alevi

anabacı vokke anabacı vokke
heterodoks bir inanç biçimi. şiilikle sık sık karıştırılır ama iran'daki şeriatı çıkartan şiilikle uzaktan yakından alakası yoktur. şiilik de ne kadar batıni de olsa daha kitabi bir ekoldür. aleviliğin pek kitabı da olmamıştır açıkçası. türklerin orta asya'dan getirdiği şamanist ritüellerden de izler taşır, kürt alevilerde de kürtlerin islam öncesi inançlarından izler de... genelde yaşadıkları yerlerin hristiyan adetlerinden ve azizlerinden de etkilenmiştir. misal dersim'deki duzgun bava muhtemelen heretik bir ermeniydi. hikayesinde anlatılan hac ziyareti de muhtemelen mekke değil hristiyanların anadolu'daki kutsal yerlerinden birisiydi.

mesele alevi ya da alevi karşıtı olmaktan öte bir şey artık. bizim tarih kitaplarından bilimsel ve objektif bir tarih anlayışı çıkmayacağının ıspatı şu entri. bakın sorun bilgi değil yöntem sorunu. kavramları doğru opere etme sorunu:




aleviler osmanlı'ya çok ciddi başkaldırılara girişti, bu doğru. ebussud ve imadi efendilerin fetvalarıyla katlivacip de oldular, bu da doğru. ama meseleyi kabaca böyle koymak hiçbir şeyi açıklamıyor. siz bir nedensellik çerçevesinde ve kavramları yerli yerine oturtarak hiçbir şeyi açıklamıyorsunuz. sadece "osmanlı'ya isyan ettiler imadi de fetvayı verdi" diye bir şey söyleyip, insanlardan pozisyon almasını bekliyorsunuz. kardeşim ben ne bileyim, belki de osmanlı çok isyan edilesi bir devletti. olmadığını ıspatlayacak herhangi bir şey söyleyebiliyor musunuz? yöntemsiz söyleyemezsiniz zira...

bir kere halk ve devlet kavramlarını doğru kullanmak lazım. devlet egemenlikle ilgili bir şey, halk ise daha çok nüfusla ilgili. biliyorsunuz o dönemin devletlerinin egemenliği halka dayandırmak gibi bir derdi yok. bunlar hep fransız devrimiyle birlikte gelen şeyler... o dönemin hükümdarları egemenliklerini tanrıdan ve soylarından aldıklarını iddia ederlerdi. egemen oldukları kitle de "vatandaş" yada "halk" değil tebaaydı. tebaa da adı üzerinde o hükümdara tabii olan insanlardı. şimdiki gibi net sınırlarla çizilmiş ulus devletler de yoktu. osmanlı sınırları içerisinde eflak'ta macar kralına tabi olanlar olduğu gibi başka devletlerin sınırları içerisinde islam halifesine tabi olanlar da olabiliyordu. yani sözgelimi şehzadeler şehri manisa'dan bile "şaha giden" köylüler vardı. çünkü osmanlı padişahını tanımıyorlar ve vergi vermek istemiyorlardı...

devlet ve halk günümüzde bile birebir aynı tepkileri vermez ki ulusal eğitim, ulusal medya, ulusal kamuoyunun olmadığı bir dönemde hiç vermez. günümüzün askeri teknolojisi ve kolluk kuvvetlerinin imkanları da daha güçlü olduğu için günümüzün devletleri egemenliğini tanımayan kitlelere zorla tanıttırabilir. ama o dönemin devletinin elinin kolunun her yere uzanabildiğini de düşünmeyelim. feodalitenin ve küçük beytliklerin egemen olduğu o çağın en güçlü, en merkezi ve en geniş sınrlara hükmeden devleti osmanlı devletidir. ama onlar bile dersim'de kendi vergi memurlarıyla vergi toplayamamışlardır mesela. onun yerine kürt ağalarından rica etmişlerdir. dersim'deki ağalık da toprak mülkiyeti üzerinden değil devletin vergi memurluğu üzerinden gelişmiştir.

birincisi alevi katliamları denilen şey, en azından ilk isyanlar döneminde bizzat devlet eliyle yapılan katliamlardır. sivas, maraş ya da o dönemin avrupa'sındaki yahudi pogromları gibi sivil halk kitlelerinin mobilizasyonuyla yapılan şeyle değildir. zaten aleviler asıl olarak göçebe türkmen aşiretlerinden oluşmaktadır. ne yapacak işindeki gücündeki köylü? yaylada gidip alevi mi kovalayacak? işin açığı müslüman ahalisinde de pek sünni nüfus yoktur o dönem için osmanlı devletinin. dönemin venedik elçisinin istanbul'dan gönderdiği bir mektupta "anadolu'da dört haneden üçünün kızılbaş olduğu" bilgisi geçilmiştir. verilen oranın abartılı olduğunu düşünsek bile müslüman ahalinin çoğunluğunun alevi olduğu ve şaha bağlı olduğunu görebiliyoruz. dönemin gaza yapamayan, devlet görevlerinden uzak tutulan, yerleşik yaşama ve düzenli vergiye zorlanan göçer türkmen aşiretlerinin durumu biliniyor. ama ta datça'dan, manisa'dan "çift bozup" şah'a giden yerleşik köylerin olduğu düşünülürse durumun ciddiyeti daha iyi kavranır. yani burada hangi osmanlı halkı alevilere tavır almıştır bir soru işareti... ama yavuz'un ağır ateşli silahlarla donanmış ordusunun alevileri tepelediği kesin. yani ebusuud efendi fetvasını verdiği dönemde onu takan pek müslüman yoktu osmanlı topraklarında. şah ismail'in söyledikleri daha bağlayıcıydı halk üstünde muhtemelen...

sonuç olarak osmanlı'nın sünni bir halkı yoktu, osmanlı bunu yarattı. yerleşik hristiyan nüfusu ihtida ettirerek, yerleşik bektaşileri sünnileştirerek, göçebe türkmenleri de diyar diyar sürüp, boyun eğdirerek, boyun eğdiremediğini katlederek sünni bir tebaa yarattı. kendi tebaasını kendi yaratmış olan tek ortaçağ devleti osmanlılar olabilir bu arada... malumunuz o zamanlar toplum mühendisliği diye bir şey yoktu.

ama şurası kesin, yavuz tahta çıktığı zaman sünni bir sivil desteği olsaydı günümüzde tek bir alevi yaşamıyordu bu topraklarda. dolayısıyla osmanlı halkına ihanet etiler demek kıçından element uydurmak oluyor. ama osmanlı devletine başkaldırdıkları doğrudur, buna ihanet diyip dememek de nereden baktığınıza göre değişir.
bu başlıktaki 255 giriyi daha gör