aldatmak

2 /
ufkabakan81 ufkabakan81
gerçekleştiren kişinin illakin bir sebebi vardır, kendince haklıdır belki de. aldatılan konumundaki kişiye düşen tek şeyse göz yaşlarını içine akıtıp acısını kendi içinde saklamaktır. bu durumdan kazançlı çıkan insan ise aldatan kişinin yeni sevdiceğidir.
man on the moon man on the moon
aldatmayı etik olarak tartışmak, suçlu olanı aramak abesle iştigal etmektir kanımca.

insan doğası gereği karmaşık, her zaman dengede kalmak isteyen, fakat dengeyi dengelemek için yaptığı her hamlede kaosa doğru sürüklenen rekürsif bir yapıdır. aldatmak da bu rekürsif yapının rekürsif bir özelliğidir.

insan her zaman daha iyisini isteyen aç bir hayvandır. daha iyisine ulaşmak her zaman için amacıdır. önünüze iki ayakkabı markası konsa, biri giyilemeyecek kadar eski püskü, diğeri ise son yılların modası olsa iyi olanı, moda olanı tercih edersiniz şüphesiz. fakat bundan 5 yıl sonra yeni moda bir ayakkabı çıkarsa bu seferde giydiğinizi beğenmez, yeni modayı istersiniz. insan aç bir hayvandır, öyle bir hayvandır ki hatta iyiye(güzele) ulaşmak çabasındadır, sahip olmayı hedefler, sahip olunca da elde ettiğinin bilincine varmaz, değerini bilemez. hep daha iyisini ister.

bunu insan ilişkilerine dökersek, evet insan o zaman hep daha iyisini ister. o halde insan aldatır. doğru bir yargıdır. kendisine yeten kişi, kendisine verebileceğini verdikten sonra insan psikoloji artık onu normal bir nesne olarak tanımlar. "bana yeni bir şey vermiyor, bana yeni bir heyecan katmıyor. ama bana yetiyor." işte buraya monotonluk giriyor. artık o kişi sizin için evinizdeki bir masadan farksız. evinizdeki masa da size yetiyor, sizin ihtiyacınızı görüyor. ama daha çok işlevi olan bir masa, daha yeni bir masa, sizi daha çok mutlu kılabilecek bir masa var iken eskisini kim ister. bu bana yetiyor dahi deseniz yan komşunuza gidip o masayı gördüğünüzde içiniz cız etmez mi? o masaya bakışınız ona sahip olma duygunuzu körüklemez mi?
azami kırk çöp azami kırk çöp
aldatmak sevdiklerini yok saymaktır...sadece sevişerek aldatılmaz ayrıca sevdiklerimiz bazen sadece bir bakış, gülümseme ya da fikren düşünme bile aldatmaktır aslında...aldatmak sevgili dururken yastıkla boğuşmaktır...aldatmak tüm zilleri çalıp kaçma isteğinden başka bir şey değildir...
heyiyaif heyiyaif
kökü âl (hile)’dir. öztürkçedir.
“ tezgâh öğren, illerün aldanma âline, /disün görenler işüni peh peh kemâline”

isimden fiil yapan –da eki ile alda- fiili türetilmiştir. hile yapmak, kandırmak, şaşırtmak, tuzağa düşürmek, yanıltmak anlamında kullanılır.
“ ben senün ipün ile mekr kuyusına inmezem. beni aldayımazsın.”

aldağuç, aldatıcı anlamındadır.
aldatmak ise alda-mak fiilinin ettirgen halidir. günümüzde ise aşağıdaki anlamlarda kullanılır:
1. beklenmedik bir davranışla yanıltmak.
2. karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden, gereğince uyanık olmayışından yararlanarak onun zararına kazanç sağlamak.
3. birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek.
4. yanlış kanı uyandırmak.
5. ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak.
6. sadakatsizlik etmek, ihanet etmek.
7. oyalamak, avutmak.

bazı durumlar vardır ki kelimenin gerçek anlamı bütün olayı açıklar. sonuç olarak; herkes hile yapabilir, hilenin cinsiyeti yoktur. “seven aldatmaz” önermesi külliyen yalan olup sevgi sadece durup düşünmeyi, biraz daha dikkatli davranmayı yani işin içine biraz daha hile katmayı gerektirir. affetmek ya da affedilmek önemli değildir. zira, muhakeme yeri, kişinin vicdanıdır.
powerade suyuna yapılmış gazagelin çorbası powerade suyuna yapılmış gazagelin çorbası
seviyorum derler, yaklaşırlar, kandırmayı severler, hayatla dalga geçtiklerini sanarlar, eylencedir yaşam onlar için. sevildiler mi yazıktır sevene. evet ne kadar acı bir durum değil mi?

seversin sonuna kadar. sevdiğini söyler, herşeyi yapar gözükür. senin onu sevdiğinden fazla seviyordur seni sanarsın. yanılırsın ama çakmazsın olan biteni. gözün kördür, kısa sürede aşık olmuşsundur. hayat sana yeni birşey öğretmenin heyecanıyla senin ne derece kırılacağını, neler yaşayacağını düşünemeden sunar sana bu alman gereken en önemli derslerden birini. doğru kişiye yeterince güvenmek'tir dersin adı. geçmesi en zor derslerden biridir. hazırlıksız sınav olur ve biter anlamazsın. hayat güllük gülistanlık gider. sevgiline deliler gibi aşıksın ve o da sana tabiki. ölürüm uğruna dersin o da benim için ölür diye devam ederek. hayatın boyunca ağlamak için hiç bir sebebin kalmadığını ve onla tanıştıktan sonra hiç ağlamayacağını sanarsın. yanılmaların hayal kırıklıklarının büyüklüğünün derecesini belirler ve yıkılacağına farketmeden sanmalarına devam edersin. öyle görünür ki gözüne. hiç bir şeyden kuşkalanmana gerek yoktur. kuşku kelimesinin aklına gelmesine gerek bile.. sonunda o senin için doğru insan statüsündedir. senin hayatında tanışacağın tek, sana ayrılmış kişi; sen doğmadan önce rezerve edilmişsinizdir birbirinize. herşey böyle giderken büyüdüğünü farkedersin. günler geçer .. geçer... ne yaparsak yapalım ama birbirimizi aldarmayalım konuşmaları eskir dillerde ve kapanır o devir. "aldatma" kelimesini kaç defa kullandığını sayamayacak kadar olursun. ve yeter dersin. güveniyorum ben sonuna kadar. güvenmeyi öğrendim dersin kendi kendine. birine nasıl tam olarak güvenilir bunu sonunda yaşayarak öğrendiğini sanırsın. "yaşayacağım en büyük çelişki bu muydu?". sakın alay etme bu kadar kolay değil diyemez kimse sana. hızına yetişemezler, göremezler. senin anlattıklarınla büyülenirler o olağanüstü abartın içerisinde. düşmeden de yardım eli uzatılmaz ya, koşarsın ona en hızlı şekilde. yolda seni düşürecek tek bir tümsek tek bir çukur yoktur. koşarsın daha da hızlı. yaklaştıkça hızlanırsın. ve sonunda atlarsın kucağına ve aşıksındır gözlerini kaparsın öpersin onu. evet güvenin tamdır ve onun senin için tek insan olduğuna inandıktan sonra düşünürsün, pek uzun sürmez aklına takılan daha önce namusun kadar önem verdiğin konu. sadece ama sadece bir kişiyle yaşayabileceğine sonsuz inandığın şey ve ilklerini paylaşacağın kişiye olan güvenin. güvenin kazanır. aşıksın gözlerin kapalı. ve sonunda ilkin gerçekten onunladır. gülersin ona mutluluğu belirtircesine, güvenini onun atardamarına aşılarcasına. o da sana güler dudağının tek tarafını hafif kıvırarak. gözlerin kapalı ya göremez mutlu olursun. gözünü açtığın an; senin o düşündüğün ince süprizin, o süpriz için harcadığın emeklerin karşılığını en iyi şekilde aldığın andır. ararsın iştedir. alırsın eline bir poşet, içi bir sürü mum, gül, onun en sevdiği yemeğin tarifi bulunan defterin. koyulursun yola. taxici dolandırır yolları uzatır da uzatır bilir gibi. kavga edemeyecek kadar mutlu anahtarı çıkarır kapıyı açarsın. odadan sesler geldiğinde kalbin atar. ama aşıksın unutma hala gözlerin kapalıdır. bak bizimki televizyonu açık unutmuş heralde derken uydudaki o 18+ yayınları kapattıracağına dair verdiği söz aklına gelir. hafif gülümseyerek kızarsın. içeri doğru gidersin ve poşet elinden düşer. film sahnesi gibidir ama hiç bu kadar gözünden görememiş hiç bu kadar yaşayamamışsındır daha önce o duyguyu. yere çökersin yalvarırsın. tanrıya yalvarır gibi ellerini açarak. ağlarsın sessizce hıçkırarak. o tarif edilemeyecek kadar kötü halinde bile o bir kaç kelime dökülüverir ağzından. "aldatma"... "n olur aldatma...". sana karşı bakarak dona kalan 2 çift gözün karşısında ne söz vardır söylenecek ne de onların o yüksek sesli ve ateşli meşguliyetlerini bozmaya gerek..

