alevilik

1 /
ho amca ho amca
türkiye'de çok sevgili sunnilerce dışlanan kız verilip alınmayan mezheptir. osmanlı zamanında alevilerin katledilmesi ile ilgili fetvalar verilirken türkiye cumhuriyeti zamanında devlete inanılmaz bir bağlılığın nedenini merak etmekteyim.
baruch baruch
şiilikle teorik inanç benzerliğinin dışında hiçbir benzerliğinin olmadığı, anadoluya özgü başta ortaasyadan anadolu topraklarına getirilen şamanist kültür olmak üzere birçok rengin karıştıgı kültürel bir zenginliğimizdir.türk ecdadı olarak anılan osmanlılar devrinde, türkçe konuşan şah ismaili destekledikleri için farsçadan şaşmayan türk(!?) padişahı yavuz tarafından kıyıma uğratılan ve boşaltılan türkmen yerleşkelerini gene türklük adına aşiretlere vuruş hakkı veren bir devri yaşadıktan sonra kurulan yeni cumhuriyete sıkı bağlılık gösteren laikliğin mihenk taşlarından biri olan bir topluluktur bu.birilerini sanırım huylandırdığından olsa gerek büyüklerinden aldıkları flamalarla vazifelerine devam etmektedirler.ama bu flama asla hilafet bayrağı olamayacak.
şevket i bostan şevket i bostan
türk kültürü ile yoğrulmuş şii meshebinin bir kolu. anadolu kültürü dışında yaygın değildir, mevlevilik, bektaşilik ile yoğrulmuştur. alevilik osmanlı döneminde türkmen boylarda yaygındı, osmanlının yerleşik düzene geçmesi türkmen aleviler için bir sorun oluşturdu ve devlet ile mücadeleleri o zamanlar başladı. asimilasyon hedefli iskan politikaları bu devlet karşıtlığının artmasına neden oldu. iran'da hakim olan şii yönetime yanaştılar ve bir dönem osmanlı'nın en büyük düşmanının iran olması nedeniyle osmanlı devleti için büyük bir sorun haline geldiler.

aleviliği taha akyol %80 türklük %20 islamiyet olarak tanımlar sunniliği ise %20türklük %80islamiyet olarak. bu konuya osmanlı ve iran da mesheb ve devlet adlı kitabında değinen yazar bu dönemdeki alevilik ve türlük kavramları ile örneklendirme yaparken şiiliğe ve aleviliğe yakın olan iran'ın osmanlı ile savaşlarında orta asya'dan kalma savaş metodları eski silahlar kullanırken osmanlı'nın tamamen farklı metodlarla savaştığını belirtir.

pir sultan abdal'ın öğrencisi olan sivas valisine içinde hiç şah kelimesinin geçmediği bir şiir isteği üzerine her kıtasında şah kelimesi geçen "ben şah'a giderim!" sözünün tekrarlanması da bu yakınlaşmanın ve alakanın bir başka örneğidir.

alevilik son zamanlarda başka bir gurup olan kürtçü gurup tarafından sömürülmek istenmekte ve özellikle kürt alevilerinin alevilikten ziyade kürt kimliklerinin ön plana çıkarılmasına çabalanmakta, ırk ve ulus kavramları ile bağdaşmayan alevilik öğretisi buna temelde karşı çıkmasına rağmen bazı çıkarların bazı guruplar için -genel konuşmuyorum- ortak olması kürtçü düşüncenin alevi düşünceden destek alması ile sonuçlandırmaktadır.

son olarak gündem de olan "hz ali'yi sevmek alevilikse ben de* aleviyim!" sözüne cevap olarak bir vakıf başkanının alevi olmak için "anneniz babanız alevi olmalı!" sözü sunniler ve aleviler arasında ki sorunlarda suçlununu tek taraflı olmadığının bir göstergesidir. anneden babadan çocuklara geçen bir inanç yahut düşünce sistemi kim tarafından kabul görür? böyle kapalı bir düşünce eğer genel anlamda anadolu alevilerinde var ise bu çatışmanın sonunun gelmeyeceği çok açık.
ihak ihak
islâm dininin mezheplerinden bir tanesidir. inanç sistemleri açısından hanefi, şafii, maliki ve hanbelilerden, ayrıca maturidi ve eşarilerden farklılık gösteren ritüelleri ve gelenekleri bulunmaktadır. türk toplumunun vazgeçilmez parçalarıdır bu mezhebin mensupları.
eksiksizuyum eksiksizuyum
günümüzde acı bir biçimde mezhebe indirgenmeye çalışılan şey (şey ama ne? bana göre ne olduğunu girinin sonunda söylerim)

ortada şöyle bir gerçeklik vardır ki alevilik, hacı bektaş ı veli'nin önayak olduğu bektaşilik tarihi ile örtüştürülmeye, hatta onunla başlatılmaya çalışılır ki, bunda da başarılı olunduğu gerek sözlükteki girilerde, gerekse internet dışında yazılan, çizilen konuşulan şekliyle görülebilmektedir.

ilk yanlış şudur: aleviliğin "hz ali'yi sevmek" olduğu söylenir; ama alakası yoktur. alevi sözcüğü, "alevden gelen", "aleve tabi" anlamındadır ki, bu da "ışıktan gelen", "ışığa tabi" şeklinde yorumlanabilir. alevi inancının özünü iyiliğin timsali olan "ışık", islami açıdan bakarsanız da "nur" oluşturur.

alevilik tarihi islamla beraber başlamaz; hıristiyanlık öncesinde de alevi inanışların, ritüellerin olduğu, günümüzde biçim değiştirse dahi özünde aynı kalarak devam ettiği biliniyor.

kimi araştırmacıların vardığı sonuca göre alevi inancı hıristiyanlık gelmeden önce anadolu'da var idi. ancak, hıristiyanlığın roma'nın resmi dini olarak kabulünden sonra aleviliğin "isa'nın yolundan sapmışların inancı" olarak görülmesi ile aleviler üzerinde muazzam bir baskı kurulması, katliamlar yapılması neticesinde alevilerin göçe zorlandığı, avrupa'ya gittikleri de iddia ediliyor. hatta fransa'da bir dönem yaşamış ve hepsi engizisyon mahkemeleri'nin kararıyla katledilmiş bir güruhun aleviliğe çok benzer bir yapıda oldukları, onları katledenlerin yazılı kaynaklarında dahi geçmekte. hatta aynı kaynaklar, aleviliğe atılan mum söndü iftirasının menşeini de kendilerine, yani bağnaz hıristiyan inancına bağlamakta (zamanın papasının bu hususta çok emekleri var; mezarında ters dönsün).

anadolu'ya türklerin gelişiyle beraber bir süre rahat nefes alan aleviler, yavuz sultan selim döneminden bugüne kadar ve halen katliamlardan başını kurtaramamıştır.

şimdi soralım: aleviler kimlerdir? türk müdür? kürt müdür? yoksa fransız mıdır (olur olur)? yani millet midir? yoksa alevilik bir din midir? olmadı, mezhep midir?

bence bunların hiçbiri değil.

anladığım kadarıyla alevilik, yaradılışa insanların getirdiği bir yorumdu. buna göre herkes can verenin, yani hakk'ın bir parçası idi ve bu dünyadaki hayattan sonra o'na yürürdü. zamanın alevileri, hıristiyanlığın cenderesi altında kendi inanışlarını sürdürebilmek adına onların inancını kabul etmiş gibi görünmüş olsalar da esas düşüncelerini kaybetmemişler.

islamiyet'in gelişi ile de aleviliğin aynı şeyi yaptığını söyleyebilir miyiz? yani "müslümanım" diyerek kendi inanış tarzlarını mı yaşıyorlar? sanırsam iş böyle başlamış ama, sonunda çok büyük bir çoğunluğu müslüman olmuş.

günümüzdeki alevilik anlayışı büyük ölçüde islamiyet inancı içinden çıkmadan, eskiden gelen "inanış geleneğinin" sürdürülmesi diye düşünüyorum. alevilerin çok büyük çoğunluğu allah'a ve o'nun peygamberi hz muhammed'e iman konusunda taviz vermezken, ibadet biçimleri gelenekten gelen şekille sürmekte gibi duruyor.

yani alevilik artık din de değil, herhangi bir milletin devamı da değil.

benim için ise alevilik, yok edilmeye çalışılan, yazılı kaynakları yakılmış, o yüzden sözlü olarak gelecek kuşaklara aktarılmış, dolayısıyla arada tahrif edilmiş, hem içindeki, hem de dışındaki insanlar tarafından yok edilmeye, mezhebe indirgenmeye çalışılan hayat görüşümdür, tarihimdir, değerimdir. ama bu değer, dedelere yüz sürmekle de korunmaz, "alevi olunmaz, alevi doğulur" sözüyle de... iyi olan geleneğe bağlı kalınıp, kötü olanı savuşturmakla, içini pir-ü pak etmekle korunur.

hem bunca sene yok etmeye çalışmışlar da becerememişler, bundan sonra nah becerirler.

