alfredhitchcockunbeynininkaranlıkdehlizleri

1 /
tekel savaşçısı ahmet abinin yeğeni tekel savaşçısı ahmet abinin yeğeni
23 haziran 1934 günü mussoliniden gelen davet mektubu sonucu italyaya gittim. o dönem hitlerin yanında danışmanlık yapıyordum. kendisini de orada tanıdım, mussolininin danışmanıyla. 1936 yapılacak hitler mussolini ittifakının temellerini o gece birlikte romada bir otel odasında attık. görüşmelerimi tamamlayıp berline döndükten sonra 2 yıl görüşmedik. 36da roma-berlin mihverini kuran anlaşmaya imza atılırken hitlere ben o mussoliniye o uzatmıştı kalemleri.

1940 yılına kadar sık sık görüştük ve mektuplaştık. sonrasında italya'da karışan durumlar neticesinde sıcak çatışmalara girdiği haberini aldım. en son 1943 yılında mussolinin yanından ayrıldığını, moğolistan'a ata yurduna gideceğini, oradan dönüşte tuna nehrinde yıkanıp anavatana döneceğini yazan mektupta "bu adamı yakında öldürürler, bana gelmez bu işler, yurda dönüp sosyalist takılacağım, bir gün zengin olursam yüce türk milleti için tekrar tarih sahnesine çıkarım." cümlesi de vardı.

o mektuptan sonra bir daha görmedim, birkaç ay önce burada karşılaştık. altılıyı tutturursam seni yazıtlara götüreceğim ve milli mücadeleye orada başlayacağız, solculuk, komünizm falan hoş şey ama fakirlere göre dedi.
portatif düşün portatif düşün
insan sıfatını birilerine kullanmakta hep çok cimri davranmışımdır. alfred için rahatlıkla kullanabilirim sanırım. bir arkadaşıma grilerini okuduğumda "vay be kaldı mı böyle sevenler" dedirtecek kadar güzel aşık olmuş, güzel sevmiş, şahsım gibi ahmed arif hayranı, hoş sohbet kişi.. incir rakısı müptelası ve daha nice nicesi...sözün özü güzel arkadaştır işte tanışın kaynaşın
tekel savaşçısı ahmet abinin yeğeni tekel savaşçısı ahmet abinin yeğeni
kendisiyle gezi parkı döneminde direnirken tanıştık. ben de ilk 3 gün destek vermiştim fakat sonrasında olaylar sarpa sarınca ön saflardan gerilere doğru yol aldım.

alfred o sırada bana "yoldaş gel 1 hafta daha direnirsek hükümet düşecekmiş" dedi ve beni önlere doğru çekmek istedi.

kendisine "moruk bırak bu işler boş gel bak çadır madır ayağı yolumuzu bulalım arkadaşı aradım bize bi 3lü çözecek, dilanların çadır boşmuş" dedim.

"yok ben 5 gün daha direneceğim devrim kanla yazılacak" dedi.

eminim şu anda o da pişmandır dilanların çadıra gelmediğine. hükümet düşmedi ama o gün dilanlar düşmüştü.
tekel savaşçısı ahmet abinin yeğeni tekel savaşçısı ahmet abinin yeğeni
aynı mahallenin çovuğuyduk ama o birqz haylazdı. ben severdim yine de ama annem sevmezdi. "kaç kere dedim sana takılma şu alfrede seni de kendine benzetecek" diye uyarırdı neredeyse her gün. cevap verip alfredi savunduğumdan terlik yemişliğim çoktur.

ergenliğimiz zor geçti. ikimiz de canımıza tak dedi mi evi terk ederdik ya da bir şekilde evden kovulurduk. ikimizden birisi kovulmadıysa o onda kalırdı ama çoğunda birlikte garda ya da parkta bankta yattık.

aşka ve sevdaya inancı hep vardı. güzelliğe inanıyordu. ben çoğunlukla dalga geçerdim bu huyuyla ama o yanından ayırmadığı defterine şiir karalardı boş zamanlarında.