işte güvenle ilgili herşeyi öğrenmişsindir şimdi. hayat sana en önemli dersi vermiş ve seni sonrakilerden korkmayacağın kadar güçlendirmiştir artık.
beybabacan beybabacan
sevdiklerini veya insanları, yanıltmak, hîle ve oyuna getirmek, kandırmak, iğfâl etmek, dolandırmak, sözünde durmamaktır.
kur'an-ı kerim'de aldatma, münâfıklara yakışan çirkin bir huy olarak belirtilmiştir. münâfıkların en belirgin özellikleri allah'a inanmadıkları hâlde, "inandık", diyerek başkalarını kandırmalarıdır. allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışan münâfıklar aslında kendilerini aldatmışlardır. allah mutlaka onların hîle ve aldatmalarını boşa çıkarır.
insanlarla olan ilişkilerde de dürüst olmak gerekir. başta alış-veriş olmak üzere her konuda başkalarını aldatmak ahlâksızlıktır. dünyada insanları aldatmak mümkün olsa bile, cenâbı hakk her şeyi kuşatan ilmi ile yapılanları bilecek ve ahirette bunun hesabını hilekâr yalancılardan soracaktır. bunun için asıl aldananlar, geleceklerini düşünmeden başkalarını aldatmaya çalışanlardır.

bütün bunlar düşünülerek, insanları aldatmamak en güzel olanıdır.
melodis melodis
kişinin egosunu pompalamak uğruna yaptığı eylemdir. başkalarını kandırmaya çalışırken; kendisinin yalanla gerçek arasında kaybolmasıdır.
ubiquitous ubiquitous
evveliyata ait girileri okuyunca, tu kaka bir eylemmiş gibi beynime kazınır gibi oluyor aldatmak lakin işbu davranışın tabu olmaması gerekliliğini savunup durmuşumdur hep. yalıtılmış bir sistem olmasın ilişki; açık olsun dışarıya, rekabete. sevdiğini elinde tutmak isteyen de ayağını denk alsın! ne gibi? az buçuk kendine baksın, partnerini hali hazırda avcunda tutuyor olduğunu düşünerek koyvermesin kendini. herkesin, her şeyin bi alternatifi var; yaşıyoruz bunu. bunun yanında, alışkanlık baş gösterdi mi herkes yenilik arar; bu da bi gerçek. örneğin: 2005'in kışında aldığım dizüstü, şu an çok hıyar görünüyo gözüme! hoş, garibanın kendini yükseltme gibi bir olanağı yok ama insan oğlu için durum farklı. özetle: aldatılmak istemeyen, tek düzeliğe baş kaldırsın, her gün tekrar sevdirsin kendini muhatabına.
esdora esdora
bir anlık gafletle yapılan ve belki de yapıldığı anda pişmanlık duyulan şeydir ama geçmiştir, bitmiştir artık. deniz arcak'ın şarkısındaki gibi * " bir heves uğruna, sen seni benden ettin.."
jamesdean jamesdean
aldatmak, aslında aldatmak tam olarak nedir? veya neyden dolayı sebebiyet verir? insan sadece aldatıldım, canı cehenneme vs... gibilerinde aldatanı suçlarlar. peki hiç aldatılan insanda suç yok mudur? buna bazı zamanlar cevap aramaya çalışırım. aslında bir ilişkide artık heyecan kalmamışsa veya bir taraf diğer tarafa karşı soğuk oluyorsa, aldatma ve aldatılma kaçınılmaz oluyor. belki hatun kişisi erkek arkadaşını çok seviyordur. ancak kendisinin soğuk bir yapısı vardır, belkide bu yüzden sevgisini pek öyle belli etmiyordur. adam ilgisine karşılık alamayınca, soğur ve başka yerlerde bunu arayabilir. aslında örnekler sürekli olarak uzayıp gider. duygular bitmiştir, bir anda başkasına aşık olunmuştur vs... bir gecelik kaçamaklar bile böyledir. iki cins arasında bir çekilme olur. bir anda sadece seks için bir araya gelirler. belkide aldatanın içinde sevgilisine karşı eşşek yükü gibi bir sevgi vardır. ancak bir anda başka bir erkek yada kız onu çeker. bu duygusal değil, bedensel bir istek olur. aldatmak bir maceradır, başka bir şey aramaktır. bir çok defa aldattım ve yine tekrarlayacağım bunu biliyorum. ancak halen nedenini bulabilmiş değilim.
kesme şeker kesme şeker
bir insan sevdiği bir insanı neden aldatır ki...ya da sevmese bile bunu yapmaması gerekir.aldattığı zaman karşısındaki insanı hiç düşünüyor mu acaba?o insanın ne durumda olacağını ya da ne durumlara düşeceğini.aldatan bunu hiç düşünmüyordur.o sadece bir günlük heves ya da zevk uğruna karşısındakini incitiyordur...
2 /