilk giriş o anlatılmaz yaşanır! bunu anlatmak zordur. yemek saatleri.sohbetler.beraber gezilen yerler hepsi süperdir insan hiç bitmesin istemez! ama en zoru gidecekleri zaman işte o çok zor ağlamak için zor tutarsınız kendinizi ayrılık vakti geldi mi herkes üzüntüsünden güle güle bile çok zor der! bir türlü gitmek istemezler tabi ki sizde onlar gitmesin istersiniz. ama giderler ve siz o boş eve döner ve ağlarsınız ve sizi mutlu eden tek şey beraber geçirdiğiniz güzel dakikalardır. siz onlara gideceksiniz. yolda yemek yiyemez sık sık tuvaletiniz gelir ama gidersiniz aslında tuvaletiniz gelmiştir heyecandır o! ve sizi yolda neredesiniz diye aradıklarında o mutluluk anlatılmaz telefonu açarken zorlanırsınız ve heyecandan birbirinizi zor anlarsınız bir an önce yol bitsin istersiniz hele. o gidecek olduğunuz eve yaklaştıkça heyecanda artar orantılı olarak ve o son bir kaç km kalbiniz yerinden çıkacakmış gibi atar mideniz bulanır eve vardığınızda sizi karşılayan akrabalarınıza sarılır işte geldik bitti ayrılık dersiniz ve geçirecek olduğunuz bir kaç gün o günler su gibi geçer bitmesin istersiniz ve aklınıza ankara!dan abim gedi evde bir bayram havası şarkısı gelir.
yüzbinbaloncukyuttum
şayet kökenleriniz iç anadoluya dayanıyorsa sevmemek ne kelime nefret bile edebilirsiniz. baba tarafım içanadolulu dedikoduyu pek severler elalemin dedikodusu da değil kendi içimizde , dedikoduda değil hatta direk giydirme döşeme yerleştirme işleri.anne tarafım egeli dedikodu olmaz etliye sütlüye karışmazlar ama onlar da ayrı manyak içip içip naralar atan tipler.

akraba dediğin şey bizimki gibi it sürüsü şeklindeyse biraz zorluyor, 23 tane öz kuzenim var anne ve baba tarafından. ve kuzenlerin kuzenleri, birlikte büyüdüğümüz,yazları yazlıkta cümbür cemaat olduğumuz için herkes kuzen mertebesinde o şekilde hesaplarsak 48 oluyor. ve yaşlar hep çok yakın kesinlikle mükemmel bir şey, arkadaşın yoksa bile kuzenlerin var hep varlar her konuda yanındalar,birlikte saçmalıyorsun ediyorsun mükemmel bir şey. ama işin içine kuzenlerin babaları anneleri girince hah işte o noktada sıçıyor olay. hep bir kaos ortamı, uzak şehirlerdeyiz ama yazları yazlıkta toplanırız eskiden çok uzun kalırdık şimdi çalıştığımız için hepimiz gençler 1-2 hafta falan ama o 1-2 hafta da bile ne kavgalar ne gürültüler yıkılıyor ortalık. uzun kaldığımız dönemlerde ağlayanlar zırlayanlar, bavulunu alıp gidenler mi istersin ne istersen var, boku çıkıyor çünkü. ben 50 yaşında halamın gece biz uyurken bavulunu alıp gittiğini ertesi sabah eniştemin 6 saat yol gidip baldınızı arabaya zorla koyup ağzını bağlayıp geri getirdiğini bilirimhvjmfecdkntr. şimdi kalma süresi azalınca daha az olay oluyor ama yetiyor tabi.bir gece önce savaş alanı gibi olan meydan ertesi gün yerini rakı sofralarına kahkahalara bırakıyor.

hem nefret ediyorsun sülalenden bir şekilde hem de aşırı seviyorsun, sapıkça bir haller.bunun psikolojide kesin bir tanımı vardır ama bilmiyorum. eminim herkes böyle şeyler hissediyordur.tüm saçmalıklara kavgalara dövüşlere rağmen kötü bir olay olduğunda tek vücut olduğunu biliyorsun ya işte o an ulan diyorsun iyi ki varlar.ama ne olursa olsun en iyi akraba uzaktaki akrabadır, aynı şehirde olmayacaksın nefesini ensende her dakika hissetmeyeceksin. akrabaları uzaktan sevmek tartışmasız aşkların en güzelidir..
9 /