şiirleri başlarda hayali bir karaktereydi. bir gün o kara gün gelene kadar. parkın kör noktasına çökmüş bakkal aldığım tek sigarayı içerken koştura koştura geldi yanıma. sigara var mı lan dedi, diğer teki de ona uzattım. bir of dedi ilk nefesten sonra. noldu lan dedim. aşık oldum tekel aşık oldum oğlum. o şiirlerdeki kızı buldum dedi.

nazan. mahalleye yeni taşınmıştı. küt ama dalgalı sarı saçları kupu gibi boynunu ortaya çıkartmak için kısa kesilmişti sanki. koyu mavi gözleri vardı. gördüğüm an içimden bir ahhhhhh dedim. kurallar basitti. önce gören alırdı. diğeri için artık yengeydi. sen alamadın ben deneyim yoktu. bir kişi deneyecek diğeri de yardım edecekti.

ne alfred ne de ben nazana göre değildik aslında. o varoşun toz kokulu sokaklarındaki iki delikanlıydık biz. dizilerdeki fakir ama yakışıklı olmayan kişiler. kendi içimizde bi albenimiz vardı tabi.

alfred ne yaptı etti nazanla tanıştı, kaynaştı. bir gün dondurma yemeye davet etti. cornettonun cornetto olduğu zamanlar haa. herkes alamıyor. biz de alamadık zaten. abdullah abiden rica ettik, borç yazdı 1 milyonunu. alfred ve nazan önce dondurma yedikten sonra mahallede ve çevresinde bisikletle gezmişler. 1 saate yakın hem sohbet etmişler hem bisiklete binmişler. mahalledeki tüm çocuklar şaşkın.

ben o gün aile ziyaretinde olduğum için göremedim maalesef. eve geldiğim an kardeşim yetiştirdi ama haberi. abiiii alfred abi nazan ablayla bakkalın karşısındaki duvarda oturdu dondurma yedi, sonra geldi benden senin bisikletini istedi, baya gezdiler mahallede. haberi alır almaz anne terliğini giyip alfredlere koştum. hemen çık yürü çabuk dedim. eve dönüp ayakkabı giydikten sonra yürümeye başladık. hava karanlık ve biz demiryolu ile bir tarlanın arasında kalmış yolda muhabbet ediyoruz. alfred neker konuştuklarını falan anlatıyor. baya da heyecanlı. giderken elimi sıktı eline dokundum bile demişti o talihsiz olay yaşanmadan önce.

issız yolun ortasına gelmişken en başından beri fark etmediğimiz bir jip görüyoruz yolda, sağa çekmiş duruyor. takmadan muhabbetimize devam ediyoruz. alfred yürümüyor sekiyor resmen. ben de heyecanına ortak olmuşum. tam jipin yanından geçerken alfred kafasını arabaya çevirip bakıyor ve ağzından çıkan tek 2 kelime "ananı sikim".

nazan jipin içinde, kendisinden 10-12 yaş büyük kel bir adamın kucağında. alfred o gün ve o hafta hiç konuşmadı. sessizce parka gittik sigara içtik döndük. artık sokağa da nadir çıkıyordu zaten. ne zaman evine gitsem nurdan teyze kapıyı açıp alfred uyuyor diyordu. ya gerçekten uyuyordu ya da çıkmak istemiyordu. böyle bir ay gitti. alfrede yardım edemediğim 1 ay. 1 ay sonra okuldan eve geldiğimde camdan bi baktım alfredlerin evin önünde kamyon, taşınıyorlar. alfredle vedalaşamadan terk etti mahalleyi. önceden gitmiş o eve.

2 hafta sonra haber geldi, alfred öldü dediler. nasıl kolay söylediler. yeni taşındıklar daire siteymiş. 12 katından atmış kendini daha fazla dayanamayıp. allah rahmet eylesin. sağ olsun bana da bir karton marlboro bırakmış gitmeden. not olarak yazmış bunu tekele verin diye. son paketini içmedim hala. saklıyorum.
beste çalan mahur beste çalan mahur
instela'da başladığı mücadeleye, rojava'da devam etme kararı almış yazar.

ha instela ha rojava dedim ama ikna edemedim. bir de burada yazmak kolay işti ya, şimdi orada silah falan sıkıntı yaşamazsın umarım.

mekanı uçmak olsun.
4
pandorea jasminoides pandorea jasminoides
kendisi şahsi psikologumdur. gittiğini görünce ufak bir şok geçirmedim desem yalan olur. ama benim için geri döneceğini biliyorum. zira dönmezse bugüne kadar inandırmaya çalıştığı her doneye ihanet etmiş olacak.
1 /