ali demir

10 /
badass badass
sonunda hak ettiğini bulmuş, orospu çocuğu. yeter mi? yetmez.

--- hikaye vakti ---

kendimi bildim bileli idealist bir insanım. kendi doğrularım için kurşun atar, kurşun yerim. mutlak doğru diye bir şey olmadığını bilsem de kendi doğrularımı mutlak doğruya, ideale olabildiğince yakın tutmaya çalışırım.

7. ve 8. sınıfta artık liseye hazırlandığım için iyi bir dershaneye gideyim dedim. final dershanesinin sınavından iyi bir puan ve buna mukabil iyi bir indirim aldım. bu "ışık dershanesi" sikinin ne olduğunu herkes biliyordu, ama o zamanlar yaklaşım "hocaları iyi" düzeyindeydi. ailem "istersen oraya git" dediğinde sebebini anlamadım, buraya oranın dörtte biri para verecektim, neden gitseydim ki? sonra öğrendim ki, bu orospu çocuklarının sınavına bile girmememe rağmen bir şekilde benim puanlarımı vs. öğrenip bizimkilere ulaşmışlar, "isterseniz bedava alalım" demişler. bizimkiler de biliyor bunların "hocalarının iyi" olduğunu, bedava da olunca bana teklif ettiler. o zamanlar ergenliğin de kanımda yaktığı ateşle karşı çıktım. o şerefsizlerle aynı masaya oturmama, aynı odada bulunmama hiçbir para değmezdi. gitmedim.

iyi bir liseyi kazandım. iyi bir lise demek, üniversite sınavında iyi bir puan getirisi demekti. mezuniyet notum iyi olmasa bile okulun verdiği puanla çok fazla insanın önüne geçebiliyordum. etik açıdan hiç problem görmüyordum çünkü bir kültürü, bir geçmişi, iyi bir eğitimi, oturmuş bir sistemi olan bir okulla herhangi bir okul eş tutulamazdı. sonra bu şerefsiz bir anda okuldan gelen puan işini kaldırdı. o zamanlar ne kadar olay olduğunu hatırlıyorum. üniversite sıralamalarında 100-5000 arası oynayan sıralama demekti. herkes hakkının yendiğini hissetti. çünkü çalışıp didinip iyi bir okula girmiş, iyi bir okulda zorlu bir eğitimden geçen, bu zorlu eğitimin çıktısı olarak da görece düşük notları olan öğrencinin önüne doğru düzgün yazı bile yazamayan, kötü bir okula girmiş, bir şekilde daha iyi notlar alan bir öğrenci geçebiliyordu. bu şerefsizin getirdiği sistemle olan buydu.

2011'de üniversite sınavında şifre skandalı çıktı. milli eğitim bakanının, ösym başkanının görevden uzaklaştırılmasını geçtim, malta'ya sürgün edilmesi bile az gelecek bir olaydı. yine kimse gık demedi. gık demeye çalışanların sesini kestiler.

--- ara not ---

bu idealist duruşum annemden geliyor.

aşağı yukarı aynı zamanlara tekabül ediyor, çalıştığı devlet kurumunun kurum içinde yükselme sınavı vardı. "oğlum bilmem ne sendikasından gelip insanlara cd ile soruları verdiler" diyordu. "sen neden almadın?" dedim, "ihtiyacım yok oğlum, haram paraya ihtiyacımız yok bizim" dedi. annemin de babamın da dini inançları kuvvetli değildir, ama ikisi de evimize asla hak etmedikleri bir kuruşu sokmamıştır. neyse, annem sınava çalıştı, ankara'ya gitti, sınava girdi. 70 ve üzerini alacaklar. annem 79 aldı. sınav sonuçları açıklandıktan sonra "80 üzerini alıyoruz" dediler. dağıttıkları sorularda millet artık neler yaptıysa, bunu yapmak zorunda kaldılar. annem iki hafta boyunca ağladı, kabullenemedi bu yapılanı. daha da hırslandı. sonraki sınavda 96 alıp türkiye birincisi oldu. başka çareleri kalmadı.

bu davranışın bende de yansımaları oldu tabii ki.

--- ara not biter ---

üniversiteye hazırlandığım dönemlerde fethullahçıların dershanelerinin "sınava çok yakın sorular sorduğu" bilindik bir şeydi. idealist annem bile "oğlum en azından sınavlarına gir bu lanetlerin, en azından soruları gör" dedi. "hayır" dedim, test kitaplarına bile elimi sürmedim. "bu şerefsizlerden gelecek hayır gelmesin" dedim. anadolu liselerinin puanlarını kaldırmalarının neticesi olarak birçok arkadaşım bizim okuldan başka kolejlere nakil aldı. zaten transfer teklifi gibi teklifler geliyordu öğrencilere. ortanın altında bir öğrenci olmama rağmen bana bile en az 5 tane kolejden teklif geldiğini hatırlıyorum. fethullahçıların okulları tabii ki var bu kolejlerin içlerinde. bu kolejlere giden arkadaşlarımın ne tür aksiyonlar için gittiğine dair bir örnek vereyim. diyelim ki bu arkadaş lise 2'nin ikinci dönemi nisan'da yeni okuluna geçiyor. mayıs ayında sene boyunca yapılan tüm sınavları çok kolay formlar halinde tekrarlanıyor, notları yükseltiliyor ve tabir yerindeyse geçmişleri siliniyordu. bunu da kabul etmedim. düşük ortalamayla mezun olmak benim için problem değildi. soruları görmemek de benim için problem değildi. çünkü soruları görerek ya da olduğumdan daha yüksek bir düzeyde kendimi göstererek gelecek başarıdan hayır gelmeyeceğini ben zaten biliyordum. dershanelerine gitmedim, kolejlerine gitmedim, kitaplarını almadım. defalarca aradılar, tersledim. ki bakın, tekrar ediyorum, ben orta seviyenin altında bir öğrenciydim. çok üst düzey arkadaşlarıma para teklif edildiği vs. gibi duyumlar da alıyordum. soruları herkese verdiklerini düşünmüyorum, ama birilerine verdiklerinden eminim. kendi sınavlarında vs. "sınava çok benzer sorular çıktığı" zaten biliniyor.

bu kadar handikapla savaşmama rağmen iyi bir sıralamayla türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birine girdim. tercih sonuçları bir gece vakti açıklandı ve açıklandıktan hemen sonraki gün sadece ösym'nin elinde bulunan (hangi okulu ve hangi bölümü kazandığım, kaçıncı tercihim olduğu, nerede yaşadığım) bilgileri bilen bir fem dershanesi öğretmeni beni aradı. "badass'çiğim böyle böyle, sana istanbul'da yardımcı olmak isteriz" dedi. adamı tersledim, telefonu kapattım. 1 ay sonra ailemle istanbul'a geldik. kayıt günü sabah kaydı yaptırdık, biraz dolandık, akşam istanbul'da kaldığımız akrabamızın evine döndük. akşam 7 gibi telefonum çaldı, bir numara arıyor. fem dershanelerinin bayrampaşa olarak hatırladığım şubesinden bilmem ne hocası bilmem ne hoca. "kaydını yaptırdın mı badass'çiğim" demesiyle kan beynime sıçradı. "kimsin lan sen, nereden öğrendin bunları" dedim, bik bik etti. "ne senin tam adın?" dedim, ambale olup adını söyledi, atıyorum ali demir. "bak ali demir, bir daha bu telefonu sizin tarafla bağlantılı herhangi birisi ararsa seni çocuğunun bağırsaklarıyla boğarım, anladın mı beni? hemen telefonumu her yerden sildiriyorsun." dedim, herif dehşete düşüp telefonu kapattı. bir daha telefonum hiç çalmadı. 17-25 aralık süreci ve devamında olan olayları biliyoruz. 15 temmuz'dan sonra iyice silkelemeye başladılar.

--- hikaye biter ---

özet geçme ihtiyacı duydum.
ali demir suçlu. ali demir şerefsiz. ama ali demir yalnız değil. ali demir'in günah keçisi yapılması salıverilmesiyle aşağı yukarı eşdeğerdir. bu adamlar sadece soruları çalmadı. insanların bilgilerini sattı, insanların haklarını yedi, insanların hayatlarıyla oynadı.
ali demir'in tutuklanması yetmez. ali demir'in ortakları, paydaşları, emir verdikleri, emir aldıkları, soruları verdikleri, bu şebekenin tüm zincirleri tutuklanmalı, yargılanmalı.

bir adım ileriye götüreyim mi?
fem dershanesiyle ve bu örgütün kurumlarıyla uzaktan yakından alakası olan herkes ufak da olsa bir soruşturmadan geçmeli. bir insanın cemaatle alakası olmayabilir. ama cemaatle alakası olduğu apaçık ortada olan bir kurumdan faydalanmaya çalışma omurgasızlığına ben tahammül edemiyorum. ha, "kandırıldık" deyip geçerler, orası ayrı. zaten bu söylemle kimler kimler yırtmadı ki?

umarım günah keçisi yapılmaz. umarım tüm şebekesi paketlenir.
hakla kazanca inanırım, önem veririm. umarım hak etmeden bir şekilde bir yerlere gelen insanların burnundan getirilmesinin bir yolu bulunur. umarım hak ettiği halde bir yerlere gelemeyen insanların ciğerinin soğumasının bir yolu bulunur. görünürde 2010-2015 arası tüm sorular çalınmış. kim bilir daha görünmeyen neler var.

şu iti keşke okuldan insan içinde paketleselerdi de, ters kelepçeliyken yüzüne tükürüp "orospu çocuğu" diyebilseydim.
dumrul dumrul
bu teröristin her şeyinin baştan aşağı yalan olduğu ta en başından beri biliniyordu. insanlar ne kadar haykırırlarsa haykırsınlar recep tayyip erdoğan arkasında durduğu için bu herif binlerce gencin hayatını kaydırabildi.

bunlar unutulmasın.


bengeneldebelgesel bengeneldebelgesel
şimdi bu kanıbozuk köpek hapiste olsa da,
orada yemek yerken bile benim vergimden yemiş oluyor, değil mi?
haram olsun lan.

sana da,
sana o yetkiyi verenlere de,
senin arkanda duranlara da,
fetönüze şimdi sanki düşman"mış" gibi yapan
o ortaklarına da haram olsun.

alayınız birbirinizi geberterek bitin istiyorum.
aynı hapisanenin duvarında, birbirinize bakarak geberemeden sürünün istiyorum.

bu vatan, bu cumhuriyet, bu topraklar
size ne kötülük yaptı da,
elele verip kumpaslar kurdunuz,
ocaklar söndürdünüz,
hainlik yaptınız lan şeref yoksunları.
dumrul dumrul
daha önce şunları yazmıştım:

tr.instela.com

- intihalleri açığa çıkan.
- fetö ile ilişkisi ortaya çıkan
- soruların çalınması ile bağlantısı açığa çıkan bu beyefendi ev hapsinde tutuksuz yargılanırken aynı zamanda itü'de öğretim görevlisi kadrosundan maaş almaya ve itü lojmanlarında oturmaya devam ediyormuş.

avesis.itu.edu.tr

tele1.com.tr

soran olursa akp fetö ile mücadele ediyor dersiniz...
10 /