aldatıldığını ispatlayan eşe ceza verilmesi

azureel azureel
öncelikle olayın çıkış noktası şu tivit;



vay be, hukuk sistemimiz tam olarak kafamdakini yapmış. helal olsun.

ön bilgi olarak, şuraya, konuyla uzaktan ilgili eski yazımdan ufak bir alıntı bırakıyorum;
"
özgürlük yanlısıyım, çoğu insanın "aşırı" diyeceği bir düzeydeyim hatta. o yüzden "evli biriyle beraber olmak?" deseniz bana, bu 4 kelimeye vereceğim ilk tepki "bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" olur, yani isteyen istediği ile birlikte olsun. evet doğru duydunuz, "bence" evli olan kişi, eşine haber vermeden de istediğini yapabilir. bu onun kişisel tercihidir, başka hiçkimseyi (ne eşini, ne de birlikte olduğu diğer partnerini) ilgilendirmez. isteyen istediğini yapmakta özgürdür, sonuçlarına da katlanır.
"
tamamı şurada: (bkz: evli biriyle beraber olmak/#17905724)

konuya dönelim. olayın tamamını, dava dosyasını vs görmedim sadece ekran görüntüsünü attığım twitter'daki üç beş satıra bakıp konuşuyorum; ben bu tivitten anladığımı söyleyeyim şimdi...

- evli olan çiftimizde, eşlerden biri çok baskıcı. karşısındakini "şüphe" üzerine takip eden birisi. aldatıldığını düşünüyor, hatta biliyor kendince.
- lakin aldatıldığını düşünen eş mahkemeye "eşim beni aldatıyor bu yüzden boşanmak istiyorum" diye çıkamıyor. neden? çünkü delili yok. ama şüphesi baki.
- ne yapıyor öyleyse? eşini "şüphe" üzerine takip ediyor.
- takip esnasında da gizli kamera ile çekim olabilir, kişisel cihazların (telefon vb) izinsiz erişimi olabilir. kilit altındaki (kasa, dolap, çekmece vs) eşyaların karıştırılması da burada işlenmiş suçlardan olabilir.
- yeterince suç işledikten sonra, elinde "olduğunu düşündüğü" deliller ile çıkıyor hakim karşısına.
- sonuç olarak elimizde ne var?
- bir adet "aldattığı iddia edilen" eş.
- bir adet de "eşine karşı yarım düzine suç işlemiş" eş.
- haliyle kimin daha ağır ceza alacağını söylemek güç değil. aşikar şekilde suçlu kimse, işlediği suçlar için yargılanmalı.

kadın erkek vs cinsiyet rollerine hiç girmiyorum bakın. "kocasının telefonunu karıştıran kadın" veya "karısının çantasını karıştıran erkek" demiyorum burada.

liberteryen kamu spotu: eşler tapulu mal değildir, 18 yaşı geçmiş kimsenin kişisel alanına izinsiz giremezsin.

ek 1: aa en önemli şeyi unuttum; hukuka aykırı delil demedik hiç? ingilizcesi "fruit of the poisonous tree" ve bizim yargı sistemimizde de bu tanım var.

bu kural diyor ki; illegal olarak (örneğin birinin evine mahkeme kararı olmadan girilerek) elde edilmiş delilin, mahkemede geçersiz olacağı söylenir. zehirlenmiş ağaç burada "kusurlu delil" anlamındadır. haliyle bu "kusurlu delil" baz alınarak oluşturulan kanıtlar zinciri (yani ağacın meyvesi) "kusurlu" olacaktır.

ek 2: mevzu ekşi'de de tartışılıyor, meraklısı okuyabilir. ha ufak bir farkla; olay şey, cinsiyetsiz olarak ele alınmalı bu yüzden "karısı-kocası" vs demeden "eş" sözcüğünü kullandım bu yüzden ekşi'deki başlık altına yazmayı tercih etmedim.
eksisozluk.com
3
rene rene
şaka gibi ama hukuğun bir özelliğinden ötürü oluyordu bu aklıma gelmedi şimdi. bu örneğe benzer çok fazla absürt durum hukuk penceresinden değerlendirdiğinizde gerçekten cevap olamıyor taleplere. aslında şu açık, kanunlar hızla değişen türkiye gibi dinamik genç toplumlarda başta olmak üzere bir süre sonra yenilenmeli en azından revize edilmeli. yani şimdi şöyle düşünün bundan 50 sene önce türkiye de böyle bir veryansın okuyabilir miydiniz? bence zor yani. geçenlerde konuşmacılar da söylediler, türkiye de bir çok konuda olduğu gibi hukuk alanında da ciddi bir revizyon ihtiyacı var. hayır ben merak ediyorum o kadar hukuk mezunu her yıl artıyor, hatta şu an verilen ve verilecek olan mezunlarla kadroları kıyasladıklarında "buram buram" hukukçu savuruyoruz ülkenin her yanına başı boş, niye birisi de merak edip bu kanunlar üzerinde bir revizyon çalışması ortaya koymuyor bunu birilerine sunmuyor. yani bu kanunlar üzerinde çalışıp revizyon yapmak için illa ki siyasi iradenin oluşturduğu bir profesörler ekibi mi lazım. belki de lazımdır bilmiyorum.

yani insan bile yaşlanıyor ölüyor, koskoca yılların rene si 35 ine geldi ömrü yarıladı, kanunlar da bir yerden sonra o topluma cevap olamayacaklardır bu mutlak bir şey. gerçi bu sadece türkiye de değil, abd yi araştırırken karşıma çıktı, her hafta polis birilerini vuruyor öldürüyor, nasıl bir manyak ülkeyse, polisleri allah gibi, silahsız insanlardan bile korkuyorlar ilk yaptıkları silaha sarılmak oluyor. 7 mermi sıktıkları 16 yaşında çocuğa "are you ok" diye soruyorlar android gibi olmuş herifler, kelepçe takıyorlar ölü çocuğa yaşıyor mu diye bakmadan. sonra da yüce amerikan adaleti bunlara ceza vermiyor. göğüslerinde ki kameralar kayıtta, teslim olmuş adamı öldürüyorlar bariz izliyorsunuz ama amerika da burası gibi it iti ısırmıyor. devletin kendisini haksız olsun olmasın koruma mekanizmasını polislerin karıştığı davalarda tüm dünya da görmek mümkün.

konusu geçmişken bence bu göğüs kamerası işi bizim polislere de gelmeli mutlaka. haydi şimdi ülkede protestoyu eylemi milleti coplaya coplaya, içeri ata ata bitirip pusturdular ama ilerleyen yıllarda böyle gidecek değil, eylem zamanlarında polisi en azından orantısız bir şey yapmaktan alıkoyar o kameralar.
mr spack mr spack
mevzuatı iyi incelemeden kendince ispat toplamış sonra elinde patlamış.
bi avukata sorsa o işlerin öyle halledilmediğini öğrenirdi.
baksana sözlükte karşılaşacağın bilgiler bunlar
abi amatörmüş.
paradoksyasayanadam paradoksyasayanadam
eşine güvenmiyorsan ispat arama, bulamazsan şüpheyle yaşarsın.
boşanmak istiyorsan kanıt arama, bulamazsan evli kalırsın.
hukuk istiyorsan hukuksuzluk yapma, sonra mağdur olursun.

ilişki yaşadıklarını ispat için mahkeme salonunda homemade porn izletmek.
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
iyi olmuş diyorum.
eşyanı çalanı görsen bile suç üstünde yakalamadığın müddetçe bir şey yapamazsın. zilyetliğin iadesi diye bir şey var. hukuk dava aç diyor. ağız burun kır demiyor.
sen git kişinin evine kamera tak. özel hayat ihalali desen "ben evde yoktum ki.."der!
şiddetli geçimsizlik diyen de boşanıyor aldattı diyen de boşanıyor. mutlaka nafakada velayette etkisi vardır ama doğru düzgün çekip gitmeyi öğrenin amfksk!
maça tangasını vuran adam maça tangasını vuran adam
bahse geçen konu gibi konular bizim gibi toplumlarda bu tarz ikilemlere yol açıyor.

öncelikle isteyen istediği şeyi yapabilir.
aldatmak da bir özgürlüktür, kimse kimseyi "aldatamazsın" diye zorlayamaz.
isteyen istediği ile yasal sınırlar dahilinde istediği ilişkiyi kurabilir (birlikte adam öldüremez, ama çatır çutur sevişebilir).
evli bir insanın da eşini aldatmak gibi bir hakkı vardır. kendisini eşine bağlı hissetmek zorunda değil.
aynı cümleyi 85 farklı şekilde yazarak anama sövmenize sebep olduğum için öncelikle kendimden özür diliyorum...

eşini aldatadan bir insanın alacağı ceza eşi tarafından boşanmak olabilir.

fakat
bahsi geçen konuya şu şekilde bakacak olursak, şöyle bir sorun var.
boşanma sonrasında aldatılan eşin, kendisini aldatan eşe nafaka ödemesi...
yani çok amiyane bir tabirle, kadın sevgilisiyle birlikte eski eşinin parasını yiyecek.
incisözlük seviyesinde, adam eski karısının başkalarıyla pompasına sponsor olacak.

adam karısının özel hayatını ihlal ettiği için para cezasına çarptırılabilir ancak ortada bir aldatma olduğu için adamın kadına ömür boyu nafaka ödemesi çok saçma.

burda tabi şu da devreye girecek, yasa dışı yollarla edinilen kanıtlar, mahkemede geçerli midir?
hukuki olarak değildir.
ancak bu olay yaşanmış. evlilik akdi için ise yaptırımı olan bir durum. dünyanın her yerinde "eşini aldatmak" evlilik kurumuna karşı işlenen bir suçtur. cezası da nafakasız boşanmadır vs...

hali hazırda ömür boyu nafaka zaten çok bıçak sırtı bir kavramken, bir de kendisini aldatan eşe ödenecek nafaka daha acayip bir seviye.

yasa dışı elde edilen kanıt konusundan devam edecek olursak,
örneğin bir katil var, siz bu adamla konuşurken gizlice ses kaydı alıyorsunuz ve adam bu ses kaydında (hatta video belki), bu cinayeti işlediğini söylüyor.
şimdi bu adam serbest mi kalmalı?

daha da ağırlaştıralım,
sizin çocuğunuzu öldüren bir adam var ve bi şekilde gizlice çekilen bir videoda adam sizin çocuğunuzu öldürdüğünü söylüyor.
mahkemeye bu delil sunulduğunda "kişisel alanıma tecavüz, yasadışı delil toplama" dese ve mahkemece kabul edilse, serbest kalsa, ne tepki vereceksiniz?

sonuçta hukuk denen şeyin, vicdanları rahatlatma konusunda da bir duruş sergilemesi gerekiyor.

tam olarak doğrusu nedir bilemem. benim işim değil, ancak kendimi adamın yerine koyduğumda, yerine oturmayan bir şey var. ben neden boşandığım kadına ömür boyu para vermek zorundayım? hatta bu kadının da kendi bi işi yani geliri var (öyle hatırlıyorum bu olayda)...
hele de bu kadın bana karşı evlilik akdine aykırı davranmışken, yani bu evliliğin sonunda mağdur olan kişi benken, neden ben nafaka ödüyorum bi ömür?
işte burası yanlış görünüyor bana.

hatta şöyle söyleyeyim, kadının kocasını aldattığı adama:
"sen bu kadını baştan çıkarıp evliliğin bitmesine neden olduğun için bu kadına nafaka ödemen gerekir" deseler daha mantıklı...
avangard jazz avangard jazz
benim bildiğim bunu kadın kocası için yapsa pekala kanıt sayılıyor ? onca özel dedektif mevzusu boşuna mı vardı yıllardır.. kafamdan atmıyorum değil mi arkadaşlar, kocalarının kendilerini aldattığını ispatlamak için bu işlere giren kadınlar vardı, genelde de mahkemede sonuçlanırdı kimse özel hayatın gizliliği falan demiyordu o zamanlar, yıllarca da tv de dizilerde filmlerde gördük bunları.

bu ülkedeki hukuk sistemi mükemmel bir "nüfus kontrol sistemi" yaratıyor aynı zamanda. diyorlar ki şu kadar sene sonra nüfusun bilmem kaçı suriyeli olacak, arap olacak falan filan. olsun abi.

böyle şeyleri gördükçe olsun diyorum. en ufak manevi bir duygumuz, bağlılığımız kalmadı/kalmayacak yaşadığımız ülkeye karşı. nitekim en baştan beri zaten amaç da bu da, milletin şu konularda bile hangi noktalara odaklandığını görünce artık en ufak umut kırıntısını da yitiriyor insan.

başımıza ne geliyorsa toplum olarak hak ediyoruz, siyasi görüşten eğitimden ideolojiden bağımsız olarak alayımız hak ediyoruz.
kralfeanor kralfeanor
hukuk denilen içi boş sistemin sonuçlarından bir başkasıdır.

insan mantığı, toplum vicdanı, örf-adetle yoğurulmamış ithal hukuk sisteminin bir başka absürd sonucudur. şimdi adam karısını pazarlar gibi karısına nafaka verecek kendisini aldatmasına rağmen ve hukuk sistemi bu kişiyi doğrudan doğruya çaresizliğe itiyor ve bu da bir şekilde daha büyük bir şeye itecek o kişiyi muhtemelen

böyle şeyleri görünce serkan inci'ye hak veriyor insan ister istemez.
benim kalbim temiz benim kalbim temiz
hukukun mavi özelliğine sahip türlerinde böyle şeyler olabiliyor ama kırmızı hukukta böyle şeylerin cezası farklı. ben en çok hukuka mavi rengini veren liberallisi severim. eser miktarda kırmızı maviliği bozmasa da tavsiye edilmez.

çünkü hukukun böyle özellikleri var. hukukun bir de amuda kalkma özelliği olanı var ki aklınız durur, zevkten dört köşe olursunuz.

(bkz: hukukun özellikleri)
semper paratus semper paratus
türkiye'de hukuk soru işareti, hatta ünlem işareti olduğu için her karar şüpheli ve -genelde- çok az bir kesimi tatmin edecek şekilde veriliyor.

yukarıdaki dosyada (clickbait forumda açılan başlığı saymazsak) verilen karar "teknik olarak" doğru. kanunları açıp baktığınız zaman evet bu eylemin cezası bu. e böyle bakıyorsak avukata ya da hakime gerek var mı? 2 + 2'nin 4 yapmadığı zamanlar için orada insan, yani inisiyatif faktörü var. bazen işleyen hukukun topluma çok daha büyük zararı yok mu?

zinanın tck'dan* çıkartılması heralde bir 20 30 sene olmuştur. türk medeni kanunu madde 161 ve 236 bakarsanız birisi* zina boşanma sebebi diyor, diğeri de* boşanma durumunda nafaka, miras vb. pay alamayacağına (ya da düşük alacağını) hükmediyor.

tamam teknik olarak doğru evet. aldatıldım ve boşanıyorum, nafaka ve/veya miras da vermiyorum. ee? yani sana diyorlar ki "siktir et oğlum takma, sıyır kendini bu adamdan/kadından". sonra tazminat davası açıyorsun falan filan... e bunun ortası neresi? herkesi nasıl tatmin edeceğiz? orasını ben bilmiyorum, bilsem hukuk okurdum zaten.

yanlış hatırlamıyorsam kanada'da geçiyordu olay. kendisini 25 senedir aldatan kadınla evli bir adam. adam bunu bilmiyor tabiki. bir şekilde öğreniyor ve kadını vuruyor. ya kendini de vuruyor ya içeri giriyor çok önemli değil ondan sonrası zaten. dava açtın, boşandın, tazminatını da aldın. kaç para senin 25 seneni geri getirebilir, psikolojik ve duygusal olarak aşağılandığın hissini unutturabilir. bir hayatın var ve böyle psikopat ruhlu birisiyle birliktesin ve yıllarca evinde senin masana oturan adamla karının seni aldattığını düşün. senin hakkında konuştuklarını, belki çevredekiler de biliyor ama hiçbir şey söylemiyorlar. öyle yaşayıp gidiyorsun. hasbelkader öğreniyorsun. ee ama kitaba göre böyle... sikerim kitabınızı o zaman.

asıl meseleden uzaklaştım yine. demem o ki, her şeyi yazıldığı gibi yapmak "hukuk" olmuyor. eşit olur belki ama adil olmaz.