[icabında giriye devam ederim.]
asosyal demokrat asosyal demokrat
neyin hak olduğuna sadece başkaları dedi diye inananlar ve bok atma çabası içinde kıvrananlar için elbette hak mezhep değildir. hakkı kimin belirlediği nereden alınan bir ölçüttür? neye dayanarak hak olur bir şey? böyle şeyler yazmak benim hakkım mı mesela? evet hakkım, hak yazarım ben de. hak.
nizam nizam
hak mezhep olup olmadığı üçüncü şahısları ilgilendirmeyen mezheptir. öncelikle her mezhep hak mezhep olduğunu iddaa edebilir, zira her mezhep doğru olduğuna inandığı yolu takip etmektedir. diğer yandan bir insanın kulaktan dolma bilgilerle bir inanç sistemi hakkında ahkam kesmesi sadece komiktir, halt etmektir.

ayrıca alevilik sadece aliyi sevmek değildir, ezilenin, doğrunun yanında yer almaktır, taraf olmaktır. sen hem aliyi seviyorum diyeceksin hem ona ve ehli beyte yapılanlara sessiz kalacaksın, sonra da "alevilik aliyi sevmekse, ben de aleviyim" diye geyik yapacaksın. (bkz: yok artık daha neler)
seanpenn seanpenn
alevilik kötü bir şeydir. mesela top oynarken salondaki vazo'yu kırmak gibidir. alevilik kötü bir şeydir. mesela yemek yaparken yemeğin altını yakmak gibidir. alevilik kötü bir şeydir. mesela toplum içinde burnunu kurcalamak gibidir. alevilik kötü bir şeydir. mesela alevi olmak gibi. (!)...
..peki insan olmak nedir. işte en kötü şey o'dur. dünyanın en pis, en acımasız, en vicdansız mezhebi aslında insanın kendisidir. sırf isimler üzerinde durarak yaşayıp, insanları sıfatlarına göre değerlendiren varlıktır insan. soyut düşüncelerden kurtulamayan somut biçimde yaşayamayandır. insan kötü bir şeydir, tıpkı alevilik gibi(!).
..güner ümit'de bir insan'dı aslında. o'nun da hataları vardı..insanları insan olarak görmeye başladı artık..her toplumun-mezhebin iyi yada kötü yanları vardır..ama önemli olan insan gibi yaşamaktır...insanların din ve vicdan özgürlüğüne karışmamaktır...ister alevi olsun,ister şii olsun ister ateist olsun artık insanları sınıflandırmaktan,karalamaktan vazgeçmedikçe ve onlara saygı duymadıkça sizde alevisiniz,siz de kötüsünüz(!)...

not:
nizam nizam
neden "mezhep midir?" sorusuna bu kadar takılıp kalındığını anlayamadığım inanç sistemi. üstelik ben yazımda mezhep kavramı ile ilgili bir tartışmaya girmemiştim bile çünkü bu konu aleviler arasında da tartışma konusudur. ayrıca bütün mesele mezhep olup olmaması mıdır? adı mezhep olmasın da yol olsun ne olacak? ama ben kime anlatıyorum ki, zaten söylenmek istenen apaçık ortada "aleviliği islam dışı olarak nitelendirmek", mesele mezhep kavramı falan değil (zira öyle olsa sadece mezhep değil denir ve gerekçeler sıralanırdı, hak olup olmadığı tartışılmazdı ki ona da sadece allah karar verir)

bu noktada benim de aklıma bir soru takılıyor, neden doğrudan "alevilik islam dışıdır" demeye diliniz varmıyor? yoksa onun da altında bahsettiğiniz ayar yeme korkusu mu yatıyor?

müslümanlığın temel şartı kelime i şahadet değil midir? onun da içeriği allah'tan başka ilah olmadığına ve hz. muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna inanmak değil midir? alevilerin bir işe başlarken "ya allah ya muhammed ya ali" demesi yetmiyor mu size? aleviler ramazan orucu da tutarlar, zekatta verirler, namaz kılanlar da vardır. dahası bu konularda islamın diğer kolları gibi kesinleşmiş yargıları yoktur. ibadetleri daha çok geleneklerle şekillenir. ama yok beyimiz tespit yapmış, din dışı değilmiymiş? ufkumuzu genişlettiniz gerçekten. kardeşim bırakın da o kadarını aleviler düşünsün. adı üstünde inanç bu. size mi kaldı islam dışı olup olmadığına karar vermek?

not : insanların inancına yönelik cahilce ithamlarınızdan dolayı haklı olarak gördüğünüz tepkilere karşı, ayar verme kaygısına düşmemenizi dilerim. bu konular çok hassastır. benim de naçizane tavsiyem yazarken niyetiniz güzel olsun, cümle kurgunuz yazdıkça düzelir, güzelleşir ama insanın kalbindeki çirkinlik kolay kolay düzelmez.
gülüsevdimdikenibattı gülüsevdimdikenibattı
alevilik, esasında birçok bilim dalının bu alanda ortaya koyacağı pek çok kayda değer bilimsel verinin etraflıca incelenerek yine ortaya çıkan bu sonuçlar etrafında açıklanabilecek, bunun dışında yapılacak muhtemel tüm tanımlamaların yarım ve hatta değersiz kalabilmesi olası, büyük bir tarih ve düşünüş hazinesidir.

alevilik, bilinmezlikle-bilinenin, geçmiş ile günümüz gibi tüm karşıtlıkların incelenmesi ile ortaya daha net çıkarılabilinecek bir inancın adıdır. insana dair her şey gibi...

ve aslında alevilik ve bektaşilik mevzusu bir çok görüş açısından günümüze değin tanımlanmaya ve sınırları konmaya çalışılmıştır ki alevilik gibi bir inanç yapısını sınırlamaya çalışmak, sanırım bu inanca karşı yapılagelmiş en önemli haksızlıklardan biri olmuştur; öyle ki çeşitli siyasi akımlar, ister sol isterse sağ akımlar olsun alevilik olgusunu ya daha çok kavimsel örüntülerle, yada sadece büyük ölçüde ezilmişlerin inancı noktasından hareketle açıklamaya çalışa gelmişler, bu da aleviliğin aslında özünde barındırdığı bu iki bağıntısından da uzak kendi içinde farklılaşan bir inanç haline gelmesine neden olmuştur. tabiki buna neden olan birçok etkeni göz ardı etmemek gerekir. ancak sebepleri, bir takım olay ve olguları ya da kullanılabilecek herhangi bir veriyi tek başına değil de mukayeseli bir biçimde irdeleyerek bu zengin kültürü açıklamaya çalışmalıdır; çünkü alevilik mefhumu pek çok nedenle ve pek çok değişik bölgede kendisine farklı asabiyyetler belirlemiş ve deyim yerindeyse farklı yataklarla yoluna devam etmiştir, coğrafyanın genişliği de göz önüne alınırsa bu daha iyi anlaşılmaktadır.

kısacası birçok unsur ve bunun üzerinden giden tartışmalarda, inancın, tüm yönleri ile ilgili detaylandırmadan, genel kanılara ya da yargılara varmamak gerekir, ki bu tüm inançlar için söz konusudur. tıpkı görünen ile görünmeyen , zahir ve batın arasındaki ilişki gibi. özellikle bu tür inanç yapılarında, (islam dairesi içerisinde değerlendirilecek olursa) bilhassa tasavvuf örüntüsünün bir nevi inancın merkezi haline getirilmiş olan inanışlarda, bu iki kavram açıklanması zor denklemleri beraberinde getirir ki alevilik tarihine geniş anlamda bakıldığında hetorodoksi tüm inanç yapılarında görüldüğü üzere çağdaşları tarafından anlaşılamamış bir çok inanç önderinin, birtakım eziyet ve zulme maruz kalması ile beraber inanca mensup insanların ise hor gürülme, dışlanma gibi sosyal hayattan tecrit edici davranışlara maruz kaldığı bir inanç tarihine sahiptir. ve bu bir çok şeyin daha da gizli kalmasına dolayısıyla durumun daha batın bir hal almasına, sır gibi kavramların inancın en önemli temel taşlarından birisi olmasına neden olmuş ve bu bir nevi zorunlu tecride ister istemez hizmet etmiştir.

görüldüğü gibi yelpazeyi geniş tutmakta ve bu geniş düşünüşlü inancı değerlendirirken daha perspektif bir açı ile düşünmekte önemli yararlar var aksine bu, ne adı geçen inanca ne de insanlık tarihine bir katkı getirir.
1 /