aldatılmak

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
16
agoni
herkes aldatılır ancak kimileri fark eder hayatı kendine zehir eder, kimileri fark etmez ve sonsuza kadar mutlu yaşar
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
yerçekimli karanfil
şey gibi, 'tembellik' meselesi gibi hani. çalışmak bir zaruret haline gelmiş olmsaydı, tembellik, olumsuz çağrışımları olan antipatik bir kavram olarak yer etmeyecekti zihinlerimize. tekeşli kafalar yaşamaya başlayan bir insan soyundaki çiftlerden tekinin gidip bir başkasıyla koklaşması, öpüşmesi filan da elbette, sevgiyi 'edinilmiş bir mülk' görmeye başlayan algımızda, sevimsiz bir eylem olarak yer edecek. birbirini doğuran kavramlar hep. sonra gelsin bunu bize nasıl yaparsın' kafası.

kafa dediğin çeşit çeşit.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
mestizo
pek de yıkıma uğramamak gerekir. tepki bile verilmemelidir zira değmez. susarsın, boşverip yoluna devam edersin hayat tecrübene bir yenisini daha katmış olarak.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
la isla bonita
nefret ederken bile deli gibi sevilebileceğinin en büyük göstergesidir. acı çekersin,kudurursun ama yanında olsun sana bi sarılsın istesin kendi açtığı en büyük yarayı yine o sarsın...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
selenosistein
en beklenmeyen anda başa gelir.

sana bir öykü anlatayım mı evlat?

"ben dördüncü büyük benjamin, bir zamanlar bu kadar büyük değildim evlat. ben de gençtim, şu beyaz saçlarımın yerlerinde uzun, dalgalı saçlarım vardı, o zamanın ak saçlı büyükleri görünce saçınla başınla büyü inşallah derlerdi. çok kaslı kuvvetli değildim ama hızlı koşardım, güzel aşk yapardım*, çok yemek yer, çok uyurdum.

o gençlikte bir kadın sevdim. çok güzeldi çok alımlıydı, on kadınla yan yana yürüse, işte bu derdin, öyle zarifti. upuzun, çok güzel saçları vardı. o da beni sevdi, onunlayken benim saçlarım uzadı, aralarına aklar düştü, bir ara onunkiler kısaldı, sonra tekrar uzadı. arada kavga ettik, biraz birlikte yaşlandık, biri kısa, biri uzun iki ayrılık yaşadık ama toparladık sonra. büyük hayaller kurduk, büyük benjamin ile büyük victoria olacaktık birlikte, bi şato inşa ettirecektik (zengindik hamdolsun), her odaya bakan ayrı bir uşak olacaktı, her yerde şamdanlar, atlas perdeler (bayılırım)... mutluyduk evlat, çok mutluyduk.

sonra bir gün, evlat, bir şey duydum. güzel victoria'mın arkadaşı clara'ya beş çayına gittiğini sandığım gün, tek bardak çay içilmemiş bizim topraklarda. charlie ile av partisine gitmiş victoria. o tavşan senin bu ördek benim, ver etmişler saçmayı. çok zevk almışlar, çok keyiflenmişler. avdan dönüşte yağmur bastırmış, charlie'nin kulübesine sığınmışlar. ateş yakmışlar ısınalım diye, elbiseleri kurumamış, ateş yetmemiş ısıtmaya, onlar da birbirlerini ısıtmışlar, samanların altından çıkan şarapla içlerini ısıtmışlar. sabaha zor kurumuş elbiseler.

o gün bugündür evlat, onların ısındığı o ateş, benim içimde yanar. ne söner, ne küllenir, öylece yanar..."

fena öykü değil mi?

emre aydın güzel dillendirmiş bak aslında:
"nerede unuttuysan beni, orada kal."
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
sigortalı bir iş buldum
insanı kendinden eden, insanlara güvenini kaybettiren belki yıllarca atlatamayacağı, her tanıştığı kişide aynı şeyi yaşacağı korkusu yaşatan, aldatandan nefret ettiren durum
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
güç bende artık
hayatında hiç bir zaman izlerini silemeyeceğin durum. onun hayatında artık olmaması, üzerinden yıl geçmiş olması hiç bir şeyi unutturmaz. içinde daha da ağırlaşır. kimseye güvenemessin artık. o kadar zordur ki. hele birde affetmişsen onu... aklında hep dönen ya tekrar? korkusuyla yaşamaya mahkum olursun. artık bir paranoyaksındır.

ama şunu bilmelisin ve on emir gibi hayatında olmalı.

affetmeyeceksin.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
illharess
ne büyük acıdır. hele ki siz memleketteyken sevgiliniz evinize sizden habersiz girmiş, üstelik yanında da bir kız getirmişse, yakıp kavurur insanı. en çok neye kızacağını bilemez insan. ona güvenmesine mi, böyle bir insanı sevmesine mi.. en çok hangisine kızmalı, en çok hangisinden pişman olmalıdır? hayat devam eder etmesine de eksik devam eder. bir şeyler kopup gitmiştir, hiç kimse kopan parçayı tamamlayamaz.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
alfabetik zorlama
gerçek tanımı ancak aldatılanlar tarafından yapılabilecek olan suç, en büyük suç.

yaklaşık on yıldır aldatılma hikayeleri dinledim, okudum. aldatılanların can acısını, çaresizliğini gördüm ama hissedemedim. bilmiyordum o duyguyu ve bu süreç zarfında ne zaman bu konu açılsa "deli gibi sevdiğim adam beni aldatsın, ben bunu öğreneyim istiyorum" dediğimde çok fazla tepki aldım. istenecek şey mi aldatılmak? dediler hep. şüphesiz değildi ama merak ediyordum öyle bir durumda ne yapacağımı. kendimi bırakır mıydım, intikam almak ister miydim, hayata tutunmaya çalışıp içimdeki acıya rağmen devam eder miydim... her şeyden vazgeçen insanlar gördüm aldatıldığı için ve asla anlam veremedim. böyle olmamalıydı ne kadar acı çekersen çek. bu güçle mi alakalıydı yoksa duygu yoğunluğuyla mı? kendimi tanımaya dair bir şeydi, dilek değil, illa ki olsun hiç değil.

aldtmak tanımı da aşkınki gibi zaten. bazen çok uzun, bazen çok kısa ve çok çok çeşitli. herkesin kendine özgü bir aldatmak&aldatılmak tanımı var. benim yatakta basmama gerek yok ya da hayatına ben varken ikinci kişi almasına da gerek yok. birine gözünün kayması, aklından başkalarını geçirmesi... evet bunlar daha çok aldatmak bana göre ama en çok aldatmak var bi de; bana göre net tanımı yalandır. ilişkiye başlamadan öncesine dair, ilişki esnasında -ortada çok büyük ve güvenilir bir aşk olsa dahi- -bu aşkı kaybetmemek için söylenen yalanlarsa da- ilişkiyi devam ettirebilmeye yönelik söylenen yalanlar, karşı tarafa seçme şansı bırakmadan... aldatılmak kandırılmakla ve uyutulmakla birleşiyor burada. tam bir kavram birliği. öğrendiğinizde bir beden, bir sima ya da bir ses gelmiyor aklınıza. sadece soyut kavramları düşünüyorsunuz; zaman, sadakat, fedakarlık, özveri, güven... ve hepsinin yanında artı 1'i oluyor; acı. damsız girilmez misali.

ben ne yaptım, nasıl anlamadım, nasıl göremedim soruları kramp gibi giriyor beyninize, kesiyor nefesinizi.
sen nasıl yaptın bunu, nasıl anlatmadın, nasıl kapattın gözlerimi soruları gereksiz gerekçelerle cevaba dönüşüyor.

ama çok acıyor, acıtıyor. o yalanların doğrularını sonradan dinlemek insana kendini iğrenç hissettiriyor yıllarca bir yalanı yaşadığınız için. tertemiz gördüğünüz bir gerçeğin aslında mor bir yalan olduğunu öğrendiğini kabullenmekse asla iyi hissettirmiyor.

ismini "gerçek" koyacağınız kızınız doğmadan ölüyor.

ben ne yapacağımı öğrendim yaşayınca. "yaşamak" dediğimizde aklımıza gelen her şeyi en iyi şekilde yerine getirdim ama daha yorgun, daha üşengeç, daha isteksiz. ama aldatılıştan sonra ne kadar kendine gelirsen gel o ruhun ağırlığı asla 21 gram kalmıyor ve aldatanlar bunu neden yaptığını bilmiyor. sadece onlar da aldatmak ve aldatılmaktan nefret ediyor...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
16
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı?