aldatılmak

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
16
eminsaydut
bence her insan hayatında en az bir defa aldatılmalı.

dehşetengizliği bireyin ortadan kalkar böylece. kendini beğenmişliğe bir ket vurulabilir. içtenlik artabilir. dilimiz aynılaşabilir. anlarız birbirimizi.

bence her insan hayatında en az bir defa aldatılmalı.

belki böylece olasılıkları ortadan kaldıran duvarlar yıkılabilir.
belki aldatılanın yalnızlığı silinebilir.
belki belkiler gerçekleşebilir.

bence her insan hayatında en az bir defa aldatılmalı.

öylesine söylenen sözlerin acısını tatmalı. riyakarlığı kalbinde hissetmeli. ve bilmeli ki yalnız değil. çünkü herkes bir gün aldatıldı. kendi yaşadığı kendine özel olsa da aslında herkesin yaşadığını yaşadı.

bence "her insan hayatında en az bir defa aldatılmalı" değil.

değili yaratmak için her insan en az bir defa aldatılmalı.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
akwisix
herkes aldatılabilir bu hayatta... sen ben sokaktan geçen bir adam herkes... ama herkesin canını aynı yakmaz. çekilen acılar farklıdır. heleki kasıklardaki organlar için yapılırsa çekilen acı daha bir tatlı olur ve nefes almak daha bir zor. yetmemişsindir demek ki yada yatak oyunlarını iyi bilememişsindir. yorganın altında senden beklendiği kadar iyi bir o.osbu olamamışsındır yada j.golo. e insanoğluda tabiatindanmıdır yoksa herşey istediği gibi elde etme alışkanlığından mıdır bilinmez hep fazlasını ister daha da doğru ne isterse onu elde etmeyi kafasına koyar ve sonunda ne acıdır ki hep alır. eğer bir gün sende yetmeyen olursan yerine başkası geliverir. bu tadımlık bir lokmada olur müptelası olunan bir lezzet. ve sen kucağında onun için biriktirdiklerin arkanda onun için yaptıklarınla kalakalırsın. ne acıdır ki ne arkana dönebilirsin nede önüne bakabilirsin. çünkü heryerde ona hazırlanmışlar vardır yada sunulmuşlar. her yerde o vardır birde değişmiş yüzü. böylemiymiş bu dersin nasıl olabildi dersin nasıl yapabildi. ve bir iç acısı kavurur içini nefes almaksa çok büyük lükstür. ağlamak ise imkansız dudaklarını ısırırsın yumruklarını sıkarsın ve sabır dileği dökülür dudaklarından ve bir de zaman küllensin diye. tabi zaman acıyı mı küllendirir yoksa acıdan yanan kalbini mi küllendirir orası senin şansındır...
kimbilir belki sende aldatırdın o yetmeseydi, istediğin gibi olmasaydı. ama bu seferkinde değil. çünkü bukez yetmeyen taraf sen oldun yetinemeyen değil. ama ya öyle olsaydın? yapabilir miydin ya? onun kokusunun sindiği çarşafa başkasını sarabilir miydin? yüzünü çevirip yanındaki yastığa baktığında başka bir surat görmeye öpme hissi uynadıran o tatlı pembelikte ki dudaklar yerine başka renk görmeye ve öptüğünde başka tat almaya? onun fısıltıları yerine başka fısıltılar başka kikirtiler duymaya??? olmaz be yapamazsın!!! yazıkki sen onla bütünleşmişsin benliğin onla dolmuşsun yapamazsın. o senin bitanen olmuştur nasıl elin uzanır ve yüreğin elverirki onu 2 tane yapmaya?? işte o yüzden hayatın zından olur zaman diye uyanırsın zaman diye uykuya dalarsın. bütün mobilyaları kıyafetlerini atarsın çünkü onun izi vardır. hele de çarşaflar giderken sen evden kaçarsın parka doğru açık hava belki bi nebze olsun nefes almanı sağlar ümidiyle. sen sen olduğun için işte hala ellerin cebinde zaman diye deli divane dolanıyorsun, çarşafına başka tenler saramayacak kadar aciz olduğun için yada tesselli diliyle sadık...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
yerçekimli karanfil
şey gibi, 'tembellik' meselesi gibi hani. çalışmak bir zaruret haline gelmiş olmsaydı, tembellik, olumsuz çağrışımları olan antipatik bir kavram olarak yer etmeyecekti zihinlerimize. tekeşli kafalar yaşamaya başlayan bir insan soyundaki çiftlerden tekinin gidip bir başkasıyla koklaşması, öpüşmesi filan da elbette, sevgiyi 'edinilmiş bir mülk' görmeye başlayan algımızda, sevimsiz bir eylem olarak yer edecek. birbirini doğuran kavramlar hep. sonra gelsin bunu bize nasıl yaparsın' kafası.

kafa dediğin çeşit çeşit.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
16
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın