alevi sünni evliliği

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
varolmanın dayanılmaz hafifliği
diğer insanların saplantıları uzakta tutulabilirse; mutlu evlilikler, farklılıkları özümsemiş çocuklar yetiştirecek ilişkidir. ihtiyacımız olan şey de zaten bu uzlaşmanın ta kendisidir.

bu ilişkide yaşanması muhtemel problem, çoğu ilişkide yaşananla özdeştir aslında. karşımızdakini olduğu gibi kabul edememek... onun değişmesini, hatta bizden olmasını beklemek. oysa önceyi atmalıdır sevenler. iki kişi birlikte "biz" olmanın çaresine bakmalıdır.

bu noktada çuvaldızı kendimize batırmak istiyorum. bu tarz ilişkilerde genelde alevi kardeşlerimiz azınlıkta kaldıkları için, sunnilik onlara okulda din kültürü derslerinde falan gayet güzel dayatıldığı için mezhebimize yabancı değildirler, saygısızlık da etmezler. mesela onlar oturup "cami'de mumsöndü oynuyorlar." gibi rezilce şeyler söylemezler. biz onları hakir görürüz. tanımaya çalışmayız. tarih boyunca baskılar uygularız. sözgelimi balıkesir ilinde alevilere "tahtacı" denir. sebebi şudur. osmanlı devleti zamanında eziyetlerden dağlara kaçmışlar yahut bizzat devlet eliyle oralara yerleştirilmişlerdir, yani gözden uzağa... bugün bile bir arkadaşım işyerinde " sen alevisin, kuyruğun var mı?" sorusuyla karşılaşmışsa; o anneler babalar kızlarını verirken düşünmekte bin kez haklıdırlar.

bir yaklaşsak birbirimize, önyargılarımızı atsak, cenneti- cehennemi yaradan'a bıraksak... göreceğiz ki yok aslında birbirimizden farkımız.

"yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine
bu hasret bizim." dememiş mi "şairimiz nazım"?
sayenizde
bu evlilik, olamaz asla!
çünkü;
alevinin kanı kırmızı değildir, yemek yerine sadece insan eti yerler. etten ve kemikten yaratılmış değillerdir. ruhları ve sinirleri yoktur. uzay boşluğunda yaşarlar. sevmeyi bilmezler, kalpleri yoktur çünkü. analitik değillerdir, problem olarak kalmayı isterler. suda çözünemezler, cümle içinde kullanılamaz ve iyonik bağlarla da bağlanamazlar. (!)

he habelkader alevilerle evlenenler de, asla mutlu olamazlar.
50 karakter barındırmam kişilik sahibiyim ben
iki farklı mezhepten insanın evlenmeye karar vermesi ile birlikte "kesinlikle olmaz!" nidaları yükselir ailelerden. "peki neden?" sorusunu sorduğunuzda ise alacağınız cevap "olmaz işte!"dir. dilediğiniz kadar kendinizi paralayın, karşınızdakilerden mantıklı sebepler sunmalarını isteyin, çabalarınız beyhude olacaktır. böyle durumlarda yapılması gereken, sevdiğinize sımsıkı sarılıp "ben sevdiceğimden vazgeçmem! hele böyle zavallı, tutarsız ve mantıksız bir nedenden dolayı hiç geçmem!" deyip aşkınıza sahip çikmaktır. ortalık durulup, mutlu olduğunuz fark edilince, birçok "toplum baskısı dolayısıyla ben de toplumun önüme koyduklarını savunurum" fikrinden yola çıkılan eylemde olduğu gibi, herkes olaya alışacak, onca tantanayı cümbür cemaat onlar çıkartmamış gibi toplu bir riya havasına bürünülecek, gökten üç elma düşecek sevenler erecek muradına... da insanlar ne zaman koyun psikolojisinden sıyrılacak acaba sorusu sorulmaya devam edecek.
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın